Error

An Error Was Encountered

The action you have requested is not allowed.

Yazı Detayı
16 Temmuz 2020 - Perşembe 11:16
 
Derviş
Mehmet Bedri Gültekin
 
 

Tarih boyunca hiçbir uygarlık, çevresine salt kaba kuvvetle yayılmadı. Etki alanına giren halklara yönelik ideolojik, siyasal, ekonomik, toplumsal vb her alanda daha iyi bir dünya vadetmesi ve bu iddia doğrultusunda attığı adımlar, yaptığı çalışmalar; söz konusu uygarlıkların çevresine doğru yayılmasını mümkün kıldı.

Her uygarlığın bu misyonu üstlenen gönüllüleri, “fedaileri” oldu.

İslam dünyasında Derviş geleneği böyle bir anlayışın ürünüdür. Irak kökenli Sufi dervişler ve Horasan kökenli Melami dervişleri, aralarındaki bazı farklara rağmen temelde aynı işlevi görmüşlerdir. İslamiyetin girdiği yeni alanlarda, orada yaşayan halkla temasa geçerek; alçakgönüllülükleri, sade yaşayışları ve ellerinden geldiğince herkese yardımcı olmalarıyla gönüllere girmişler, deyim yerindeyse kalpleri fethetmişlerdir.

Tarihçiler, Orta Asya’dan Anadolu’ya 10. ve 13. yüzyıllar boyunca süren Türk kavimlerinin göçleri sonucunda toplam olarak 500 bin ila 1.5 milyon arasında insanın gelmiş olduğunu söylerler. Aynı dönemde Anadolu’nun toplam yerli nüfusu 7 milyon kadardır. Türk göçü sırasında kitlesel katliamların veya Anadolu’dan başka coğrafyalara toplu göçlerin olmadığını biliyoruz. Tarihi gerçek şudur ki, Anadolu’da yaşayan yerli nüfusun çok önemli bir kısmı geçen yüzyıllar içinde İslamiyeti kabul etti ve Türkleşti. Bu değişimin gerçekleşmesinde Hacı Bektaşı Veli, Yunus Emre gibi “Dervişan-ı Rum” (veya Abdalan-ı Rum – Gaziyan-ı Rum) olarak adlandırılan Anadolu dervişlerinin tayin edici bir katkısı oldu. Dervişleri, “hırka altındaki sultanlar” olarak tanımlayan ve dergâhının kapısını kim olursa olsun bütün insanlara açan Mevlana’yı da hiç şüphe yok “Dervişanı Rum” içinde saymak gerekir.

Sarı Saltuk, Seyyid Ali Sultan, Ali Koç Baba, Gül Baba, Demir Baba gibi “72 milleti bir gören” dervişlerin de Balkanların Müslümanlaştırılmasında büyük rolleri oldu.

İslam Ansiklopedisi’nin ilgili maddesinde “Derviş” şöyle tanımlanıyor: “Hakiki derviş yoksuldur. Bir hırka, bir lokma ile yetinir, kendi kendine yeterlidir. Miskinliğiyle övünür, ancak yoksulluğunu hiçbir zaman çıkar sağlamanın bir aracı olarak görmez… el emeği ve alınteriyle geçinir. Gönlü zengin eli açıktır. Zengin bile olsa servet gönlünde değil elindedir. Herkese yardım eder, uğradığı haksızlıklara tahammül gösterir, bütün insanları sever. Dövene karşı elsiz, sövene karşı dilsizdir. Yaratandan dolayı yaratılanı hoş görür. Yetmiş iki millete bir gözle bakar, günahkâr insanlardan yüz çevirmez, edepsizlerden bile edep öğrenmeyi bilir. Sa’di’nin deyimiyle Derviş, gönül ehlidir, Allah adamıdır. Çiğnendikçe daha iyi ürün veren toprağa benzer. Sevimli ve güler yüzlüdür, soğuk tabiatlı ve asık yüzlü değildir. Herkesi anlamaya ve derdine deva bulmaya çalışır. Ermiş ve ergin bir insandır. Dervişin eli, gönlü ve bedeni boştur. Elinde mal, gönlünde mal edinme arzusu bulunmaz, bedeniyle günaha girmez.”

Dervişlerin en önemli özellikleri sürekli gezmeleridir. Gezmenin amacı çile çekmek, nefsi zorluklara alıştırıp eğitmek, bilgili ve iyi hal sahibi kişilerle görüşüp kendilerinden faydalanmak ve elbette inançları doğrultusunda kitlelere propaganda yapma olanağını elde etmektir. Onlar, Mao Zedung’un deyişiyle “halkın hem öğrencisi hem de öğretmenleridir.”

