Haber Detayı
20 Mayıs 2017 - Cumartesi 06:09
 
Çayın tarihçesi Van’da Çay Kültürü
İşinin Erbabı Haberi
Çayın tarihçesi Van’da Çay Kültürü

İkram Kali'nin Kaleminden Çayın Tarihçesi Van'da Çay Kültürü 

VAN’DA BAŞKA BİR NİMETTİR ÇAY... 
Van kültüründe bardağı tekrara tekrar dolduracak kadar cömert, içimizi ısıtacak kadar samimi, muhabbeti ziyadeleştirecek kadar değerlidir çay... Çay şifadır.  İlaç gibi belki ağrı kesmez ama ruhu sakinleştirir, yorgunluğu giderir.; Sadece mideye de inmez; Çünkü; çay muhabbettir, sevgidir.. Çay yalnızlığı giderir içenle dertleşir… Çay kalabalıktır, birleştirir.. Çay soluk almadır, buluşmadır, paylaşmadır. Çay   Van’da sadece sıcak içecek değil, hayatın atar damarına verilmiş kan ve serum gibidir....”

 Vanlılar çayı hayat arkadaşı, can yoldaşı, her derdin dermanı,  dost olarak görür. Çay vazgeçilmez bir parçasıdır yaşamın her anında. Van’da sabahtan akşama, gün boyunca, her mevsimde her yerde çay içilir. Çay teklifi, misafire gösterilen içten, sıcak samimiyettir. Çay sohbetlerin bahanesi;sıcaklığın,samimiyetin,paylaşımın nişanesidir.Neticede herkes çayı içer geçer, Vanlılar ise çaya sevgi, muhabbet ve dostluk katar öyle içer.  Merhum  halk bilimci Fevzi Levendoğlu Vanlıların çay tutkusunu Çayname mısralarında şöyle anlatır.

Çayname

Çay dediğin adeti beldedir

Biri demdir,                                                                                     

İki ile üç kaidedir

Dört bedene faydadır

Çıktı beşe, sür on beşe

Olsun yirmi, versin neşe

Buda bize düşen hisse

Çay ne, say ne

Ha iç… Ha iç… Ha iç…

Vanlıların çay içme kültürünün ayrıntılarından önce çayın tarihçesine bakmakta yarar var.

ÇAYIN TARİHÇESİ

Çayın serüveni 5000 yıl öncesine uzanır. İlk çay biraz keyif biraz da tıbbi nedenlerle içilmiş. Çay içerek zihni uyanık tutmak, binbir derde deva özelliklerinden yararlanmak hep söz konusu  edile gelmiş. İşin güzel ve şaşırtıcı yanı ise, çayın sıcak bir içecek olmanın ötesine geçmesiyle başlıyor. Önce Çinliler, daha sonra çayı onlardan altıncı yüzyılın sonuna doğru aldıkları söylenen Japonlar, eskiden beri törensel olan yemek adabına uygun düşen bir çay içme töresini geliştirmişler. Dünya üzerinde milyonlarca kişi gün boyu çay içerek bunu sıradan bir iş gibi yaparken, Japonlar ve Çinliler, buna derin bir anlam yüklerler. Avrupa'da 17. yüzyıldan beri  bir keyif maddesi olarak bilinen çay, 19.yüzyılda tüm Kuzey Denizi civarında, bir halk içeceği haline gelmiş, İngilizlerin milli içeceği olmuştur. Yüzyıllardır sofraların, sohbetlerin baş tacı olan çay, 29 ülkede üretilmektedir. Çay üretiminde Hindistan birinci sırada, Türkiye ise beşinci sırada yer almaktadır.

DÜNYADA ÇAY KÜLTÜRÜ

ÇİN: Çin’in çeşitli bölgelerinde çay içme gelenekleri değişiktir. Beijing’de, ev sahibi çay sunarken misafir hemen ayağa kalkar ve çay bardağını iki eliyle tutarak ev sahibine teşekkür eder. Çin’in güneyindeki Guangdong ve Guangsi bölgelerinde ise ev sahibi çay getirdiği zaman misafir sağ elinin parmaklarıyla masaya üç kez hafifçe vurarak, teşekkürlerini belirtir. Bazı bölgelerde, misafir çay içmeye devam etmek isterse bardakta biraz çay bırakır. Ev sahibi bunu görünce çay doldurmaya devam eder. Eğer bardaktaki çay tamamen bitirilirse ev sahibi yeterli olduğunu anlayıp, bir daha çay doldurmaz.


FRANSA: Yaygın çay salonlarının yanı sıra, romantik isimlerin takıldıkları çeşitli çayların satıldığı  küçük çay dükkânı zincirleri vardır. Fransız kültüründe çay, uzun süre demlenmeden, ince porselen bir fincanda ikram edilir. Hafif içimli bir çayın yanında küçük bir çikolata, krokan veya pralin ikram edilir.

İNGİLTERE: İngilizler zamanla çayı yaşamlarının ayrılmaz bir parçası haline getirdiler. Bugün İngiltere de çat kapı gelen birine konukseverliğin işareti olarak bir fincan çay sunulur. İkindi  vakti olan 'Beş Çayı' olarak adlandırılıp, Dünya'ya armağan edilen küçük çay daveti, dostların bir araya gelmesi için düşünülmüş olup, Kral Edward döneminden beri devam etmektedir.


JAPONYA: Çay, birçok diğer şey gibi Çin'den Japonya'ya taşınmış ama Japonlar çay tarihini daha iyi belgelemiş, törenselliği derinleştirmiş ve onu da törensel  Japonlar çaya bir sanat olarak bakarlar. Diğer sanatlarda olduğu gibi çay sanatının da dönemleri ve ekolleri olmuştur. Yemek kültürlerine uygun olarak kendilerine has bir çay içme töresi haline getirmişlerdir.


TÜRKMENİSTAN: Türkmenlerde akşamüstü mutlaka çay içilir, çayın yanında genellikle kuru veya taze üzüm ve reçel yenir. Yemeklerden sonra ise yeşil çay içilir. Türkmenler çayı çok sever ve çok içerler. Genellikle çayı "çaylık" dedikleri bir çaydanlıkla ortaya getirerek bitinceye kadar içerler.

 

İRAN: İranlılar gün boyu çok çay içerler. İran’da tamamen kıtlama çay içme kültürü vardır.  Çay içiminde büyük boy cam bardaklar kullanılır. Çay içmek istemeyenler bardaklarını çay tabağına yan yatırılar. Bu çok eski bir gelenektir.  İran’ın bazı bölgelerinde ve köylerde devam etmektedir. İran’da 2-3 kiloluk " Kelle Gand " denilen şekerleri alınır ve bu şekerler evlerde hanımlar tarafından kırılır. Gand şeker, çok sert olur ve ağızda hemen erimez.  İranlılar sadece sabah kahvaltılarında çayın içine şeker koyar o çaya da '' Şirin Çay '( tatlı çay ) derler. Semaver kalabalıklarda ve kalabalık misafir geldiğinde kullanılır.  Kahvelerde çay elde dağıtılır. Bir kahveci 5-6 dolu çayı eline alarak dağıtır.  Eskiden "Aşıklar" kahvelerde saz çalar, hamasi şarkılar söylerdi. Köroğlu dede Korkut, Fars bölgelerinde ise Firdevsi’nin şahname eserinden hamasi karakterler ve kahramanlar anlatılırdı.

