Yazı Detayı
02 Mayıs 2017 - Salı 15:57
 
"ERKEK OLMAK DAHA ZOR"
Ümran Öztürk
 
 

"Erkek olmak daha zor. Erkek egemen kültür yani erkeğin evinde, mahallesinde, köyünde, kasabasında üzerine yüklenen şeyler var. Bu yüklemelerle erkek daha sorunlu, daha gergin daha travmatik bir duruma geliyor." şair -yazar Cezmi Ersöz böyle diyor
 "Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar, hayata ve insanlara merhamet duyarlar, ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar... Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar"…


Cezmi Ersöz'ün "Gözlerimden çok yaramı sevdim"  yazısıyla tüm okurlara Merhabalar diyorum. 
Bu haftaki köşe yazımda; şiirlerini severek okuduğum zaman zaman Kitap Fuarlarında bir araya geldiğimiz şair -yazar Cezmi Ersöz'e yer vermek istedim.
Cezmi Ersöz' le bu kez "1. Susurluk Kitap Günleri"nde bir araya geldik. Sohbetimiz esnasında bir söyleşi yapalım mı teklifime her zamanki nazik davranışıyla peki dedi. Sizler için ben sordum Cezmi Ersöz cevapladı.


Genç okurlarımıza Cezmi Ersöz'ü nasıl anlatmalıyım. Cezmi Ersöz kimdir,ne zaman yazmaya başladı, ilk kitabı hangisidir?
1959 yılında İstanbul'da doğdum. Kabataş Erkek Lisesi'nden sonra  İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi'nde Siyaset ve Kamu Yönetimi Bölümünü bitirdikten sonra askere gittim. Askerlik dönüşü Cumhuriyet gazetesinin Pazar ekinde yazmaya başladım. Cumhuriyet Gazetesindeki çalışma hayatım  altı yıl sürdü. O yüzden Cumhuriyet Gazetesi benim okulumdur. İlginç, sıra dışı önümüzden gelip geçen ama hayatlarını pek merak etmediğimiz,  marjinal insanların hayatlarını yazmaya başladım. Bu yazılarım çok ilgi uyandırdı ve ilk kitabımı  köşe yazılarından derlenen "Son Yüzler"    kitabında topladım.  Bundan sonra şiir,deneme, öykü kitaplarım ardı ardına geldi.
Altı yıl Cumhuriyet Gazetesinde çalıştıktan sonra 3 yıl Güneş Gazetesinde,  ardından 15 yıl Leman Dergisinde, 1,5 yılda  Deli Dergisinde çalıştım.

