301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
21 Mayıs 2020 - Perşembe 21:03
 
Coronovirüsle Sınavımız
Ümran Öztürk
 
 

Toplum olarak yaşamımızda kuralları önemsemeyen bir milletiz vesselam. Yeryüzüne bir kabus gibi çöken şu corono günlerinde olduğu gibi ne sosyal mesafe, ne maske ne şu ne bu. Sevgimizi  dokunarak sarılarak, kucaklaşarak gösterme geleneğimizden asla  taviz vermeyiz de bunun böyle salgın günlerinde faturasını da ağır ödüyoruz ne  yazık ki.

Özellikle geleneğimizin bir parçası olan düğünler ,davetler, taziyeler sosyal mesafe kuralları dışında gerçekleşir. Şimdilik düğünlere izin verilmiyor, bu önemli bir önlem ama taziyeler salgının büyümesini tetikliyor. Özellikle son zamanlarda taziyelerle yayılan enfekte  yüzünden vakalarda ve ölüm sayısında artışlar yaşandı. Taziyelerde sosyal mesafeyi ayarlayamama ve maskeyi doğru bir şekilde kullanmama salgınları tetikledi. Alınan tüm önlemler sonuçsuz kalıyor. Bu umursamazlık ve dikkatsizlik sadece kendi yaşamlarını riske atmıyorlar, toplumun genel sağlığı ve kaderiyle de oynuyorlar.

 Bilim Kurulu üyeleri sık sık programlara konuk olup halkı nasıl davranmaları gerektiği hakkında bilgilendiriyor. Sağlık Bakanı her defasında maskenin önemine ve sosyal mesafeye dikkat çekiyor. Zorunlu olmadıkça sokağa çıkmaması, kalabalıklardan kaçınılması, ve hijyene dikkat edilmesi konuusnda uyarılarda bulunuyor.

Artık herkes her şeyin eskisi gibi olmayacağını da çok iyi biliyor . Covit19 henüz bitmedi,  dünyayı etkisi altına almaya devam ediyor. Salgın birçok ülkede hızla yayılmaya devam ediyor ve buna paralel can kayıpları da artıyor. Bu süreçte tüm dünyada yeni ihtiyaçlar ve alışkanlıklar doğuyor. Yaşamımız , ihtiyaçlarımıza göre yeniden şekilleniyor. Bizler bir çok alışkanlıklarımızdan vazgeçmek zorunda kalırken, sağlığımızı kontrol altında tutmak için de hızla yeni alışkanlıklar kazanıyoruz.

Ülkeler her geçen gün aldıkları tedbirlere bir yenisini ekliyor. Maskeler artık bedenimizin bir parçası oldu. Her yaşa uygun en doğru kumaştan maskeler üretilmeye başlandı. Örneğin Tayland’da bir hastane, yeni doğan bebekleri coronavirüse karşı korumak için ‘Mini Yüz Kalkanı’ kullanmaya başladı. Bebeklerin mini yüz kalkanları, bir yetişkinin avuç içi boyutunda tasarlandı. Bir çok ülkede siperlikler de kullanıma girdi. Bu da aklıma “ yeni doğan bebekler coronavirüse karşı  doğar doğmaz mini yüz kalkanları ile korunacak olursa  bebeklere anneleri haricinde kimse yaklaşamayacak, sevemeyecek, dokunamayacak. Bebek doğdu anda sosyal mesafeyi öğrenecek.  Her şeyi uzaktan uzağa mı öğrenecek” düşüncesini getirdi. Eksik olmayacak mı yaşamı algılayışımız? Öğrenmemiz daha yavaş olmayacak mı?

