301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
09 Nisan 2019 - Salı 17:19
 
Ümran Öztürk
 
 

8 Nisan 1971 tarihinde Londra'da toplanan Birinci Uluslararası Roman Kongresi, bu tarihin Dünya Romanlar Günü olarak kutlanmasına karar verir. 8 Nisan bütün dünyada, İkinci Dünya Savaşı'nda Naziler tarafından soykırıma uğratılarak katledilen ve sayısı tam olarak bilinmeyen yüz binlerce Roman'ın anısını yaşatmak adına Dünya Romanlar Günü olarak kabul eder.

 

Ancak; Yıllarca ayrımcılığa uğrayan bu millet tarih boyunca, birlikte yaşadıkları halkların kültürlerine, yaşamlarına sayısız katkı sunmaktadırlar. Dünya kültürünün bir bakıma taşıyıcılığını da yapan Romanlara sokağımızda, mahallemizde, kentimizde kısacası hemen her yerleşim yerinde rastlarsınız.  Yaptıkları işlerce anılan,  romanların statülerini, sınıflarını da yaptıkları işler belirler. 

Örneğin Susurluk’taki müzisyen Romanlar halkla çok iyi ilişkiler içinde yıllar yılı sorunsuz yaşamaktadırlar. Şehrin renkli simaları, Susurluk'un bir bakıma sembolüdür onlar.

 

Geçen günlerde yolum Bursa'ya düştü. Dost ziyaretine gittiğim Bursa'da Kızyakup Mahallesindeki Kamberler parkında bir kadın heykeli gördüm. Kim olduğunu sorduğumda acılar içindeki bir yaşam ve hazin bir aşk hikâyesi ile sarsıldım.

 

Aşkın en deli hali diye anılan Roman kadını Ayten’in trajik hikâyesini dinlediğimde içim burkuldu.

 

Ayten Şenisik 1935 yılında fakir bir roman ailesinin çocuğu olarak dünyaya gelmiş. Üç yaşında geçirmiş olduğu menenjit hastalığı, ailenin yoksul ve bilinçsiz olmasından dolayı tedavi edilemediği için ağır hasarlar bırakmış Ayten'de. Çocukluğunda sık sık ateşli hastalıklarla boğuşan Ayten 16-17 yaşlarında kendinden beş altı yaş büyük genç bir adama âşık olmuştu. Cümbüş Hasan diye bilinen Hasan Bayındıroğlu bu aşka kayıtsız kalamamış o da Ayten'i sevmişti. Ancak Ayten'in ailesi Cümbüş Hasanın çok içki içmesinden dolayı bu evliliğe karşıydı. İki sevgili tüm bu karşı çıkmalara rağmen birbirlerini sevmeye devam etmiş, kavuşacakları güne değin kahırlı bekleyişlerini sürdürmüşlerdi. Ayten içine düştüğü sevda ateşiyle yanıp tutuşurken yemeden içmeden kesilmiş, yataklara düşmüştü.  Ailesi ise bu kararda daha fazla direnememiş rıza göstermişti evlenmelerine. Nihayet altı yıl süren bu uzun bekleyişten sonra Ayten ve Hasan kavuşmuşlardır. Ancak bu mutluluk uzun sürmemiş. 1,5 yıl süren bu evlilik alkolün batağına iyice saplanan Hasan’ın Ayten’i ve evi terk etmesi, ardından da hastalanıp ölmesi Ayten'i derinden etkilemişti. Hasan'ın ölümüyle akli dengesini kaybeden Ayten,  Cümbüş Hasan'nın hediye ettiği eşyaları da yanına alarak sabahtan akşama kadar omzundaki davul, elindeki cümbüşü, kolundaki renkli çantalarla sokak sokak dolaşıp deli divane gezerek sokaklarda yaşamını sürdürmüş.

Yaşadığı bu süreçte Ayten çarşı esnafının göz bebeği olmuş. Zira omzundaki davulunu çala çala kapalı çarşıda hangi dükkâna girse o dükkâna uğur, bereket getirdiğine inanırmış esnaf. 

 

Bursalıların belleğine aşkından delirmiş kadın olarak kazınan Ayten Bursa'da dönemin sembolü haline gelmiş ölünce de Kamberler parkı’nda yükselmiş deli Ayten heykeli. Yeşil şehrin ikonası, şehrin renkli siması, asrın Leyla'sı, Şirin'i, Aslı'sıydı deliler kraliçesi âşık kadın deli Ayten.

