Haber Detayı
17 Şubat 2017 - Cuma 15:32
 
İşinin Erbabı: Yahya Yıldızbaş (Kaportacı)
“ Araçların plastik cerrahı” Kaportacı Yahya YILDIZBAŞ
İşinin Erbabı Haberi
İşinin Erbabı: Yahya Yıldızbaş (Kaportacı)

 

Röportaj İkram KALİ

Bazı meslekler eğitim alınarak, bazı melekler ise usta çırak ilişkisiyle zaman içinde öğrenilir. Oto kaportacılığı böyle bir meslektir. Oto kaportacılığı sabır ve özen ister. Kaportacı aracın plastik cerrahı gibidir. Arcı onarır, kusurunu gidererek güzelleştirir ömrünü uzatır.  Van’da rahatsızlanarak sık sık doktora giden insanlar için espriyle söylenen “ Kaportaya düştü ” deyimi buradan gelir. Yahya Yıldızbaş oto kaporta usatlığında yarım asra dayanan mesleğini anlatıyor. 

 Kendinizi tanıtır mısınız?

 1949 Van doğumluyum. 4 çocuğum, 7 torunum var. 40 yılı aşkın bir süredir bu işi yapıyorum. Şimdi oğlum Yavuz Yıldızbaş ve 5 çalışanımızla birlikte mesleği sürdürüyorum. Ekmeğini yediğim işimi, mesleğimiz severek yapıyorum..

 Oto kaportacı nedir, ne iş yapar?

Araçlarda saç aksam üzerinde meydana gelen vuruk, çarpma, devrilme veya değişiklik gibi meydana gelen deformasyonu onaran, parça değiştirerek ve parçaları birbiri ile uyumlu hale getiren bilgi ve beceriye sahip sanatkârdır. Oto kaportacısı araçları güzelleştiren, sorunlarını gideren oto plastik cerrahıdır. Araç olduğu sürece oto kaportacılığı devam eder.

 Kaportacılık mesleğinin özelliği nedir?

 Oto kaportacılık dikkat, özen, sabır, emek ve bilgi gerektirir. Bunların öncesinde işe, müşteriye saygı ve güven şarttır. Oto kaportacısının ustalığı ise yaptığı işten anlaşılır. Çünkü kaporta göze hitap ediyor. Yapılan işin üstünü örtme, gizleme şansınız asla yoktur.  Motor aksamı, şase gibi değil. Bu nedenle iş bittikten sonra hemen anlaşılır. Mesela kaportayı yanlış monte yaparsan kapı kapanmaz, camda problem olur. Boya tutmamışsa sırıtır. Özelliği budur. Kaportacı i iyi iş çıkararak müşteriyi memnun ederek alın terinin karşılığını aldığında huzurlu olur.

 Mesleğe nasıl başladınız?

 1966 yılında Demir doğrama ustası Nihat Yörük’ün yanında çırak olarak başladım. Askere gittim. Isparta’da askerde kademede kaportacılığı öğrendim. Askerlik dönüşü kaporta ustası arkadaşım Ahmet Göl ile 1972’de Göl Oto Kaporta ismiyle ortak kaporta dükkanı açtık

 İş yeriniz nerdeydi?

 Eski Ziraat Bankası’nın (Valilik civarı) yanında küçük bir iş yeriydi. Biz iş yerimizi 1968 yılında açtığımızda Van’da sanayi sitesi yoktu. O dönem bütün oto tamirciler şehir içinde farklı yerlerde faaliyet gösteriyordu. Zaman içinde ustalığımıza bağlı olarak çalışan eleman sayımızda arttı.

 Kaporta dükkânını nasıl açtınız?

