Yazı Detayı
31 Ocak 2017 - Salı 11:41
 
Annemin kara kaplı defteri
Ümran Öztürk
 
 

Not tutma ve kitap okuma  alışkanlığımı henüz ilkokul çağlarındayken edinmiştim. Okumayı annemin bizlere okuduğu hikaye kitaplarından sevmiş, not tutma alışkanlığını da yeni sözcüklerle tanıştığımda eş ve zıt anlamlarıyla birlikte yine annemin bize öğrettiği yöntemle edinmiştim.

1970' li yıllar,Yüksekova'da yaşadığımız yıllardı. Babam görevi gereği yılda en az bir iki kez Ankara'ya eğitim seminerlerine giderdi. Her Ankara dönüşü mutlaka bizlere armağanlar getirirdi. Ders araç- gereçleri  dışında aldığı armağanlarına mutlaka birer hikaye kitabı ve birkaç romanda iliştirirdi.Babamın sayesinde Kemalettin Tuğcu kitapları seri şeklinde kitaplığımızdaki yerini almıştı.

Her akşam ödevlerimiz bittikten sonra, yatmadan önce annem tüm aileye kitap okurdu.Babam dahil hepimiz pür dikkat annemi dinlerdik. Duygu dolu kelimelerle yoğrulmuştuk henüz çocuk yaşımızda. BelkiKemalettin Tuğcu'nun bende bıraktığı izlerde hüzünlü şiir ve öykülerimin  kaynağında etkili olmuştur.

O yıllar televizyonların evlerimize girmediği, radyonun ise en büyük bilgi ve eğlence aracı olduğu, ajansların dikkatle dinlendiği yıllardı. Radyo tiyatroları ve arkası yarınlar tüm aileyi bir arada toplamaya yetiyordu. Gelecek bölüm hakkında yorumlar, tahminler yapıyor bir sonraki bölümü dinlemek için diğer günü iple çekiyorduk..

Yine o yıllarda diziler yoktu ama onun yerine babamızdan gizli gizli okuduğumuz fotoromanlarımız vardı. Fotoroman okumanında bir adabı bir yöntemi vardı hani. Biz her zaman örnek aldığımız ablalarımız ve ağabeylerimizden bunu öğrenmiştik. Bazen onlara öykünür Teksas, Tommiks bile okurduk aynı onların yöntemiyle. Yani ders kitaplarımızın arasına koymak suretiyle okuduğumuz kitaplar. Bu kitaplar aile büyüklerince sakıncalı bulunan, sansür edilen kitaplardı.(Aşk kitapları ve sonu …izm'le biten tüm kitapların sakıncalı olduğu dönemlerdi o dönemler.) Bu bize büyük bir görevi ifa ediyormuş duygusu verdiği gibi yasakları çiğnemek de büyük bir keyif veriyordu.Bir de gazetelerin verdiği ilaveler vardı. Kelebek, saklambaç buradaki fotoromanlar da arkası yarın gibi fotoğraflı romanlardı. Babam eve gelecek de gazeteyi getirecek diye yolunu gözlerdik.

Henüz mutsuzluğun yanımıza uğramadığı ne güzel yıllardı o yıllar.

O yıllarda bizler gazetelere,kitaplara,çizgi romanlara yaslanmış mutlu çocuklardık. Bir de her hafta cumartesi günleri öğrenci matinesi filmleri izlemek için hiç aksatmadan gittiğimiz sinema günlerimiz vardı.

 Sinema ayrı bir kültürdü o yıllarda. Her şehirde hatta küçük ilçelerde bile yazlık kışlık sinemalar vardı. Sinema çalışanları da ayrı bir statüye sahiptiler. Makinisti, ışıkçısı, yer göstericisi, biletçisi hepsi de görev bölümlerine riayet eder aksatmadan işlerini yaparlardı. Film gösterildiği an sesin kesilmesi alkış ve ıslıklarla protesto edilirken, filmin sonunda iyilerin kazanması alkışla taçlandırılırdı. O yılların kadınları da adamları da o kadar hoş o kadar güzellerdi ki ruhunuzu ele geçirebilecek zerafet ve incelikteydiler.

Babam sinema tutkunu bir adamdı. Gürpınar'da Tapu Müdürü olarak görev yaptığı sıralarda arkadaşlarıyla birlikte taksi tutup o zamanlar Van'ın meşhur Şehir  Sineması'na geldiklerine çok şahit olmuştuk.Bir defasında kara saplanan araçlarıyla sabahladıkları bile olmuştu. Ama onlar bundan hiç vazgeçmemişler, sinemanın sihirli dünyasının müptelası olmuşlardı. Tatillerimizde Van'a büyükbabamlara geldiğimizdede Emek Sinemasına giderdik. Sinemaya olan tutkum da o yıllara dayanır.

