301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
26 Haziran 2018 - Salı 17:21
 
Başkaldırı ve İsyanın Dansı Tango
Ümran Öztürk
 
 

Bazen gözlerinizi kapatıp kendinizi dünyanın diğer bir ucunda hayal edersiniz. Bedeninizi bırakıp ruhunuzu, yüreğinizi uçurursunuz hayalini kurduğunuz, gitmek istediğiniz o yere. Belki görmek istediğiniz bir ülke, belki çocukluğunuzun geçtiği anavatanınız ya da sevgilinizin diyarındasınız. Bedenlerin değmediği ama yüreklerin seviştiği ruhların değdiği sonsuz özgür hissi duyduğunuz yerdesiniz. Belki okyanusun dibine dalıyorsunuz, belki bir yerde yamaç paraşütü yapıyorsunuz ya da Arjantin’de tango…

 

Tango; dansların dansı, bitmeyen bir aşkın beden dili, insanın duygularını, onun ümitlerini, hayal kırıklıklarını ve yaşamın kendisini yakalayan, aşırı dokunaklı bir danstır.

 

Tango bedeniniz ve ruhunuzla bir bütünlük oluşturduğu gibi, partnerinizle de birlikte hareket etmeyi bir bütünlük oluşturmayı sağlar.

 

Tutkunun ve aşkın dansı olarak efsaneleşen tangonun aslında  başkaldırı, isyan keder ve ölüm dansı olduğunu biliyor muydunuz?

 Latince dokunmak anlamına gelen "tangere" kelimesinden türeyen tango bilinenin aksine soylulardan değil zamanın olumsuz yaşam koşullarından bunalan işçi sınıfının bir dışavurumu olarak ortaya çıkmıştır.

 

Aşk ve tutkunun bir araya gelerek harmanladığı, bir tavır sergileyen zarafet, hüzün ve bol miktarda duygunun bütünleştiği, yaratıcılığı tetikleyen bir dans türü olarak görülmektedir. Oysa tango gerçekte hayal kırıklığına uğrayan milyonlarca insanın dramıdır.  Tango duyguların hem dansa hem müziğe yansıtılmasıdır.  Bu duygular öfke, hüzün, vatan hasreti ve düş kırıklığı olmuştur. Yani tangonun doğuşu ve süreci yanlış anlaşılmıştır.

 

Zira tangonun çıkış öyküsü 1800’lü yıllara dayanır. Uzun süren yorucu savaşlar, nedeniyle Avrupa’nın büyük çoğunluğu büyük sıkıntılar yaşarken bu sıkıntıdan etkilenen, açlık, kıtlık, ekonomik ve sosyolojik sıkıntılar çeken işçi sınıfı daha iyi bir yaşam sürmek umuduyla Güney Amerika’ya göç etmişlerdir.

 

Avrupa’dan Güney Amerika’ya göç eden bu insanlar gittikleri yerlerde göçün getirdiği çok büyük zorluklar içerisinde, baskı altında ve herhangi bir hakları olmadan ekonomik ve sosyal sorunlar yaşadıkları için beraberinde getirdikleri sorunların yansıması tangonun ruhunu oluşturmuştur.

Tüm bu yaşanan düş kırıklıkları ve kırılan umutlarını yeniden ayağa kaldırmak, başkaldırılarını ortaya koymak, sıkıntılarını atmak için 1865 ile 1880 arası tango, müziğinin temelleri atılmış çok daha belirgin şekilde ortaya çıkmıştır. Tango düş kırıklıkları ve parçalanmış umutları beden dili ile tasvir ettiği için,  içinde büyük bir hüzün ve melankoli barındırır.

 

19 yüzyılın sonlarında Arjantin de alt sınıf olarak değerlendirilen insanların dansı olarak ortaya çıktığı için o dönemlerde gerektiği önemi göremezken, 1912’de Arjantin de çıkarılan Kadınların Evrensel Oy Kullanma Hakkı yasası ve alt sınıfa seçme hakkı verilmesi, bu sınıfın kültürel özelliklerini daha üst sınıfların tanımasına olanak sağladı. İnsanlara yeni bir özgürlük anlayışı getirdi. Tango'ya da yeni bir hız kazandırdı Böylece tango halk arasına karıştı.

