301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
09 Temmuz 2019 - Salı 16:50
 
Bir genç kızın ibretlik öyküsü
Ümran Öztürk
 
 

Bugün size hayatının baharında 21 yaşanda çok başarılı bir üniversite öğrencisi ,iyi bir yüzücü, dalgıç, eskrimci ve manken,  sosyal sorumluluk projelerinde yer alan cıvıl cıvıl, pırl pırıl bir genç kızın hayatının bir anda nasıl kabusa döndüğünü anlatmaya çalışacağım.

Adı Sibel Kula İzmir'de yaşıyor. Manisa Spor Akademisi 3. Sınıf öğrencisi.

Tarih 1 Mayıs 1989 günlerden pazartesi öğrencilerin vizelerinin başladığı dönem. Sibel her zamanki gibi Manisa da bulunan okuluna gitmek için İzmir'deki evlerinden çıkar ama servisi kaçırdığı için arkadaşlarının aracıyla Bornova'ya, oradan birkaç arkadaşı ile birlikte otostop yaparak Manisa'ya yola koyulurlar. Manisa yakınlarında içinde bulunduğu aracın kaza yapması sonucu boynu kırılan ve omuriliği zedelenerek felç olan Sibel'in acı dolu hikâyesi o gün başlar.

Feci kaza ile Sibel o gün farklı bir boyuta geçmiştir artık. Hastaneden hastaneye sevk edilen genç kız yedi yıl yatağa mahkum kalır. Sağından soluna dahi annesinin yardımıyla dönen ve tüm ihtiyaçları annesi tarafından sağlanan Sibel bir yandan yaşama tutunmaya çalışırken, diğer yandan sağlığına tekrar kavuşmak için para kazanmanın yollarını bulmaya çalışır. 7 yıl boyunca yatağından çıkamayan Sibel'in parmakları kenetlenir, açılamaz. Tutmayan parmaklarına karşın avuç içiyle kavramaya çalıştığı keçe kalemleriyle resim yapmaya başlar. Fiyatını alan kişilerin belirlediği bu resimler sayesinde annesinin ve kendi geçimini sağlamaya çalışır.

Yatağa bağımlı bir halde yaşamasına rağmen o yılmadan, şiirler yazar, besteler yapar, resimler çizer. Tüm şiirlerini MERHABA adlı kitabında yayınlarken, bestelediği şiirlerini de"Vazgeçemem"adlı müzik kasetinde seslendirir. Tutmayan parmaklarına rağmen o avucunun içine sıkıştırdığı keçeli kalemlerle günde sadece üç saat oturup çalışarak yüzlerce resim yapar,  3 kez resim sergisi açar bu sergilerinde onlarca tablosu satılır. Kitap ve resim satışlarından elde ettiği (eski parayla 45 milyar) 45 bin lirayı Ankara'da geçirmiş olduğu kök hücre ameliyatı ve 2 aylık fizik tedavi için harcar parası bitince de devletin karşılamadığı bu tedavi yarım kalır.

Bütün çalışmalarının, hayatının bütün bölümlerinin, bütün sanat eserlerinin (şiir, resim, tablolar) yer aldığı, Valilik izni ile İzmir Emniyet Müdürü Halil Tataş tarafından bastırılan  "Sibelce" isimli dergi Bulut Ajans tarafından piyasaya çıkarılarak satışa sunulur. Derginin geliri de tedavi için kullanılır.

Dönemin Hürriyet Gazetesi yazarlarından Sözcü Gazetesi yazarı Emin Çölaşan ismini vermeden kendisini arayıp sağlığı hakkında bilgi aldıktan sonra köşesinde Sibel ile ilgili bir yazı kaleme alır ve bu yazıdan sonra Sibel annesi ile birlikte Balçova termal tesislerinde kendilerine ayrılan odada 21 günlük bir tedavi görür.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Burhan Özfatura ve 1996 yılında Reha Muhtar'ın açmış olduğu kampanyalarla Sibel'in tedavileri devam eder.

