301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
26 Aralık 2017 - Salı 15:42
 
Çarşılar ve kadınlar
Ümran Öztürk
 
 

Bir şehrin içindeki mekanlar kurulurken o şehrin insanının ve tarihinin simgeleri kullanılır. Çarşılar o şehrin ruhunu ele verir. Yani o şehirde yaşayan insanın var olma biçimini, kimliğini ve kültürünü yansıtır.

Çarşılar o kentin merkezini yani çekirdeğini oluşturan alanlardır. İş merkezleri bankalar, dükkanlar, oteller, iş hanları çekirdek dediğimiz bu alan kentin kalbi,  en görkemli ve en renkli alanıdır.

Özellikle kentsel mekanlarda heykeller,yapılar ve görsel duyum zenginliğini oluşturmak düşüncesiyle  o yörenin  ortak değerleri olan motifleri,simgeleri  kullanılarak o kentle ilgili bilgiler,ipuçları verir. Bu görseller biryandan kenti renkli kılarken bir yandan da kentsel imge oluşturur.

Bir kentin çarşısı o kentin kalbinin attığı yerdir.

Örneğin  İstanbul'da Kapalı Çarşı 4 bin dükkânla dünyanın en büyük çarşılarından biri,  yılda 100 milyona yakın  ziyaretçiyle dünyanın en fazla ziyaret edilen turizm mekânıdır.

Mısır Çarşısı ise  adını bile duymadığınız baharatların, hediyelik eşya, nadir bulunan bitkilerin satıldığı ender çarşılardan biridir.

 

Gaziantep'te Bakırcılar Çarşısındaki bakır işlemeciliği kente damgasını vurmuştur. Mardin'de Mardin Çarşısı bugün telkari ve gümüşün anavatanı, Bursa'da Ulu Çarşı, ipek,havlu ve çeyizlik ürünlerin satıldığı, Van'da Kumaşçılar çarşısı en eski esnafların bulunduğu, ticari hayatın şekillendiği, dededen toruna süre gelen düğün dernekçilerin uğrak yeridir bu çarşı.  Kadifeden gelinliğe, perdeden döşemeliğe aradığınız her türlü kumaşı bula bileceğiniz çaylar ve sohbetler eşliğinde alışveriş yapılan bir çarşıdır. İğneden ipliğe ne ararsanız bula bileceğiniz İzmir'in tarihi Kemeraltı Çarşısı gibi tüm kentlerimizde, o kentin ruhuna uygun çarşılar vardır. İçindeki hanlar, dükkanlar tarihi mekanlar ayrı bir değer katar bu çarşılara .

İzmir 'in Kemeraltı Çarşısı içinde bulunan Kızlarağası Hanı İzmir'deki hanların en büyüğü ve en cazip olanıdır. 1744 de kurulan bu Han Osmanlı döneminde tüccarların,hizmetkarlarının ve kervanlarının kaldığı bir Han olarak bilinmektedir.Daha sonra restore edilen bu han çarşıya değer katmıştır. Bu kenti sevmemin bir çok nedeninden sadece birisidir.  Etkileyici,sıcak ve samimidir Kızlarağası Hanı.

Hana adımınızı attığınız andan itibaren etrafınızı saran mistik havaya kapılırsınız. İki katlı olan hanın  avlusundaki hoş bir ortamı oluşturan tabureler ve küçük sedirlerle kaplı şark köşesi hanın en renkli köşelerinden biridir.

Bu avluda acı kahve kokusuyla harmanlanan tütsü kokusu teninize hatta ruhunuza kadar işler. Bu çarşı sizi farklı zaman dilimlerine götürür. Kahvenin en lezzetlisini, en şahanesini ve en çeşitlisini burada bulabilirsiniz. Fincanda pişen kahvelerinizin üzerini, kaymak tutmuş gibi köpükten bir tabaka oluşturur. Kahveleriniz önünüze geldiğinde elinizi dokunduramayacak kadar sıcaktır fincanlarınız.

Fincanınızın yanına iliştirilmiş lokuma üst kattan gelen ney sesi ve kahvenin lezzeti  de eşlik ederken, etrafı saran tütsü kokusu sizi farklı bir atmosfere sokar egzotik bir havaya bürünürsünüz. Bu lezzet ortamın sıcaklığıyla o kadar uyumludur ki tüm duyularınızla bunu hissedersiniz.  Zamanda yolculuk eder, adeta başka bir boyuta geçersiniz . Sokak müzisyenleri o anda yanı başınızda çalıyorsa her yudumunuza  melodileri ile eşlik ediyorlarsa  hanın keyfini şimdi çıkarıyorsunuz derim.

