Haber Detayı
17 Şubat 2017 - Cuma 15:32
 
İŞİNİN ERBABI:Yaşamını Engellilere Adayan Vanlı
Van’ın eğitiminde, futbolunda, meslek kuruluşlarında sivil toplum kuruluşlarında gönüllü sorumluluk alan Van sevdalısı Abidin Kasapoğlu, ailesi ve yakınları arasında engelli bulunmamasına rağmen 18 yıldır Engelliler Derneği başkanlığı yapıyor.
İşinin Erbabı Haberi
İŞİNİN ERBABI:Yaşamını Engellilere Adayan Vanlı

Ropörtaj İkram KALİ

Kendinizi tanıtır mısınız?

1938 Van doğumluyum. Cumhuriyet İlkokulunda okudum. 1962-63 döneminde Atatürk Lisesi’nden mezun oldum. Baba ve aile mesleğim kasaplıktır.  Uzun süre kasaplık ve Kasaplalar Odası Başkanlığı yaptım.  Şimdi sivil toplum kuruluşlarında gönüllü görev alarak insanlarımız ve memleketimin yararına çalışıyorum.  

Doğum tarihiniz özelliği var mı?

Doğum tarihim 10 Kasım 1938’dir. Atatürk’ün vefat ettiği gün ben dünyaya gelmişim. Rahmetli annem bana oğlum sen Atatürk ile anılır oldun diyordu. Atatürk ile bu nedenle manevi bağım var. Atatürk’ü çok seviyorum.

Gençliğinizi anlatımısınız?

Van’da eskiden koşu atları vardı. Hacıbekir Kışlası’nın karşında yer alan Mısırlı Mehmet Efendi’nin arsasında ve Akköprü düzlüğünde at koşuları yapılırdı. Benimde koşu atım vardı. Gençliğimde 4-5 yıl boyunca ata bindim atlarla uğraştım.  Çocukluğumdan itibaren baba ve aile mesleğimiz olan kasaplık yaptım. Kasap esnafların teveccühü ile 42 yıl süreyle Van Kasaplar ve Besiciler Odası Başkanlığı görevini yürüttüm.  Bazı nedenlerden dolayı başkanlığı bırakmak zorunda kaldım.

Kurtboğan lakabı nereden geliyor?

Babam Halil Kasapoğlu’dur. İbrahim, Mahmut, Abidin, Sıdık dört erkek kardeşiz. Behiye ve Hayriye isminde de iki üvey bacım var.  Mahmut ve Sıddık vefat etti. Diğerleri yaşıyor.  Babam arkadaşı Gürpınarlı Şahbettin Yıldız’ı bir kış günü ziyarete gidiyor, yürürken bir kurdun saldırısına uğruyor. Yaşam mücadelesi içinde bütün gücüyle kurdun boğazını sıkarak kurdu orada gebertiyor. Olay Van’da duyulunca babamın lakabı Kurtboğan olarak kalıyor.

Sporla ilginiz nasıl başladı?

Lise yıllarında voleybol oynardım. Daha sonra Van’ın amatör spor kulüplerinden Şengençlerspor’da yönetici olarak görev aldım. Koyu bir Fenerbahçeliyim.  O zamanlar Fenerbahçe’yi, Galatasaray’ı, Beşiktaş’ı Van’da görelim hedefini önümüz koyduk. Rahmetli Van Belediye Başkanımız Tayyar Dabbağoğlu ve Beden Terbiyesi Bölge Müdürü Saffet Demiroğlu’nun girişimleri ve öncülüğünde 1974 yılında Van’ın iki büyük kulübü olan sarı-lacivert Şengençlerspor ve siyah beyaz Van Gençlikspor’un birleşmesiyle sarı- siyah renklerle Vanspor’u kurduk. Vanspor’un  temeli o zaman atıldı.  Ancak Van’da futbol 1920’lerde oynanmaya başlamış.  Vanspor’un kuruluşunda, başarısında bir çok Vanlının emeği var.  

O günlerden neler hatırlıyorsunuz?

