Haber Detayı
05 Eylül 2018 - Çarşamba 13:38
 
MAVİ ŞEHRİN KALEMLERİ
Şairler yazarlar Vansesi'nin Mavi Şehrin Kalemleri sayfasında buluşuyor.
Köşe Yazıları Haberi
MAVİ ŞEHRİN KALEMLERİ

Kardeşçe Sohbet Ediyoruz

Fatma Zehra Polatcan

Dinler, bazen gözle görülebilen, bazen hissedilebilen, bazense görünemeyen ve hissedilemeyen canlı cansız varlıklara inanmak üzerine kuruludurlar. Daha geniş bir ifadeyle din, yaratıcıya (tek tanrı), yaratıcılara (birden fazla tanrı, çok tanrı), olağanüstü varlıklara, doğasal güçlere inanma, tapınma(ibadet etme) kuramıdır.

Şimdi sizi, kendi dinlerini anlatan miniklerimle baş başa bırakacağım

Hristiyan: Merhaba arkadaşlar ben Hristiyan'ım. Dünyada yaklaşık olarak 2,5 milyar insan benim dinime inanıyor. Benim dinimin peygamberi Hz. İsa. Kutsal kitabım ise İncil.

Müslüman: Merhaba Hristiyan kardeşim. Ben de Müslümanım. Benim dinim İslâmiyet'tir. Dünyada 1,6 milyar insan İslamiyet'e inanıyor. Dinimin peygamberi Hz. Muhammed'dir. Benim dinim tek Tanrılıdır. O da Allah'tır. Kutsal kitabım ise Kur'an'ı Kerim'dir

Hindu: Merhaba arkadaşlar, ben Hinduizm dinine inanıyorum. Hinduizm tarihsel olarak en eski dindir. Kurucusu ve tarihi net değildir. Ben bu dine inandığım için bir "Hindu "yum. Benim dinimde inek kutsaldır. Kutsal kitabımda "Kutsal Vedalar"dır.

Budizm: Merhaba arkadaşlar ben de size kendimi tanıtayım. Ben Budizm dinine inanıyorum. Benim dinimde hayattaki acı, ıstırap gibi duyguları öğrenerek ortadan kaldırmak temel alınmıştır. Hristiyan kardeşim bize mezheplerin varsa söyler misin?

Hristiyan: Hristiyan mezhepleri üçe ayrılır: Katolik, Ortodoks ve Protestan. Hindu kardeşim bize dinini biraz daha derinden anlatır mısın?

Hindu: Tabi zevkle anlatırım. Biz de inekler, hayatın kaynağı olarak kabul edildiğinden kutsallıkları bulunmaktadır. Hindular, Ganj nehrini kutsal kabul ederler. Zaman zaman bu nehirde yıkanırlar. Ölen bir kimsenin cesedini de yakıp küllerini Ganj nehrine dökerler.

Müslüman kardeşim, bize dininin şartlarını anlatır mısın?

Müslüman: Kelime -i Şehadet getirmek, namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, hacca gitmek.

Sizin ibadetleriniz nasıl Hristiyan kardeşim?

Hristiyan: İbadet her zaman, her yerde, tüm aklı, tüm yüreği ve tüm eylemleriyle Tanrı'yı memnun etme amaçlı olarak meydana gelen düşünsel, ruhsal, eylemsel hareketler, düşünceler ve hisler bütünüdür. Pazar günleri kiliseye gitmek, vaftiz olmak, dua etmek, rahiplere günahları itiraf etmek ise ibadetlerimizden bazılarıdır.

Son olarak Budizm'e inanan kardeşim, acı, ıstırap gibi duyguları nasıl atlatıyorsunuz?

Budist: Meditasyon yaparak. Reenkarnasyon ve Karma Felsefesi bizim yapı taşımızdır.

Bu yazımda size dört büyük dini anlattım. Unutmayın ki dini, dili, ırkı, inancı ne olursa olsun hepimiz kardeşiz. Dünyayı kardeşliğin kazanması dileğiyle...

 

 

Her Çarşamba Bir Başka üzülürüm

Rabia Gökçe Gündüz

Yine bir çarşamba günü ve yine üzgünlüğüm. Seni benden alan bu güne, her hafta her çarşambaya isyan ediyorum. Bu gün benim yıkılmışlıklarımın günü, bu insan gitmez dediğim ama senin de gittiğin gün...

Bir gün biri giriyor hayatına sen tam umudunu yitirmiş herkese olan güvenini sevgini bitirmiş durumdasın. Ama o seviyorum diyor bağlıyor kendine. Sen sevmiyorsun onu önce, sadece bağlanıyorsun sonra yavaş yavaş alışkanlığa dönüyor bu. Ona sarılmak bambaşka geliyor, onun yanında dünyayı unutuyorsun. Seni hiç bırakmayacağım, deyip yeminler ediyor,  sözler veriyor.

