301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
19 Şubat 2019 - Salı 14:01
 
50 Kuruşun Hikayesi ve Sabiha Tansuğ
Ümran Öztürk
 
 

Sabiha Tansuğ, Alman işgalinden Türkiye'ye göç etmek zorunda kalan muhacir bir ailenin Gümülcine'de dünyaya gözlerini açan küçük kızıdır. Hikâyesi de 1941 yılında ailesi ile birlikte Gümülcine'den Ege kıyılarına göç etmesiyle başlar. Öğretmen bir babanın çocuğu olan Sabiha o yıllarda yaşanan savaş ortamından uzaklaşarak doğduğu topraklardan hüzünlü bir veda ile uzaklaşsa da hayat ona geldiği bu topraklarda başarı ve mutluluk armağan eder.

Sabiha Tansuğ çocukluk yıllarının geçtiği Bergama'da Çukur Han'da gördüğü altınlı başlıklı, çizmeli, üç etekli yörük kadın giysilerinden etkilenmiş, Soma'da çoban kadınları ile içli dışlı olmuştur. Cumhuriyet bayramlarında Akhisar'da Efe havalarını oynayan Yörük ve Türkmen kadınlarını ise hiç unutamamıştır. Manisa İzmir ve çevresinde pek çok yerde ailesi ile birlikte yaşayan sarışın mavi gözlü Sabiha, eğitim hayatına Goztepe Kız Enstitüsünde devam eder. Okullar tatil olduğunda, incir ve tütün mağazalarında çalışır. Ancak bu işlerden hiç mutlu olmaz. Bu kez daha mutlu olacağı bir iş yapmaya başlar. Oyuncak bebeklerine diktiği kıyafetler ile başladığı yolculuğa Kemeraltı'ndaki dükkânlara bebek elbiseleri dikerek devam eden Tansuğ başarı dolu yaşam hikayesine böylece adım atmış olur.

İzmir'den İstanbul'a taşınan, orada evlenen Nuri İyem'den resim dersleri alan ve bir yandan da terzilik yapan Tansuğ, eşiyle yaptığı yurtdışı ve yurtiçi gezileri ile İzmir ve Manisa'da gördüğü Anadolu kadının giyinişlerinden, kullandıkları aksesuarlardan, geleneksel kıyafetlerinden çok etkilenir ve hayatını bu giyim kültürüne adar. Anadolu kadını için bir iletişim aracı olarak kullanılan ve her birine toplumsal anlamlar yüklenen, renk renk farklı oyalarla bezenen, altın yaldızlar hatta aynalar iliştirilen başlıklar, çizmeler, üç etekler onu işte yaşam bu dediği mecraya taşır.

Aşıkların durağı Pierre Loti restorasyonu ile etnograf kimliğini alır, Anadolu kıyafetlerinin müzesini kurar. Sarışın mavi gözlü bu kadının azmi ve merakı onun Anadolu kostümleri ve özellikle başlıkları konusunda ülkedeki en önemli otoritelerinden biri olmasını sağlamıştır. Hotozları Anadolu'nun ve dünyanın pek çok yerinde sergileyerek Avrupa'yı kendisine hayran bırakan, uluslar arası sergilerinde ülkemizi dünyaya tanıtan ve uluslar arası basında övgüler alan kadın Sabiha Tansuğ; 50 yıldır kendini Anadolu giyim kültürüne adayan, bu alanda çok zengin bir koleksiyonu olan, bu koleksiyondan seçmelerle dünyaya kültürümüzü tanıtmaya çalışan ve dünyada ilk kez halk giysili gelin başıyla madeni paraya resmi basılan insan.