Toplam kaç kitabınız var?
Toplam 33 kitabım var.
Şimdilerde çocuk kitapları yazıyorsunuz bize anlatırmısınız
6 setim var. 4 kitap yeni çıktı İzmir Tüyapta olacak ,3 tanesi de yolda.  Bir Atatürk seti hazırlıyorum. Atatürk'ün çocukluğundan ölümüne kadar olan dönemi kapsıyor. Eylül'de piyasaya çıkacak.
Sosyal Sorumluluk Projelerinde yer aldığınızı biliyorum. Bunları anlatır mısınız.
Okullara ve Ceza evlerine kitap gönderiyorum. Hakkari'de yakılan  gençlik köprüsünün 2010 yılında onarımını yaptık.Bu çalışma iki yılımı aldı.
Daha sonra  Can Yücelin vasiyetini yerine getirdik. Seferihisar'da Can Yücel Devrim Ormanını yaptık.  Deniz Gezmiş'ten Musa Anter'e Ahmet Taner Kışlalı'dan Hüseyin İnan'a ,Uğur Mumcu'dan Abdi İpekçi' ye kadar  öldürülen her devrimci için bir fidan diktik.  500 fidan diktik şimdi hepsi büyüdü bir orman oldu.
Tüyaplar hakkında ne düşünüyorsunuz. Kitap Fuarlarını yeterli buluyor musunuz?
Tüyapların çoğalması sevindirici. Kitap okunmuyor denmesine karşılık son yıllarda hemen her yerde her şehirde kitap fuarları açılıyor. Bakın Susurluk'ta bile eksiklikler olmasına rağmen kitap günleri düzenlenmiş bu güzel bir girişimdir. Bu aylarda Türkiye'nin birçok yerinde Tüyaplar var. Hemen bu arada İzmir, Urfa , Malatya ,Sarıyer,siirt'te var. İzmir'den sonra ben Sıvas'a gideceğim bunlar güzel şeyler. Bir tarafta fuarlar açılıyor bir heyecan var , bir tarafta bir kayıtsızlık, korkunç bir yozlaşma var. Ancak eski okuyucuyu bulamıyorsunuz. O coşkuyu bulamıyorsunuz. Oysa bu ülkede  bir yılda altıyüzaltmışyedi  milyon kitap üretiliyor bu kişi başına 8,5 kitap düşüyor bu çok güzel. Ancak dediğim gibi eski okuyucuyu bulamıyorsunuz.
Peki bu tabloyu nasıl okuyorsunuz, nasıl değerlendiriyorsunuz
Hiç sağlıklı bulmuyorum.
Yazarken kendinize bir otokontrol koyuyor musunuz?
Hayır koymuyorum. Ama son yıllarda, son iki üç yıl basına uygulanan baskılar aratıyor.Dergilerin,kanalların kapatılması  herkeste olduğu gibi bende de endişeler,tedirginlikler  yaratıyor. Son romanım bitti şu an yayınlamıyorum çünkü endişeliyim.
 Peki yazarken daha mı çok düşünüyorsunuz.Bunu yazsam mı, yazmasam mı ya da yazarken biraz daha mı yumuşatarak yazsam ya da hiç mi yazmasam diye düşündüğünüz oluyor mu? 
Bunu kendime yakıştıramıyorum. Ben yazarım en büyük tehlike bir yazar için oto sansürdür. Ya şunu nasıl yapsam dediğiniz noktada yaratıcılığınız gider körelirsiniz.
1.Susurluk Kitap Günleri  hakkındaki izlenimlerinizi bize aktarır mısınız.
Organizasyonda sorunlar var. Okurla buluşmam tam anlamıyla gerçekleşmedi. Kitap imza günüm ve söyleşim vardı ancak bana bir yer gösteremediler. Eksik buldum organizasyonu. Ama ilk olmasından kaynaklanan bir takım sıkıntılar olabiliyor. Okuyucularıma kitaplarımı imzaladım.
Katıldığınız organizasyonlarla bu günkü organizasyonu karşılaştırır mısınız
Yakın bir zamanda Manavgat  Belediyesi'nin düzenlediği bir organizasyondaydım . Olağanüstü güzel geçti kitaplar imzalandı, kuyruklar oluştu.Okuyucular içtendi,saygılıydı.  Muhteşemdi. Ancak burada ilk olmasından dolayı, deneyimsizlik, tecrübesizlikten  bazı aksaklıklar olmuş. Sosyal medya kullanılabilir, Salon hazırlanır, bültenler hazırlanır ,okuyucuya duyurulabilirdi. Belki yarın ve daha sonraki günler daha iyi olur diye düşünüyorum. Ama bir ilk gerçekleşti Kaymakam beyi kutladım.
Okuyucuyla aranızda nerede tıkanma oluyor, nerede açılma oluyor. Okuyucuyla aranızdaki mesafe nasıl?
Ben okurumla çok aktif, bire bir ilişki kurarım. Onları tanırım . Benim okurum günlük siyaseti sevmiyor. Günlük siyaseti kutuplaştırıcı buluyor. Ben basın özgürlüğünden,insan haklarından  yana biriyim. Gönül okuru benim okurum, evrensel dil kullanmamı seviyor. Vefalı bir okurum var.
Sizce okuyucu ne istiyor?
Okuyucu siyasetten çok sıkılmış. Günlük siyaseti sevmiyor. Kutuplaşmayı sevmiyor. Aşk konuşmak istiyor, kadın erkek  ilişkileri çok çekiyor okuyucuyu. Yabancılaşma, yalnızlık okurun dikkatini çekiyor.
Sizce de insanlar yalnızlıktan, sevgisizlikten muzdarip değiller mi?
Evet insanlar çok yalnız, çok büyük bir sevgisizlik hakim maalesef. Şefkat ve hoşgörü eksikliği yaşıyoruz. Yabancılaşma hakim. Bu durum tabiî ki büyük kentlerde daha fazla. İnsanlarda ruhsal problemlerde başlıyor. Şu an yazmakta olduğum bir kadını hikayesi gibi.
Bu hikayeden ve son romanınızdan ipuçları verebilir misiniz?
"Şizofren Aşkın Günlükleri" adlı 39 kahramanın olduğu 500 sayfalık son romanım Eylül de piyasaya çıkacak. Çok heyecanlıyım. Benim en güzel kitabım olacak. Diğer kitaplarımdan çok farklı aksiyon bir kitap. Şimdi ise sürekli ellerini yıkayan, kendi kendine konuşan duyguları sürekli değişen Obsesif Kompulsif kişilik bozukluğu olan bir kadının hikayesini yazıyorum daha sonra bunu tiyatro oyunu haline getireceğim.