 


KERKÜK: Vanlıların sosyal yaşam ve kültürüyle büyük benzerlikler gösteren Kerkük’te çay, semaver ve seramik çaydanlıklarda demlenir, ince belli küçük istikanda (çay bardağı) içilir. Çay için kelle sekerler ev hanımları tarafından ufak parçalara ayrılıp özel şekerliklerde sunulur. İsteyen kıtlama, isteyen toz şeker kullanarak tatlı çay içer. Çay demli içilir. Çayın yanında ‘Kulce’ denen bir çeşit kurabiye ikram edilir. Kerkük’te çayhanelere (kahvehane) toplumun her kesiminden her Kerküklü gider.

 


AZERBAYCAN: Çay Azerbaycan'ın milli kültürünün bir parçasıdır.  Vanlıların kültür benzerlikleri olan ve eteklendiği Azerbaycan’da çay özel “armudi” bardaklarda çok içilir. Azerbaycan'ın her köşesinde mutlaka çayevi vardır. Çayevlerinde sadece çay sunulur. Çay kıtlama içilir. Çayın yanında Azerbaycan mutfağının çeşitli tatlıları, reçelleri ve limon sunulur Eve gelen misafire ilk önce çay ikram edilir. Bütün misafirlikler çayla başlar, çayla biter.


RUSYA:
Rusya'da her öğün çay içilmesi bir gelenektir. Ruslar çaylarını semaverde demlerleler. Gerçek bir çay tiryakisi Rus, çayına şeker atmaz, şekeri ağzına alarak çayını içer. Bu eski kültürü yaşatanlar arasında, çaya şeker yerine bir çay kaşığı kaymak koyanların yanı sıra, Anadolu'nun kimi yörelerinde olduğu gibi, çayı bazen çay tabağına dökerek içenlerde bulunmaktadır. Çay, konuklara yanında marmelât ile sunulur. Konuk, daha fazla çay gelmesini önlemek için çay tabağını bardağın üstüne koyar.

TÜRKİYE'DE ÇAYIN YERİ
Diğer medeniyetlerden ülkemize gelinceye kadar, taşıdığı birikim ışığında, kültürümüzle yeniden yoğurduğumuz çay, sohbetlerimizin müdavimlerinden biri olup çıkmıştır. Türkiye’de çay denilince siyah, demlikte demlenen çay akla gelir. Türkiye’nin çayla tanışması 1787 tarihinde, Japonya’dan getirilen çay tohumlarının ekilmesiyle başlar. Çay içiminin Anadolu'da yaygınlaşması 19. yüzyıldan itibaren olmuştur. Yıllık kişi başına çay tüketimi bakımından dünya ülkeleri arasında Türkiye 4. sırada yer almaktadır.  Türkiye’de ilk şeker üretimi 17.12.1926’da Uşak Şeker fabrikasında başlamıştır.

 


VANLILARIN ÇAY İÇME SANATI
17. yüzyılın ortalarında Van`a gelen ünlü Türk gezgini Evliya Çelebi Seyahatnamesinde; Vanlıların (çaydan önce) Erek Dağı’nda yapılan Bal Şerbeti, Sergüloğlu Şiyan adlı üzüm şırası,  elma ve dibas denilen içecek içtiklerini rivayet eder. Anadolu’da çay ile en erken tanışan yörelerin başında Van gelir. Vanlıların çay ile buluşması bir asır öncesine uzanır. İngiliz gezgin Mr. Lynch, 1895’de gezdiği Van’ın kent dokusundan, değişiminden ve yaşadığı ilginç serüvenden söz eder. Mr. Lynch,  Van’da mahkemelerin mobilyasının sade, lükslerinin halı kaplı duvarlar ve kışın kor gibi yanan soba ve buharı yükselen semaver olduğunu belirtir. İstila yıllarında (1915-1919) Ruslar işgal ettikleri Osmanlı vilayetlerinde demiryolu inşaatlarında halkı çalıştırarak karşılığında para, ekmek, şeker, çay vs veriyorlardı. Çay zaman içinde Vanlıların en çok sevdiği ve tükettiği içecek olmuştur. Vanlılar çayı o denli çok sevmişler ki, seferberlikte ( 1915 de Rus işgali       ve Ermeni isyan ve mezalimleri nedeniyle, Van’dan Anadolu’nun içlerine yapılan zorunlu göç) bile semaver, çay ve şekerlerini yanlarında götürerek hem çay ihtiyaçlarını gidermişler, hem de semaveri tanıtmışlar.

 


ÇAY İKRAMI, TEKLİFİ NEZAKETTİR

Vanlılar çay keyfini seremonilerle kültürel zenginliğe dönüştürmüştür. Bu kültür kuşaklar boyu devam ederek günümüze gelmiştir. Van’da çayın yeri değişmeyecek, başka bir şey ile doldurulamayacak derecede sağlamdır. Çay içmeyen bir Vanlı düşünülemez. Van ve Vanlı anlatıldığında, yazıldığında çay ve semaver yoksa anlatım eksiktir. Evlerde, iş yerlerinde öncelikle çay içilir. Van’da çay içmek usuldendir, teklifi gönüldendir. Vanlılar konuklarına sormadan mutlaka çay ikram ederler.Ev ziyaretlerinde,çatkapı gelinen misafire çay ikramında gecikilmişse, evin büyüğü misafirin görmeyeceği şekilde ,evin kızına ,gelinine gizlice eliyle bardak işareti yapar ve çayı hatırlatır.İş yerinde bir dost ziyaretine gittiğinizde daha oturmadan, “çay söyle” direktifi verilirken,  ev misafirliğinde mutlaka çay demlenir. İtiraz hakkınız yoktur. Tiryakiliği bir yana, çay ikramı, teklifi nezaket kuralıdır. Çay ikramını kabul etmemek, içmemek ayıp sayılır,  manidar bulunur. Arkadaşlara dostlara özelikle ikram edilen şey çay olduğu için, çay ikram etmeyenler cimrilikle itham edilir.   Çay tiryakisi çok çay içen demek değildir. Çok çay içenlere Van'da çaykolik denir. Ama çay tiryakileri çayı nerede ne zaman, nasıl ne şekilde ve ne kadar içeceklerine özen gösteren 'kişilerdir. Bunlar, çayı cam bardakta tercih ederler,kullandıkları bardaklar genellikle küçük boyda olup,demli çayı tercih ederler.Hatta gittikleri yere kendi alıştıkları küçük bardaklarını götüren  çay tiryakileri de vardır.

 

       
ÇAY, SICAKTA, SOĞUKTA BEDENİN ADETA TERMOSTATIDIR.

Çay toplumsal iletişimde, yakınlaşmada da farklı bir yer tutar.  Alt tarafı bir bardak çay deyip geçmemek gerekir. Çay ikramı, içilmesi Van’da böyle bir şeydir. Aslında ‘’Tavşankanı’’ bir çaydan daha önemli olan, o çaya anlam, lezzet katan dostlardır. Kimi zaman, çay içme bahanesiyle bir araya gelen dostların, akrabaların buluşması mutluluk veren sonuçlara vesile olur. Vanlılar için, enerji verici, zinde tutucu içecek olan çay, zihinsel ve fiziksel dertlerin devası olarak da görülür. Çay, sıcakta, soğukta bedenin adeta termostatıdır. O gün çay içmediği için başının ağrıdığını, çay içtikten sonra ise baş ağrısının hemen geçtiğini belirten Vanlıların sayısı pek fazladır. Tiryakiler, çay içemedikleri zaman stresli, sinirli olurlar. Kışın ısınmak, yazın harareti, susuzluğu gidermek için çay içilir, çay ikram edilir. Van’da konuk olduğunuz bir evin maharetini, tizliğini ve içtenliğini; çayın hazırlanışında, servisinde ve bir bardak çayda gözlemler, hissedebilirsiniz.


ÇAYSIZ OLMAZ.

