Haber Detayı
11 Temmuz 2018 - Çarşamba 16:08
 
Van izlenimleri
25 Haziran sabahı önce Ankara'ya, oradan da Van'a gittim. Beş günlük bir gezi oldu. Van izlenimlerimi yazmam gerekiyor. Aksi halde gezinin aktüalitesi kaybolur.
Köşe Yazıları Haberi
Van izlenimleri

25 Haziran sabahı önce Ankara'ya, oradan da Van'a gittim. Beş günlük bir gezi oldu. Van izlenimlerimi yazmam gerekiyor. Aksi halde gezinin aktüalitesi kaybolur.

 

Van Kız Öğretmen Okulu mezunlarının beşinci buluşması 25-30 Haziran tarihleri arasında Van'da yapıldı. Bu toplantı 25-30 Ocak tarihleri arasındaki Antalya buluşmasında kararlaştırılmıştı. Ocak toplantısına gelen ve Van'da ikamet eden mezunlar, bir toplantının da Van'da düzenlenmesini önermişlerdi. Haksız da sayılmazlardı.

Öğretmen okulları yatılı olduğu için öğretmen- öğrenci münasebetleri çok farklıdır. Hele alt sınıflar, ilk kez gurbete çıktıkları için daha sorunludur. Öğretmen;  öğrencinin annesidir, babasıdır, her şeyidir. Şimdi öğrencilerin elinden telefon düşmüyor; her an aile bireyleriyle görüşüyorlar.  O zamanlar sadece mektup vardı, öğrenciler postacının yolunu gözlerdi. Mektuplar geç gelirse merak başlar, moraller bozulurdu. Ailesinden haber alamayan öğrencilerin bir köşeye çekilip sessiz sessiz ağladıklarını çok gördük. Bazen hatırını sorarsınız, saçını okşarsınız, bazen gözyaşını silmek zorunda kalırsınız. Öğretmen okullarında öğretmenlik yapmak onurlu bir görevdir ama o nispette de zordur. Bu ilişkiler sizi anne, baba durumuna getirir. Aranızda yıllarca kopmayan bir sevgi bağı oluşur. Zamanla bu bağ hasrete dönüşür; aranırsınız, özlenirsiniz. "Canım öğretmenim, sevgili öğretmenim" sözleri yıllar sonra sosyal medyaya da yansır. Bir gün karşılaşırsanız eğer, elinizi öperler, boynunuza sarılırlar.

O zamanlar okuldan ayrılınca birbirimizden koptuk, adresler kayboldu, telefon zaten yoktu. Son yıllarda teknolojinin yaygınlaşması, sosyal medyanın devreye girmesi birçok şeyi değiştirdi. İnsanlar rahatça iletişim kurabiliyor. Bu sayede ben ve benim gibi olanlar, eski öğrencileriyle kolayca buluşuyorlar. Her gün bu zincire yenileri ekleniyor.

Van'da, göl kıyısında bir otelde konakladık. Türkiye'nin çeşitli yerlerinden eski mezunlar katıldı toplantıya. Gündüzleri çevre gezileri, akşamları da eğlence ve sohbet yapıldı. Nemrut krater gölü, Ahlat Selçuklu mezarları, Van ve Hoşap kaleleri, Doğubayezit İshak Paşa sarayı, Muradiye şelalesi, Erciş'te balık göçü gibi doğal ve tarihî güzellikler görüldü.

Önceki toplantıya gelemeyen eski öğrencilerimizle buluştuk, hasret giderdik, çokça fotoğraflar çekildi. İşin ilginci kırk beş yıl önce vedalaştığım okul personelimizden mutemet Selahattin Çakmak, teknisyen Hacı Temizel; mutfak görevlileri Mahir Elyecit, Sait ve Remzi Tekin kardeşler ziyaretime geldiler. Kucaklaştık, sarıldık. Aradan bunca zaman geçtiği halde unutulmamak güzel bir duygu.