 

Alt sınıfa ait bu dans daha sonra yüksek sosyete mensupları arasında Tango partileri vermek suretiyle yaygınlaşıp moda haline geldi. Kısa sürede Tango salonları açılarak ünü Londra, Paris, New York’ a yayıldı. Hatta İnsanlar sosyal yükselişlerini, fiziksel yalnızlıklarının bir simgesi ve yaşamlarının bir parçası haline gelen bu dans ile kutlamalar yapmaya başladılar.

 

Soylu olmayanların ve hatta temel sosyal haklara bile sahip olmayan insanların dansı olarak ortaya çıkan kederin, ölümün, düş kırıklıklarının, isyanın, başkaldırının dansı tangonun evrilerek geniş çaplı bir evrim süreci yaşadığına, nasıl bir sıçrama yaptığına tanık oluyoruz. Buram buram tutku kokan, şehvetli ve aynı zamanda hüzün ve kasvetli görüntüsüyle dans türleri arasında kendine çok başka bir yer bulmuştur. Yani çıkış amacından çok uzak.

 
Etiketler: Başkaldırı, ve, İsyanın, Dansı, Tango,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Yaşamın şifresi su, sevginin şifresi güven
Muradiye Küçükköy'de heyecan dorukta
Etek boyu mu pedofili mi?
Annemin Futbol Tutkusu
Van Gölü'nün imdat çığlıklarını duyan var mı?
Lorenzo'nun yağı ve çınar
İnce bir sızıdır yalnızlık
2 Nisan ve Bitmeyen Hüznün Diyarı, Van
Sona'nın hikayesi
Gümüşün iğne oyası Telkari
Herşey ayrıntılarda gizlidir
Kadınların yerel yönetimden beklentileri
AĞLAYAN GELİNLER Hüznün Çiçeği Ters Laleler
Bir tren yolculuğu
50 Kuruşun Hikayesi ve Sabiha Tansuğ
Bir Günün Hikayesi
Üniversitelerin kentlere kattığı değer
Her değişim yüze yansıyan bir ışıktır
Motiflerin gizli dili, aşkın ince sızısı…
Van’a Geleneksel Mutfak Müzesi
Van'ın Yerel Lezzeti Fırınağzı Yemeği ve Tarihi Van Kahvaltısının Hikayesi
Doğa Kolejinde Doğal Buluşma
Van izlenimlerim-1
Vanlı Okuyucularımla Buluşuyorum
2. Van Kitap Fuarı
Renklerin suyla dansı
Kent, Kadın ve Sanat
Kapalı Çarşıdan Toprak Damlı Evlere
Güneşe sevdalı çiçek
Mahalle baskısı…
Herşeye rağmen gülümseyen şehir
İlk Aşk Mektubunun Öyküsü
Mahallemizin kadınları sinema yapıyor
Gürpınar’da küçük bir kahvehane
Acımasız hırsız zaman
Vefa yaşarken gösterilmeli
Vahşi Kentleşme
Satsuma mandalinasının tarihi
Başka Van Gölü yok!!!
Maddeye düşünceyi katan dost
Çalma! Üret!
Çiğ damlasından yoğurda yolculuk
Fesleğen kokusundan reyhan şerbetine
Ben beyazı sende seviyorum
Hevsel Bahçeleri
Göç Yollarında Münizar ve Behiye
Aşkın ağacı ıhlamur ve çınar İskele Caddesi’nde
Taşların Sırrı
Sakız Sardunyalı Cumbalı Evler
Çemberimde gül oya
İki yürek arasında yolculuk
Vazgeçişlerin son sözüdür elveda
BEN AYRILIKLARI EZBERLEDİM
Doğusuyla batısıyla biz olmak