   Dünyamız bu ani değişime ayak uydurmaya çalışıyor. Sistemler değişiyor insanlar sosyal yaşamlarına sosyal mesafeyi koyarak devam edecekler. Normalleşmeye geçene kadar unuttuğumuz bir çok değerlerimizi evde kaldığımız bu süre içinde gözden geçiriyoruz. Bu pandami insan yanlarımızı tekrar keşfedebilmek için beklide bize verilmiş bir şans. Yaşamda olma nedenimiz hakkında biraz kafa yoruyoruz. Yapmak için zaman bulamadığımız, ihmal ettiğimiz eski becerilerimizi anımsayıp tekrar üretime geçiyoruz. Birikmiş kitaplarımızı okuyor, listelediğimiz filmleri izliyor uzun süre görüşemediğimiz dostlarla sohbetler edip günü geçiriyoruz. Yine güneş doğuyor, batıyor zaman geçiyor, gün devinimini tamamlıyor.

Doğanın biz olmadan da kendini güzelce yenilediğine tanık oluyoruz. Denizlerin temizlendiğine, yunusların sahillere kadar özgürce yüzdüğüne, metropollerin kuş sesleriyle uyandığına tanık oluyoruz. Ağaçlar yeşillenip çiçeklerin meyveye durduğunu,  doğanın dengesini yeniden kurduğunu gözlemliyoruz heyecanla.

Uçakların neden olduğu sera etkisi yaratan zararlı gaz salımlarından büyük ölçüde çevre kirliliğine ve dolayısıyla ozon tabakasına ne kadar zarar verdiğini uçuşların iptal edilmesinden sonra, ozon tabakasının kendi kendini onarmaya başladığını , havanın temizlendiğini  soluk aldığımızda ciğerlerimize kadar oksijen dolduğunu htiğimizde anlıyoruz.

Çocuklarımız çocuklarına muhtemelen şunları anlatacaktır

ABD Çin’i virüsü bulaştırmakla suçlarken Çin de ABD’yi suçlamaktan geri durmazken güçlü şirketler ve devletler bile coronavirüs tehdidi karşısında çaresiz kaldılar.

Bu virüs teknoloji, zenginlik, bilim demedi, trilyon dolarlık yatırımlar, projeler demedi  tüm güçlü şirketlerin, devletlerin üzerinden adeta bir silindir gibi geçti.

Bu salgın karşısında tökezleyen devletler sokağa çıkma yasağı ilan ederek tüm sosyal aktiviteleri sonlandırdılar. Başta okullar olmak üzere AVM’ ler, sinema ve tiyatro salonlarını  kapatıp, tüm sanatsal , üretimi faaliyetlerini durdurma gibi ekonomiyi derinden sarsacak kararlar almak zorunda kaldılar. Aslında dünya devletlerinin derdi üretim değildi yeterince tüketimin olmadığıydı. Gıda ve temizlik haricinde tüketim giderleri düştü.  Birçok ülkede halkın tüketimine yönelik işyerleri kontrollü bir şekilde açıldı, bizde de ilk önce  AVM’ler, berberler ve  kuaförler açıldı. Ancak kapanan işyerleri normalleşmeye geçene kadar  Home Ofis sistemleriyle çalışmalarına devam edeceklerini açıkladılar.

 Dünyanın hakimi olduğu imajını çizen bu büyük devletleri coronavirüs dize getirdi. Sürekli savaşa hazırlık yapan, ağır silahlar üreten ülkelerin bir parça bez maskeye muhtaç olduğunu bu salgında gördük. 

Her türlü güce sahip olduğunu bildiğimiz bu ülkelerin bağırarak gelen bu salgına hazırlıksız yakalanmaları ve  ellerinde maske bulunmaması  ilk önce bizde de şaşkınlık yarattı. 

Bu tabloya baktığımızda en iyi durumda olan ülke olarak görünüyorduk. Sağlık Bakanı gerekli ilaç ve maske stokumuzun olduğunu konuşmalarında dile getiriyordu. Evet, ülkemizde maske vardı ve devletimiz birçok ülkeye de maske yolladı.  Ancak ülkemizde maske dağıtımında aksaklıklar meydana geldi. Biz vatandaşlar sağlıklı bir şekilde maskeye ulaşamadık . Ama bu süre zarfında bir kısmımız kendi maskelerimizi kendimiz diktik, kurallara uygun bir şekilde sokağa çıktık. Maskeye ulaşamayanların çoğu da maskesiz sokağa çıkmak zorunda kaldı. Her felakette olduğu gibi bu salgında da fırsatçılar yine işbaşındaydılar.

