Error

An Error Was Encountered

The action you have requested is not allowed.

Yazı Detayı
24 Mayıs 2020 - Pazar 18:38
 
Bayram mesajları
Şahbettin Uluat
veyselvuran655
 
 

İyi ki cep telefonları, internet bağlantıları var.

Artık tebrik kartı ya da kartpostalı kullanmıyoruz.

Ortaokula, liseye gittiğimiz zamanlarımızda, o zamanki adıyla P.T.T. (Posta Telefon Telgraf Kurumu) önüne koyduğumuz demir telden raflara dizdiğimiz kartpostalları satarak harçlık, bayramlık paralarımızı çıkarırdık.

Şimdiki gençlerin böyle bir şansı da yok, postanelerin o yoğunluğu da yok, o bayram ya da yılbaşı tebrik kartı gelecek diye beklemeler de yok.

Kimse gidip kartpostal stantlarının önünde göndereceği kişiye göre kartpostallar seçmiyor.

Hacı amcaya Mekke resmi, Hatice Teyze’ye kedi resmi, askerdeki arkadaşa hafiften ya da tam dekolte bir aktris resmi, cemaatten birine üzerinde ayet ya da hadis bulunan kartpostal ve gurbetteki hemşerilere de memleket resmi gönderilirdi.

Futbol fanatikleri kendi takımlarının kartpostallarından yana yaparlardı tercihlerlerini.

Elbette üzerinde bayrak, Atatürk ya da başka özel kişilerin, siyaset adamlarının resimleri olanlarla ideolojik temalılar, kalp ve çeşitli çiçek resmi olanlar, şiirlerden bölümler bulunanlar da vardı.Çeşitli ressamların eserleriyle dünyanın güzel yerlerinin fotoğrafları olanlar da stantlarda göze çarpardı.

Bunlar özenle ve dakikalarca düşünülerek seçilir, arkalarına bayram mesajı ve alıcının adresi yazılır postaya verilirdi.

Tabii biraz daha masrafı göze alanlar ya da gönderdikleri kartın üçüncü kişiler tarafından görülmesini istemeyenler birbirinden güzel zarflara koyarlardı.

Dört kenarı mavi, kırmızı süslenmiş üzerinde Fransızca ve İngilizce olarak  uçak ile anlamında“par avion ve air mail” yazılı fiyatı birazcık değişse de uçakla gönderilen zarflar da vardı. Zarfın kapağı yapıştırılmışsa biraz daha yüksek olan posta ücreti ödenirdi. O yüzden genellikle zarfların kapağı yapıştırılmaz, içine alınırdı.

Postaneler ana baba günü olurdu. Postacılar çantalarına doldurdukları o kartları dağıtırken hem büyük bir yük altında ezilir, hem de çok sayıda evi ve işyerini ziyaret etmek zorunda kalırlardı.

O zaman çok fazla hazır mesaj kalıbı yoktu. İnsanlar kartpostalı gönderdikleri kişiye göre akıllarına gelen, içlerinden geçen şeyleri yazar; ama duruma göre mutlaka bayramını ya da yeni yılını kutlarım ifadelerini eklerlerdi.

O kartları yazanlar mesajlarını kendileri oluştururlardı. İlginç, çarpıcı, komik, düşündürücü, hüzün verici ifadelerle şiirler, ideolojik sözler kullanmak da serbestti. Bunları yazmak için ellerine kağıt kalemi alır, düşünür ve düşündüklerini kendi el yazılarıyla kartpostalın arkasına döktürürlerdi.

Askerlik yaptığım birlikteki asker arkadaşlara çok ilginç kartpostallar gelirdi. Birbirlerine gösterir, hava atarlardı. Çanakkaleli Necati bu konuda rekortmen sayılırdı. Her gün mutlaka birkaç kartı gelirdi ve o da mutlaka çok sayıda kart gönderirdi.

Sınır bölgesindeydik ve bu onun için inanılmaz bir moral unsuruydu.

Şimdi bütün bunlar geride kaldı.

Her yerde çok sayıda hazır mesaj var. Size gönderilen mesajları da kopyalayıp başkasına yollama şansınız var.

Aynı mesajı bir anda ve onlarca kişiye tek tuşla yollama olanağı var.

Artık insanların çok büyük bir çoğunluğu kime ne mesaj yazayım hesabı yapmıyor.

Mesajlar daha da renklendi, çeşitlendi. Videolu olanları, resimli olanları, metin olanları var.

Resimlere istediğiniz mesajları ekleyebiliyorsunuz.

Biraz bilgisayar ve internete aşina iseniz kendiniz de çeşitli programlar kullanarak ilginç mesajlar oluşturabiliyorsunuz.

Yine de o eski günlerdeki üretkenlik yok, sıcaklık yok, doğallık yok.

Gönderen de, alan da o günlerde kartpostallardan alınan tadı almıyor, alamıyor.

Yine de kendine göre bir çeşitlilik var. Bunu ne yadsıyabilir, ne de inkâr edebiliriz.

Biri mesajında “ülkemiz için barış, huzur getirmesini, dünyadaki tüm savaşların durmasını, insanların kardeş olmasını” temenni ederken bir başkası sadece “bayramınız kutlu olsun” demekle yetiniyor.