 

Ayten'in heykeli 2009 yılında doğduğu, büyüdüğü ve öldüğü mahalle yıkıldıktan sonra yapılan parka dikilince, gazeteler bu haberi "'Deli Ayten' Mahalleye Geri Döndü" başlığıyla verdi. Birçok Bursalı bu habere içten içe sevindi. Zira o, Bursa'nın en içten deli kızıdır. Yıllar sonra Bursalılar Deli Ayten için sanatsal bir çalışma ortaya koyar.

 

 "Ayten: Bir Deli Aşk Hikâyesi" adlı oyunla tiyatroda sergilenir tiyatro oyununun ardından

 

"Aşkın En Deli Hali-Deli Ayten"adıyla Bursa Büyükşehir Belediyesi Karagöz sinema atölyesi ve Bursa Kültür ve Sanat Derneği iş birliği ile belgeseli de yapılır, aşk yüzünden deliren bu kadının.

Ne kadar kollansa da etrafca, yine de tecavüzlerden kurtulamaz.   Ayten yedi sekiz kez hamile kalır maalesef çocuklarını yurtlara yerleştiren devlet Ayten' i de kısırlaştırır. Bursalılarca anlatılan bu hikâye dinleyenin yüreğini dağlar. Yaşadığı bunca olumsuzluklar, acılar Hasan’ın kendisini terk etmesi kadar acıtmamıştır canını. Yaşama daha fazla direnemez 12 Mart 1992 günü Kızyakup'taki kulübesinde ölü bulunur.  Ayten'in cenazesine Bursalılar sahip çıkar. Pınarbaşı'nda üç binden fazla Bursalı’nın katılımıyla cenaze defnedilir. Bursalılar unutamadıkları bu âşık kadının Kızyakup Mahallesinde bulunan parka heykelini dikerler. O artık Bursa'nın renkli siması, bir dramın sembolü ve en renkli kişiliğidir.