Salgını fırsat bilenler maskeleri fahiş fiyatla satmak üzere yurtdışına gönderilmek üzereyken işyerleri basıldı, fırsatçılar kıskıvrak yakalandı maskelere de el konuldu bu haberleri de haber bültenlerinde kızarak, öfkelenerek izledik.

 Sadece ülkemizde uygulanan 20 yaş altı ile 65 yaş ve üstü sokağa çıkma kısıtlamasına haftada bir gün belli saatler arasında sokağa çıkma izni verildi. Çocukların,gençlerin ve 65 yaş ve üstünün sokakta bulunduğu  gün ve saatlerde renkli sahneler yaşandı. 

Ama insanlık adına çok umut veren uygulamalara da tanık olduk. Birçok isim altında kampanyalar başlatıldı. Bakkalların  veresiye defterlerindeki borçlarının silinmesi amacıyla başlatılan dayanışma kampanyası ülkenin birçok yerinde çığ gibi büyüdü.

“Askıda Fatura” kampanyasına gerek yurt içi gerek yurtdışından hayırsever vatandaşlarımızın ilgisi dayanışmanın ve yardımlaşmanın hala var olduğunu gösterdi bize. “Alan el veren eli görmesin”  kampanyasına yurtiçi ve yurtdışından hayırsever vatandaşlarımızca ciddi miktarda nakdi yardımların yapıldığı Belediye Başkanlarının sosyal medya hesaplarından tüm kamuoyuna duyuruldu.

 “Biz Varız” dayanışma kampanyası ile yardım kolileri “Halkın Bakkalı” aracılığıyla ürünler üreticiden tüketiciye aracısız ulaştırıldı.

Üreticilerin ürünleri dalında kalmasın diye İzmir’de gönüllü gençlerden oluşan ekipler Kemalpaşa ilçesinin 18 köyünde 46 kiraz bahçesinde hasat kaldırdı. Böylelikle gençler bu zor zamanda üreticinin yanında üretimin gönüllü neferleri oldular.

Tüm yurtta canla başla çalışan Vefa Destek Grupları yardım kolilerinin ve iftar yemeklerinin ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasında, 65 yaş ve üstü vatandaşların evlerine giderek her türlü ihtiyacını karşılamada büyük efor sarf etti. Tüm bunlar insanların içine umut aşıladı. Karantinada olduğumuz 2 ay içinde  eve yaşamımızı sığdırmayı sağladık ancak işini kaybeden, cebinde parası olmayan eve sığabildi mi?