Futbol sevgimiz futbol bilgimizden daha çoktu. Rahmetli Belediye Başkanımız Tayyar Dabbağolu ile birlikte Şengençler- Erekspor maçını izliyorduk.  Tayyar Beye dedim ki sayın başkanım sarı-kırmızı Akınspor/Erekspor’u yendik. 2 gol attık 2 puan aldık. Oda espri yaparak keşke 3 gol atıp 3 puan alsaydınız dedi. O zaman 2 puan sistemi vardı.  Biz o zaman kaç puan alındığını bilmiyorduk.

Vanspor’un 2. Lig dönemini hatırlıyor musunuz?

1982 yılında 2 Lig yükselme grubuna Vanspor siyah-kırımızı renklerle katıldı. Siyaset, kişisel çıkar üstü güçlü birlik beraberliğimiz vardı. Van’da 7’den 70’şe herkes Vanspor’a destek veriyordu. Terfi liginde deplasmanlara gittiğimizde Van resmen boşalıyordu. Bir ara espiri yaparak dediler ki “Van’ın erkekleri deplasman maçına gittiğinde Van boşaltıyor, Ruslar gelse Van’ı rahat işgal ederler. 

Vanspor’un 1. Lig döneminde yöneticilik yaptınız mı?

1993-94 sezonunda 1. Lige çıktık. Valimiz Mahmut Yılbaş öncülüğünde Van’ın bütün kesimlerinden oluşan 40 kişilik yönetim kurulu kuruldu. Vanspor’u maddi yokluk döneminde kapı kapı gezilerek   para toplandı ve çok kaliteli  futbolculardan oluşan bir kadro kuruldu. 1. Ligin ilk sezonunda Vanspor bu kadro ile ligde fırtına gibi esti.  Yılbaş’tan sonra Valimiz Abdulkadir Sarı ilimize geldi. Şansızlık bu ya geldiği yıl Vanspor 2. Lige düştü. Valimizin büyük maddi desteği ile bir sezon sonra Vanspor 1. Lige yeniden çıktı. Vanspor tekrar birinci lige çıkması ile birlikte Van’da sosyal ve ekonomik hava değişti. Vanspor kardeşlik, birlik ve beraberliği şehirde sağladı. Vanspor van’ın tanıtımına büyük katkı yaptı.  Daha sonra Vanspor A.Ş özleştirilince amatöre kadar düştü ve mahkemelik oldu. Futbolcu olarak kaptan Cevdet Uzunköprü’yü teknik direktör ise Enver Katip’i hiç unutmam. Enver Katip Vanspor’u 1. Lige çıkaran hocamızdı.  

1. Ligde maddi sorun nasıl çözüldü?

Vanspor 1. Lige çıktığı yıldı. 5 Nisan kararları alınmış, Türkiye’de ekonomik kriz var.  Transfer yapılacak para yok. Valimiz Mahmut Yılbaş imkanı olan her yönetici bin dolar vererek bu takıma destek çıkacak dedi. Neticede 40 kişiden 17 kişi bu parayı verdi ve yönetimde aktif olarak 17 kişi kaldık. Van, İstanbul, Ankara gibi illerde Vanlı iş adamlarımızdan, esnaflar toplanan parayla transfer yaparak sezona hazırlanıldı.  

Kasaplığa nasıl başladınız?

Ortaokulda okuyordum. Ortaokuldan lise’ye kadar öğlenden sonra Kapalı Sebze Halinde şimdiki Peynirciler çarşısında babamın kasap dükkânında çalışmaya giderdim. Van’da en meşhur kasabı bendim. Çünkü kasap dükkânına lise diplomamı asmıştım. Önlük giyerek kravatlı bir şekilde çalışırdım.

Van’da eski kapsalar kimlerdi?

Baboş Kasapoğlu, Bekir Özgüner, Ziya Türközü, Memet Pamukçu, Nurullah Irak, Hilmi Irak, Munci Irak,  Kerim Irak, İslam Eres, Mahmut Kasapoğlu daha sonra Mustafa Irak, Oktay Irak,  Faruk Kaspoğlu ve ismini hatırlamadığım çok başarılı ve değerli kasaplar vardı. 

Kasaplık anınız var mı?