Sende onun seni bırakmayacağına o kadar eminsin ki şüphe dahi etmiyorsun. Onun sevgisini iliklerine kadar hissediyorsun, sonra bir gün bırakmak istiyor seni. İlerde daha çok daha fazla üzüleceğini düşünüyor. Oysa sen onunla mutsuzluğu bile göze almışsın ama farkında değil.

O sevdirdi kendini, bağladı kendine beni. Şimdi gitme zamanı, ağlıyorsun karşısında. Durup gitme diyorsun, boynuna atlamak isteyip hıçkırıklara boğuluyorsun. Ama o sen bırakmazsan ben bırakmam dediği sözünü hiçe sayarak öylece gidiyor.

Sen yıkılıyorsun, tutmuyor bacakların ve o arkasına bile bakmadan gidiyor yine aynı son yine aynı güvensizlik ama bu son damla oluyor ve sen birleşemeyecek kadar küçük parçalara ayrılıyorsun, kırılıyorsun.

Tam seven yerinden nefret ediyorsun hayatın, onu seven her zerrenden. Ama o yaşamaya devam ediyor. Onun için her şey iyi, o değişmiş seni düşünmüyor. Senhiçi şeysin onun için.

Yapabildiğin tek şey bir zamanlar onla geçirdiğin her anın mutluluğunu nasıl iliklerine kadar hissediyorduysan şimdide bu mahf oluşluğunu bu müthiş acıyı iliklerine kadar hmek ve her akşam yorulup sızana kadar ağlamak...

 

Kül Bastım Yaralarıma

Necla Arpa Gülaçar

Kül bastım yaralarıma

Bir yanım figan

Öbür yanım sükûnet

Gözyaşı akıttım hatıralarıma

Geçen zamanda hep bir ihanet

 

Ah çaresizliğim, kimsesizliğim

Sellere kapılmış ümitsizliğim...

Aynada ağlayan kırık kalpli aksim

Gitmelere alışık garip halim

 

Taze bir kahve kokusu

Bir sevdanın taze eşiğinde

Merdivenler yükselir

Annemin tahtına

Yayılıveriyor elma kokusu

Ruhumu okşar

Öpücükler kondurur alnıma

Gelmeler başlar, çocukluğum...

Bir kiraz ağacının

Dallarını hatırlatır

 

Hayaller ve hatıralar

Yüksek topuklu ayakkabılar

Güneşe inat serin gölgeler

Gölgelerin arasında

Yaralarına kül basan

Elma kokulu küçük bir yürek

 

Ortaya saçılmış tüm umutlar

Duraklar ve insanlar

Yalancı şahitler

Kirletilmiş imzalar

Nefes nefese bir kavga

Yarım kalmış hayatlar

Ezeli günlerin tek tesellisi için

Kül bastım yaralarıma.

 

 

Dost Bağı

Yakup Bayram

Dostların bağına bağıban olduk

Bağbandan desturu alan alana

Gönül sofrasını huzura serdik

Destursuz sofraya duran durana

 

Malumun ilanı, gönül hep körmüş

Dostluğun bağını karalık örmüş

Ahde vefa diye nankörlük görmüş

Vefanın yolunu soran sorana

 

Candan dinler idik onca kelamı

Başa taç bilirdik dosttan selamı

Bu nefsin elinden çektim melamı

Hüküm kalemini kıran kırana

 

Beklerdik dostlardan birazcık vefa

Hâlbuki muratlar sadece sefa

Şu güzel otağdan bize pay cefa

Virane bu mülkü soyan soyana

 

Gel zaman git zaman talan oldu bağ

Kıymetin bilmedi ne ölü ne sağ

Canan cansız kalsa yıkılır otağ

Bu kötü haberi duyan duyana.

 

Ayrı Bir Özlem'sin...

Serhat Yıldız

Hep aynı yerden kırılıyorum

Sebepli sebepsiz

Başım duvarda,

Sırtımı kemiren böcekler

Yüreği yorgun bir adamım ben

 

Nerede görsem seni

Ellerinde hep kirli eller

Ne o ;

Gözlerini hüzünlü gördüm bugün

 

Elini uzat

Yüreğime dokunacak kadar

Yüzmeyi bilmiyorum mesela

Gözlerinde akan yaşlarda boğulurum

Cehennemine sarılmak istiyorum

 

Yansam bile incinmem söz

Korkularımda var elbet

Hissedecek kadar

Gözlerinde korkunu görüyorum

 

Bu gün çok güzel olmuşsun

Gözlerin ayrı

Saçların, dudakların ayrı sevinçte

İnsan aklındakilerini unutamaz

 

Şu sıralar ölmekle meşgulüm affet

Biliyorum susuz bir ağaç gibisin

Senle ilgilenemeyecek kadar

Yaşlandım artık

 

Oysa inatla sevmek istiyorum seni

Hiç bilmediğim kaldırımlarda

Yürüyorum

Her kaldırımın sonunda

Sana varmanın umudunu

Taşıyarak...

Kaynak: Editör:
Haber Videosu
Yorumlar
Haber Yazılımı