Error

An Error Was Encountered

The action you have requested is not allowed.

Yazı Detayı
13 Ocak 2020 - Pazartesi 14:08
 
Dünya sinemasındayız...
Şahbettin Uluat
veyselvuran655
 
 

Dünya sinemasındayız. Film renkli, Türkçe dâhil her dilde ve sinemaskop.

İnsanoğlu ölümlü. Bugün için başrolde Bay Sarışın görünse de, diğer önemli rollerde bir başka sarışın ile iki çekik gözlü ve başkaları da var.

Tabii onların gerisinde de ötekiler duruyor; iyisiyle, kötüsüyle ötekiler. 

Ötekilerin içinde yok yok.

Ama birileri var ki...

O herkesten uzak duran, diğerlerini küçümseyen ve filmin esas yapımcısı konumunda bulunan ve önde gelenlerinin sayısı iki elin parmaklarının sayısını geçmeyen azınlık.

O kuzeyde ya da batıda lüks havuzlu villalarda yaşayan; uçakları olanlar; dünyanın uzak yerlerinin yangın yerine çevrilmesinde önemli rolleri olduğu halde kendi ülkelerine ve bölgelerine kan, barut, savaş bulaşmayanlar.

Dünya seçkinleri matruşkasının en derininde, en güvenli yerinde bulunanlar.

O filmin senaryosunda da, oyuncu seçiminde de, çekim yapılan yerlerinin kararlaştırılmasında da söz sahibi olanlar.

O azınlığın mensupları, görünüşte bütün giderleri üstleniyor gözükseler de; gerçekte harcamaların önemli kısmını şu ya da bu şekilde kendi halinde yaşamaya çalışan, çoğu yabancı sıradan insanların sırtına ustaca yıkmayı da iyi bilirler. Üstelik bunu, patron koltuğunu başkalarına kaptırmadan yaparlar.

Onlar, ağır mı ağır ağabeyler.  Dünyanın her yerine her şekilde ve en kısa sürede ulaşabilir, talimatlar verebilir, işler yaptırabilirler.

Kameraların karşısına geçmezler; demeçler vermezler; halkın arasına karışmazlar; şapkalarıyla, maskeleriyle gizler, kendilerini göstermezler. Bu nedenle, sıradan insanlar onları ne tanır, ne bilir. Kendileri, aile bireyleriyle birlikte fildişi kulelerinde, lüks malikanelerinde yaşarken, en üst düzeyde güvenlik önlemleri ile korunurlar.

Dünya üzerinde yaşamlarını sürdüren insanları çoğu onları tanımaz; ne iş yaptıklarını, ne kadar servetleri olduğunu; bu servetleri nerelerden kazanıp nasıl yığdıklarını; hangi amaçlarla kullandıklarını; dünyanın en uzak noktalarında bile kendilerine nasıl ulaşıp dokunduklarını bilmezler.

O yapımcılar için, yeryüzü kocaman bir satranç tahtasıdır. Oyunlarını o tahta üzerinde, bizim başrol oyuncusu sandığımız kimselerle, o ağır bildiğimiz taşlarla oynarlar. Her hamlelerini yanlarından eksik etmedikleri, iyi paralarla besledikleri eğitimli danışmanlara onaylatırlar. Rakipleri konumunda olanları zorlarlar, sık sık köşeye sıkıştırırlar.

Bu küresel satranç oyunundaki rakipleri kim derseniz; yanıtı bütün dünyanın sorunlarına duyarlı olan, çözümler arayan, her ülkeden, her ırktan, her dinden, her renkten iyi niyetli, adalete gönül vermiş, samimi, ilim irfan sahibi kimseler; düşünürler, yazarçizerler ile onlara ümit bağlamış, insanlıktan ümidini kesmemiş büyük kalabalıklar olur. 

Kurdukları oyun zaman zaman evreni var eden, yöneten o gerçek güç tarafından akamete uğratılsa da bildiklerinden vazgeçmezler.

Onlara sorarsanız adım adım hayata geçirme peşinde oldukları uzun vadeli senaryoları da, filmde kullanılan en son teknolojilerle üretilmiş araç ve gereçleri de, iyi eğitilmiş elemanları da sağlam.

***

Film geniş bir coğrafyada çekiliyor. Dünya coğrafyasında.