O zamanlar Vali ve Paşa’nın hanımları telefon açarak et siparişi verirlerdi. Telefona da ben bakardım. Sipariş edilen et, sebze, meyve hazırlanarak hamal arabasına yüklenerek gönderilirdi. Kasap dükkânları da o zaman lüks ve temizdi. Bir gün dükkâna şık giyimli iki bayan girdi. Hayırlı işler diyerek et siparişi verdiler.  Bende ilgi ve saygı göstererek heyecanla “hanımefendi hoş geldiniz, umarım gönderdiğimiz etleri beğeniyorsunuz” dedim.   Böyle diyince genç bizi tanıyormusunuz diye sordular. Bende sayın valimizin ve paşamızın eşleri olmalısınız dedim.  Nasıl tanıdınız diyince. Sizleri seslerinizden tanıdım, çünkü dükkânda telefona ben bakıyorum, dedim. Tebessüm  ve teşekkür ederek ayrıldılar.

Vanlılar et alırken neye dikkat eder?

Vanlılar ete çok düşkündürler. Van’da etsiz yemek olmaz.  Et yapılacak yemeğe göre alınır. Yahninin, dolmanın, haşlamanın, kavurmanın kıymanın eti farklı olur. Vanlı her ailenin kendi kasabı olur. Vanlılar kuzu ve koyun eti tercih eder.

Koyun besiciliği yaptınız mı?

Babam yaptı. Hiç unutmam. Bizim  55  tane koyunumuz vardı. Kurban bayramına yakın bir komşumuz kendi kurbanlık koyununu getirip koyunlarımızın içine bıraktı. O koyun geldikten sonra bizim bütün koyunlarımız etrafa dağıldı, hepimiz düştük koyunlarımızın peşine. Aradık taradık bizim elli beş tane koyunu bulduk ama komşunun koyunu bulamadık. Babam komşumuza senin kaybolan koyunun yerine koyunların içinden seç istediğin bir koyunu al dedi komşumuz kabul etmedi. Böylesi güzel insanlar ve değerli komşuluklar vardı Van’da.

Ne  zaman kasaplar derneği başkanı seçildiniz?

1966 da askerliğimi bitirdim. Askerlik sonrası üç sene müteşebbis heyetinde bulundum. Daha sonra Kasaplar ve Besiciler Odası’nı kurduk. 42 sene başkanlık ve müteşebbis heyetinde yer aldım. 42 sene boyunca  Van Kasaplar Odası Başkanlığı yaptım, ama maaş almadım. Odamızın hiçbir geliri yoktu, kasap üyelerimiz azdı.  Buna rağmen odamızın kapısına kilit vurmadık. Türkiye’de 64 tane kasaplar odası vardı. Bunların içinde beni Kasaplar Federasyonunun Başkan Vekili seçtiler. Ancak odamız maalesef kapandı.

Oda neden kapandı?

Benden sonra kapandı. Birileri odayı kapatamaya karar vermişti. Odanın 106 tane faal üyesi vardı. Aidat ödemeyen üyeleri üyelikten düşürdüler. Bu bir bahaneydi. Üye sayısı düşünce oda kapanma noktasına geldi. Odamızın 50 senelik bir geçmişi vardı.  Yazık oldu. İstenseydi kasaplar odasını kapatmayabilirlerdi. Birileri sözünde durmadı.  Hayvancılık kenti olan Van’da 50 yıllık Kasaplar ve Besiciler Odası’nın kapanması ayıp ve kusurdur. Odanın kapanması benim kanıma dokunuyor. Bu odanın kapanmasına kimlerin neden sebep olduklarını da biliyorum.

Kasaplar Hac’a ne zaman gitmeye başladı?

1989 senesinden önceleri Suudi Arabistan’da hac dönemlerinde kesilen kurbanlık hayvanlar ilaçlanarak çukurlara gömülüyordu. 1989 yılından sonra gömme işlemi durdu. İslam Bankası çok güzel iki tane mezbahana ve soğuk hava deposu yaptı.  Türk kasapları tarafından kesilen hayvanlar fakir ülkelere dağıtılmak üzere burada muhafaza edilmeye başladı. Benim içinde görev aldığım bir çalışmaydı. Her sene Van’dan 700’e yakın Türkiye’den 4 bine yakın kasabı fahri olarak Hac’a götürmeye başladık. Kasapların yanı sıra veteriner, doktor, sağlık memuru ve işin ehli adamlar götürdük. Götürdüklerimizin hepsi kasap değildi, güçlü ve çalışabilen insanları tercih ettik. Çünkü insan gücüne daha çok ihtiyacımız vardı. O nedenle bu tür insanları götürmemiz gerekiyordu. 2001 senesine kadar Endonezya, Bangladeş ve Afrika ülkelerine de bu tür Van’dan  kasap gönderiyorduk.  

