301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
10 Ekim 2019 - Perşembe 16:26
 
ABD havlu atıyor
Mehmet Bedri Gültekin
 
 

Türkiye'nin Fırat'ın doğusundaki PKK varlığına karşı harekata geçmesi kaçınılmazdı ve harekât başladı. ABD'nin engelleme, oyalama ve aldatma çabaları boşa çıktı.

Koşullar Türkiye açısından elverişlidir. Astana sürecindeki ortaklar, İran ve Rusya, harekâta esas olarak olumlu yaklaştılar, Türkiye'nin teröre karşı mücadelesini anladıklarını söylediler. Irak bu Harekâtta Türkiye'nin doğal müttefikidir.

Rusya ve İran'ın "Adana Mutabakatı"na gönderme yapmaları ve Suriye'nin meşru yönetimi ile temasa geçilmesini savunmaları, Harekâtın başarısı için gerekli olan adımın atılması noktasında Türkiye'ye yapılan bir hatırlatma ve yardım olarak anlaşılmalıdır.

Asya bir bütün olarak Türkiye'nin yanındadır.

Avrupa, ABD'nin yanında değildir. Şu anda en azından tarafsız konumda olduğunu söyleyebiliriz. Kısacası uluslar arası koşullar askeri harekâtın başarı açısından son derece uygundur.

 

ABD çaresiz

ABD Türkiye'nin müdahalesini engellemek için elinden geleni yaptı. "Müşterek Komuta Merkezi", "Ortak kara ve hava devriyeleri" türünden oyalamalar, daha önce iki yıl boyunca Münbiç'te sahnelenmişti ve Türkiye bu tür oyalamaların sonucunu yaşayarak görmüştü.

Harekât başladıktan sonra ABD tarafından gösterilen tepkiler, aslında bu emperyalistin içinde bulunduğu çıkmazı sergiledi.

Trump, önce Türkiye'yi tehdit etti ve "belirlenen sınır aşılırsa Türkiye ekonomisini mahvedeceği" tehdidini savurdu. Ama bir yandan da harekât bölgesindeki askerlerini geriye çekerek Türkiye ile bir sıcak çatışmayı göze alamadığını göstermiş oldu.

Daha sonra da "Bu sonu gelmeyen Ortadoğu Savaşında yer almalarının başından beri hata olduğunu"  ve "Suriye'den çekilmelerinin zamanının geldiğini" söyledi.

Kısacası ABD çaresizdir ve aslında "Büyük Ortadoğu Projesi" ile giriştiği emperyalist saldırının altında kalmıştır. Artık havlu atmaktadır.

 

PKK yolun sonunda

PKK 40 yıldır süren etnik ve bölücü terör yolunun sonuna gelmiş durumda.

2015 sonrasında Türkiye'de ve Irak'ta askeri bakımdan aldığı büyük darbelerin ardından bütün ümidini Suriye'de ABD desteği ile elde ettiği mevzilere bağlamıştı.

ABD korumasında kontrol ettiği alanın "meşruiyetini" bir oldubitti olarak bölge ülkelerine kabul ettirirse, zamanla Türkiye ile Irak ve İran'daki kayıplarını telafi edeceği hesaplarını yapıyordu.

ABD'nin yılda 500 milyon doları bulan para yardımını, 30 bin TIR'lık silah desteğini ve 30 bin kişiye verilen maaşı ele geçmez tarihi fırsat olarak görüyordu.

Unuttuğu bir nokta vardı. Savaşlarda ilk önce piyonlar feda edilir.

PKK, Batı Asya'daki milli devletlere karşı emperyalizmin yürüttüğü yıkım savaşında üstlendiği piyon rolünün bedelini şimdi ödemektedir.

Dört yıl önce ABD'nin, Kuzey Irak'tan Akdeniz'e ulaşacak koridor planının başarısı için Türkiye'de hendek savaşlarını başlatmıştı ama o kazdığı hendeklere kendisi gömüldü.

Şimdi de gene ABD'nin Bölgede tutunabilmek için yığınak yaptığı son mevzi için Suriye devletini bölme görevini üstlendi.

Ama asıl hedef Türkiye olduğu için, dört yıl önce Sur, Nusaybin, Cizre ve Silopi'de yaşadığı kaderi Türk Ordusu eliyle bugün de Fırat'ın doğusunda yaşıyor.

 

Köklü çözümün şartı

Türkiye "Barış Pınarı Harekâtı"nın hazırlıklarını uzun zamandır yapıyor. Hem askeri anlamda, hem de uluslar arası alanda koşullar son derece elverişlidir. Zafer için bütün koşullar uygundur.

Eksiklik Şam ile resmi temasın hala kurulamamış olmasıdır. AKP iktidarının bu konudaki inadı anlaşılmazdır.

Fırat'ın doğusu Suriye toprağıdır. Orada güvenliği sağlamak, terör sorununu çözmek, devlet egemenliğini tesis etmek öncelikle Suriye'nin görevidir.

Türkiye mevcut avantajlarına, bir de her alanda Suriye devleti ile birlikte hareket etmeyi eklediği gün, sorunun en az maliyetle halledildiğini görecektir.