Gazeteci, yazar, etnograf, yerel kıyafet ve başlık koleksiyoneri ve Türk kültürü araştırmacısı Sabiha Tansuğ'un 1968 yılında İstanbul'da açtığı bir sergiyi gezen zamanın darphane Müdürü Sait Tanaçan'ın Hotozlar dikkatini çeker ve Sabiha Tansuğ' u telefonla arar. Kendisine 50 kuruşun üzerine başlıklı bir fotoğrafının basılması önerisinde bulunur. Kendisini darphaneye davet eder ancak yanında 6-7 tane farklı hotoz getirmesini ister. Bu öneriyi mutlulukla kabul eden Sabiha Tansuğ 5 Anadolu başlığı alarak darphaneye gider ve bu başlıklarla fotoğrafları çekilir. Aralarında seçim yapılır ve başkent Ankara'yı temsil eden gelin başlığı olan fotoğrafın madeni paraya basılmasına karar verilir. Aradan üç yıl geçmiştir. Sabiha Tansuğ 1968 yılında İstanbul' da açtığı sergiyi önce Japonya'ya, sonra Paris'e götürür. Tansuğ'un Paris'te bulunduğu sırada Türkiye' de madeni 50 kuruşlar basılıp piyasaya sürülmüştür. Devlet adamlarının dışında halktan bir kişinin resminin basıldığı ilk para olan 50 kuruşluklarda, Ankara Hotozu isimli gelin başlığıyla yer alan Sabiha Tansuğ'dur. Sabiha Hanım bu haberi kayınvalidesinden öğrenir. Kayınvalidesi haberi vermekle kalmayıp gelini Sabiha Tansuğun resminin bulunduğu madeni 50 kuruşluğu mektubu ile birlikte zarfın içine koyarak Paris'e gönderir. 50 kuruşluk madeni parayı eline alan Sabiha Hanım çok mutlu olur. Bu para 1971-1979 yılları arasında basılır. 1980 yılında tedavülden kaldırılan 50 kuruşa resmi basılan ve bu yolla tarihe geçen halktan ilk ve tek kişidir. "Şu enflasyon olmasa hala tedavüldeydim diyerek espri yapan" Sabiha Tansuğ o gün yaşadığı duygularını şöyle anlatmıştır. "Paranın üzerine halktan birinin fotoğrafının basılması hadisesi bir ilkti ve bugüne kadar bana verilen en büyük hediye bu oldu. Aslında paranın üzerine ben değil, kökeni Hititlere kadar dayanan bir motif bulunan eğri başla birlikte bir tarihin resmi basıldı" diyerek hotozların tarihi geçmişinin altını kalın çizgilerle çizmiştir.

 

Söyleşilerinde, röportajlarında halkın öz giyim kültürünü terk ederek hazır giyime yönelme sürecine de dikkat çeken Sabiha Tansuğ İlerlemiş yaşına rağmen her yeni güne büyük bir umut, aşk ve tutku ile merhaba dediğini dile getirmektedir. Sabiha Hanıma göre "İnsan, umudunu ancak öldüğünde yitirir." Yılmadan üreten, adeta yaşama meydan okuyan "Halk Bilimleri Ödülü" de dahil olmak üzere sayısız ödüller alan, Dünya'nın bir çok ülkesinde sergiler açan, makaleler, kitaplar, resimlerle sonu gelmeyen üretim, sayısız projelere imza atan Anadolu'yu yüreğinde taşıyan Sabiha Tansuğ'un yardımcısı Ayhan Bey ile telefonla görüşmemiz esnasında "sizi Sabiha Hanım'la en kısa zamanda bir araya getireceğim." sözünü almıştım. Telefonu kaparken yaşamda kendime farklı bir pencere daha açmanın mutluluğunu yaşadım. Bu yazıyı okuyan ve yolu İstanbul'a düşen meraklıların Mecidiyeköy Ortaklar Caddesi'ndeki, SABİHA TANSUĞ MÜZESİ'ni ziyaret etmelerini öneririm.