Misyonerlik ve Dervişlik

Anadolu’da dervişlerin yaptığını, Afrika’da “murabıtlar” yaptı. Öyle olduğu içindir ki sömürgeci hakimiyetin önlerini açtığı Hristiyan misyonerlerin bütün çabalarına rağmen İslamiyet, Afrika kıtasında, 20 yüzyılın sonlarına kadar yayılmaya devam etti.

İslamiyet’te dervişlerin oynadığı rol ile kapitalist sömürgecilikle başlayan Hıristiyan misyonerliği birbirine karıştırmamak gerekiyor. Hıristiyan misyonerlerin esas görevi, sömürgeciliği yerli hakların nezdinde meşrulaştırarak boyun eğmelerini sağlamaktı.  Jomo Kenyatta’nın meşhur deyişiyle “Beyaz adam geldiğinde, bizim topraklarımız, onların ellerinde İncil vardı. İncil’i verip bizi uyuttular; gözlerimizi açtığımızda İncil bizim elimizde, topraklarımız onlardaydı.” Hıristiyan misyonerler Afrika’da, gerçek anlamda “toprak ile İncil’in el değiştirmesi” işini üstlendiler.

Dervişler ise gittikleri topraklarda ikna ettikleri ve kazandıkları insanı kendilerinden yaptılar. Aralarında en ufak bir ayrım olmadı.

Son dervişler

Anadolu derviş geleneğinin son temsilcileri 1960’lı yıllardan sonra Türkiye’de hızla gelişen devrimci örgütlenme içinde profesyonel devrimciliği seçerek Anadolu’nun dört bir yanına dağılan gençler oldu. 1970’lerin profesyonel devrimcileri, gerçekten son derece sade bir şekilde yaşadılar. Gittikleri gecekondu mahallelerinde ve köylerde yaşayan insanların hayatlarını paylaştılar. Fedakâr, kendileri için bir şey istemeyen ve hiç tanımadığı insanlar için gerektiğinde hayatlarını feda etmeyi bir erdem olarak gören devrimciler kuşağıydılar. Bu devrimci kuşak elbette 20. Yüzyılda dünyanın başka köşelerinde gerçekleşen devrimlerden (Rusya, Çin, Küba, Hindiçini vd.) etkilenmişti ama yaşadıkları hayat, kesinlikle yüzlerce yıldır Anadolu topraklarında süregelen derviş kültürünün ürünüydü. Onun için onları Anadolu Derviş geleneğinin son temsilcileri olarak anmak yanlış olmayacaktır.

Derviş’in kim olduğunu Yunus’tan dinleyelim:

Dervişim diyene/Bu yolda hiç ar olmaz                       

Derviş gönülsüz olur/Sövene dilsiz olur

Derviş olanın gönlü/Çok geniştir dar olmaz                

Dövene elsiz olur/Kimseden bizar olmaz

 

Derviş bağrı taş gerek/Gözü dolu yaş gerek                 

Derviş ise bir kişi/ Bulunmaz onun eşi

Koyundan yavaş gerek/Kimseye kızar olmaz               

İyi geçinmek işi/Arada ağyar olmaz

 

Dervişin yok kimsesi/Yoksulluk sermayesi                  

Er elini almışsa/Ona gönlünü vermişse

Miskinlikten gayrısı/Ona asla yar olmaz                      

İkrar ile gelmişse/Gayrı hiç inkâr olmaz

 

Yunus gördün sen eri/Bırak başka her piri

Bozma girdiğin yeri/Bunda tarumar olmaz

 