 

Eski öğrencim Refik Çiçek, torunu küçük Hülya ile geldi; ertesi gün beni Zeve Şehitliği'ne götürdü, evinde yemek ikram etti.

Ben daha şanslıydım; sadece eski öğrencilerle değil yenileriyle de karşılaştım. 2009'da Kastamonu Fen-Edebiyat Fakültesi'nden mezun, tarih öğretmeni Harun Yiğit,  eşi ve dört yaşındaki oğluyla beraber, Erciş'ten kalkıp ziyaretime geldi. İki yıl önce Eğitim Fakültesi'nden mezun öğrencim Enes Gündüz de beni yalnız bırakmadı. Her ikisi de FACE denen sosyal medyadan öğrenmişler Van'a geleceğimi.  Aramızda geçen konuşmaların içeriğini burada yazmayacağım; zira hem yerim dar, hem de uygun düşmez.

Sosyologlar, psikologlar ne der bilmem; ancak şunu ifade etmeliyim, her kim olursa olsun;  insanlarla sevgiye dayanan samimi, insanî ilişkiler kurduğunuzda, bunlar bir gün geliyor, size geri dönüyor. Ne şu, ne bu, ne de başka faktörler asla bunun önüne geçemiyor. Bunlar benim için beklenmedik şeyler değildi ama Van'da bir kez daha gördüm.

Eski okul müdürümüz ve Van Belediye Başkanı Tayyar Dabbağoğlu'nun mezarını ziyaret ettik, duamızı yaptık. Eşi Dr. Süheyla Hanım -biz, ona hep Süheyla abla deriz-  bizi hiç yalnız bırakmadı. Gündüzleri Van'ı gezdirdi, akşamları da sohbetimize katıldı.

 

Van çok değişmiş. Daha doğrusu kırk beş yıl önceki Van'dan bugün eser yok. " Van'ı nasıl buldunuz?" diye çok sordular. Biraz da latife olsun diye;  "Van'da değişmeyen bir kale, bir de Dr. Süheyla Hanım kalmış" dedim. Bulvarlar, caddeler, modern binalar, alt geçitler, parklar çok güzel, yenileri de yapılıyor. Deprem bölgesi olduğu halde yüksek binalar dikkatimi çekti. Lakin şehir içi trafik çok sıkışık

Van için göl kıyısında bir hilâl düşünün; hilâlin merkezinde asıl şehir, güney tarafında sayfiye ilçesi Edremit,  kuzeyinde üniversite kampüsü. Geceleri ışıl ışıl bir hilâl seyrediyorsunuz. Kendi aralarında karşı yakalar oluşturmuşlar.

Van'ın geleceğini çok parlak gördüm. Her geçen gün daha modernleşecek. Üniversitenin ciddi bir ağırlığı var. Fizikî mekânları mükemmel; daha da gelişecek, büyüyecek. İran'dan çok sayıda turist geliyor. Nemrut krater gölü, Ahlat Selçuklu mezarları, Van ve Hoşap kaleleri, Muradiye şelalesi, Doğu Bayezit'teki İshak Paşa sarayı, Ahtamar kilisesi turizmin ana unsurları.  THY, Anadolu Jet, Pegasus, Sun Expres firmaları her gün sefer yapıyor.

Tüm aile bireyleriyle katıldığım geziden güzel, hoş izlenimlerle döndüm. Van'da bizi yalnız bırakmayan, başta Dr. Süheyla Dabbağoğlu olmak üzere değerli dostlarıma, eski-yeni sevgili öğrencilerime; uğradığımız dükkânlarda çay, kahve hatta dondurma ikramında bulunan gözü tok, gönlü zengin esnaf kardeşlerimize çok teşekkür ediyorum. Allah hepsine sağlıklı, huzurlu ömürler nasip etsin.

 

 * Mustafa Eski, Kastamonu Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi.

Kaynak: Editör:
Haber Videosu
Yorumlar
Haber Yazılımı