1996 yılında Sohw Tv de yayınlanan Ateş Hattı Programının yapımcı ve sunucusu Reha Muhtar Sibel Kula'nın yaşadıklarını öğrenince Sibel'i canlı yayına bağlayarak sesini tüm dünyaya duyurmak üzere programına konuk eder ve o programla yardım kampanyası başlatır.

Reha Muhtar programını bitirmeden seyirciye şöyle seslenir; "Allah kimseye böyle bir kaza nasip etmesin. Ama Allah herkesi Sibel gibi yaşama davet etsin. Felçli Sibel'in yaşamı hepimiz için büyük derslerle dolu. Ona yardım ederseniz hepimizi mutlu edersiniz."  Bu programın ardından yurtiçi ve yurtdışından telefonlar ve yardımlar yapılmaya başlar Reha Muhtar'ın duyarlılığı sayesinde tedavi için bağışlar toplanır ve tedaviye devam edilir. Programın ardından yurdun dört köşesinden yardım etmek isteyenler telefon ederek aldıkları banka hesap numaralarına bağışta bulunurlar.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Burhan Özfatura 1997 yılında bizzat kampanya başlatıp  konserler düzenlenmesi için talimatlar verir. Konserin gelirinden elde edilen para;  Özfatura'nın da önderliği, meclis üyelerinin de kararı  ile 14 milyar liraya tamamlanıp  tedavi için Sibel Londra'ya  gönderilir. Londra' da ki tedavi sürecinde Burhan Özfatura'nın büyük katkıları olur. Sibel'in o sıralar tek isteği yattığı yataktan ve sıkışıp kaldığı odadan kurtulmaktır. Altı ay sonunda yatalak geldiği Londra'dan tekerlekli sandalye ile Türkiye ye döner. Bu arada televizyon kanallarının ilgi odağı olmuştur Sibel bu kez daha umutlu daha sevgi dolu daha mutlu yeniden hayata Merhaba der.

4 Nisan 2000 tarihinde yayınlanacak olan Babacan adlı programın çekimi için İzmir'e gelen Cüneyt Arkın Sibel'i evinde ziyaret eder Kula ailesinin konuğu olur. Programın açılışında Cüneyt Arkın Sibel Kula'yı seyirciye aynen şöyle tanıtır:

"Ölümle yaşam arasında bir genç kız. Ölümü yendi, şimdi sıra yaşamda. Bu haberi izlerken şaşırmaya, ağlamaya, sevinmeye hazırlayın kendinizi. Sibel Kula'yı izlerken hayatı izleyeceksiniz. Şimdi sizlere bir hayat öyküsü anlatacağız Yaşamının baharında bir trafik kazası sonucu yatağa mahkûm olan, ölüme terk edilen ve yıllar sonra yaşama tekrar MERHABA diyen bir genç kızın hayat öyküsü bu" diyerek programı başlatır.

Yardım elini uzatanların yanında Sibel'i kendine reklam aracı olarak kullananlar da olur, onun adına yardım kampanyaları düzenleyip tüm parayla sırra kadem basanların yanında, örneğin Denizlide bir mankenlik ajansı tarafından tüm gelirin tedavide kullanılmak kaydıyla Pamukkale 'de bir otelde  Sibel'in manken arkadaşlarının da gönüllü katıldığı bir defile düzenlenir. Sibel adına düzenlenen bu defilede 6 milyon lira gelir elde edilmesine rağmen ajans sahibi telefonlara uzun süre çıkmaz. Daha fazla kaçamayan bu zat Sibel'i arayarak bu organizasyonda zarar ettiğini, kendisine para yollayamayacağını ifade eder ve telefonu kapatır. Ege basında bu haber geniş yer alır.