 
Etiketler: ,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Dünya Kız Çocukları Günü Kutlu Olsun!
Anadolu'nun Buğulu Sesi: Kaval
Deprem Çantamız Nerede?
Kadın gözüyle Balıkesirspor- Vanspor maçını izledim
Eylülsüz Sonbahardan Acı Veda
Hayatın Alfabelerinden Biri Toprak Diğeri Kadındır
Buruk bir tebessümdür Eylül
Van'a Geleneksel Mutfak Müzesi
Kayıt dışı hikayeler
Bir Röportajın Analizi
Vangölü ve Kazdağları Çığlık Çığlığa!!!
Vansesi Gazetesi 82 Yaşında
Gençler işsizliğin yanı sıra KYK kabusu yaşıyor!
Bir genç kızın ibretlik öyküsü
Edremit'ten Edremit'e Uçmak İstiyoruz
Yaşamın şifresi su, sevginin şifresi güven
Muradiye Küçükköy'de heyecan dorukta
Etek boyu mu pedofili mi?
Annemin Futbol Tutkusu
Van Gölü'nün imdat çığlıklarını duyan var mı?
Lorenzo'nun yağı ve çınar
İnce bir sızıdır yalnızlık
2 Nisan ve Bitmeyen Hüznün Diyarı, Van
Sona'nın hikayesi
Gümüşün iğne oyası Telkari
Herşey ayrıntılarda gizlidir
Kadınların yerel yönetimden beklentileri
AĞLAYAN GELİNLER Hüznün Çiçeği Ters Laleler
Bir tren yolculuğu
50 Kuruşun Hikayesi ve Sabiha Tansuğ
Bir Günün Hikayesi
Üniversitelerin kentlere kattığı değer
Her değişim yüze yansıyan bir ışıktır
Motiflerin gizli dili, aşkın ince sızısı…
Van’a Geleneksel Mutfak Müzesi
Van'ın Yerel Lezzeti Fırınağzı Yemeği ve Tarihi Van Kahvaltısının Hikayesi
Doğa Kolejinde Doğal Buluşma
Van izlenimlerim-1
Vanlı Okuyucularımla Buluşuyorum
2. Van Kitap Fuarı
Renklerin suyla dansı
Kent, Kadın ve Sanat
Kapalı Çarşıdan Toprak Damlı Evlere
Güneşe sevdalı çiçek
Mahalle baskısı…
Herşeye rağmen gülümseyen şehir
İlk Aşk Mektubunun Öyküsü
Mahallemizin kadınları sinema yapıyor
Gürpınar’da küçük bir kahvehane
Acımasız hırsız zaman
Vefa yaşarken gösterilmeli
Vahşi Kentleşme
Satsuma mandalinasının tarihi
Başka Van Gölü yok!!!
Maddeye düşünceyi katan dost
Çalma! Üret!
Çiğ damlasından yoğurda yolculuk
Fesleğen kokusundan reyhan şerbetine
Ben beyazı sende seviyorum
Hevsel Bahçeleri
Göç Yollarında Münizar ve Behiye
Aşkın ağacı ıhlamur ve çınar İskele Caddesi’nde
Başkaldırı ve İsyanın Dansı Tango
Taşların Sırrı
Sakız Sardunyalı Cumbalı Evler
Çemberimde gül oya
İki yürek arasında yolculuk
Vazgeçişlerin son sözüdür elveda
BEN AYRILIKLARI EZBERLEDİM
Doğusuyla batısıyla biz olmak
Kırık Kalplerin Sözcüsü Kahraman Tazeoğlu Yazarımız Ümran Öztürk'e konuştu: Aşktan Besleniyorum
Elbette Kadın'da gülecek
Kardeşliğin diğer adıdır lise arkadaşlığı…
Kirazın ve boncuğun buluştuğu masal köy
Hüzün şehri Van'da değişim rüzgarları
İzmir'de 2 Nisan Heyecanı
Göç yollarından bugüne
Bitmeyen hüznün diyarı Van…
Bugün bir çocuğu tiyatroya götürün
Bir Kadının Objektifinden: İplik Hayatlar
Zamana ince bir ayar çekmek
Hiçlik
Van kızı, şarkıların kadife sesi Melihat Gülses'le söyleşi
2 Nisan'da İzmir'de Van Rüzgârı Esecek
Önce birbirimizi sevmekle başlayalım
Van Beylerinin Şatosu Hoşap Kalesi
Zamanı unutturan renk
Kadının zerafeti, erkeğin cesareti
Masal köyün kraliçesi
6284 Kadınların Şifresi
Aynı gözlerle farklı coğrafyaları izlemek
Çarşılar ve kadınlar
Taner Barlas ile sohbet
Her seçim bir vazgeçiştir…
Gürpınar'da zamanın ruhu
PENCERELER, KAPILAR VE KÖPRÜLER
VAN'A GİDECEĞİM İÇİN HEYECANLANIYORUM
Leyla'dan sonra
Üzerlik
Bir yağmur damlası olmaktı niyetim
Bir fotoğrafın hikayesi
Ayla
Bir başkadır benim memleketim
Zirveden notlar
İnsan doğduğu yerin cıvasıdır
Gündüz Seyranlık Gece Gerdanlık
Kadının özgürlük çığlığı erbane
ONU KENDİN İÇİN AFFET
Ensestin neresindeyiz?
Radyolu günlerimiz
Sardunya kokulu sabahlar
Özgür bir ruh kendi güneşiyle ısınır
Begonvilli sokaklar
Savat; duyguları motiflerle anlatma sanatı
80. Yılında Vansesi Gazetesi
Çıplak ayaklı çocuklar
Korkuyu aşarsan bitkisel hayattan çıkarsın…
Güneş doğudan yükselir
O çocuksu gülüşümüz bayramlarda kaldı…
Müzik değişince dans değişir
İlkbaharda usul usul yürü; toprak ana hamiledir…
Bir Şehit verilecekmiş sen ol Aybüke
Hoş geldin hüzün, merhaba aşk…
Normalleşen Anormallikler
Bizi esir alan duygusal kapitalizm
Anneme Mektup
"ERKEK OLMAK DAHA ZOR"
HÜZNÜN KOKUSU SAHAFLAR
Bir şehri sevmek, aşka sebep aramaktır
Umuda elveda demeyenlerin öyküsü
Vivaldi'nin İlk Mevsimi
Böyle Olur Vanlıların Şöleni
Babamla aramızdaki küçük replikler
Hoşça kal
Hazan ve zaman
Kadına Dair... Oğluma Öğüdümdür
Onu güneşin doğuşunda göreceksiniz
Yeni bir sayfada başlar hayat
Kitapların büyülü yolculuğundaki kadın
Bir doğa olayıdır çıkar gelir aşk
Kahve kokusuna eşlik edendir huzurun kokusu…
Annemin kara kaplı defteri
Şiirin gizli öznesi aşk
İki dil bir bavul
Geçmişinin gölgesidir çocukluk arkadaşın
Yeni umutlara selam olsun
Kadın, Yağmur Ve Hüzün
Dokunarak sevelim
Sevgide çoğalmak
Gelecek, hayal edilen bir şimdidir
Gürpınar'da zamanın ruhu
Aşk tutsaklık, sevgi kutsallık mı?
Gözyaşı ve kahkahası birbirine karışır çocuğun
Gülüşünde Mayınlar Patlatırken, Ansızın Ağlayandır Çocuk
Şiir gibi gülümseyen insanlara merhaba
Haber Yazılımı