Çay komşuluk dayanışmasında ve iletişiminde de güçlü, etkili araçtır. İş sırasında, telaş, yorgunluk arasında komşu demlediği çay ile sevgisini ve paylaşımını gösterir. Lokantalarda yemeğin tamamlayıcısı olarak mutlaka çay servisi yapılır. Resmi daireler ve iş yerleri de çaysız olmaz. İş yerlerinde gün boyu çay içilir. İş yapılırken çay içilmezse insanın  şevki yerine gelmez. Çay içme anı dinlenme, toparlanma ve yenilenme zamanıdır.

VAN’ DA ÇAY DEMLEME        

Vanlılar çayın sıcak ve pırıltılı olmasını tercih ederler. Onun içinde yerine göre; odun ateşinde, kömür közünde, semaverde ve kısık ocak ateşinde çay demlerler. Demlenmen çay, koku ve aromasını kaybetmeden 15-20 dakika içinde servis yapılır. Demin üstüne su ilave edilmez. Çay suyu sürekli kaynar halde tutulur.Van’ın çarşı ve pazarlarında, farklı ülkelerden getirilen halk arasında kaçak çay diye adlandırılan  çeşitli ( sınır  ülkelerden yasal olmayan yollardan getirilen ) çaylar da satılır. Buna karşın, kahvelerde ve evlerde ülkemizde üretilen markalı Türk çayları kullanılır ve tercih edilir. Hanımlar evlerde farklı çayları harmanlayarak kendilerine özgün çay hazırlarlar. Ayrıca çayın hoş koku ve tat kazanması için, demliğin içine Van’ın bahçe güllerinden bir tutam ‘Şurubi Gül’ yaprağı  veya Itır Çiçeği, Karanfil ilave ederler.

1975’li yıllarda, İran’dan getirilen paket çaylar (kaçak  çay) bayan satıcılar tarafından bohça içinde kapı kapı gezilerek satılırdı. Çay paketlerinin üstünde İran Şahı Muhammed Rıza Şah Pehlevi’nin hanımı Ferah Diba’nın resmi, içinde ise Ferah Diba’nın resminin bulunan bir adet porselen çay tabağı çıkardı. Diba’nın fotoğrafının bulunduğu çay kaliteli olurdu.  Diba’nın fotoğrafı olan çay tabağı Diba’nın güzelliğinin ve şanın simgesiydi. Çay ve çay tabağını o dönem bulundurmak Vanlı hanımların çay kültüründe bir lüks sayılırdır. Bu çay tabakları halen bazı Vanlı hanımlar tarafından hatıra olarak saklanır.


ÇAYA AİT ARAÇ VE GEREÇLER

Hanımlar neşe ve huzur içinde çay içebilmek için çay öncesi hazırlıklı olur, araç gereçlere ayrı bir önem verirler. Çay araç gereçlerinden antika değerindeki sarı semaverler, gümüş kaşık, tabak vb. araç gereçler özel günlerde ve özel misafirler için kullanılmak üzere salon vitrinlerinde sergilenir. Günlük çay tüketimine kullanılan, araç ve gereçler ise şunlardır: Çeşitli renk ve ebatlarda porselen, çelik, cam, bakır demlik takımları (altlı üstlü çaydanlık), kristal çay takımları, ince belli zarif cam çay bardakları, eşsiz motifler taşıyan renkli porselen çay tabakları, gümüş, çelik çay kaşıkları, limonluklar, şekerlikler, süzgeçler, şeker kerpetenleri (kesme şeker kırmak için) tepsiler,tepsi örtüleri, ısıtıcılar ve çerezlikler. Maharetli genç kızlar el emeği, göz nuru ile yaptıkları dantel el işleriyle çaya ait araç gereçlerin üstünü örterek süslerler. Vanlılar çayı ince belli orta boy cam bardakta içerler.Boyutu çok büyük olan çay bardakları “Özalp Çapı”diye adlandırılır, fakat genellikle tercih  edilen zarif ,ince belli çay bardaklarıdır.Çay altlığı olarak porselen çay tabağı kullanır. Ev ve kahvelerde bazı kişilere özel küçük boy çay bardağı bulundurulur. Bu kişiler yalnızca kendi bardaklarında çay içerler.


SEMAVER

Rusların icadı Somovar’ ın ( kendisi pişiren ) ismi Farsça  (Se) üç, Arapça (Ma) Su, Türkçe (Ver)  ver olarak Osmanlıcaya çevrilmiş ve ismi Semaver olmuştur. Semaver, Rus Çarlığı'nın çayla tanışmasının ardından 18. yüzyılda Urallar’da icat edildi ve Tula Bölgesinde geliştirildi. 19. yüzyıldan itibaren Orta Asya'da yaygın olarak kullanılmaya başlanılmıştır. Ahmet Yesevi'den gelen mirasla çayın şifalı olduğuna inanıldığı gibi, semaverin de şifa dağıtıcısı olduğuna inanılır hale gelmiştir.

Vanlılar en çok semaverde çay içmeyi sever. O nedenle her evde bir sac,  bir de tunç semaver bulunur.  Semaver yakanın sofrası açık, gönlü geniş olur. Semaver çayı neşeli, bereketli ve doyurucudur. Çünkü kömür  ateşinde  demlenen  semaver  çayının içtikçe  iştah  açan  özelliği  vardır. Suyu sürekli kaynadığından semaver çayı  şişkinlik  yapmaz, rahatsızlık  vermez. Yaz günlerinde komşu, dost hanımların bahçelerde, kamelyalarda 3-5 semaver yakarak toplanması, çay içme şenliğine döner. Pikniklerin doyumsuz hoş anları semaver etrafında geçer. Vanlıların deyimiyle ‘’kuvvetli’’ yemek yenilmişse, sohbet keyifliyse, 30-40 bardak semaver çayı içen çok olur. Eski çay tiryakilerden Vanlı Hulusi Hocanın bir oturuşta 100 bardak çay içtiği rivayet edilir. Mevlit, nişan, taziye vb. özel davetlerin yanı sıra açık hava çay bahçelerinde semaver eksik olmaz.

VAN SEMAVERLERİ

Van etnografyasının bir parçası haline gelen sarı Rus semaverleri, Van müzesi koleksiyonunda yer almaktadır. Van müzesinde bu semaverlerin çeşitlerinden onlarca bulunmakta ve sergilenmektedir. Rus çarlarının resimleri mühür şeklinde basılı olan ve yapılış zamanı yazılı olan semaverler tarihi bir değer taşır. Eskiden Van’ın varlıklı ailelerinde bulunan Rus semaverleri sahiplerince antika olarak saklanmaktadır. Van da evlerde Rus semaverlerinin yanında İran semaverleri, elektrikli, porselen, çelik semaverler ve Van semaverleri bulunur.

Van Semaveri: Vanlı tenekeci ustalarının küçük iş yerlerinde, galvanizli saçtan boy boy yaptıkları semaverlerin taşınması kolay, kullanımı pratik, fiyatı ucuzdur. Bu semaver; boru, demkeş, ateşlik, kulp, bilezik, kapak, etek, musluk, maşa ve tepsiden oluşur. Van semaverleri il dışına hediye olarak da gönderilmektedir. 