 

Hanın girişi olan alt katında  antikacılar, sahaflar,gümüşçüler,halı ve kilimciler, hediyelik eşya ve takıcılar yer alırken üst katta da el sanatı atölyeleri bulunmaktadır.

Antikacıda eski fotoğraf makineleri  gramofonlar,pikaplar 45 lik plaklar, longplaylar, taş plaklar, film makineleri, radyolar, daktilolar,dürbünler ve duvara asılı saatleri izlerken bir an zaman tünelinden geçiyormuş hissine kapılıyorsunuz.

Sahaflar hüznün köşesidir. Raflarında, yıpranmış sayfalarında ne anılar, vardır kim bilir. Sayfalarına düşülen küçücük notlar, tarihler , aralarında unutulan kurumuş çiçekler bazen sayfayı çevirirken parmakta bulunan bir boyanın sayfadaki  izi kitabın geçmişinden ip uçları verir bize.

Benim her zaman çok yıpranmış kitaplar dikkatimi çekmiş ve beni ona yöneltmiştir. Kim bilir kaç kişi bu kitabı açıp okudu. Belki de  bu kitaptan yaşamına bir çok şey taşıdı.  Okuyucunun yaşamının şekillenmesine katkı sağladı bu kitap. Bizi içine çekiveren eskimiş, yıpranmış kitaplar ve  her şehirde mutlaka olması gereken dükkanlardır sahaflar.

Hediyelik eşya dükkanları ise Hanı canlandıran ayrı bir yerdir, cıvıl cıvıl albenisi olan dükkanlardır. Takı dükkanları da aynı hediyelik dükkanlar  gibi giren çıkanı çoktur.  Bu dükkanlar  bulunduğu yere  incik boncuklar ve takılarla renk katar.

Ustalıkla emekle yapılan bu takıların yaratıcıları çoğunlukla yoktan var etmeyi iyi bilen kadınlardır.

Kadınlarda bulunduğu alanın çekirdeği, kalbi evinin ve çocuklarının imarında  en muhteşem mimarıdırlar. Çünkü yetiştirdiği çocuklar ve evindeki imgeler o kadının ruhunu ele verir var olma biçimini yansıtır. Bu nedenle  kadınlar da tıpkı bir kentin çarşısı gibidir.

