Haber Detayı
16 Ocak 2014 - Perşembe 10:27
 
İşinin Erbabı KURBAN ATACAN (Motor Ustası)
“ Ustalığında nam yapan ” Motor Ustası Kurban ATACAN
İşinin Erbabı Haberi
İşinin Erbabı KURBAN ATACAN (Motor Ustası)

Röportaj İkram KALİ Kendinizi tanıtır mısınız?

1955 Van doğumluyum. 4 çocuk sahibiyim. 2 oğlumla birlikte çalışıyorum. Aynı zamanda Esnaf Sanatkârlar Odası Yönetim Kurulu üyesiyim.

Aile işletmesi olarak mı çalışıyorsunuz?

İki oğlum işlerde bana yardımcı oluyor. Tayfun Atacan lise, Turan Atacan Teknik Yüksekokulu Motor Bölümü mezunudur. Bu işin teori ve pratiğini biliyor. Bir atölyede teknik işleri bilen eğitim görmüş ustanın mutlaka bulunması gerekiyor.

Usta olmak zor mu?

İşini seversen,  sabredersen usta olmak zor değil.  Ustalık emek, bilgi, disiplin ve güven ister.

Kaç yılında bu mesleğe başladınız?

Mesleğe 1961 yılında çırak olarak başladım. Yumrutepe köyünde okuyordum. İlkokulu, ortaokulu bitirdim.  Öğretmenliği çok seviyordum.  Hayalim öğretmen olmaktı.  Bunu gerçekleştirmek için Ünseli (Ernis)  Erkek Öğretmen Okulu imtihanına girdim, ama sınavı kazanamadım. Babam canın sağ olsun, en azından bir sanat öğrenirsen iyi olur dedi.   Elimden tutarak beni o dönem Van’ın en başarılı, motor ustalarından olan Mustafa Ertan’ın yanına götürdü. “Eti senin kemiği benim”  diyerek meslek öğrenmem amacıyla beni ustama teslim etti.  Askere gidinceye kadar ustamın yanında çalıştım.

Mustafa Ertan’ın iş yeri neredeydi?

Tamir dükkânımız bugünkü Ulu Cami karşısında Kebapçı Halil’ın arka kısmında, eski belediye garajının üst tarafında bulunuyordu. İş yerimiz kerpiç,  toprak damı olan bir yerdi. Murat 124’ler çıkınca ustamız 73-74 yılında Tofaş servisini de aldı.

İşe başladığın günü hatırlıyor musun?

İşe başladığım gün çok heyecanlıydım.  Babam Mustafa Ertan’a beni teslim ederek gitti. Bir iş elbisesi verildi. İş elbisesini giydim.  Yapılan işleri ilgiyle izlemeye başladım.  Kalfaların yanında durarak onların yaptıkları işleri gözlemliyordum. İlk günün akşamı sökülen araba parçalarını sildim.  Daha sonra diğer arkadaşlarla beraber yerleri süpürdüm. İlk günüm öyle geçti.

İşe başladığınızda kimler vardı?

Mustafa Ertan’ın kardeşi Namık Ertan, oğlu Şükrü Ertan, Savaş Yörük ile birlikte çalışmaya başladım.

Merak edince işi öğrenmeniz daha kolay oldu sanırım?

Sabah 07:30’da işe gidiyorduk akşam ise 9-10’a kadar bazen de iş bitinceye kadar çalışıyorduk. O zamanlar iş çoktu. 24 saat çalışsaydık iş vardı. 13-14 yaşlarındaydım. Ama hiçbir zaman işime sitem etmiyordum. Çünkü sanatkâr olacağım diyordum. Bu nedenle işi severek ve heyecanla yapıyordum.  Kısa sürede işi öğrenmeye başlayınca kalfa oldum. Yeni çıraklar gelmesiyle ustamız bir kısım işleri bize bırakmaya başladı.  Ustamın güvenini kazanınca motor sökmeye, şanzıman tamir etmeye başladım.

Ne zaman kendi iş yerinin sahibi oldun?

1975 yılında askere gittim. 1976 yılında askerden döndüm. Çaldıran depremi olduğu için bizi erken terhis ettiler.  Mustafa Ertan’ın yanında da çalışmaya devam ediyordum. Kendime ait iş yeri açmak istedim. Bu düşüncemi ustama sordum oda olur deyince 1977 yılında Yukarı Norşin Camii’nin yanında bulunan eski sanayi sitesinde 10 bin lira borçlanarak iş yeri açtım. İş yerime “Kurban Usta” ismini verdim.  İlk işi ustam Mustafa Ertan bana getirdi. Ona giden bir müşteriye benden söz ederek bu benim değerimde bir ustadır ben ona kefilim diyerek işi benim yapmamı istedi. Ancak iş vardı çalışıyorduk. Sanatımıza da güveniyorduk. Bugün olsa düşünürüm ve bu iş yerini açamazdım.

Heyecanlandınız mı?

O gün yaşadığım heyecanı, stresi hayatta unutamam. Çünkü ustam işi bana destek olmak amacıyla güven duyarak vermişti. Bir anlamda sorumluluk vermişti. Araç Renault 12’di. Motoru arıza yapmıştı. Aracı yaptım. Usta işi beğenerek bana teşekkür etti.  Tabi bana güven geldi.  Ne zaman da ustamı görsem bende bir iki yaş büyük olmasına rağmen ceketimin düğmesini ilikler ellerinden öperim. Çünkü beni bu yaşa getirmiş iş, dükkan sahibi olmamı sağlamıştı. Bu kolay kolay unutulamaz.  Daha sonra 5 kardeşimi, yeğenlerimi yanıma alarak yetiştirmeye başladım.