Kırık Kalplerin Sözcüsü Kahraman Tazeoğlu Yazarımız Ümran Öztürk'e konuştu: Aşktan Besleniyorum
Elbette Kadın'da gülecek
Kardeşliğin diğer adıdır lise arkadaşlığı…
Kirazın ve boncuğun buluştuğu masal köy
Hüzün şehri Van'da değişim rüzgarları
İzmir'de 2 Nisan Heyecanı
Göç yollarından bugüne
Bitmeyen hüznün diyarı Van…
Bugün bir çocuğu tiyatroya götürün
Bir Kadının Objektifinden: İplik Hayatlar
Zamana ince bir ayar çekmek
Hiçlik
Van kızı, şarkıların kadife sesi Melihat Gülses'le söyleşi
2 Nisan'da İzmir'de Van Rüzgârı Esecek
Önce birbirimizi sevmekle başlayalım
Van Beylerinin Şatosu Hoşap Kalesi
Zamanı unutturan renk
Kadının zerafeti, erkeğin cesareti
Masal köyün kraliçesi
6284 Kadınların Şifresi
Aynı gözlerle farklı coğrafyaları izlemek
Çarşılar ve kadınlar
Taner Barlas ile sohbet
Her seçim bir vazgeçiştir…
Gürpınar'da zamanın ruhu
PENCERELER, KAPILAR VE KÖPRÜLER
VAN'A GİDECEĞİM İÇİN HEYECANLANIYORUM
Leyla'dan sonra
Üzerlik
Bir yağmur damlası olmaktı niyetim
Bir fotoğrafın hikayesi
Ayla
Bir başkadır benim memleketim
Zirveden notlar
İnsan doğduğu yerin cıvasıdır
Gündüz Seyranlık Gece Gerdanlık
Kadının özgürlük çığlığı erbane
ONU KENDİN İÇİN AFFET
Ensestin neresindeyiz?
Radyolu günlerimiz
Sardunya kokulu sabahlar
Özgür bir ruh kendi güneşiyle ısınır
Begonvilli sokaklar
Savat; duyguları motiflerle anlatma sanatı
80. Yılında Vansesi Gazetesi
Çıplak ayaklı çocuklar
Korkuyu aşarsan bitkisel hayattan çıkarsın…
Güneş doğudan yükselir
O çocuksu gülüşümüz bayramlarda kaldı…
Müzik değişince dans değişir
İlkbaharda usul usul yürü; toprak ana hamiledir…
Bir Şehit verilecekmiş sen ol Aybüke
Hoş geldin hüzün, merhaba aşk…
Normalleşen Anormallikler
Bizi esir alan duygusal kapitalizm
Anneme Mektup
"ERKEK OLMAK DAHA ZOR"
HÜZNÜN KOKUSU SAHAFLAR
Bir şehri sevmek, aşka sebep aramaktır
Umuda elveda demeyenlerin öyküsü
Vivaldi'nin İlk Mevsimi
Böyle Olur Vanlıların Şöleni
Babamla aramızdaki küçük replikler
Hoşça kal
Hazan ve zaman
Kadına Dair... Oğluma Öğüdümdür
Onu güneşin doğuşunda göreceksiniz
Yeni bir sayfada başlar hayat
Kitapların büyülü yolculuğundaki kadın
Bir doğa olayıdır çıkar gelir aşk
Kahve kokusuna eşlik edendir huzurun kokusu…
Annemin kara kaplı defteri
Şiirin gizli öznesi aşk
İki dil bir bavul
Geçmişinin gölgesidir çocukluk arkadaşın
Yeni umutlara selam olsun
Kadın, Yağmur Ve Hüzün
Dokunarak sevelim
Sevgide çoğalmak
Gelecek, hayal edilen bir şimdidir
Gürpınar'da zamanın ruhu
Aşk tutsaklık, sevgi kutsallık mı?
Gözyaşı ve kahkahası birbirine karışır çocuğun
Gülüşünde Mayınlar Patlatırken, Ansızın Ağlayandır Çocuk
Şiir gibi gülümseyen insanlara merhaba
Haber Yazılımı