 
Etiketler: Çarşılar, ve, kadınlar,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Kayıt dışı hikayeler
Bir Röportajın Analizi
Vangölü ve Kazdağları Çığlık Çığlığa!!!
Vansesi Gazetesi 82 Yaşında
Gençler işsizliğin yanı sıra KYK kabusu yaşıyor!
Bir genç kızın ibretlik öyküsü
Edremit'ten Edremit'e Uçmak İstiyoruz
Yaşamın şifresi su, sevginin şifresi güven
Muradiye Küçükköy'de heyecan dorukta
Etek boyu mu pedofili mi?
Annemin Futbol Tutkusu
Van Gölü'nün imdat çığlıklarını duyan var mı?
Lorenzo'nun yağı ve çınar
İnce bir sızıdır yalnızlık
2 Nisan ve Bitmeyen Hüznün Diyarı, Van
Sona'nın hikayesi
Gümüşün iğne oyası Telkari
Herşey ayrıntılarda gizlidir
Kadınların yerel yönetimden beklentileri
AĞLAYAN GELİNLER Hüznün Çiçeği Ters Laleler
Bir tren yolculuğu
50 Kuruşun Hikayesi ve Sabiha Tansuğ
Bir Günün Hikayesi
Üniversitelerin kentlere kattığı değer
Her değişim yüze yansıyan bir ışıktır
Motiflerin gizli dili, aşkın ince sızısı…
Van’a Geleneksel Mutfak Müzesi
Van'ın Yerel Lezzeti Fırınağzı Yemeği ve Tarihi Van Kahvaltısının Hikayesi
Doğa Kolejinde Doğal Buluşma
Van izlenimlerim-1
Vanlı Okuyucularımla Buluşuyorum
2. Van Kitap Fuarı
Renklerin suyla dansı
Kent, Kadın ve Sanat
Kapalı Çarşıdan Toprak Damlı Evlere
Güneşe sevdalı çiçek
Mahalle baskısı…
Herşeye rağmen gülümseyen şehir
İlk Aşk Mektubunun Öyküsü
Mahallemizin kadınları sinema yapıyor
Gürpınar’da küçük bir kahvehane
Acımasız hırsız zaman
Vefa yaşarken gösterilmeli
Vahşi Kentleşme
Satsuma mandalinasının tarihi
Başka Van Gölü yok!!!
Maddeye düşünceyi katan dost
Çalma! Üret!
Çiğ damlasından yoğurda yolculuk
Fesleğen kokusundan reyhan şerbetine
Ben beyazı sende seviyorum
Hevsel Bahçeleri
Göç Yollarında Münizar ve Behiye
Aşkın ağacı ıhlamur ve çınar İskele Caddesi’nde
Başkaldırı ve İsyanın Dansı Tango
Taşların Sırrı
Sakız Sardunyalı Cumbalı Evler
Çemberimde gül oya
İki yürek arasında yolculuk
Vazgeçişlerin son sözüdür elveda
BEN AYRILIKLARI EZBERLEDİM
Doğusuyla batısıyla biz olmak
Kırık Kalplerin Sözcüsü Kahraman Tazeoğlu Yazarımız Ümran Öztürk'e konuştu: Aşktan Besleniyorum
Elbette Kadın'da gülecek
Kardeşliğin diğer adıdır lise arkadaşlığı…
Kirazın ve boncuğun buluştuğu masal köy
Hüzün şehri Van'da değişim rüzgarları
İzmir'de 2 Nisan Heyecanı
Göç yollarından bugüne
Bitmeyen hüznün diyarı Van…
Bugün bir çocuğu tiyatroya götürün
Bir Kadının Objektifinden: İplik Hayatlar
Zamana ince bir ayar çekmek
Hiçlik
Van kızı, şarkıların kadife sesi Melihat Gülses'le söyleşi
2 Nisan'da İzmir'de Van Rüzgârı Esecek
Önce birbirimizi sevmekle başlayalım
Van Beylerinin Şatosu Hoşap Kalesi
Zamanı unutturan renk
Kadının zerafeti, erkeğin cesareti
Masal köyün kraliçesi
6284 Kadınların Şifresi
Aynı gözlerle farklı coğrafyaları izlemek
Taner Barlas ile sohbet
Her seçim bir vazgeçiştir…
Gürpınar'da zamanın ruhu
PENCERELER, KAPILAR VE KÖPRÜLER
VAN'A GİDECEĞİM İÇİN HEYECANLANIYORUM
Leyla'dan sonra
Üzerlik
Bir yağmur damlası olmaktı niyetim
Bir fotoğrafın hikayesi
Ayla
Bir başkadır benim memleketim
Zirveden notlar
İnsan doğduğu yerin cıvasıdır
Gündüz Seyranlık Gece Gerdanlık
Kadının özgürlük çığlığı erbane
ONU KENDİN İÇİN AFFET
Ensestin neresindeyiz?
Radyolu günlerimiz
Sardunya kokulu sabahlar
Özgür bir ruh kendi güneşiyle ısınır
Begonvilli sokaklar
Savat; duyguları motiflerle anlatma sanatı
80. Yılında Vansesi Gazetesi
Çıplak ayaklı çocuklar
Korkuyu aşarsan bitkisel hayattan çıkarsın…
Güneş doğudan yükselir
O çocuksu gülüşümüz bayramlarda kaldı…
Müzik değişince dans değişir
İlkbaharda usul usul yürü; toprak ana hamiledir…
Bir Şehit verilecekmiş sen ol Aybüke
Hoş geldin hüzün, merhaba aşk…
Normalleşen Anormallikler
Bizi esir alan duygusal kapitalizm
Anneme Mektup
"ERKEK OLMAK DAHA ZOR"
HÜZNÜN KOKUSU SAHAFLAR
Bir şehri sevmek, aşka sebep aramaktır
Umuda elveda demeyenlerin öyküsü
Vivaldi'nin İlk Mevsimi
Böyle Olur Vanlıların Şöleni
Babamla aramızdaki küçük replikler
Hoşça kal
Hazan ve zaman
Kadına Dair... Oğluma Öğüdümdür
Onu güneşin doğuşunda göreceksiniz
Yeni bir sayfada başlar hayat
Kitapların büyülü yolculuğundaki kadın
Bir doğa olayıdır çıkar gelir aşk
Kahve kokusuna eşlik edendir huzurun kokusu…
Annemin kara kaplı defteri
Şiirin gizli öznesi aşk
İki dil bir bavul
Geçmişinin gölgesidir çocukluk arkadaşın
Yeni umutlara selam olsun
Kadın, Yağmur Ve Hüzün
Dokunarak sevelim
Sevgide çoğalmak
Gelecek, hayal edilen bir şimdidir
Gürpınar'da zamanın ruhu
Aşk tutsaklık, sevgi kutsallık mı?
Gözyaşı ve kahkahası birbirine karışır çocuğun
Gülüşünde Mayınlar Patlatırken, Ansızın Ağlayandır Çocuk
Şiir gibi gülümseyen insanlara merhaba
Haber Yazılımı