Van’ın simgesi haline gelen semaver, sosyal ve kültürel yaşamda çok özel bir yere ve değere sahiptir. Semaveri Van’ın farklı yerlerinde, faklı şekillerde görmek mümkündür. Mesela geleneksel Van evlerinde sokağa bakan pencerelerden birinde üstünde dantel örtülü semaver varsa, semaver o evde evlenme çağında kız bulunduğu anlamına gelir. Van’ın şehir merkezine girişinde, Kazım Karabekir ve Sıhke Caddelerinin kesiştiği, kavşakta bulunan semaver, üstündeki porselen demlik, etrafındaki çay bardakları bulunan devasa heykel büyük bir ilgi çeker. Türkiye’nin en büyük semaver heykeli Vanlıların çay ve semavere verdiği önemi, bir kentin çay-semaver ilişkisini simgeler. Van’da semaver o denli yer edinmiştir ki; parklarda, iş yerlerinde, vitrinlerde ve Van kilimlerinde motif olarak da kullanılır.

Ateşli semaverleri yakmak maharet ister.Semaver yakılması için ince tahta ve küçük kömürler toplanır ve ateşlik kısmında kağıt ve ince tahtalarla yakılan ateşin devamı için kömürler atılarak ateşin devamlı,suyun sürekli sıcak olması sağlanır. Semaverin borusundan çıkan dumanlar bittikten sonra köürler ağarırken çıkardığı sesler,ortamda  bir resital havası estirir,huzur verir.Bu resitalin sonucunda çay suyu kaynamış,bu kez de bu müzik ziyafetine suyun kaynama sesi de dahil olmuştur.Bir demlik,iki demlik,üç demlik…Kanayan su eksilmedikçe demlenen çayın sonu gelmez.Ta ki yenen yemeklerin harareti dinene kadar.


ÇAY KEYFİNE KEYİF KATAN YİYECEKLER

Vanlı hanımlar çay içerken sohbetin uzun, keyifli ve lezzetli geçmesi için çayın yanında pasta, börek, çörek çeşitleri dışında onlarca çeşit yiyecek bulundur, ikram ederler. Mevsimine göre değişiklik gösteren bu yiyecekler, öğlen sonrası ve özellikle akşam çaylarında asla eksik olmaz. Çayın yanında; ayva, limon,  işbabyan ( çekirdeksiz kuru kaysı)  gağ (armut kurusu) elma kurusu, çekirdekli kırmızı ve siyah kuru üzüm, kuru vişne, incir, lokum, akide şekerleri, hurma, peynirli şeker, ceviz, fındık, fıstık, dut, kesme çay şekeri, şekerleme çeşitleri, çikolata, çerez,  kavurga, hedik ve hanımların kesme çay şekerini içine bandırdıkları gül şurubu. Gül Şurubu: Şurubi Van gülünden yapılır. Gülün (reçellik gül)  yaprakları toplanır. Birmiktar limon tuzu veya limon sıkılarak şişelere konulur. Bu karışım 10 gün süreyle güneşte bekletilerek gül şurubu elde edilir. Mayhoş gül şurubu hanımlar tarafından çay ile birilikte tüketilmek üzere saklanır. Kış gecelerinde ayva soğuk algınlığına iyi gelir.


 VANLILARIN ÇAY ÇEŞİTLEMELERİ
KIRTLAMA ÇAY:
Vanlılar kırtlama çay içer. Kırtlama sözcüğü, çay içerken sert kesme şekerlerin ağza alınmadan önce, ön dişler arasında ısırılırken çıkardığı "kırt” sesinden türemiştir. Şeker parçası damakla dil arasına veya yanağın iç çeperine sıkıştırılır, şeker eriyinceye kadar şeker parçacığı durur. 

Vanlı, küçük şeker parçasını eliyle alıp önündeki üzerinde buğuları uçuşan sıcak ve demli çaya azıcık dokundurduktan sonra ağzına götürür, Şekeri dil ile damak arasında bir kenara erleştirerek çayı yudumlar. Yudumlanan çayın ağızdaki şeker parçası ile buluşmasını İyi dengelemek gerekir. Kişinin ağız, dil ve emiş becerisi önemlidir. Şeker fazla emilirse hem erken erir hem de fazla tüketilmiş olur ayrıca çay ağızda gereğinden çok tatlanmış olacağından içicisine beklediği çay tadını vermez.  Bu şekilde çay yudumlanır. Böylece hem küçük bir şeker parçasıyla çayın tatlanması sağlanır, hem de şeker tüketimini asgariye indiren küçücük bir şeker parçasıyla 3-5 bardak çay içilir. İyi bir "kırtlama içicisi bir bardak çayı, küçük bir şeker parçası ile birlikte tüketen kişidir. BU usulün Van'da daha doğrusu tüm doğu illerinde yaygın olma nedeni de geçmişteki yokluklardır. Doğu illeri bilindi i gibi gerek ekonomik gerekse coğrafik özelliklerinden ötürü uzun yıllar yokluklar yaşamışlardır. Savaşlar görmüş, muhacir olmuş, adına "kıtlık senesi" denilen dönemler geçirmişlerdir. İşte o yıllarda çaya düşkün olan doğu insanı şeker bulamadığı zamanlarda ya şeker yerine ağzına kuru üzüm almış yo da elindeki şekeri bardağa atmayıp dişleri arasında kırıp, kıtım kıtım eriterek çay İçmeye başlamıştır. Bu yokluklar biraz Uzun sürünce de bu usul artık vazgeçilmez bir alışkanlık veya bir zevk halini almış.

ÇAY EN İYİ NASIL DEMLENİR?

Taze ve iyice kaynatılmış kaynak suyu, demliğe boşaltılıp üzerine çay taneleri yeteri miktarda dökülür. Demlik porselen olmalıdır. Demlikteki suya çay karıştırılmamalı, ya da çayın üstüne kaynak su dökülmemelidir, Çay, demlikteki kaynar suyun üzerine döküldüğünde kendisi yavaş yavaş ıslanacak, kendi kendine dibe çöker. Demleme süresi en az 20 dakika olmalıdır. BU süre 30 dakikayı da aşmamalıdır. Demliğin lülüğüne küçük bir kağıt veya bez parçası takılırsa, çayın kokusunun da uçmaması bir ölçüde sağlanmış olur. Çay bardaklara doldurulduğunda süzgeç kullanılmamalı. Taneler bardakta yerini almalı. Çay çok sıcak veya çok soğuk içilmemeli. Çok aşırı sıcak çaydan, çayın tadı alınmaz. Soğuk çay da keyif vermez. Çay salonlarında demlenen çaylar, porselen demliklerde ve ocaktaki odun kömürünün külüne gömüp öyle demlenir.

HATIR ÇAYI: Evlerde ‘’çay içmiyorum’’  itirazından sonra,  ısrarla getirilen ve içilmesi  gereken son çay.
AĞIR (DEMLİ/KOYU) ÇAY: Ehl-i keyifler tarafından içilen yarım çay bardağı sade/ koyu dem.  Ağır çay yalnızca bir bardak içilir.
TEKEŞ ÇAY:  1970’li yıllara kadar kahvehanelerde tek çay içmek ayıp sayılır ‘’tekeş’’ (aynı/benzer) denilen iki bardak çay birlikte masaya konulurdu. Birinci çay içiminin ardından, hemen ikinci çay içilirdi.  Azda olsa bazı Vanlılar tarafından ‘’tekeş’’ çay içme geleneği sürdürülmektedir.
ARA SICAK: İnce belli bardaklarda içkili sofralarda arada içilen çay. 1980 sonrası, orta kuşak ehli keyifler tarafından yaygınlaştırılmıştır.