 Sıfırdan başladık. Sermayemiz yoktu. Allaha sığınarak,  ticari cesaret ve mesleğimize güvenerek borçlanarak iş yerimizin malzemelerini alarak kapımızı açtık.  Ortağım Ahmet Göl çok iyi kaportacıydı.  Kaportacılıkta ondan da çok şey öğrendim. Kardeş gibiydik. Biri birimizi sever, sayar ekmeğimizi paylaşırdık. Mesleğimizin özünde emek, güven ve ustalık olduğu için yorulmadan çok çalışırdık. 1977’de ortaklıktan ayrılarak Yavuz Oto ismiyle Kazım Karabekir Caddesi’nde kendi iş yerimi açtım. 1978’de 7 esnaf arkadaşımızla bugünkü Küçük Sanayi Sitesi Kooperatifini kurduk. Demirciler Tornacılılar Derneği yöneticiliği yanında 1982 yılında Küçük Sanayi Sitesi Kooperatif Başkanlığı yaptım.

 Kaç kişi çalışıyordu?

 1972’te iş yerimizde 9-10 kişi çalışıyordu. Yeni arabalar çıkınca acemi şoförlerde arttı. Bu nedenle işimiz de çok yoğunlaştı. Hem işimizi yapıyorduk, hem de çırak olarak çalışanlarımızı usta olarak yetiştiriyorduk.

 1960’lı yıllarda kaportacı olarak kimler vardı?

 Van’da o yıllar motor ustaları vardı ama kaporta işi için Gaziantep ve Adana’ya gidilirdi.  Benden önce Muzaffer Şenol, Ahmet Gül, Erol Gülaç ve Gaziantep’ten gelerek Van’da iş yeri açan ustalar vardı. Daha sonra bizim gibi Vanlı ustalar kendisini yetiştirince ve çoğalınca dışarıdan gelen ustalar memleketlerine döndüler.1970’li yıllardan sonra Vanlı gençler ustalık gerektiren işlerde başarıyla yükseliş gösterdi. 

O yıllar ne tür araçlar tamire gelirdi?

 Bugünkü lüks  araçlar o zaman yoktu.  Genelde Chevrolet,  Jeep, Ford, Opel türü arabalar vardı. 1972’den sonra Murat, Renault gibi arabalar çıktı. Bu model arabalar çıkınca araba sayısı şehirde arttı,  buna bağlı olarak işlerimizde arış olmaya başladı.

 Sürücüler genelde hangi şikayetle gelirlerdi?

 O zamanki araçlar çabuk eskiyor, paslanıyor, çürüyordu.  Yada araç kaza sonucu hasar gördüğünde bize getiriliyordu.  Kaporta tamiri tamamen el işçiliğine, ustalığa bağlıydı. Günlerce uğraşılır kaporta çekiç marifetiyle düzeltilir boyanırdı. Ama bugün öyle değil. Mesleğimizde kullandığımız araç, gereç ve ekipmanlar gelişti. 

 Lüks araçlar sizi nasıl etkiledi mi?

 Biz bu işi ilk yaptığımız zaman Van’ın nüfusu 35 bindi. Şimdi ise 1 milyon. Araç sayısı da, kaporta ustaları da arttı Şartlar değişti. Teknik imkanlar çok gelişti. O zamanlar bir parçayı bulmakta zorlanıyorduk. Şimdi her şey hazır.  El emeği montaja döndü. Lüks, kaliteli araçların artması mesleğimizde kaliteyi artırdı. Araçlarda kullanılan parçalar daha sağlam. Eski arabaya boya vurduğumuzda boya yağmur gördüğünde araç paslanıyordu. Ama şimdi öyle değil. Çünkü her malzeme daha kaliteli üretiliyor. Bugün Türkiye’de Avrupa standartlarında kaliteli malzeme üretiliyor.

 En iyi kaporta ustaları hangi illerde?

 Eskiden bu mesleğin en ünlü ustaları Bursa Gaziantep, Adana’da olurdu. Şimdi Van’da da mahir, iddialı ustalarımız var. Van’da bugün 100’e yakın iş yeri ve işi bilen kaporta ustası var. Hakkari, Bitlis, Muş, Ağrı’dan araçlar tamir için Van’a gelir.

 Sizin yetiştirdiğiniz ustalar var mı?

Meslekte benim yanımda yetişen 30’uaşkın kaporta ustası var. Bu arkadaşlarımızın çoğu iş yeri sahibidir. Tabi ki onların başarılı ustalığından ve iş yeri sahibi olmasından mutlu oluyorum.

 Elemanlarınıza ne öğretiyorsunuz?