Annem'se babamla gittikleri filmlerin kısa özetlerini,tanık olduğu ilginç olayları not alır bize aktarırdı. Bu günkü annemin arama motoru (bir nevi google) meğer o yıllarda oluşmaya başlamıştı. Bir alışkanlığa dönüşen bu not tutma hepimizin işini kolaylaştıran küçük akıl defteri haline gelmişti. Mahallede kim nezaman ölmüş annemin not defterine kayıtlıdır. Geçen sene ne zaman kar yağdı,kar  ne kadar yerde kaldı.Komşunun torunu ne zaman doğdu adı nedir hepsi annemin kara kaplı defterinde mevcuttur. Geçen oğlumla sohbet ederken anneannemin evi ne zaman alındı sorusuyla karşılaştım. Bir an duraksadım hatırlamaya çalışıyoruz kara kaplıyı açalım dedik. "Evime taşınma Mayıs 2014" yanına parantez içinde bir not düşmüş "anneler gününde taşındık." Bizim için resmi evrak niteliğinde bir bilgi asla yanılma olmaz bu defterde.  Vefat etmiş tüm akraba ve komşularının ismi ayrı bir sayfaya kaydedilmiş. Cuma akşamları yasin okuduğunda hepsinin ismini tek tek okuyup onlara bağışlar. Cep telefonunuzu kaybettiğinizde yaşadığınız panikle annemin karakaplı defterine ulaşamadığı an yaşadığı panik eşdeğerdir.Hala keratcetvelini, ülkelerin başkentini, Atatürk'ün Gençliğe Hitabesini ezbere bilen benim seksenbeş yaşındaki annem bir harika..

Annemle on gündür birlikteyim. Gözlüklerini takıp bana çocıkluğumdaki gibi kitap okuyor. Bir yandan onu dinliyor diğer yandan da ona sevdiği yemekleri yapıyorum. Sesindeki tınısı ve vurguları tıpkı çocukluğımdaki gibi aynı lezzette…

Yeniden buluşuncaya dek şiiri gülüşünüzde, türküleri yüreğinizde saklayın.