LİMONLU ÇAY: İçine küçük limon parçası konularak veya sıkılarak içilen çay. Genellikle hanımlar içer.
ÇİÇEKLİ ÇAY: Üzerinde küçücük çay taneleri bulunan, çay bardağında gelen çay.  Küçük çay taneleri  (çiçekler) çayın yeni demlendiğini gösterir. Kahvelerde kullanılan bir terimdir.
KANT: Sağlık ve çeşitli nedenlerle çay içemeyenlerin kahvelerde şekerle tatlandırarak içtikleri kaynamış sıcak su. Kahvelerde çay içemeyenler kahve ve dostlarına duydukları saygı gereği ’’Kant’’ içer.
PAŞA ÇAYI: Çay tabağında ılıtılarak içilen çay. Sabırsızların, yaşlılar ve çocukların tercih ettiği çay kıvamı.
SÜTLÜ ÇAY: Yarısı çay, yarısı sütten oluşan şeker ile tatlandırılarak içilen çay.
Çay Bardağının Çay Tabağına Yan Yatırılması: Evlerde  ‘’çaya doydum, artık çay içmiyorum’’ demenin ve çay gelmesini önlemenin biçimsel yolu, boş çay bardağını çay tabağının içinde, sol tarafa yan yatırarak ifade edilir.

ÇAY BARDAĞININ YAN BIRAKILMASI

Çay, tiryakisine sunulurken bardak ağzına kadar dolu olmalıdır. Tiryakiler bir, eksik doldurulan bardaklara bir de son yıllarda moda olsa gerek çayın kulplu büyük fincanlarla sunulmasına sinir olurlar. Çay tiryakisine çay ikramı sürerken, bardağı boşaldığında ona, iyine ister misiniz?" diye sorulmaz, Boşalan bardak sürekli doldurularak yinelenir... Ne zaman ki tiryaki, bardağı tabağın üzerinde yan yatırıp 'ziyade olsun" desin... (Batıda çay kaşığı çay bardağının üzerine bırakılıyor.) Çayın artık İçilemiyeceği anlamına elen bu hareketden sonra ev sahibi usulden sorar: "Niye kapattınız. Çayım var, bir bardak daha getireyim mi? Konuk cevap verir: Vallahi içmem, yeter, ziyade olsun.Bu sözden sonra çay servisi durur... 

ÇAY BARDAĞININ TERS BIRAKILMASI: Bazı kaynana ve otoriter kadınlar,  içtikleri çayı ve yapılan hizmeti beğenmediklerini göstermek, yeni gelinlere ‘’gözdağı’’ vermek amacıyla önlerindeki boş çay bardağını çay tabağına ters bırakarak ‘’beğenmedim, başına deysin’’  imasında bulunurlar.

SABAH ÇAYI

Sabah kahvaltılarında çay kaşığı kullanılır, çay toz şekerle tatlandırılarak içilir. İşyeri ve kahvelerde Van çöreği,  Otlu Van peyniri, Van cacığı, bal, tereyağı eşliğinde yapılan bu kahvaltıya lezzet katan çaydır. Van kahvaltı salonlarında gelen çayların ardı arkası kesilmez. Sabah kahvaltısında tatlı çaylara içilen bir bardak ‘’Kırtlama’’ çay ile nokta konulur.  Ancak çay içimi gün boyu devam eder.


ÖĞLEN YEMEĞİ SONRASI ÇAY

Vanlılar ev ve iş yerlerinde öğlen yemeği saatine denk gelen misafirlerini yemeğe davet edeceklerinden nezaketen çay ikramında ısrarlı olmazlar. ( Köylerde tam tersi uygulanarak,  yemek öncesi misafire çay ikram edilir.) Çünkü yemek vakti çay ikramı konukseverliğe sığmaz. Öğlen yemeği sonrası evlerde iş yerlerinde, kahvelerde doyasıya içilen çaylar yanan yürekleri söndürür. Bir araya gelen komşu hanımlar semaver yakar, bol çay içerler. Demlikler dolup, boşalır. Çay tüketimin doruğa çıkar. Sohbet gırla gider. Pastalar, börekler ve çeşitli yiyecekler çaya eşlik eder. Çay muhabbetinin sonuna gelindiğinde, hanımlar niyet tutar, çay falına bakarlar. Çay falı, kahve falı gibi sezgiye dayanır. Okuyucu yani falcı, boş çay fincanını alarak dipte kalan çay yaprakçıklarından anlamlar çıkarır. Çay falına bakmak için çayın mutlaka bardağa süzülmeden koyulması ve bardakta bir çay kaşığı tortu kalıncaya kadar içilmiş olması gerekir. Sonra bardak tabağının üzerine ters çevrilip kapatılır. Bardak tabağın üzerinde – havaya kaldırılmadan – üç kere saat yönü tersine çevrilir. Bu arada bardak sahibi niyet tutar. Fala bakan, bardağı eline alarak içine bakar ve tortudan kalan çay parçacıklarının yarattığı şekillere anlamlar vererek yorum yapar.  

 


AKŞAM ÇAYI
Günün çay finali akşam yemeği sonrası evlerde yapılır. Siyasi, felsefi, güncel değerlendirmeler, öngörüler akşam çayında olur. Akşam çayı gün boyu içilen çaylardan daha bir farklı özellik taşır. Hanımlar akşam çayını başka bir özenle hazırlar. Akşam çayında sohbet derin ve samimidir. Sohbetin kıvamını çay ayarlar. Akşam çaylarının yanında çeşit çeşit yiyecekler sunulur. Evlerde çay servisi geciktiğinde,‘ kahveye gidelim’’ denilerek çayın geciktiği ev sahibine hatırlatılır. Ev sahibi de çayın geciktiğini anlar, hemen çay getirir.
TOPLANTI VE ÖZEL GÜNLERDE ÇAY

Van’da düğün,  doğum, mevlit, taziye, sazlı sözlü eğlenceli Van Oturma Gecelerinde, siyasi, dini ve sosyal sohbetlerde, törenlerinde çay içilir. Gelin olacak kızı istemeye giden aile söz kesilmeden (kız verilmeden)  kız evinde ikram edilen çayı içmez. Kimi çetin geçen alışverişlerde pazarlık bitmeden çay içilmez. Üç gün süren taziyelerde başsağlığına gelen herkese okunan fatiha sonrası yalnızca çay ikram edilir. Taziyelerin şeker ve çayı ihtiyacı ifşa edilmeden ölenin yakını veya dostları tarafından alınır. Vanlı bir çay tiryakisi ramazanda oruç açtıktan hemen sonra önce bir bardak çay içer, ardından iftar yemeğine devam eder. İftar sonrası ev ve kahvelerde gecenin geç saatlerine, hatta sahura kadar çay içilir. Kahveler de iftar sonrası dolar taşar.  Sohbet edilir, gün boyu susuz kalan vücudun su ihtiyacı çay içilerek giderilir, bedene canlılık, ruha sükunet gelir. 


KAHVEHANELERDE ÇAY

Van kültürünün tipik göstergelerinden biri de çay içme geleneğidir. Van'da adım başı taze çay yapan çay salonlarına rastlanır. Evlerde bir espri konusu olarak,evin beyleri çay servisi geciktiğinde “bari kahveye gidelim” demeyi de ihmal etmezler. Kahveler Van mutfağındaki çay kültürünün çarşı pazardaki devamıdır.. O nedenle kahveler çay kültüründen ayrı düşünülemez. Van kahvelerinde oyun. (az sayıdaki kahvede satranç, tavla domino oynana kahve vardır ) bulunmaz ve oynanmaz. Van kahvelerinde sohbet edilir, çay içilir. Van’da erkeklerin boş vakitlerini geçirdikleri, çay içip sohbet ettikleri kapalı mekânlara bir asır önce ‘’Çayhane’’ denilmiş. Çayhane ismine zaman içinde; Kahve, Kahvehane, Çay Evi, Çay Ocağı gibi isimler de eklenmiş. Bugün tabelasında ne yazarsa yazsın Vanlı çay müdavimleri buralara ‘’Kahve’’ söyler. ‘’Kahveye gidelim’’, ‘’Kahvede buluşalım’’, ‘’Kahvede gördüm’’ gibi ifadeler kahve yansımalardır. Van’da bir de sayıları her geçen gün artış gösteren ‘Kütüphaneli Kahveler’ vardır. Bu kahvelerde çay içmek, sohbet etmek üzere gelen müşterilerin okuması için ücretsiz günlük gazete, dergi ve kitap bulundurur.


