301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
25 Aralık 2018 - Salı 14:27
 
Avm değil kent üniversitesi
Dr. Erdal ORMAN
 
 

Geçtiğimiz hafta Akdeniz'in İncisi Mersin'deydim. Toros Üniversitesi'nin konuşmacı olarak bendenizi davet ettiği 'Sert Kabuklu Meyvelerin Besin Değeri, Yetiştiriciliği ve Önemi' adlı konferansta çiftçi, üretici ve akademisyenlerle bir araya geldik. Ülkemizin en önemli ve en stratejik ürün gruplarından ceviz, badem ve kestane hakkında enformasyonda bulunduk. Programa ilgi o kadar yoğundu ki 2 saat planladığım konuşmam neredeyse 4 saati buldu. Gelen üreticiler gözlerini kırpmadan, ellerinde kayıt cihazları, not defterleriyle neredeyse virgülüne kadar kaydettiler konuşmamı. Bana mükemmel sorular sordular, müthiş keyif aldım…

Tarım cenneti Mersin'de üreticiler işlerine ciddiyetle yaklaşıyor, kendini yeniliyor, söylenene kulak kabartıyor. Türkiye'nin limon, çilek, muz gibi subtropik meyvelerin lider üreticisi Mersin, son zamanlarda Antep fıstığı, badem, ceviz gibi sert kabuklularda da iddialı. Özellikle Silifke, Mut, Gülnar gibi ilçelerinde yoğun bir üretim furyası başlamış. Boşuna tarım cenneti denmiyor. Bugün 63 çeşit bağ-bahçe üretimi yapan yörede, sıfır rakımlı sahil kesiminde ilk turfanda, 1500 rakımın üzerindeki yaylalarında ise son turfanda üretim yapabilmek mümkün. Bunu gören girişimci çiftçiler serada erik-badem yetiştirmeye başlamış bile. Öyle ki Badem yurdu Muğla- Datça'dan daha erken çağla bademi pazara sunabiliyorlar. Ayrıca çekim merkezi bir metropol olmanın avantajı ve geçmişi çok eskilere dayanan tarımsal ihracatçı kimliğiyle Mersin, bunu sonuna kadar kullanıyor.

Sorunlarda yok değil elbet. Örneğin üretiminde Türkiye birincisi oldukları limonu depolayacak yeterince soğuk hava tesisi yok, Muzu sarartacak işleme tesisi veya envai çeşit meyvenin suyunu çıkarıp değişik şekillerde pazarlayacak tesislerin azlığı, bu muazzam ekolojiyi ve üretim avantajlarını yeteri kadar istihdama ve ekonomiye döndüremiyor. Eh! Bu durumda örneğin limonu alacak olan tacir, Mersin'e uğramadan depolandığı yer olan Ürgüp'te işi bağlayıp, gerçek üreticiden daha çok aracıların kazanmasına sebep oluyor. Gerçi bu tür anormallikler birçok üründe ülkemizde sıklıkla görülebilmektedir. Mesela Türkiye'nin kestanesinin 33 ünü Aydın ili tek başına üretir ama kestane deyince akla Bursa gelir. Çünkü kestaneyi işleyecek firmaların tamamına yakını Bursa'da konuşludur. Mersinde üretilen meyvelerin neredeyse tamamı Kayseri'de bulunan meyve suyu fabrikalarında işlenir. Tıpkı Denizli'de üretilen nohutun Çorum'da leblebiye dönüşmesi gibi…

***

Konumuzun başlığına geçersek, tarımda bu kadar önemli olan bir kentin, işte tam da saydığım yukarıdaki sorunlara bir nebze de olsa kulak vermek gereğini iyi bilen, halka inmenin en kolay yolunun tarımdan geçtiğini öngören Toros Üniversitesi ekibinden bahsetmek istiyorum.  Bir kere Ultra Maraton koşacak kadar sportmen bir Rektörleri var. Tam bir spor tutkunu, aynı zamanda emekli bir Albay olan Sayın Rektör Prof. Dr. Haluk Korkmazyürek, iş disiplininin yanı sıra vakit buldukça öğrencileriyle sık sık bir araya gelerek kariyer sohbetlerinde bulunup onları motive ediyor. Bu konferans teklifi ona geldiğinde hiç düşünmeden kabul ettiğini söyleyen Korkmazyürek, çünkü sürdürülebilir yaşam ve kalkınmanın temeli tarımdır diyor. Özel sektörün tüm derinliklerini bilecek kadar tecrübeli geçmişi bulunan, öz güveni müthiş bir Genel Sekreterleri var. Genel sekreter Sayın Reşit Aşkın, onlarca yıllık özel sektör birikimini, tecrübesini üniversitesine aktarmış, adeta bir CEO gibi ufuk açıyor. Yemekteki sohbetimizde neler öğrendik neler: Toros Üniversitesi başarılı ve aynı zamanda çalışmaya ihtiyacı olan öğrencilerini mezuniyetten sonra çalışma hayatında tecrübe edinmeleri ve kişisel gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla üniversite kendi bünyesinde 'kısmi zamanlı öğrenci çalıştırma programıyla' sektöre hazırlıyor. Ayrıca üniversite, tüm fakülte ve yüksekokul öğrencilerinin staj yapacağı kurum ve kuruluşları kendisi buluyor, protokolle onları ilgili mesleklerine kalifiye olmalarını sağlıyor. Hal böyle olunca bu üniversiteden yetişen öğrencilere sadece okulu bir an önce bitirmek düşüyor. Zira geçen yıl mezun ettikleri 44 öğrencinin 42 sini okul biter bitmez staj gördükleri kurumlarda hemen işe başlatmışlar. Kalan o iki kişi de kendi işlerini kurmuşlar. Yoksa onların da işi hazırmış. Düşünsenize iş garantili bir üniversite!