Hatta dünya ile de yetinmiyor yapımcı, senaryosuna uzayı da dahil etmiş. Filmin bir sahnesinde uzayda üs kurmaktan, uzay ordusu oluşturmaktan da söz etmeye başlamış durumdalar.

Dün en kullanışlı taşları Hitler'di, bugün için de sahnede başkaları var.

Filmin başroller dahil oyuncuları da, kameraman, ışıkçı, sesçi ve diğer çalışanları da büyük olasılıkla tam anlamıyla neyin parçası olduklarını ayrıntılarıyla bilmiyorlar. Onlar da bizim gibi insan. Paraları, şöhretleri, itibarları olsun diye bazı şeyleri bilerek de feda ediyorlar.

Onlar sadece kötü niyetli yapımcılar tarafından iyi beslenmiş, iyi yönlendirilmiş senaristlerin yazmış olduğu rollerini oynuyor, işlerini yapıyorlar.  Farklı araçlarla, farklı açılardan ve farklı noktalardan dokundukları dünyada bir şeyler yerle bir oluyor, savaşlar çıkıyor önemli dengeler değişiyor. Zorlanarak ya da yönlendirilerek ağızlarından çıkan tek bir sözleri ile dünya halden hale giriyor. Yoksul ülkelerdeki tanıyıp bilmedikleri insanlar, kadın, yaşlı, çoluk çocuk ölüyor, öldürülüyor. Kalanlar mağdur, mülteci sıfatıyla yollara düşüyor, ya da zor koşullarda yaşama tutunmak için çırpınıp duruyor.

O satranç taşı konumundaki görevliler, kendilerine sağlanan rahatlığa yaslanıp bütün bunları görmezden, bilmezden geliyorlar.

Aynı görevliler kendilerine iş veren yapımcıların aksine dev ekranlardan, gazete manşetlerinden eksik olmuyorlar.

Dört tarafları yapımcıların satın alıp ileri sürdüğü şakşakçılarla çevrilmiş durumda. Seçiliyor, alkışlanıyor, kullanılıyorlar. 

Aşırı ışık yüzünden neden oldukları yıkımları göremiyor; aşırı gürültü yüzünden yakınmaları ve çığlıkları işitemiyorlar. 

Suflörlerin kulaklarına okuduğu yapımcı talimatlarının gereğini harfiyen yapıyorlar. Buna karşılık dünyanın her yerindeki büyük kalabalıklardan kendilerine ulaşan çeşitli dillerdeki mesajları, dilekleri, yakınmaları, itirazları duymazdan, anlamazdan geliyor, dikkate almıyorlar.

Yapımcıların sayısı az. Azdan da az.

Ne var ki ellerindeki para ve kaynaklar da çok, çoktan çok. Küresel finans, ticaret, sanayi pazarlarının büyük bir bölümünde ciddi şekilde söz sahibi durumdalar. Öyle olunca siyasete de kolaylıkla etki ediyorlar.

Paraları, güçleri, kısa ve uzun vadeli planları var.

Kimi ciddi bilgi sızıntılarına göre, onlar dünyayı değiştirip dönüştürmenin; ele geçirmenin; yeryüzünde insan sayılarıyla, nitelikleriyle oynamanın; kendi kontrollerinde bir dünya kurmanın hesaplarını yapıyorlar.. Tezgâh, düzen, maşa, taşeron haddi var hesabı yok.

Yani film içinde film ve ucu herkese dokunacak bilmediğimiz şeyler de var. Durum ciddi.

Onlar, çeşit çeşit araçlar ve ekranlar kullanarak da dünyanın her ülkesindeki sayısız eve, ocağa ulaşıp duruyor, değer sistemlerini yıpratıyorlar.

Ekran başındaki, bugünün çocuğu ve genci konumundaki kimi insanları şiddet içeren bilgisayar oyunları, televizyon diziler, içi kof eğlence programları ve vurdulu kırdılı filmlerle, duruma göre ya şiddete meyilli kontrolsüz bireyler haline getiriyorlar; ya korkutup etkisizleştiriyor; emolojilerle haberleşen küresel kullanıma hazır bir yapının temellerini atıyorlar.

Bütün bunlarla bizi de uyanık kalmaya zorluyorlar.

Dünya sinemasındayız.

Film renkli, Türkçe dâhil her dilde ve sinemaskop. Başını kaldırıp perdeye bakabilen herkes görüyor.

Her izleyen kendine göre anlıyor, kendince yorumluyor.