 Geçmişte nargilenin de bulunduğu kahvelerde kömürlü bakır, tunç semaverlerde, közde  (fırınlardan alınan odun kömürü) çay demlenirdi. Bu teknik yerini tüp gazlı/elektrikli çay ocaklarına bırakmıştır. Kahvelerde ocakçı/çaycı bakır, porselen, çinko demlikte çay demler. Genelde Türk çayı kullanılır. İnce belli cam bardak ve porselen tabaklarda çay verilir. Çayın taze olduğuna dikkat çekmek için ,üzerindeki çay taneleri görünsün diye kahvelerde çay süzülmeden doldurulur, buna da “Kaymaklı Çay “denir.Kısa ahşap sandalye (kürsü) ve alçak ahşap masa, büyük masa ve büyük ahşap sandalyelerde oturulur. Van’ın eşsiz zernabat ve kerhiz sular da bu sulardan yapılan çaylar da ilgisizlik sonucu tarih oldu. 

ÇAY GÖSTERSİSİ

Seferberlik (1915) öncesi büyük kalıplar halinde kalıp şeker Van’a Rusya ve İran’dan gelirdi. Bu şekere ‘’Gent-Kelle Şeker’’  denilirdi. 1956’da üretime geçen Erzurum Şeker Fabrikasında üretilen, Vanlıların ’’Erzurum şekeri” dediği torbalarda gelen sert kesme şeker kullanılmaya başlandı. Bugün, Van’da ve farklı illerde üretilen şekerler tüketilmektedir.

Van kahvelerini özellikli kılan, ilgi çekici hale getiren oyunsuz olmasının yanında, ocakçı ve garsonlarının çay servisi, bardak kaldırışı ve yıkayışıdır. Bu işlemler ilgi ve gösteri havasında geçer. Ocakçı soğuk suda yıkadığı bardak ve tabakları sol eline çay tabağını,  sağ eline çay bardağını alarak su kazanından akan kaynar su altında, seri hareketlerle, kulağa okşayan senfonik bir sesle durular. Ve tezgâh üzerine itinayla dizer. Büyükçe çaydanlıktan ahenkle (demlik) bardaklara göz kararı dem doldurur. Ardından dem dolu 10-15 çay dolu bardağı sol eline dizer. Fokur fokur kaynayan kazandan bardaklardaki deme su ilave eder. Son olarak elindeki sıcacık çay bardaklarını ve çay tabağını serçe parmağının yardımıyla, kırılmayacak şekilde yüksekten bırakarak tabağın kendi ekseni etrafında dönerek ses çıkarmasını sağlar. Dönen tabaklar bardakları ‘’tak, tak’’ diye bırakarak ustalığını sergiler.

ÇAYIN HER ANI  İZLENMEYE  DEĞER

Garson ocakçının ustalık kokan gösterisine yarış edercesine katılır. Ve kaynar çay dolu bardakları yaprak yaprak açan bir  kırmızı gül görünümünde sol eline dizer. Sağ eline iki dolu bardak daha alır. Böylece usta bir garson tepsi kullanmadan sıcak çay dolu 15-25 bardağı bir damla dökmeden elinde taşır. Masa masa gezerek tek tek dağıtır. Usta bir garsonun eline dizerek topladığı bardakların sayısı 20-25’i bulur. Böylece kahvede çayın her anı  izlenmeye  değer gösteriye dönüşür.

MİSAFİR ÇAY PARASI ÖDEMEZ

Van’a özgü elinde çay servisi yapan çok sayıda usta ocakçı ve garson vardır; Bilal Türkmen, Salman Çeviköz, Adil Ağar, Hacı Yusuf, İhsan ve Mustafa Aktoğ kardeşler, Mahmut Arı Hasan Kuşgöz, Kahveci Mustafa, Kahveci Baki,  Kahveci İbrahim, Kahveci Şahap, Koçero Niyazi Budak,  Orhan Şahinbaş, İbrahim Yatçı, Cemal Beyde, bunlardan birkaçıdır.    Elinde çay dağıtamayan garson, kahveciler arasında acemi sayılır. Bu yetenek usta-çırak ilişkisiyle, zamanla öğrenilir. Kahvede arkadaşlar,  dostlar arasında çay parası usulüne uygun şekilde ‘bir ben, bir sen’  veya ‘’ortak’’ şekilde ödenir. Masaya sonradan gelen ve misafir çay parası ödemez.

KAHVE YERİNE ÇAY

Osmanlılar zamanında kahve içmek İçin açılan ve adına kahvehane dediğimiz yerler, kahvenin; dışarıdan gelmesi ve pahalı olması nedeniyle hatta çok kereler bulunmadığı için bir dönem kahve yerine çay demleyerek satmaya başlamışlardır. Zamanla yaygın ve alışkanlık haline gelen çayı kahveyi ikinci plana itip günümüzde artık başköşeye oturmuştur. BU yüzden olsa gerek, kahve veya kahvehanelere artık çay salonu denmeye başlanmıştır.

 KAHVECİLER

Van’da kahvehaneler ihtisas, meslek, yaş ve sosyal statüye göre ayrılmaktadır. Şoförler kahvesi İnşaatçılar kahvesi, Emekliler kahvesi, Sabahçı kahvesi, Esnaf kahvesi, Horozcular kahvesi, Kuşçular kahvesi, Öğrenciler kahvesi, Sabahçı kahvesi gibi. Son zamanlarda Hakkari, Gürpınar, Çavuştepe vb il, ilçe ve köy isimleriyle anılan kahveler de açılmıştır. Van ve ilçelerinde 2009 yılı itibariye Lokantacılar ve Kahveciler Odasına kayıtlı 95 kahve faaliyet göstermektedir. Bir kısmı hayattan göç etmiş,  bir kısmı faal olarak kahvecilik mesleğini sürdüren Van’ın ünlü kahvecilerden bazıları: Bilal Türkmen, Salman Ergin,  Adil Ağar, Bapir Başak, Yusuf Şengül, İbrahim Öngel, Hacı Budak, İhsan Aktuğ, Şeref Dizlek, Hasan Kuşgöz, Kahveci Baki, Kahveci Kadir, Hakkı Sinaner, Kahveci Mahmut Arı, Kahveci Ali Asker, Mevlüt Çalışkan, Halit Araz, Orhan Şahinbaş,  Mustafa Gördüm, İzzet Çalışkan, İbrahim Yatçı, Abdurrahman Eskinoba,  Niyazi Budak,  Yusuf Şengül, Faruk Tarcan, Cemal Beyde’dir.

VAN HALK KÜLTÜRÜNDE ÇAY

Çayı çok seven ve yaşamının vazgeçilmez bir parçası haline getiren, Çaydan ilham alan Vanlılar çay, semaver, yeme-içme  ve sohbet ile ilgili çok sayıda edebi eser yaratmıştır. Evine yorgun dönen bir Vanlı, "Bİ çay içim, özüme gelim. ya da, "Hele bi bardağ çay içağ sonra gonuşuruğ..” derken, "GİZ ağzımız gurudi, bi bardağ çayın yoğtur içek.."diyen komşu hanımlarla 'Gız. vallah men bişi yimem, bi bardağ çayın varsa içerem...” diyerek tevazu gösteren konukların bu sevimli deyimlerinden Van'da halkın çaya ne denli düşkün olduklarını gösterirler.