Miskin: Tasavvuf dilinde alçakgönüllü

Ağyar: Dost olmayanlar, yabancılar

İkrar: Açıkça söyleme, bildirme, kabul etme

 
Etiketler: Derviş,
Yorumlar
Diğer Yazılar
“Başkalarının hikâyeleri, bizim hikâyemiz”
Tertibin ayakta kalan son mevzisi
Ayasofya, lanet ve rahmet
Üretim ekonomisi ve Ayasofya
Türkiye’nin en büyük zenginliği (2)
“Amerika’dan kurtulalım da Rusya’ya, Çin’e mi bağlanalım!”
“Kılıç hakkı!”
Şerden hayır doğuyor!
MariAntuanette ve Donald Trump
“Çin’in Başarısının Sırrı”
Türkiye'nin Koronavirüs karnesi
Kamuculuk kazanıyor!
Diğergâm
"ABD yüzyılı" geride kaldı!
Dünya nereye gidiyor? – 1
En etkili tedbir: Parasız eğitim, parasız sağlık!
"Homo Habilis"ten bu yana verilen kavga
Yaralısını savaş meydanında bırakan Ordu (!)
Sivrisinek ve Nemrut
"Yalnız ölümler!"
"Çok alametler belirdi"
Terörü bitirmede tarihi fırsat
Sömürgeci günahın kefareti
İdlip'te kazanan kim ve kaybeden kim?
2015'ten bu yana değişen nedir?
Armageddon ya da Melhame-i Kübra
"Türkiye NATO'dur, Biz NATO'yuz!" Öyle mi?
Mülteci sorununun biricik çözümü
Tarihi fırsat mı, tarihi gaflet mi?
Geçmişten bugüne ikiyüzlülük, yalan ve zulüm
Düşman seni alkışlıyorsa…
"İdlipsınavı"nda son durum ve "devlet aklı"
İktidarın İdlip Sınavı
Ergenekon tertibinin ayakta kalan son mevzisi
Elazığ Depremi'nin en büyük dersi
Tarih bir kez daha "Sümer'de" başlıyor!
Günümüzün İslamcıları ne kadar İslamcı?
İran'a saldırmanın dayanılmaz hafifliği
Mezhepçilik hastalığı
İncirlik'e el koymanın tam zamanı
Alevi askerin cenaze töreni
ABD'nin "İntihar Eylemi!"
ABD, tekme tokat kovulurken!...
Sadaka ve geçmişe yatırım bütçesi
"Dersim olayları"nda birleşenler
ABD'nin yaptırım kararına karşı ne yapılmalı?
Eksik ayağı tamamlama görevi
Almanya'nın Dersim aşkı!
"Emperyalizmin dünü, bugünü, yarını"
"Beyin ölümü" gerçekleşen hasta
Üretim Devrimi Kurultayları
Savaş mevzilenmesi
Halk hareketleri
Tarih ve Matematik dersleri
Erdoğan Trump görüşmesi
Zorunlu olan ve olmayan dersler? (1)
ABD'nin beyhude hamlesi
Bir "Enstrüman"ın sonu
Tarihin 200 yıllık sayfası
Olması gereken oluyor
Şimdi ne yapmalı?
ABD havlu atıyor
Moskova'nın "Ortadoğu Planı" üzerine
Soner Polat Amiralin ardından
Sahipsiz toprak mı bulduk?
PKK ne zaman silah bırakır?
ABD ile ortak kara devriyesi!
Bir dönemin sonu
Büyük Millet Olmak!
Siyasette saflaşmanın ardındaki hesaplar
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 25
Demokrasi ile "ahmaklık" arasındaki kalın çizgi
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 24
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 23
İlk düğme yanlış iliklenince…
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 22
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 21
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 20
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 19
Doğu Akdeniz'den Gelen Tehdit ve Partilerin Duruşu
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 18
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 17
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 16
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 15
Devlet Bahçeli’nin son eylemi
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 12
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 11
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 10
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 9
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 8
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 7
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 6
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 5
"Dersim" çıkışı ile ne amaçlanıyor, kime hizmet ediliyor?
Vatan Fedaisi Resneli Niyazi
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 4
Türkiye için tarihi fırsatı değerlendirebilmek
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 3
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 2
Yeni Zelanda ve Sri Lanka katliamları
Siyasal İslam'ın dört dönemi - 1
Siyasal İslam'ın son yenilgisi
Dini siyasete alet etme yarışı
Yine, yeniden Suriye
Emekçi halkın sağlam özü
Artık yeni bir Türkiye'deyiz…
"4. Kuvvet"in katli ya da intiharı
Elazığ aynasında ekonomik kriz ve çözüm
Avrupa'nın gözünden ABD ve Yeni Dünya
ABD ne yaptığını biliyor; Ya Biz?
ABD'nin çaresizliği?
Bedelli Askerlik ve Türkiye'nin "Beka Sorunu"
Tarihi kırılmanın çatırtıları
Milli Devlet yıkılırsa ne olur?
"Latin Amerika'nın Tatar Ramazan'ı"
Aklını kaybeden emperyalist
Tuzak ve gaflet
"Ölüm adın kalleş olsun!"
Eğitimdeki çöküş ve İmam Hatip Okulları
Dış politikamızın yumuşak karnı
2019'a girerken
Tarihi yenilgi ya da büyük zafer
Doğal zenginlik: Ülkenin şansı mı, şanssızlığı mı?
Olmak ya da Olmamak
Ergenekon tertibinin Hakim ve Savcıları yargı önünde
Sınır güvenliği nasıl sağlanır?
Türkiye kamp değiştirince yer yerinden oynar!
Van Ticaret ve Sanayi Odası'nın gözünden sorunlar ve çözümler
Haber Yazılımı