Toros Üniversitesi büyük kentlerde kurulan, dış görünümü plazaya benzeyen, tabiri yerindeyse AVM tarzı diploma satan üniversite algısını yerle bir eden bir kent üniversitesi. Toros kolejinin uluslararası alana taşıdığı ve bir üniversiteyle taçlandırıp bu günlere getirdiği bir eğitim kampüsü. Gerçekten iftihar ettim. Dahası Vanlı hemşerilerimin çokluğu da ayrı bir gurur verdi bana. Van'ımızın yetiştirdiği önemli akademisyenlerden Prof. Dr. Ahmet Özer, Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanı, H. Cemil Şensever, Mühendislik Fakültesi Özel Kalemi Züleyha Tamer. Ve bizi bu toplantıya katılmaya teşvik eden, toplantıyı tertip eden değerli büyüğümüz, arı gibi çalışan fakülte sekreteri, ayniyat sorumlusu gibi farklı birimlerin idareci ve iş bitirici ismi Şefik Tamer ağabeyimiz... Hepsi de üniversitelerinin başarısı için ter dökerken Van'ımızın da sesi oluyorlar. Bu güzel konferansa beni davet edip üreticilerle buluşmamızı sağlayan Toros Üniversitemize ve tüm yöneticilerine şükranlarımı arz ediyorum.

Böyle güzel bir özel sektör üniversitesinin Van'a da kurulması temennisiyle yazımı bitiriyorum.

 
Etiketler: Avm, değil, kent, üniversitesi,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Dirlik, Birlik, Beraberlik İşte Van! İşte Vanspor!
Tematik Turizmde Van'a Eskişehir Örneği
Van'da korkaklık dönemi bitmiştir
Büyük Kaptan, Efsane Vanspor’u Anlatıyor -3-
Büyük Kaptan, Efsane Vanspor’u Anlatıyor -2-
Büyük Kaptan, Efsane Vanspor’u Anlatıyor -1-
Van Kütüğüne Yeni Bir Eser ''Dünyada Van''
Evinde Kazanmak Herşeydir!
Bir hayatın öğrettikleri
Bu Yazın Yeni Trendi Vangölü Ekspresi Olsun!
Kongrenin Ardından
Van Uluslararası Tarım Bilimleri Kongresine Doğru
İkiyüzlü Federasyon
Bu takıma bir ağabey gerekli!
Tarih tekerrür edecek mi?
Van Gölü'ne Yüzyılın Projesi
Kan kardeşlerin hüzünlü hikâyesi
Hakemin çabası yetmedi!
Türkiye Kupası büyüklere peşkeş mi çekiliyor?
Altın Markamız: Nur Tatar
41 Yaş, Üç Darbe Bir Muhtıra
Terörün Panzehiri: Futbol
Bir Başarı Hikâyesi: Cevdet Uzunköprü
Van'daki törenin ardından…
Vangölü etrafında bir gezinti
YİNE BAŞARDINIZ!
Adliye ve Sağlık Çalışanlarının Dramı
Yaşar Kemal’i Anlamak
Geçmişten Bugüne Van’ın TFF ile İmtihanı
Gevaş’ta Tarih Kurtuluyor
Belediyenin Futbol Çıkmazı
Ceviz Çalıştayı Van’a Vizyon Katacak
Karçın Mevsimi
Başbakan’dan son istek
Dünya kupasında dört vansporlu
Yönetilemeyen Kulüp B.Vanspor
Zenginlik Van’da cevizle yeşersin!
Van Futboluna Yeni Bir Soluk 1974 Vanspor Kulübü
Öteki Gündemin Değişmeyen Başkenti Van
İstanbul’da Van Kahvaltısı!
İlk yarının ardından
B.Vanspor zevk verdi (Gölcükspor- B.Vanspor Maçı İzlenimleri)
İstanbulspor-BelediyeVanspor maç izlenimleri
B.Vanspor Uzatmalarda Yıkıldı
KUPA BEYİ B.VANSPOR
Siirt, Bitlis, Van…
Van basınında bir ilk
Bir Cesur Yürek Aranıyor
Eski Van'da Bir Gezinti
Ricciardone'nin Van ziyaretinin ardından
Huzuru Arayan Memleketim
Yukarı Denizin Son Umudu Başbakan
Bitmeyen Senfoni; Sahil Yolu Projesi
Tanrı İstemezse Yaprak Düşmezmiş...
B.Vanspor'un Umudu U-17'ler
Van'a Yeni Üniversiteler...
Büyük Şehir'e Logo, Van Kedisi Olmalı!
Orhangazi B.Vanspor maçı!
Futbolda Hırs Her Zaman Kazandırmaz!
Van çağı başlıyor...
İpekyolu Fuarı
B.Vanspor'a Coşku Gerek!
Olimpiyat Şerefimiz; Nur TATAR
Van turizmine dair...
Bir Vanspor vardı (3)
Bir Vanspor vardı (2)
Bir Vanspor vardı... (1)
Şimdi Bahçesaray zamanı!
Endemik Zenginliğimiz " VAN BALIĞI"
Alkışlar B.Vanspor'a
BÜYÜK ŞEHİRE BÜYÜK STAT YAKIŞIR!
BU SPORCULAR VAN'IN YÜZAKI OLDU
VAN'I "DÖRT T" KURTARIR!
ÖNCE VAN KEDİSİ ŞİMDİ VAN GÖLÜ!
DEPREMZEDE KİRACILAR
Haber Yazılımı