 

Bir bardak çay veremediler

Çay tutkunu Vanlı aile yemekli bir düğüne davet edilir. Lezzetli yemekler yenilir, içilir. Davet mükemmel geçer. Davet sahibi konukları için hizmette kusur etmez. Ancak davette çay ikramı yapılmamıştır. Aile davetin nasıl geçtiğini soranlara; ‘’Her şey güzeldi,  hoştu. Allah şen etsin. Fakat başlarına deymesin bir bardak çay veremediler’’ diyerek çay ikramı yapılmayan daveti eksik ve kusurlu bulduklarını söylerler.


Uruslar Gurbanım Olsun

Birinci dünya savaşı sırasında (1915) Ruslar Ermeni çetelerinin desteğinde Van’a girmeye başlar. Bunun üzerine Van Valisi Cevdet Paşa kadın, yaşlı, çocuk masum halkı korumak amacıyla Vanlıların canlarını, ırzlarını kurtarabilmeleri için en kısa sürede Van dışına, güneye doğru muhaceret  (göç)  etmelerini ister. Rus İşgalinden habersiz evinin avlusunda çay içmekte olan bir aileye giden haberci:  ‘’Ruslar Van’ı istila etti, bir an evvel Van’ı terk etmeniz gerekir. Cevdet Paşa’nın emridir.’’ der. Evin yaşlı kadını haberciye dönerek; ‘’ Urus menim ayağımın altına gurban olsun. Men (ben) çayımı içmeden heçbi (hiçbir) yere gitmiyem’’ diye kızarak tepki gösterir.

Van ile sembolleşen Fevzi Levendoğlu Vanlıların çay içme kültürünü, çay-yemek ilişkisini anlattığı dizelerinde yemeklerin mideye imansız gitmemesi için çay içilmesini öğütler.

Çayname 

Semaveri goydum deme

Çekip içini inleme

Doldur,  doldur hiç dinleme

Cılbır imansız gitmesin

İç üstüne bir gırtlama

Gırtlamadan ben anlarım

Isıcağ olsa üflerim

Hem ağ (ah)  çeker, hem koklarım

Eşgili imansız gitmesin

İç üstüne bir gırtlama

Şekerleri ufak ufak

Hazırladım tabak tabak

Koy ağzına tadına bak

Keledoş imansız gitmesin

İç üstüne bir gırtlama

Yakut gibi bak rengi var

Hayatlara hayat katar

Amber gibi güzel kokar

Geyganağ imansız gitmesin

İç üstüne bir gırtlama

İstikanlar (bardaklar) pırıl pırıl

Tabakları yıldız nasıl

Al eline sevin bayıl

Cacık imansız gitmesin

İç üstüne bir gırtlama

Van Eski Belediye Başkanlarından, şair ve yazar Aydın Talay Vanlıların çay verdiği değeri ve önemi  şiirinde dile  getirir.

Kırmızı Çay 

 Hoş olaydı ah bu gönül

Kırmızı çay kırmızı çay

Çay gölü olaydı bu göl

Kırmızı çay kırmızı çay

Verseler bana köşk saray

Para cepte olsa nanay

Yine benim muradım çay

Kırmızı çay kırmızı çay

Para cepte teker meker

Birleşti mi çayla şeker

Paraları cepten çeker

Kırmızı çay,  kırmızı çay

Vanlı şairlerden Şerafettin Uğurluoğlu (Sırlıoğlu)  dörtlüğünde yokluk dönemini ve  şeker bulunmadığı için üzümle içilen çaydan şikâyet eder.

Nefes  

Üzümle şekersiz çayın tadı yok

Karanlık her taraf gazın adı yok

Elektrikler küsmüş mülakatı yok

Postaya ne diyem yola ne diyem

Halk ozanı Abbas Güven şiirinde Van’da yenilenleri anlatırken, üstüne  çay içildiğini söyler.

Lavaş İle 

Kavurgayla çedene sahanda gelir

Cevizi kırarlar beraber yenilir

Üstüne demli çaylar içilir

İçtikçe içesen gör lezzetini

Ümit Kayaçelebi Van’da açık havada semaver ile çay içilecek yerin adresini tarif eder.

Horhorda Semaver Çayı Başkadır 

 Çulları serip şöyle oturağ

Horhorda semaver çayı başkadır

Yemekten önce çayı demliyağ

 Horhorda semaver çayı başkadır.

Şöyle serhalka oturağ dostlar

Lavaşla yağniyi bitirağ dostlar

Ardından çayı götürağ dostlar

Horhorda semaver çayı başkadır

Kaynasın mübarek çıkarsın ses

Bundan herkes alır çok heves

Şiştin mübarek alsan nefes

Horhorda semaver çayı başkadır

Gaynadıkça su altında bitmesin

Gün batmazsa kimse eve gitmesin

Canı çay isteyen hiç utanmasın

Horhorda semaver çayı başkadır

Denizden hava eser serince

Mevzular uzar herkes dalar derince

Çayı bir daha demle gelin-görümce

Horhorda semaver çayı başkadır

At kömürü kör olası hiç sönmesin

Islık çalsın sesi seside hiç dinmesin

İçsin herkes kimseler utamasın

Horhorda semaver çayı başkadır

Merhum gazeteci Yalçın Kitapçı tarafından derlenen şiirde Vanlıların yemek ile çay ilişkisi ve sayısızca içilen çaylar dile gelir.

Çayname  

Yemekten sonra başlar çay

Çay ne say ne…

Biri demdir iki gamdır,

Üçü kaide, dördü faidedir.

Çıktımı beşe,  sür onbeşe,

Olsun yirmi,  versin neşe.

Kırmam seni doldur neyse

Buda bize düşen hisse…

Şair Dr.  Ömer Çakmakçı Van’da misafir olduğu evde gösterilen kadir kıymete karşılık çay ikram edilmemesini Vanlılığa sığdırmaz ve Van şivesiyle sitem eder.

Çay 

Ögüme (önüme) güller derdin

Baklava börek serdin

Bele Vanlıyı nedim

Bir şüşe (bardak) çay vermedin

Şair Yazar Timurlenk Bozkurt semaver çayının lezzetini,  semaver etrafında yaşananları anlatır.

Semaver 

Semaveri koydum ocak taşına,

İmamoğlu Cahit geçti başına.

Dostlarla başladık çay yarışına,

Bir değil, beş değil,  bırak sen onu,

Otuza varmaktır bu işin sonu…

Semavere ateş attım kaynadı

Ali baba sevincinden oynadı,

Osman emmi, yetiş sana kalmadı

İçelim içelim bir hoş olalım…

Tavşankanı içip sarhoş olalım…

Semaverin kulpu sarıdır sarı,

Ben bu gün kaybettim,  sevgili yarı,

Adil usta bir çay,  veriver bari,

Başımdan çekilsin gam ile keder,

Bu güzel günümüz, olmasın heder…

Misvar (Tunç) semaverin hali başkadır

Çok güzel çay yapar kahveci Kadir.

Sabah müşterisi Kerim Aşkadır.

Uzaktan alınca çayın kokusun,

Siz görün ne güzel türkü okusun…

Sabahleyin kalktım semaver yaktım

Önüme peynirli cacık bıraktım.

Mis kokan bardağa çift şeker attım.

Gelin kahvaltıya görün lezzeti,

Siz hele çağırın komşu izzeti.