El uzatan yardım edenlerin yanında Sibel'in durumundan yararlanıp sırtından geçinenler de olur. Sibel kitabının bir bölümünde "Affetmediğim insanlarda var bunlardan bir de dönemin Sağlık Bakanı Yıldırım Aktuna'dır. Basın ordusuyla evimize geldi medya karşısında verdiği sözleri tutmadı keşke beni ziyaret etmeseydi, bana vaatlerde bulunmasaydı" ifadelerine yer verir.

Tedavisine yılmadan devam eden Sibel'i hafta içinde birkaç kez aradım ancak telefonuma yurtdışında olduğu mesajı geldi.  Bu yıl içinde Çin'e tedavi için gideceği haberlerini aldım. Umarım en kısa zamanda sağlığına kavuşur.

Benim başıma gelmez demeyin siz Sibel Kula'nın kaleme aldığı "Zoru Başarmak" isimli kitabını alın okuyun.  Yaşamda en büyük zenginliğin sağlık olduğunu, azmin ve inancın mucize yarattığını Sibel Kula'nın 384 sayfalık hayat hikayesini yazdığı kitabını okudukça göreceksiniz.

 
Etiketler: Bir, genç, kızın, ibretlik, öyküsü,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Vansesi Gazetesi 82 Yaşında
Gençler işsizliğin yanı sıra KYK kabusu yaşıyor!
Edremit'ten Edremit'e Uçmak İstiyoruz
Yaşamın şifresi su, sevginin şifresi güven
Muradiye Küçükköy'de heyecan dorukta
Etek boyu mu pedofili mi?
Annemin Futbol Tutkusu
Van Gölü'nün imdat çığlıklarını duyan var mı?
Lorenzo'nun yağı ve çınar
İnce bir sızıdır yalnızlık
2 Nisan ve Bitmeyen Hüznün Diyarı, Van
Sona'nın hikayesi
Gümüşün iğne oyası Telkari
Herşey ayrıntılarda gizlidir
Kadınların yerel yönetimden beklentileri
AĞLAYAN GELİNLER Hüznün Çiçeği Ters Laleler
Bir tren yolculuğu
50 Kuruşun Hikayesi ve Sabiha Tansuğ
Bir Günün Hikayesi
Üniversitelerin kentlere kattığı değer
Her değişim yüze yansıyan bir ışıktır
Motiflerin gizli dili, aşkın ince sızısı…
Van’a Geleneksel Mutfak Müzesi
Van'ın Yerel Lezzeti Fırınağzı Yemeği ve Tarihi Van Kahvaltısının Hikayesi
Doğa Kolejinde Doğal Buluşma
Van izlenimlerim-1
Vanlı Okuyucularımla Buluşuyorum
2. Van Kitap Fuarı
Renklerin suyla dansı
Kent, Kadın ve Sanat
Kapalı Çarşıdan Toprak Damlı Evlere
Güneşe sevdalı çiçek
Mahalle baskısı…
Herşeye rağmen gülümseyen şehir
İlk Aşk Mektubunun Öyküsü
Mahallemizin kadınları sinema yapıyor
Gürpınar’da küçük bir kahvehane
Acımasız hırsız zaman
Vefa yaşarken gösterilmeli
Vahşi Kentleşme
Satsuma mandalinasının tarihi
Başka Van Gölü yok!!!
Maddeye düşünceyi katan dost
Çalma! Üret!
Çiğ damlasından yoğurda yolculuk
Fesleğen kokusundan reyhan şerbetine
Ben beyazı sende seviyorum
Hevsel Bahçeleri
Göç Yollarında Münizar ve Behiye
Aşkın ağacı ıhlamur ve çınar İskele Caddesi’nde
Başkaldırı ve İsyanın Dansı Tango
Taşların Sırrı
Sakız Sardunyalı Cumbalı Evler
Çemberimde gül oya
İki yürek arasında yolculuk
Vazgeçişlerin son sözüdür elveda