Hep deriz bu ülkede kadın olmak zor, peki bu ülkede erkek olmak nasıl bir şey?
Erkek olmak daha zor. Erkek egemen kültür yani erkeğin evinde, mahallesinde,  köyünde, kasabasında üzerine yüklenen şeyler var. Bu yüklemelerle erkek daha sorunlu, daha gergin daha travmatik bir duruma geliyor. Oysa kadın daha neşeli, daha dışa dönük, duygularını açığa vuruyor, daha özgür düşünüyor. Çünkü kadın değişime daha açık. Çünkü kadın çağdaş değişim sürecine ayak uyduruyor. Erkek değişen sosyolojiyi, değişim sürecini okuyamadığı için şiddete başvuruyor. Erkek egemen model artık bu sosyolojiye uymuyor. Erkek önce içindeki kadını keşfedecek. Erkek duygularını açamıyor, dertleşemiyor, içine atıyor karısıyla bile konuşamıyor. Ekonomik özgürlüğüne kavuşan kadın kendi parasını kazanıyor. Bir erkeğin yardımı olmadan ayakları üzerinde durabiliyor. Boşanma talebi en çok kadından  geliyor. Erkek kadındaki bu değişim sürecini okuyamadığı, hala babasından öğrendiği ile kaldığı için kadını anlayamıyor değişime kapalı olduğu için  değişen sosyolojiyi  kavrayamıyor. Kadın cinayetlerinin artmasının sebebi de budur.
Susurluk Kitap Günlerinden sonra nerelerde olacaksınız?
İzmir Kitap Fuarına katılacağım. Oradan Sıvas'a dönünce Sarıyer, Batman  mayıs ayı sonunda Diyarbakır Tüyapa katılacağım.
Bir okur olsaydınız Cezmi Ersöz'den ne beklerdiniz?
Yeni ürünler beklerdim. Romanlar ve şiir kitabı beklerdim.
 Son Yüzler kitabındaki tek tek hayat hikayelerini anlattırdığı, sistemin dışında olan, ortak özellikleri sıra dışı işler yapan örneğin çiçek pasajında akordeon çalan madam, ile yüz yüze geliriz, varoluşçuluk felsefesiyle ilgilenen ayakkabı boyacısını görürüz ama fark etmeyiz azınlıkta olan bu  gibi insanların hayat tarzlarını anlatan hikayelerinin aktarıcısı Cezmi Ersöz'e içten ,keyifli sohbeti, mütevazi ve samimi davranışları için teşekkür ederken çok sevdiğim şiirinden birkaç mısra ile söyleşimizi sonlandırdık.
"….Bazen aşk gider...
Ve adresi değişir evinin...
Sesinin tonu değişir, yüzünün rengi...
Yastığının sıcaklığı, yediğin yemeğin tadı uykuların değişir...
Ve rüyaların her aksam açıp girdiğin kapıdan başka bir sevda giriyordur artık.
.."