30 kilometrelik güvenlik kuşağı sorunu çözmez. 30 kilometrenin ötesindeki PKK ve ABD varlığı ne olacak? Tehdit bu sefer 30 kilometre öteden devam etmeyecek mi?

Son yapılan açıklamalara göre Türk Ordusu harekâtı "Suriye Milli Ordusu" ile birlikte yürütüyor. Suriye'nin bir tane "Milli Ordusu" var. O da sayın Beşar Esad'ın başkomutanı olduğu ve yıllardır vatanını kahramanca savunan Ordudur.

ÖSO'ya "Milli Ordu" etiketi yapıştırarak onu "Milli Ordu" yapamazsınız. Bu sadece sizin, Suriye'de, iki ülkenin de yararına olacak nihai ve köklü çözüm için gerekli olan Şam ile işbirliği noktasındaki olumsuz inadınızı hala sürdürmekte olduğunuzu gösterir.

 

Fantezi lüksüne yer yok

30 kilometre derinlikteki bölgede kurulması düşünülen 10 kasaba, 40 köy projesi apayrı bir komedi. O toprakların sahibi var. Kimin toprağını kime veriyorsunuz?

Türkiye'deki mültecilerin büyük çoğunluğu Fırat'ın doğusundan değil, Suriye'nin diğer bölgelerinden geldiler.

Suriye Devleti 14 Eylül'de geçmişe yönelik olarak af çıkardı. Silahını bırakan bütün herkesin geçmişte ne yaptığına bakılmaksızın af edeceğini açıkladı.

Suriye Devleti üstüne düşeni yapmış bulunuyor. Türkiye'nin yapması gereken kontrol ettiği bütün grupların silah bırakmasını sağmak, mültecilerin de Suriye'de evleri ve işleri nerede ise oraya dönmelerini Suriye Devleti ile işbirliği yaparak gerçekleştirmektir.

İşte o zaman Fırat'ın doğusunda, Suriye Devletinin gerçek "Milli Ordusu" ile Türk Ordusu elele terör bataklığını çok kısa sürede ve ebediyen kurutacaktır.

PKK'ya da silahlarını yere atmak dışında bir seçenek bırakılmamış olacaktır.

 
Etiketler: ABD, havlu, atıyor,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Tarih ve Matematik dersleri
Erdoğan Trump görüşmesi
Zorunlu olan ve olmayan dersler? (1)
ABD'nin beyhude hamlesi
Bir "Enstrüman"ın sonu
Tarihin 200 yıllık sayfası
Olması gereken oluyor
Şimdi ne yapmalı?
Moskova'nın "Ortadoğu Planı" üzerine
Soner Polat Amiralin ardından
Sahipsiz toprak mı bulduk?
PKK ne zaman silah bırakır?
ABD ile ortak kara devriyesi!
Bir dönemin sonu
Büyük Millet Olmak!
Siyasette saflaşmanın ardındaki hesaplar
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 25
Demokrasi ile "ahmaklık" arasındaki kalın çizgi
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 24
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 23
İlk düğme yanlış iliklenince…
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 22
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 21
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 20
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 19
Doğu Akdeniz'den Gelen Tehdit ve Partilerin Duruşu
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 18
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 17
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 16
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 15
Devlet Bahçeli’nin son eylemi
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 12
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 11
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 10
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 9
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 8
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 7
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 6
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 5
"Dersim" çıkışı ile ne amaçlanıyor, kime hizmet ediliyor?
Vatan Fedaisi Resneli Niyazi
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 4
Türkiye için tarihi fırsatı değerlendirebilmek
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 3
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 2
Yeni Zelanda ve Sri Lanka katliamları
Siyasal İslam'ın dört dönemi - 1
Siyasal İslam'ın son yenilgisi
Dini siyasete alet etme yarışı
Yine, yeniden Suriye
Emekçi halkın sağlam özü
Artık yeni bir Türkiye'deyiz…
"4. Kuvvet"in katli ya da intiharı
Elazığ aynasında ekonomik kriz ve çözüm
Avrupa'nın gözünden ABD ve Yeni Dünya
ABD ne yaptığını biliyor; Ya Biz?
ABD'nin çaresizliği?
Bedelli Askerlik ve Türkiye'nin "Beka Sorunu"
Tarihi kırılmanın çatırtıları
Milli Devlet yıkılırsa ne olur?
"Latin Amerika'nın Tatar Ramazan'ı"
Aklını kaybeden emperyalist
Tuzak ve gaflet
"Ölüm adın kalleş olsun!"
Eğitimdeki çöküş ve İmam Hatip Okulları
Dış politikamızın yumuşak karnı
2019'a girerken
Tarihi yenilgi ya da büyük zafer
Doğal zenginlik: Ülkenin şansı mı, şanssızlığı mı?
Olmak ya da Olmamak
Ergenekon tertibinin Hakim ve Savcıları yargı önünde
Sınır güvenliği nasıl sağlanır?
Türkiye kamp değiştirince yer yerinden oynar!
Van Ticaret ve Sanayi Odası'nın gözünden sorunlar ve çözümler
Haber Yazılımı