Hangi derneklerde görev aldınız?

12 sene Kız Meslek Lisesi aile birliği başkanlığı yaptım. 18 sene Kız Yetiştirme Yurdu Koruma Derneği başkanlığı yaptım. İl Pazarla Sınır Ticaret A.Ş.,  Vanspor yönetim kurulunda görev aldım. Van Ticaret Borsası kurucuları arasında bulundum. Mikro kredi kurulunda genel sekreterlik yaptım. Sosyal Yardımlaşma Vakfı mütevelli heyetinde 9 yıldır görev yapıyorum. Türkiye Yardımseverler Derneği’nde yönetimindeyim. Ayrıca Sakatlar Konfederasyonunda 5 yıl genel sekreterlik yaptım. Halen Van Bedensel Engelliler Derneği ve Zihinsel Engelliler Yeşeren Umutlar Derneği başkanıyım.

Engellilere gösterdiğiniz ilgi ailenizde bulunan engelliden mi kaynaklanıyor?

Ailemde, yakınlarımda bedensel ve zihinsel engelli hiç bir kimse yoktur. 1991 senesinde Hac’a gittim. Hac’a gelenler arasında kolu kesik, bacağı kesik Müslümanlar vardı.  Gördüklerim beni çok etkiledi ve duygulandırdı. Van’a geldiğimde engelliler için dernek kurmaya karar verdim ve derneğimizi kurdum.  Kurucusu olduğum dernekte 18 yıldır gönüllü başkanlık yapıyorum.  Engellilerin haklarını aramak için çalışıyorum. Başarlı olduğumuz alanlar oldu.  Depremde 7 bin 200 engelli vatandaşımızı başka illere gönderdik. Engelli kardeşlerimize sahip çıkmak onların sorunlarını çözmek beni mutlu ediyor. Görme engelli Esmer Aydın kızımız Türkiye judo birincisi oldu. Basketbol takımımız, ilahi gurubumuz, tiyatro grubumuz ve müzik grubumuz var.

Van’da kaç engelli insanımız var?

Van’da şuan tespit edilen 18 bin 500 engelli insanımız var. Engellilerimizin bir takım sıkıntılar yaşıyorlar. Büyük bir deprem yaşamış bir il olarak depremde hiçbir engellimiz hayatını kaybetmedi. Deprem sonrasında ise 21 engelli vatandaşımız hayatını kaybetti. Niye diyeceksiniz? Engelli kardeşimiz dışarı çıkamıyor,hayattan kopuk devamlı evde kalıyor. Bizim ilimizde  araçlar korna çalarak engelli  vatandaşlarımızdan yol bile istiyorlar. Toplum hiçbir şekilde engelli vatandaşları düşünmüyor.

Bu dernekte ne işiniz var diyerek sizi eleştiren oldu mu?

Bir dernek başkanı arkadaşımız iyi niyetle neden kendini yıpratıyorsun, bırak bu sakatları dedi. Bu sözü benim kanıma dokundu. Bende başkanım ben senden bunu beklemezdim dedim. Aradan 4 yıl geçti ve o gün bana o kelimeyi söyleyen başkanın iki torunu özürlü doğdu. Daha sonra arkadaşımız ile bir yerde karşılaştık ve kendisi benden özür dileyerek ‘Başkanım sana o zaman söylediğim sözden dolayı utanıyorum, bugün benim başıma geldi ve iki torunum engelli doğdu’  dedi.  Ben bütün insanları seviyorum. Afganlı aileler Van’a gelmişti. Evimin bir katını karışlıksız bir aileye vererek sekiz yıl misafir ettim. Onları mutlu ederken mutlu oluyorum.

Van’da engeller kaldırıldı mı?