 
Etiketler: "ERKEK, OLMAK, DAHA, ZOR",
Yorumlar
Diğer Yazılar
Muradiye Küçükköy'de heyecan dorukta
Etek boyu mu pedofili mi?
Annemin Futbol Tutkusu
Van Gölü'nün imdat çığlıklarını duyan var mı?
Lorenzo'nun yağı ve çınar
İnce bir sızıdır yalnızlık
2 Nisan ve Bitmeyen Hüznün Diyarı, Van
Sona'nın hikayesi
Gümüşün iğne oyası Telkari
Herşey ayrıntılarda gizlidir
Kadınların yerel yönetimden beklentileri
AĞLAYAN GELİNLER Hüznün Çiçeği Ters Laleler
Bir tren yolculuğu
50 Kuruşun Hikayesi ve Sabiha Tansuğ
Bir Günün Hikayesi
Üniversitelerin kentlere kattığı değer
Her değişim yüze yansıyan bir ışıktır
Motiflerin gizli dili, aşkın ince sızısı…
Van’a Geleneksel Mutfak Müzesi
Van'ın Yerel Lezzeti Fırınağzı Yemeği ve Tarihi Van Kahvaltısının Hikayesi
Doğa Kolejinde Doğal Buluşma
Van izlenimlerim-1
Vanlı Okuyucularımla Buluşuyorum
2. Van Kitap Fuarı
Renklerin suyla dansı
Kent, Kadın ve Sanat
Kapalı Çarşıdan Toprak Damlı Evlere
Güneşe sevdalı çiçek
Mahalle baskısı…
Herşeye rağmen gülümseyen şehir
İlk Aşk Mektubunun Öyküsü
Mahallemizin kadınları sinema yapıyor
Gürpınar’da küçük bir kahvehane
Acımasız hırsız zaman
Vefa yaşarken gösterilmeli
Vahşi Kentleşme
Satsuma mandalinasının tarihi
Başka Van Gölü yok!!!
Maddeye düşünceyi katan dost
Çalma! Üret!
Çiğ damlasından yoğurda yolculuk
Fesleğen kokusundan reyhan şerbetine
Ben beyazı sende seviyorum
Hevsel Bahçeleri
Göç Yollarında Münizar ve Behiye
Aşkın ağacı ıhlamur ve çınar İskele Caddesi’nde
Başkaldırı ve İsyanın Dansı Tango
Taşların Sırrı
Sakız Sardunyalı Cumbalı Evler
Çemberimde gül oya
İki yürek arasında yolculuk
Vazgeçişlerin son sözüdür elveda
BEN AYRILIKLARI EZBERLEDİM
Doğusuyla batısıyla biz olmak
Kırık Kalplerin Sözcüsü Kahraman Tazeoğlu Yazarımız Ümran Öztürk'e konuştu: Aşktan Besleniyorum
Elbette Kadın'da gülecek
Kardeşliğin diğer adıdır lise arkadaşlığı…
Kirazın ve boncuğun buluştuğu masal köy
Hüzün şehri Van'da değişim rüzgarları
İzmir'de 2 Nisan Heyecanı
Göç yollarından bugüne
Bitmeyen hüznün diyarı Van…
Bugün bir çocuğu tiyatroya götürün
Bir Kadının Objektifinden: İplik Hayatlar
Zamana ince bir ayar çekmek
Hiçlik
Van kızı, şarkıların kadife sesi Melihat Gülses'le söyleşi
2 Nisan'da İzmir'de Van Rüzgârı Esecek
Önce birbirimizi sevmekle başlayalım
Van Beylerinin Şatosu Hoşap Kalesi
Zamanı unutturan renk
Kadının zerafeti, erkeğin cesareti
Masal köyün kraliçesi
6284 Kadınların Şifresi
Aynı gözlerle farklı coğrafyaları izlemek
Çarşılar ve kadınlar
Taner Barlas ile sohbet
Her seçim bir vazgeçiştir…
Gürpınar'da zamanın ruhu
PENCERELER, KAPILAR VE KÖPRÜLER
VAN'A GİDECEĞİM İÇİN HEYECANLANIYORUM
Leyla'dan sonra
Üzerlik
Bir yağmur damlası olmaktı niyetim
Bir fotoğrafın hikayesi
Ayla
Bir başkadır benim memleketim
Zirveden notlar
İnsan doğduğu yerin cıvasıdır
Gündüz Seyranlık Gece Gerdanlık
Kadının özgürlük çığlığı erbane
ONU KENDİN İÇİN AFFET
Ensestin neresindeyiz?
Radyolu günlerimiz
Sardunya kokulu sabahlar
Özgür bir ruh kendi güneşiyle ısınır
Begonvilli sokaklar
Savat; duyguları motiflerle anlatma sanatı
80. Yılında Vansesi Gazetesi
Çıplak ayaklı çocuklar
Korkuyu aşarsan bitkisel hayattan çıkarsın…
Güneş doğudan yükselir
O çocuksu gülüşümüz bayramlarda kaldı…
Müzik değişince dans değişir
İlkbaharda usul usul yürü; toprak ana hamiledir…
Bir Şehit verilecekmiş sen ol Aybüke
Hoş geldin hüzün, merhaba aşk…
Normalleşen Anormallikler
Bizi esir alan duygusal kapitalizm
Anneme Mektup
HÜZNÜN KOKUSU SAHAFLAR
Bir şehri sevmek, aşka sebep aramaktır
Umuda elveda demeyenlerin öyküsü
Vivaldi'nin İlk Mevsimi
Böyle Olur Vanlıların Şöleni
Babamla aramızdaki küçük replikler
Hoşça kal
Hazan ve zaman
Kadına Dair... Oğluma Öğüdümdür
Onu güneşin doğuşunda göreceksiniz
Yeni bir sayfada başlar hayat
Kitapların büyülü yolculuğundaki kadın
Bir doğa olayıdır çıkar gelir aşk
Kahve kokusuna eşlik edendir huzurun kokusu…
Annemin kara kaplı defteri
Şiirin gizli öznesi aşk
İki dil bir bavul
Geçmişinin gölgesidir çocukluk arkadaşın
Yeni umutlara selam olsun
Kadın, Yağmur Ve Hüzün
Dokunarak sevelim
Sevgide çoğalmak
Gelecek, hayal edilen bir şimdidir
Gürpınar'da zamanın ruhu
Aşk tutsaklık, sevgi kutsallık mı?
Gözyaşı ve kahkahası birbirine karışır çocuğun
Gülüşünde Mayınlar Patlatırken, Ansızın Ağlayandır Çocuk
Şiir gibi gülümseyen insanlara merhaba
Haber Yazılımı