 
Etiketler: 50, Kuruşun, Hikayesi, ve, Sabiha, Tansuğ,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Yaşamın şifresi su, sevginin şifresi güven
Muradiye Küçükköy'de heyecan dorukta
Etek boyu mu pedofili mi?
Annemin Futbol Tutkusu
Van Gölü'nün imdat çığlıklarını duyan var mı?
Lorenzo'nun yağı ve çınar
İnce bir sızıdır yalnızlık
2 Nisan ve Bitmeyen Hüznün Diyarı, Van
Sona'nın hikayesi
Gümüşün iğne oyası Telkari
Herşey ayrıntılarda gizlidir
Kadınların yerel yönetimden beklentileri
AĞLAYAN GELİNLER Hüznün Çiçeği Ters Laleler
Bir tren yolculuğu
Bir Günün Hikayesi
Üniversitelerin kentlere kattığı değer
Her değişim yüze yansıyan bir ışıktır
Motiflerin gizli dili, aşkın ince sızısı…
Van’a Geleneksel Mutfak Müzesi
Van'ın Yerel Lezzeti Fırınağzı Yemeği ve Tarihi Van Kahvaltısının Hikayesi
Doğa Kolejinde Doğal Buluşma
Van izlenimlerim-1
Vanlı Okuyucularımla Buluşuyorum
2. Van Kitap Fuarı
Renklerin suyla dansı
Kent, Kadın ve Sanat
Kapalı Çarşıdan Toprak Damlı Evlere
Güneşe sevdalı çiçek
Mahalle baskısı…
Herşeye rağmen gülümseyen şehir
İlk Aşk Mektubunun Öyküsü
Mahallemizin kadınları sinema yapıyor
Gürpınar’da küçük bir kahvehane
Acımasız hırsız zaman
Vefa yaşarken gösterilmeli
Vahşi Kentleşme
Satsuma mandalinasının tarihi
Başka Van Gölü yok!!!
Maddeye düşünceyi katan dost
Çalma! Üret!
Çiğ damlasından yoğurda yolculuk
Fesleğen kokusundan reyhan şerbetine
Ben beyazı sende seviyorum
Hevsel Bahçeleri
Göç Yollarında Münizar ve Behiye
Aşkın ağacı ıhlamur ve çınar İskele Caddesi’nde
Başkaldırı ve İsyanın Dansı Tango
Taşların Sırrı
Sakız Sardunyalı Cumbalı Evler
Çemberimde gül oya
İki yürek arasında yolculuk
Vazgeçişlerin son sözüdür elveda
BEN AYRILIKLARI EZBERLEDİM
Doğusuyla batısıyla biz olmak
Kırık Kalplerin Sözcüsü Kahraman Tazeoğlu Yazarımız Ümran Öztürk'e konuştu: Aşktan Besleniyorum
Elbette Kadın'da gülecek
Kardeşliğin diğer adıdır lise arkadaşlığı…
Kirazın ve boncuğun buluştuğu masal köy
Hüzün şehri Van'da değişim rüzgarları
İzmir'de 2 Nisan Heyecanı
Göç yollarından bugüne
Bitmeyen hüznün diyarı Van…
Bugün bir çocuğu tiyatroya götürün
Bir Kadının Objektifinden: İplik Hayatlar
Zamana ince bir ayar çekmek
Hiçlik
Van kızı, şarkıların kadife sesi Melihat Gülses'le söyleşi
2 Nisan'da İzmir'de Van Rüzgârı Esecek
Önce birbirimizi sevmekle başlayalım
Van Beylerinin Şatosu Hoşap Kalesi
Zamanı unutturan renk
Kadının zerafeti, erkeğin cesareti
Masal köyün kraliçesi
6284 Kadınların Şifresi
Aynı gözlerle farklı coğrafyaları izlemek
Çarşılar ve kadınlar
Taner Barlas ile sohbet
Her seçim bir vazgeçiştir…
Gürpınar'da zamanın ruhu
PENCERELER, KAPILAR VE KÖPRÜLER
VAN'A GİDECEĞİM İÇİN HEYECANLANIYORUM
Leyla'dan sonra
Üzerlik
Bir yağmur damlası olmaktı niyetim
Bir fotoğrafın hikayesi
Ayla
Bir başkadır benim memleketim
Zirveden notlar
İnsan doğduğu yerin cıvasıdır
Gündüz Seyranlık Gece Gerdanlık
Kadının özgürlük çığlığı erbane
ONU KENDİN İÇİN AFFET
Ensestin neresindeyiz?
Radyolu günlerimiz
Sardunya kokulu sabahlar
Özgür bir ruh kendi güneşiyle ısınır
Begonvilli sokaklar
Savat; duyguları motiflerle anlatma sanatı
80. Yılında Vansesi Gazetesi
Çıplak ayaklı çocuklar
Korkuyu aşarsan bitkisel hayattan çıkarsın…
Güneş doğudan yükselir
O çocuksu gülüşümüz bayramlarda kaldı…
Müzik değişince dans değişir
İlkbaharda usul usul yürü; toprak ana hamiledir…
Bir Şehit verilecekmiş sen ol Aybüke
Hoş geldin hüzün, merhaba aşk…
Normalleşen Anormallikler
Bizi esir alan duygusal kapitalizm
Anneme Mektup
"ERKEK OLMAK DAHA ZOR"
HÜZNÜN KOKUSU SAHAFLAR
Bir şehri sevmek, aşka sebep aramaktır
Umuda elveda demeyenlerin öyküsü
Vivaldi'nin İlk Mevsimi
Böyle Olur Vanlıların Şöleni
Babamla aramızdaki küçük replikler
Hoşça kal
Hazan ve zaman
Kadına Dair... Oğluma Öğüdümdür
Onu güneşin doğuşunda göreceksiniz
Yeni bir sayfada başlar hayat
Kitapların büyülü yolculuğundaki kadın
Bir doğa olayıdır çıkar gelir aşk
Kahve kokusuna eşlik edendir huzurun kokusu…
Annemin kara kaplı defteri
Şiirin gizli öznesi aşk
İki dil bir bavul
Geçmişinin gölgesidir çocukluk arkadaşın
Yeni umutlara selam olsun
Kadın, Yağmur Ve Hüzün
Dokunarak sevelim
Sevgide çoğalmak
Gelecek, hayal edilen bir şimdidir
Gürpınar'da zamanın ruhu
Aşk tutsaklık, sevgi kutsallık mı?
Gözyaşı ve kahkahası birbirine karışır çocuğun
Gülüşünde Mayınlar Patlatırken, Ansızın Ağlayandır Çocuk
Şiir gibi gülümseyen insanlara merhaba
Haber Yazılımı