Belediyeleri ve resmi kurumları ziyaret ederek yol, yapı, araç ve diğer alanlardaki fiziki engellerin kaldırılmasını talep ettik. Bir kısmı gerçekleşti bir kısmı gerçekleşmedi. Engellilere sahip çıkmak, onları anlamak kültür ve duyarlılık meselesidir.  Engelli vatandaşlarımızı, dernek mensuplarını zaman zaman evime davet ediyordum. Rahmetli eşim Esma Kasapoğlu bana ya bunları buraya getirip incitme, ya da rahatlıkla çıkıp inecekleri bir asansör yaptır dedi. Bende bunun üzerine iki katlı evime engelli kardeşlerimiz için engelli asansörü yaptırdım. Şu anda engelliler benim evime engele takılmadan gelip gidebiliyorlar. Toplumuzun hepsi engelli olmaya adaydır. O nedenle engellilerin yaşamını kolaylaştırmamız gerekir. Onlar için ne yapsak azdır.

Bu çabaların karşılığını alıyor musunuz?

Çok sevdiğim memleketime, insanlarımıza gönüllü hizmet etmenin en büyük karşılığı insanlarımızın rahatı, huzuru, mutluluğu ve onlardan aldığım dualarıdır. Bu anlamda emeklerimin karşılığını fazlasıyla alıyorum. Şimdiye kadar bakanlık, valilik, belediye ve farklı kurumlardan çok sayıda onurluk, takdir, teşekkür aldım. Aldığım ödüller manevi anlamda mutlu ediyor.

Engelililer için mücadeleniz nereye kadar?

Benim amacım engelli vatandaşlarımızın karşılaştıkları sorunların çözümünü buşmak  ve istihdam edilmelerini sağlamaktır. Ömrüm elverdiğince bu çabaya devam edeceğim.  Engelli kardeşlerimiz hastanelere götürüyorum, resmi kurumda işlerini takip ediyorum. Kendimi bir nevi  onlara adadım.  Toplumdaki fiziki engeller çözülür, kurumsal ve toplumsal bilinç oluşur ve engelli kardeşlerimiz istihdam edilirse bundan mutluluk duyarım. Ben bunun mücadelesini veriyorum.

Eski Van’ı özlüyor musun?

Eski Van’ın özlemini çok çekiyorum. Eski güzel, onurlu, dürüst, kendinden utanan, saygıya sevgiye, hak hukuka, insana, çevreye değer veren güzel Vanlıları özlüyorum. Eski güzel insanlar gibi eski şirin Van’da yok. Van’da herkes yaşıyor ama Van’ı kimse tanımıyor ve sahiplenmiyor.  Buraya gelen Van’a uyacağına Van’ı kendisine uydurmaya çalışıyor.  O nedenle de Van acayip bir kente döndü. Eskiden yaz aylarında insanlarımız kapılarının önlerini sular süpürürdü. Çöp sorunu, çevre sorunu yoktu. Kehrizlerden sular akar, semaverler kaynardı. Herkesin kapısı devamlı açıktı. Kimse ayrım yapmazdı. İkinisan caddesinde Ermeni aile vardı, bizler onlara giderdik, onlarda bize gelirdi. Ermenilerle 10 sene komşu olarak birlikte yaşadık. Eskiden bir evde yemek piştiği zaman mutlaka komşusu ile paylaşılırdı. Varlıklı ailelerin evinde kavurma yapılır önce komşulara dağıtılırdı. Esnafın sözü senetti. Herkesin gözü gönlü toktu. Para hırsı, kin, nefret, kibir yoktu.Çarpık kentleşme betonlaşma Van’ı esir almamıştı. Her Vanlı gibi bende o Vanî çok özlüyorum.

Abidin Kasapoğlu ne istiyor?

Hayatımın önemli bölümü sivil toplum kuruluşlarında gönüllü hizmet etmekle geçti. Artık savaşların, ötekileştirmenin, ayrımın, ölümlerin, gözyaşının bitmesini istiyorum.  Sevginin saygının, kardeşliğin, barışın hakim olmasını istiyorum. Toplumun engellilere duyarlı, olmasını istiyorum. Sigara içenlerim sigarayı bırakmalarını istiyorum. Van Gölü ve çevresinin kirletilmesinin artık  son bulmasını istiyorum.  Özetlemek gerekirse huzurlu, güçlü bir Türkiye ve Van istiyorum.

Kaynak: (VANSESİ) - VANSESİ GAZETESİ Editör:
Haber Videosu
Yorumlar
Haber Yazılımı