Daha sonra?

1985 yılında dükkânımı kardeşlerime bırakarak ek iş olarak Renault servisinde motor ustalığına başladım. O dönem Renault Bayii olan rahmetli Enver Perihanoğlu’yla motor tamirinde iş ortaklığı yaptık.  Yahya Yıldızbaş’ta kaporta bölümüne ortaktı. 5 yıl birlikte çalıştık. 1990 yılından sonra iş yerime geri döndüm.

Bugünkü iş yerine ne zaman taşındınız?

Eski sanayi sitesinde 10-15 yıl çalıştım. Yeni sanayi sitesine 1986-87 yılları arasında taşındık. Buraya taşındığımız zaman tamir için gelen araçlar atölyelerimize 500 metre ileride duruyordu. Çünkü yol yoktu. Şimdi iş yok. Çalışanlarımızın haftalığını vermekte zorlanıyoruz. İşçi, çırak sorunu da var. Ahilik anlayışı, kanaatkarlık olmasaydı işi  bırakıp giderdik.

1960’larda ustalar kimlerdi?

Yusuf Sürmeli, Cahit Selçuk, Hikmet Tekbudak, tornacı Hurşit Ergun ve İdris Çoban vardı.

Ustanız ne öğütlerdi?

Bu meslekte önemli, öncelikli olan mesleği sevmektir. Ustamız elimize dilimize, belimize sahip çıkmamızı isterdi.  Tamire gelen araçların içinde özel eşyalar (para, silah, ziynet vb) olabiliyor. Bunları ellemememizi ve sahip çıkmamızı isterdi.  Müşterinin malını, emanetini namusumuz gibi korumamız gerektiğini söylerdi.  Aracın içinde bulunanlara aç kalsanız dahi tenezzül etmeyin derdi.  Bizde böyle öğrendik, yanımızda çalışan çıraklarımıza da böyle öğrettik. Şimdiye kadar ters bir şey yaşamadık.

İşiniz nedir ne yapıyorsunuz?

Genellikle binek araçların motor, şanzıman, bilye, mekanik aksamlarını yapıyoruz. Kısacası kaporta ve elektrik hariç hepsini yapıyoruz.  Günümüzde yeni araçlar elektronik olduğu için yıkanan motorlar oksitleniyor. Arızaları tespit etmekte zorlanıyoruz. Bu nedenle elektronik cihazlar kullanıyoruz. Mesleğimizde bazen ilginç durumlar yaşıyoruz.  2-3 hafta uğraşmamıza rağmen bir arızayı çözemediğim oluyor.  O arıza rüyama geliyor. Rüyada arızayı tespit ederek tamir ediyorum. Rüyada gördüğümü de sabah gelip uygulayarak aracı tamir ettiğim olmuştur.

Ustayı ne mutlu eder?

Hakkâri, Şırnak, Diyarbakır, Ağrı, Doğu Beyazıt, Antalya, Bursa, İstanbul’dan müşterilerim var. İşime, müşterime değer veriyorum.  Araç sahibini memnun etmek benim görevimdir. Motoru tamir ettikten sonra marşa bastığımda aracın çalışma sesinin verdiği mutluluğu hiçbir şeye değişmem. 50 yıldır bu heyecanı yaşıyorum. Yapmadığım arıza olmadı. Ama çok uğraştım oldu. Hiç bir zaman yılmadım.

Ustalara ne tavsiye edersiniz?

Yeni ustaların marka olması için öncelikle dürüst olması, sanatını sevmesi, müşteriye saygılı olması gerekir.  Müşteri işyerine girdiğinde güven duymalıdır. Eskiden iş yerimizde 10-15 usta çalışırdı. Şimdi ise 5 kişi çalışıyor.  Bu anlayışla burada yetiştirdiğim ve beni geçen ustalar var.

Yeniden dünyaya gelirseniz hangi mesleği seçerdiniz?

Dünyaya bir daha gelirsem yine bu mesleği yapmak isterim. Ancak çok sevmeme karşın yapamadığım için öğretmenlik mesleği bir özlem olarak içimde durmaktadır. 

Unutamadığınız bir anınız var mı?

Erzincanlı bir vatandaşımız kızını üniversiteye kayıt etmek için gelmişti. Arabası arızalananıca bize geldi.  Dedi ki ama param yok. Bende gittiğinde gönderirsin dedim. Arabanın motorunu yaptık, yağını değiştirdik. Parça parasını da biz verdik.  İşin rast gelsin diyerek yolcu ettik.  Müşterimiz Van’a gelmeden bizim işimiz Erzincan’a düştü. Adam beni görünce çok heyecanlandı.  Komşularını çağırdı. Bu Vanlı arkadaşımız beni tanımamasına ve param olmamasına rağmen aracımın motorunu yaptı. Öğle yemeğini de yedirdi demesi beni insan olarak mutlu etti.  Para bizim için ikinci plandadır. Kapıya gelen müşterimi asla geri çevirmem. 

Kaynak: (VANSESİ) - VANSESİ GAZETESİ Editör:
Haber Videosu
Yorumlar
Haber Yazılımı