 
Etiketler: Dünya, sinemasındayız...,
Yorumlar
Diğer Yazılar
DÜNYA DOLU FIRIN
HASTALANIYORUZ ÇÜNKÜ…
HAYAT BİR GÜNSE…
KALDIRAÇ
HAVA HASTA
GEÇTİ GÜL GEÇTİ BÜLBÜL
BİRAZ DA AŞK…
YAŞANMIŞ MEMLEKET HİKÂYELERİ
İRAN FİLMİ “ BİR AYRILIK”
Bir Slogan “We can’t breathe”
Bayram mesajları
Covid19 küresel biyolojik terör aracı mı?
Sosyal medyanın salladığı insanlar
Turistlerimiz vardı
Van ve Şamran Kanalı
Salgın günlerinde 23 Nisan
İçerilerdeyiz…
Dünya Dönüyor
Sars Mers Korona
Bir yazar Kemal Sayar
Hemşerilik
Van'ın Güzel İnsanları Memet Abi
Göç
İdlib bombalanıyor...
Van'a Kar Yağıyor...
Kitap
Siyasal Kültür Farklılıkları
Can dediğin kuş misali...
Van ve Van Gölü Ekspresi
Hepimiz aynı gemide değiliz...
Van neden hatırlanır?
Şeb-i Yelda
Van Kitap Fuarı
Adam gibi adam sorunu
Bir kısım gençlerimiz
Öğretmenim
Mümtaz Sami Özok ve Zirve Beyazı
Bisiklet Rüyası
Eski Van Resimleri
Hepimiz insanız ama...
Sosyal medya
Girişimcilik ruhu
Biz o zamanları yaşamadık…
Dünya ormanında insan
İyi Ki Varsın Nurgül Öğretmen 2 Bir Mezuniyet Töreni
Van Yüzüncü Yıl Üniversitemiz 38 yaşında
İyi ki varsın Nurgül Öğretmen 1 Önyargılar Yıkılırken
Van Et Kombinası Anıları - 2
Van Et Kombinası Anıları 1
Kadın cinayetleri çözemediğimiz kör düğüm
Bayramlar şekerler değişen alışkanlıklar
Machida Mezarlığı
Daha daha nasılsınız?
Gurbet memleket ve Erik Değdirenler
Uzun ince bir yolda 82. yıl
Kabak taşa değse de vay kabağın başına…
İnsanın çağdaş iletişim teknolojileriyle dansı
Gitmeler ve kalmalar üzerine…
Babam sağ olsun!
Yeni bir yüksek lisans ve doktora mevsimi
Memleket özlemi Van mevsimi
Bizim eller
Görebildiklerimiz öngörebildiklerimiz
Bilen Bilir
Tarladaki Çamur
İnsanlar ve mevsimler
Tehcir
Modern dünya ve gerçek iyilik
Helalleşme kültürü
Geçmişe Özlem (Bir Van Şiiri)
Bir zamanlar Van Et Balık
Kılavuzu karga olanın...
Beyni küçük cürmü büyük insanlar
Gurbette bir taziye
Evlenmek evlenebilmek
Taşındık tanış olduk
Biraz güneş
Dünün ve bugünün Sahalin'leri
O günlerde aşk
Yazarlar yazılar kitaplar
Halep Artık Halepçedir
Erzurum'a Kar Yağardı
Dünyada Van
Çağdaş gulyabaniler
Genç olmak
Büyüyoruz değişiyoruz
Bir sevdadır okumak
Seslerimiz de sözlerimiz de farklıdır
Bir Van Romanı Şark Yıldızı
Ah Çocuk…
Kentimizi korumak kendimizi korumak
Başkan ile Vatandaş Tayyar Başkan ile Perişan Teyze
Biz Dımso'ya niye güldük?
Van ve iç göçler
Unutulanlar, unutulmayanlar, unutulamayanlar
Her genç adama bir Abdurrahman Amca
Rahmetli Hıdo, Van ve Dünya
Biz çocuktuk, memleketimiz Van'dı
Temizlik zamanı
Akdamar'ın Çanları Yeniden Çalarken
Eldeki kuş, daldaki kuş, resimdeki kuş
Bir Yaz Günü Akadamar'da
Doları kim dolduruyor?
Van'ımız, Yazımız, Kadınlarımız
Van'ımız, Yazımız, Kadınlarımız
Van'la Sohbet
Haber Yazılımı