 
Etiketler: Coronovirüsle, Sınavımız,
Yorumlar
Diğer Yazılar
MUHTEŞEM YÜZYIL DİZİSİNİN ŞEKER AĞASI; “Büyük bir şaşkınlık halindeyiz…”
Uçurtman Seni Anlatıyor
Değişen Kent Kimliği
Kadınların koronavirüsle mücadelesi
2 Nisan ve bitmeyen hüznün diyarı Van
İğde Çiçeklerindeki Umut
İlk Çiçeğimi Yılmaz Güney’den Aldım
O Bir Çınardı
ALZHEİMER YALNIZLIĞI SEVER
Göç yolları gizli bir ahtır
Bir Masal Köyü, Bir Fikir Atölyesidir Adatepe
Tarihi Çarşılar ve Sahaflar
Yüreğimiz Bahçesaraylı Oldu
Depremle sınavımız
Edebiyatımızda Satranç Üzerine Yazılan İlk Hikaye
Annemin Reyhan Kokardı Elleri
Ruha Şiirle Dokunan Kadın
Yılbaşı öyküleri
Tek Yol Sevgi
Uslubundur seni ele veren
Sizin Mahalleniz, Sizin Sokağınız
Fısıldayacak rüzgâr Ayvalık'tan Van'a
Geçmişi Kendi Zaman Dilimine Taşıyan Ada; Cunda
Gaz Lambası Işığında Konser
Cumhuriyet Kadınlarına Selam Olsun
Babaannemin şefkatle yaktığı kına
Dünya Kız Çocukları Günü Kutlu Olsun!
Anadolu'nun Buğulu Sesi: Kaval
Deprem Çantamız Nerede?
Kadın gözüyle Balıkesirspor- Vanspor maçını izledim
Eylülsüz Sonbahardan Acı Veda
Hayatın Alfabelerinden Biri Toprak Diğeri Kadındır
Buruk bir tebessümdür Eylül
Van'a Geleneksel Mutfak Müzesi
Kayıt dışı hikayeler
Bir Röportajın Analizi
Vangölü ve Kazdağları Çığlık Çığlığa!!!
Vansesi Gazetesi 82 Yaşında
Gençler işsizliğin yanı sıra KYK kabusu yaşıyor!
Bir genç kızın ibretlik öyküsü
Edremit'ten Edremit'e Uçmak İstiyoruz
Yaşamın şifresi su, sevginin şifresi güven
Muradiye Küçükköy'de heyecan dorukta
Etek boyu mu pedofili mi?
Annemin Futbol Tutkusu
Van Gölü'nün imdat çığlıklarını duyan var mı?
Lorenzo'nun yağı ve çınar
İnce bir sızıdır yalnızlık
2 Nisan ve Bitmeyen Hüznün Diyarı, Van
Sona'nın hikayesi
Gümüşün iğne oyası Telkari
Herşey ayrıntılarda gizlidir
Kadınların yerel yönetimden beklentileri
AĞLAYAN GELİNLER Hüznün Çiçeği Ters Laleler
Bir tren yolculuğu
50 Kuruşun Hikayesi ve Sabiha Tansuğ
Bir Günün Hikayesi
Üniversitelerin kentlere kattığı değer
Her değişim yüze yansıyan bir ışıktır
Motiflerin gizli dili, aşkın ince sızısı…
Van’a Geleneksel Mutfak Müzesi
Van'ın Yerel Lezzeti Fırınağzı Yemeği ve Tarihi Van Kahvaltısının Hikayesi
Doğa Kolejinde Doğal Buluşma
Van izlenimlerim-1
Vanlı Okuyucularımla Buluşuyorum
2. Van Kitap Fuarı
Renklerin suyla dansı
Kent, Kadın ve Sanat
Kapalı Çarşıdan Toprak Damlı Evlere
Güneşe sevdalı çiçek
Mahalle baskısı…
Herşeye rağmen gülümseyen şehir
İlk Aşk Mektubunun Öyküsü
Mahallemizin kadınları sinema yapıyor
Gürpınar’da küçük bir kahvehane
Acımasız hırsız zaman
Vefa yaşarken gösterilmeli
Vahşi Kentleşme
Satsuma mandalinasının tarihi
Başka Van Gölü yok!!!
Maddeye düşünceyi katan dost
Çalma! Üret!
Çiğ damlasından yoğurda yolculuk
Fesleğen kokusundan reyhan şerbetine
Ben beyazı sende seviyorum
Hevsel Bahçeleri
Göç Yollarında Münizar ve Behiye
Aşkın ağacı ıhlamur ve çınar İskele Caddesi’nde