Biri “memleketimiz ve milletimiz için” iyi dileklerde bulunurken öteki sadece kendi etnik kökeninin iyiliğini istiyor. Bir başkası da tüm dünyaya huzurun ve refahın gelmesini diliyor.

Biri mesajını ideolojik bir sloganla bitirirken, bir başkası bir şiirle ya da şarkıyla tatlandırıyor.

Tabii bütün bu mesajların neredeyse tamamına yakını internet ortamından sağlanan verilerle şekilleniyor.

Eskiden tek bir dilde gönderilen mesajlar farklı dillerde yazılıp gönderilebiliyor.

Dönen, değişen dünya ile birlikte bayram mesajları da, başka mesajlar da değişip dönüşüyor, çağa ayak uyduruyor.

Ramazan Bayramınız kutlu olsun.

NOT: Bu yazı  25 Eylül 2015 tarihinde Milliyet Blog web sitesindeki köşemde yayınlanmıştır.

 
Etiketler: Bayram, mesajları,
Yorumlar
Diğer Yazılar
KALDIRAÇ
HAVA HASTA
GEÇTİ GÜL GEÇTİ BÜLBÜL
BİRAZ DA AŞK…
YAŞANMIŞ MEMLEKET HİKÂYELERİ
İRAN FİLMİ “ BİR AYRILIK”
Bir Slogan “We can’t breathe”
Covid19 küresel biyolojik terör aracı mı?
Sosyal medyanın salladığı insanlar
Turistlerimiz vardı
Van ve Şamran Kanalı
Salgın günlerinde 23 Nisan
İçerilerdeyiz…
Dünya Dönüyor
Sars Mers Korona
Bir yazar Kemal Sayar
Hemşerilik
Van'ın Güzel İnsanları Memet Abi
Göç
İdlib bombalanıyor...
Van'a Kar Yağıyor...
Kitap
Siyasal Kültür Farklılıkları
Can dediğin kuş misali...
Van ve Van Gölü Ekspresi
Dünya sinemasındayız...
Hepimiz aynı gemide değiliz...
Van neden hatırlanır?
Şeb-i Yelda
Van Kitap Fuarı
Adam gibi adam sorunu
Bir kısım gençlerimiz
Öğretmenim
Mümtaz Sami Özok ve Zirve Beyazı
Bisiklet Rüyası
Eski Van Resimleri
Hepimiz insanız ama...
Sosyal medya
Girişimcilik ruhu
Biz o zamanları yaşamadık…
Dünya ormanında insan
İyi Ki Varsın Nurgül Öğretmen 2 Bir Mezuniyet Töreni
Van Yüzüncü Yıl Üniversitemiz 38 yaşında
İyi ki varsın Nurgül Öğretmen 1 Önyargılar Yıkılırken
Van Et Kombinası Anıları - 2
Van Et Kombinası Anıları 1
Kadın cinayetleri çözemediğimiz kör düğüm
Bayramlar şekerler değişen alışkanlıklar
Machida Mezarlığı
Daha daha nasılsınız?
Gurbet memleket ve Erik Değdirenler
Uzun ince bir yolda 82. yıl
Kabak taşa değse de vay kabağın başına…
İnsanın çağdaş iletişim teknolojileriyle dansı
Gitmeler ve kalmalar üzerine…
Babam sağ olsun!
Yeni bir yüksek lisans ve doktora mevsimi
Memleket özlemi Van mevsimi
Bizim eller
Görebildiklerimiz öngörebildiklerimiz
Bilen Bilir
Tarladaki Çamur
İnsanlar ve mevsimler
Tehcir
Modern dünya ve gerçek iyilik
Helalleşme kültürü
Geçmişe Özlem (Bir Van Şiiri)
Bir zamanlar Van Et Balık
Kılavuzu karga olanın...
Beyni küçük cürmü büyük insanlar
Gurbette bir taziye
Evlenmek evlenebilmek
Taşındık tanış olduk
Biraz güneş
Dünün ve bugünün Sahalin'leri
O günlerde aşk
Yazarlar yazılar kitaplar
Halep Artık Halepçedir
Erzurum'a Kar Yağardı
Dünyada Van
Çağdaş gulyabaniler
Genç olmak
Büyüyoruz değişiyoruz
Bir sevdadır okumak
Seslerimiz de sözlerimiz de farklıdır
Bir Van Romanı Şark Yıldızı
Ah Çocuk…
Kentimizi korumak kendimizi korumak
Başkan ile Vatandaş Tayyar Başkan ile Perişan Teyze
Biz Dımso'ya niye güldük?
Van ve iç göçler
Unutulanlar, unutulmayanlar, unutulamayanlar
Her genç adama bir Abdurrahman Amca
Rahmetli Hıdo, Van ve Dünya
Biz çocuktuk, memleketimiz Van'dı
Temizlik zamanı
Akdamar'ın Çanları Yeniden Çalarken
Eldeki kuş, daldaki kuş, resimdeki kuş
Bir Yaz Günü Akadamar'da
Doları kim dolduruyor?
Van'ımız, Yazımız, Kadınlarımız
Van'ımız, Yazımız, Kadınlarımız
Van'la Sohbet
Haber Yazılımı