BEN AYRILIKLARI EZBERLEDİM
Doğusuyla batısıyla biz olmak
Kırık Kalplerin Sözcüsü Kahraman Tazeoğlu Yazarımız Ümran Öztürk'e konuştu: Aşktan Besleniyorum
Elbette Kadın'da gülecek
Kardeşliğin diğer adıdır lise arkadaşlığı…
Kirazın ve boncuğun buluştuğu masal köy
Hüzün şehri Van'da değişim rüzgarları
İzmir'de 2 Nisan Heyecanı
Göç yollarından bugüne
Bitmeyen hüznün diyarı Van…
Bugün bir çocuğu tiyatroya götürün
Bir Kadının Objektifinden: İplik Hayatlar
Zamana ince bir ayar çekmek
Hiçlik
Van kızı, şarkıların kadife sesi Melihat Gülses'le söyleşi
2 Nisan'da İzmir'de Van Rüzgârı Esecek
Önce birbirimizi sevmekle başlayalım
Van Beylerinin Şatosu Hoşap Kalesi
Zamanı unutturan renk
Kadının zerafeti, erkeğin cesareti
Masal köyün kraliçesi
6284 Kadınların Şifresi
Aynı gözlerle farklı coğrafyaları izlemek
Çarşılar ve kadınlar
Taner Barlas ile sohbet
Her seçim bir vazgeçiştir…
Gürpınar'da zamanın ruhu
PENCERELER, KAPILAR VE KÖPRÜLER
VAN'A GİDECEĞİM İÇİN HEYECANLANIYORUM
Leyla'dan sonra
Üzerlik
Bir yağmur damlası olmaktı niyetim
Bir fotoğrafın hikayesi
Ayla
Bir başkadır benim memleketim
Zirveden notlar
İnsan doğduğu yerin cıvasıdır
Gündüz Seyranlık Gece Gerdanlık
Kadının özgürlük çığlığı erbane
ONU KENDİN İÇİN AFFET
Ensestin neresindeyiz?
Radyolu günlerimiz
Sardunya kokulu sabahlar
Özgür bir ruh kendi güneşiyle ısınır
Begonvilli sokaklar
Savat; duyguları motiflerle anlatma sanatı
80. Yılında Vansesi Gazetesi
Çıplak ayaklı çocuklar
Korkuyu aşarsan bitkisel hayattan çıkarsın…
Güneş doğudan yükselir
O çocuksu gülüşümüz bayramlarda kaldı…
Müzik değişince dans değişir
İlkbaharda usul usul yürü; toprak ana hamiledir…
Bir Şehit verilecekmiş sen ol Aybüke
Hoş geldin hüzün, merhaba aşk…
Normalleşen Anormallikler
Bizi esir alan duygusal kapitalizm
Anneme Mektup
"ERKEK OLMAK DAHA ZOR"
HÜZNÜN KOKUSU SAHAFLAR
Bir şehri sevmek, aşka sebep aramaktır
Umuda elveda demeyenlerin öyküsü
Vivaldi'nin İlk Mevsimi
Böyle Olur Vanlıların Şöleni
Babamla aramızdaki küçük replikler
Hoşça kal
Hazan ve zaman
Kadına Dair... Oğluma Öğüdümdür
Onu güneşin doğuşunda göreceksiniz
Yeni bir sayfada başlar hayat
Kitapların büyülü yolculuğundaki kadın
Bir doğa olayıdır çıkar gelir aşk
Kahve kokusuna eşlik edendir huzurun kokusu…
Annemin kara kaplı defteri
Şiirin gizli öznesi aşk
İki dil bir bavul
Geçmişinin gölgesidir çocukluk arkadaşın
Yeni umutlara selam olsun
Kadın, Yağmur Ve Hüzün
Dokunarak sevelim
Sevgide çoğalmak
Gelecek, hayal edilen bir şimdidir
Gürpınar'da zamanın ruhu
Aşk tutsaklık, sevgi kutsallık mı?
Gözyaşı ve kahkahası birbirine karışır çocuğun
Gülüşünde Mayınlar Patlatırken, Ansızın Ağlayandır Çocuk
Şiir gibi gülümseyen insanlara merhaba
Haber Yazılımı