Başkaldırı ve İsyanın Dansı Tango
Taşların Sırrı
Sakız Sardunyalı Cumbalı Evler
Çemberimde gül oya
İki yürek arasında yolculuk
Vazgeçişlerin son sözüdür elveda
BEN AYRILIKLARI EZBERLEDİM
Doğusuyla batısıyla biz olmak
Kırık Kalplerin Sözcüsü Kahraman Tazeoğlu Yazarımız Ümran Öztürk'e konuştu: Aşktan Besleniyorum
Elbette Kadın'da gülecek
Kardeşliğin diğer adıdır lise arkadaşlığı…
Kirazın ve boncuğun buluştuğu masal köy
Hüzün şehri Van'da değişim rüzgarları
İzmir'de 2 Nisan Heyecanı
Göç yollarından bugüne
Bitmeyen hüznün diyarı Van…
Bugün bir çocuğu tiyatroya götürün
Bir Kadının Objektifinden: İplik Hayatlar
Zamana ince bir ayar çekmek
Hiçlik
Van kızı, şarkıların kadife sesi Melihat Gülses'le söyleşi
2 Nisan'da İzmir'de Van Rüzgârı Esecek
Önce birbirimizi sevmekle başlayalım
Van Beylerinin Şatosu Hoşap Kalesi
Zamanı unutturan renk
Kadının zerafeti, erkeğin cesareti
Masal köyün kraliçesi
6284 Kadınların Şifresi
Aynı gözlerle farklı coğrafyaları izlemek
Çarşılar ve kadınlar
Taner Barlas ile sohbet
Her seçim bir vazgeçiştir…
Gürpınar'da zamanın ruhu
PENCERELER, KAPILAR VE KÖPRÜLER
VAN'A GİDECEĞİM İÇİN HEYECANLANIYORUM
Leyla'dan sonra
Üzerlik
Bir yağmur damlası olmaktı niyetim
Bir fotoğrafın hikayesi
Ayla
Bir başkadır benim memleketim
Zirveden notlar
İnsan doğduğu yerin cıvasıdır
Gündüz Seyranlık Gece Gerdanlık
Kadının özgürlük çığlığı erbane
ONU KENDİN İÇİN AFFET
Ensestin neresindeyiz?
Radyolu günlerimiz
Sardunya kokulu sabahlar
Özgür bir ruh kendi güneşiyle ısınır
Begonvilli sokaklar
Savat; duyguları motiflerle anlatma sanatı
80. Yılında Vansesi Gazetesi
Çıplak ayaklı çocuklar
Korkuyu aşarsan bitkisel hayattan çıkarsın…
Güneş doğudan yükselir
O çocuksu gülüşümüz bayramlarda kaldı…
Müzik değişince dans değişir
İlkbaharda usul usul yürü; toprak ana hamiledir…
Bir Şehit verilecekmiş sen ol Aybüke
Hoş geldin hüzün, merhaba aşk…
Normalleşen Anormallikler
Bizi esir alan duygusal kapitalizm
Anneme Mektup
"ERKEK OLMAK DAHA ZOR"
HÜZNÜN KOKUSU SAHAFLAR
Bir şehri sevmek, aşka sebep aramaktır
Umuda elveda demeyenlerin öyküsü
Vivaldi'nin İlk Mevsimi
Böyle Olur Vanlıların Şöleni
Babamla aramızdaki küçük replikler
Hoşça kal
Hazan ve zaman
Kadına Dair... Oğluma Öğüdümdür
Onu güneşin doğuşunda göreceksiniz
Yeni bir sayfada başlar hayat
Kitapların büyülü yolculuğundaki kadın
Bir doğa olayıdır çıkar gelir aşk
Kahve kokusuna eşlik edendir huzurun kokusu…
Annemin kara kaplı defteri
Şiirin gizli öznesi aşk
İki dil bir bavul
Geçmişinin gölgesidir çocukluk arkadaşın
Yeni umutlara selam olsun
Kadın, Yağmur Ve Hüzün
Dokunarak sevelim
Sevgide çoğalmak
Gelecek, hayal edilen bir şimdidir
Gürpınar'da zamanın ruhu
Aşk tutsaklık, sevgi kutsallık mı?
Gözyaşı ve kahkahası birbirine karışır çocuğun
Gülüşünde Mayınlar Patlatırken, Ansızın Ağlayandır Çocuk
Şiir gibi gülümseyen insanlara merhaba
Haber Yazılımı