 Öncelikle  mesleğine  sadık olmasını, saygılı olmasını,, dürüst, disiplinli, ahlaklı olmalarını öğütlüyorum. Çünkü bu çocukların anne babalarının yanından çok zamanları burada geçiyor. Babası”  Kemiği Allah’ın eti senin”  diyerek meslek öğrenmesi için bize teslim ediyor. Neticede sorumluluk alıyoruz.

 Meslekte ustayı ne mutlu eder?

 Bizim işimizde yaptığımız iş ustanın ve müşterinin içine sindi mi, parçaları iyi montaj ettik mi rahatlarız. Bundan müşteri de bizde mutlu oluyoruz. Bazen kaportayı yapıyorum ama istediğim gibi olmuyor, hemen o işi bırakıyorum başka bir iş yapıyorum. Rahatlayınca daha sonra tekrar o işe geri dönüyor, kaldığım yerden işimi yapmaya çalışıyorum. Ustalıkta, sanatkârlıkta inat, telaş, geçiştirme olmaz. Olursa iş kötü çıkar.

 Kaporta ustası tamire gelen aracın neden geldiğini anlayabiliyor mu?

 Elbette anlıyoruz. Mesela aracın önü ezilmiş, cam kırılmışsa emniyet kemeri takmadığı için ani bir frende kafasını cama vurmuştur. Arkadan darbe almışsa darbe şekline göre anlamak mümkündür. Muhtemelen kırmızı ışıkta dalgın veya hızlı gelen sürücü bir araça arkadan vurmuştur. Yada devirmişse araçta ezilme daha farklı oluyor. Sorduğumuzda da araç sahibinden doğru cevap alıyoruz.

Tamir dışında size gelen araç oluyor mu?

İkinci el araç alan vatandaşlarımız araçta boya, kaporta da veya parça değişikliği olup olmadığını öğrenmek için bize geliyorlar.  Bizde göz, el kontörlüyle yaptığımız tespiti söylüyoruz.

 Kaporta açısından bir aracın değeri nasıl düşer?

Fabrikanın attığı orijinal boya ile piyasanın attığı boya  aynı kalitede değildir. Cıvatalı çamurluk, kapı, kaput bunlar değiştirilebilir. Bunlara macun çekilmemeli boya yapılmamalıdır. Bu aksamın değişmesi aracın değerini düşürmez. Birde sabit parçalar vardır. Mesela tavan, kasa bunlar genelde değiştirilmez. Hasardan dolayı boyanır, boyandığı içinde bir miktar değer kaybı olur. Eski araçlarda bu değer kaybı da olmaz.

Araç sahiplerine ne önerirsiniz?

Araçlara büyük paralar verilerek alınıyor.  Ama insanımız canına ve malına gereken özeni göstermiyor. Önerim şudur: Trafik kurallarına mutlaka uyulmalı. Emniyet kemeri takılmalı. Dalgın, stresli durumlarda araç kullanılmamalı. 2-3 liralık oto park bedeli için pahalı araçlar yol kenarlarına park edilmemeli. Araçlar asitli kimyasal deterjanlarla yıkanmamalı. Soğuktan ve güneşten korunmalı. İki üç yılda bir koruyucu bakım yapılmalı. Özellikle bakım,  cila arcın görüntü ve boya koruması açısından gereklidir.

 Unutamadığınız bir anınız var mı?

 Bir gün kaza yapan bir araç geldi.  Sahibini pek tanımıyordum. Emek vererek aracını yaparak hazır hale getirdik. Müşteri aracı almaya geldi. Baktım sıkılıyor, eziliyor ama bir şey de diyemiyor. Tabi parasının olmadığını halinden anladım. Bir şey sormadan aracı verdim. Ne zaman para olursa getirirsin dedim.  Yüzü güldü ama sıkıldı. Bu müşterimiz kısa bir süre sonra emeğimizin karşılığı olan paramızı getirerek teşekkür etti. O da bizde memnun olduk.  Bu tür olayları çok sık yaşıyoruz.   

Kaynak: (VANSESİ) - VANSESİ GAZETESİ Editör:
Haber Videosu
Yorumlar
Haber Yazılımı