 
Etiketler: Annemin, kara, , kaplı, defteri,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Muradiye Küçükköy'de heyecan dorukta
Etek boyu mu pedofili mi?
Annemin Futbol Tutkusu
Van Gölü'nün imdat çığlıklarını duyan var mı?
Lorenzo'nun yağı ve çınar
İnce bir sızıdır yalnızlık
2 Nisan ve Bitmeyen Hüznün Diyarı, Van
Sona'nın hikayesi
Gümüşün iğne oyası Telkari
Herşey ayrıntılarda gizlidir
Kadınların yerel yönetimden beklentileri
AĞLAYAN GELİNLER Hüznün Çiçeği Ters Laleler
Bir tren yolculuğu
50 Kuruşun Hikayesi ve Sabiha Tansuğ
Bir Günün Hikayesi
Üniversitelerin kentlere kattığı değer
Her değişim yüze yansıyan bir ışıktır
Motiflerin gizli dili, aşkın ince sızısı…
Van’a Geleneksel Mutfak Müzesi
Van'ın Yerel Lezzeti Fırınağzı Yemeği ve Tarihi Van Kahvaltısının Hikayesi
Doğa Kolejinde Doğal Buluşma
Van izlenimlerim-1
Vanlı Okuyucularımla Buluşuyorum
2. Van Kitap Fuarı
Renklerin suyla dansı
Kent, Kadın ve Sanat
Kapalı Çarşıdan Toprak Damlı Evlere
Güneşe sevdalı çiçek
Mahalle baskısı…
Herşeye rağmen gülümseyen şehir
İlk Aşk Mektubunun Öyküsü
Mahallemizin kadınları sinema yapıyor
Gürpınar’da küçük bir kahvehane
Acımasız hırsız zaman
Vefa yaşarken gösterilmeli
Vahşi Kentleşme
Satsuma mandalinasının tarihi
Başka Van Gölü yok!!!
Maddeye düşünceyi katan dost
Çalma! Üret!
Çiğ damlasından yoğurda yolculuk
Fesleğen kokusundan reyhan şerbetine
Ben beyazı sende seviyorum
Hevsel Bahçeleri
Göç Yollarında Münizar ve Behiye
Aşkın ağacı ıhlamur ve çınar İskele Caddesi’nde
Başkaldırı ve İsyanın Dansı Tango
Taşların Sırrı
Sakız Sardunyalı Cumbalı Evler
Çemberimde gül oya
İki yürek arasında yolculuk
Vazgeçişlerin son sözüdür elveda
BEN AYRILIKLARI EZBERLEDİM
Doğusuyla batısıyla biz olmak
Kırık Kalplerin Sözcüsü Kahraman Tazeoğlu Yazarımız Ümran Öztürk'e konuştu: Aşktan Besleniyorum
Elbette Kadın'da gülecek
Kardeşliğin diğer adıdır lise arkadaşlığı…
Kirazın ve boncuğun buluştuğu masal köy
Hüzün şehri Van'da değişim rüzgarları
İzmir'de 2 Nisan Heyecanı
Göç yollarından bugüne
Bitmeyen hüznün diyarı Van…
Bugün bir çocuğu tiyatroya götürün
Bir Kadının Objektifinden: İplik Hayatlar
Zamana ince bir ayar çekmek
Hiçlik
Van kızı, şarkıların kadife sesi Melihat Gülses'le söyleşi
2 Nisan'da İzmir'de Van Rüzgârı Esecek
Önce birbirimizi sevmekle başlayalım
Van Beylerinin Şatosu Hoşap Kalesi
Zamanı unutturan renk
Kadının zerafeti, erkeğin cesareti
Masal köyün kraliçesi
6284 Kadınların Şifresi
Aynı gözlerle farklı coğrafyaları izlemek
Çarşılar ve kadınlar
Taner Barlas ile sohbet
Her seçim bir vazgeçiştir…
Gürpınar'da zamanın ruhu
PENCERELER, KAPILAR VE KÖPRÜLER
VAN'A GİDECEĞİM İÇİN HEYECANLANIYORUM
Leyla'dan sonra
Üzerlik
Bir yağmur damlası olmaktı niyetim
Bir fotoğrafın hikayesi
Ayla
Bir başkadır benim memleketim
Zirveden notlar
İnsan doğduğu yerin cıvasıdır
Gündüz Seyranlık Gece Gerdanlık
Kadının özgürlük çığlığı erbane
ONU KENDİN İÇİN AFFET
Ensestin neresindeyiz?
Radyolu günlerimiz
Sardunya kokulu sabahlar
Özgür bir ruh kendi güneşiyle ısınır
Begonvilli sokaklar
Savat; duyguları motiflerle anlatma sanatı
80. Yılında Vansesi Gazetesi
Çıplak ayaklı çocuklar
Korkuyu aşarsan bitkisel hayattan çıkarsın…
Güneş doğudan yükselir
O çocuksu gülüşümüz bayramlarda kaldı…
Müzik değişince dans değişir
İlkbaharda usul usul yürü; toprak ana hamiledir…
Bir Şehit verilecekmiş sen ol Aybüke
Hoş geldin hüzün, merhaba aşk…
Normalleşen Anormallikler
Bizi esir alan duygusal kapitalizm
Anneme Mektup
"ERKEK OLMAK DAHA ZOR"
HÜZNÜN KOKUSU SAHAFLAR
Bir şehri sevmek, aşka sebep aramaktır
Umuda elveda demeyenlerin öyküsü
Vivaldi'nin İlk Mevsimi
Böyle Olur Vanlıların Şöleni
Babamla aramızdaki küçük replikler
Hoşça kal
Hazan ve zaman
Kadına Dair... Oğluma Öğüdümdür
Onu güneşin doğuşunda göreceksiniz
Yeni bir sayfada başlar hayat
Kitapların büyülü yolculuğundaki kadın
Bir doğa olayıdır çıkar gelir aşk
Kahve kokusuna eşlik edendir huzurun kokusu…
Şiirin gizli öznesi aşk
İki dil bir bavul
Geçmişinin gölgesidir çocukluk arkadaşın
Yeni umutlara selam olsun
Kadın, Yağmur Ve Hüzün
Dokunarak sevelim
Sevgide çoğalmak
Gelecek, hayal edilen bir şimdidir
Gürpınar'da zamanın ruhu
Aşk tutsaklık, sevgi kutsallık mı?
Gözyaşı ve kahkahası birbirine karışır çocuğun
Gülüşünde Mayınlar Patlatırken, Ansızın Ağlayandır Çocuk
Şiir gibi gülümseyen insanlara merhaba
Haber Yazılımı