  Adile halamız gelince bize,

Aldık semaveri koştuk denize,

Kurduk sofraları, karşı ki düze,

Oturmuş çay içer, Cevdet dayımız,

Kumsalda top oynar Serdar beyimiz…

Gazioğlu artık uzatma sözü,

İrşadınla şad eyledin bizi,

Aşık Celali’ye teslim et sazı,

Hem saz inen hem söz inen söylesin,

Cümle alem ona dua eylesin.

Vanlı saz ve söz ozanı Celal Yenitürk (Aşık Celali) kahveciliğin önemini ve bir kahvecinin ilgisizliğini’’Kahveci’’  mısralarında anlatırken, ‘’Dolmuyor’’ şiirinde çay içtiği bardağının tekrar dolmamasını cimriliğe yorar.

Kahveci  

Tezgâha hor bakma geri kalırsın

İşçilere kızma pişman olursun

Müşteri kaçarsa hava alırsın

Hasret kalacaksın kara kahveci

Kahveci karbonat vurma olur hiç

Suçun olmaz ise sana suç olur

Müşteri kaçarsa gelmek güç olur

Sende olursun fukara kahveci

Tezgâh her adamın eline geçmez

Tezgâh seven zengin fakiri seçmez

İnsan kıymetini parayla biçmez

Hürmet eyle insanlara kahveci


 

Dolmuyor   

Bir çay içtim ikinci yok

Bardak dolmuyor dolmuyor

Bilirim demlikte çay yok

Bardak dolmuyor dolmuyor

El attım boş geldi bardak,

Bunda bir iş vardır mutlak

Üç kişi bu suça ortak

Bardak dolmuyor dolmuyor

Müdür İsmail Hekim Bey

İkram et esirgeme çay

Ben içeyim sen çayı say

Bardak dolmuyor dolmuyor

Mehmet kumandada

Rıdvan tele cevap verir

Çay gelmedi boğaz kurur

Bardak dolmuyor dolmuyor

Çayın tadı kokusu hoş

Hiç kimseyi etmez sarhoş

İştah çeker bardak bomboş

Bardak dolmuyor dolmuyor

Esra FM hoş ahengi

Yoktur Van çayının rengi

Tavşankanı gibi rengi

Bardak dolmuyor dolmuyor

Gönül sadık yâri seçer

Aşkı muhabbete geçer

Celali pek çok çay içer

Bardak dolmuyor dolmuyor

Van araştırmacılarından İkram İşaroğlu çay tutkusunu Van hoyratında dile getirir.

İçim Yanar

 İçim yanar,

Göynüm kanar, içim yanar.

Van alemi çay olsa,

Söndürmez içim yanar.

Yürek yanar,

Bağrım kanar, yürek yanar.

Derya deniz çay olsa,

Söndürmez içim yanar.

Vanlı çay özlemini ve   çayın yerini  hoyratında   anlatır ve şöyle der;

Nimettir

Nimettir,

Allah verip nimettir,

Su, ekmek, sebze, meyve,

Çay böyük bir nimettir…

İlaçtır,

Tenin mana ilaçtır,

Ne içsen derman olmaz,

Bir bardağ çay ilaçtır…

Kandırmaz,

İçim yanar, kan durmaz,

Kana kana su içsem

Çay içmesem kandurmaz…

Özlerem,

Suya kansam özlerem,

Her dem bi şeyler içsem,

Men gene çay özlerem…


 
Aile içi ilişkileri çayın maddi kültürü üzerinden anlatan, kulaktan kulağa yayılan Çay Sohbeti

Çay Sohbeti 

Çayın alt demliği evdeki kayınvalidedir. (kaynanadır)

Devamlı kaynar durur.

Üst demlik evdeki gelindir. 

Alt demlik kaynadıkça o olgunlaşır demlenir.

Gelinin kocası ise bardaktır

Biraz kaynana doldurur onu biraz da gelin.

Çocuklar çayın şekeridir tat verir.

Fazlalaştıkça çok daha tatlanır.

Görümce ise cay kaşığıdır, 

Arada bir gelir  karıştırır gider.

Kayınbabaya(kaynataya)gelince

O da bardak altıdır dökülenleri bir araya toplar.

 ‘’Vanlılar en çok ne sever’’  makalesinde Merhum Vehbi Arvas, çay  içmenin  zevkini de keyfini

Vanlılar iyi bildiğini, çayı  seven  büyüklerden bir  zatın çay  için  neler  söylediğini şöyle anlatır. 

Meclisi  erbabı  dil  bir lahza  sensiz  kalmasın

Hurmetin  inkar  eden, dünyada  hurmet  bulmasın…

Yani; Gönül  erbabı meclis  bir  an  çaysız  kalmasın.

Çaya hurmet etmeyen , dünyada hurmet  bulmasın…..


 
Sonuç

Vanlılar Japonlar ve Çinliler gibi çaya başka derin anlamlar yüklerler. Çayı günlük yaşamda, insani ilişkilerde değer ölçüsü olarak kullanırlar.  Çaya anlam yükleyen Vanlılar yeri geldiğinde samimiyeti,  saygıyı, düzen ve temizliği, adabı, töreyi,  ilgiyi, sıcaklığı, mahareti ikram edilen veya edilmeyen bir bardak çay ile ilişkilendirip değerlendirirler. Örneğin: "Bİ çay içim, özüme gelim. ya da, "Hele bi bardağ çay içağ sonra gonuşuruğ..” "Gız ağzımız gurudi, bi bardağ çayın yoğtur içağ..", ' Gız. vallah men bişi yemem, bi bardağ çayın varsa içerem...” ,‘’ Çok ilgilendi, hemen çay söyledi’’, ‘’ Otur demedi,  bir çay söylemedi.’’, ‘’ Yarım ağız çay söyledi’’, ‘’Dursun'a çay söyledi’’,’’ İki kez çay söyledi,’’ ‘’Çay içirmeden bırakmadı’’,  ‘’Her şey güzeldi, hoştu, ama bir bardak çay yoktu’’ Bir bardak çay ısmarlamadı’’ , ‘’ Ne yemişem çay içim,diyesen yağli izli yemek yemişem ?”  ‘’ Bir bardak çay içecek zaman ayırırsın artık’’,  ‘’Çay içmeden bırakmam’’, ‘’ Çay içağ özümüze gelağ’’,’’ Çaysızlıktan dilim damağım guridi’’ ‘’ Kambağ ola (yıkılsın) bir bardak çay veremediler.’’,  ‘’Çok güzel çay demliyor’’, ‘’Çayı imamın abdest suyuna benziyor’’, ‘’ Çay değil, bulaşık suyu’’ ,’’ Bunların çayı içilmez’’ ,’’ Çayı çiğ olmuş’’, ‘’Çay dem tutmuş’’,’’  Çayı bayattı’’, ‘’Çaya soğuk su katmış’’,”Bu ne biçim bardaktır,diyesen Özalp Çapidir?”,’’ Bir bardak çayımızı içmeden gidisiz’’ "Bir bardak çayınızı içmeye geldığ"  


Van’da mutfağı yeme içime kültüründe çay önemli bir içecektir. Vanlıların çeşitli vesilelerle bir araya gelerek yeme içime kültürünü yaşayarak, yaşatarak Van mutfak kültürünü, yeme içme başta olmak üzere her yönüyle korumaları ülkemiz ve Van adına sevindiricidir.Vanlı için çay hiçbir içecekle kıyaslanamaz, hiçbir içecek çayın yerini alamaz. Van’da çay içmeyen de,  çay ısmarlamayan da gerçek Vanlı sayılmaz.

Çay, Rize’de ekilir hayat bulur, Van’da içilir keyif olur.

İkram Kali Gazeteci-Halk bilimci

 

Kaynak: Editör:
Haber Videosu
Yorumlar
Haber Yazılımı