Yazı Detayı
03 Aralık 2017 - Pazar 15:42
 
Gülü astım duvara gören gözler suvara
Eyyüp Altun-Sosyolog
 
 

Merhaba. Öncelikle burada olmaktan mutluluk duyduğumu belirtmek isterim. Bugün Van basın hayatında  80 yıl boyunca yayın yapan Van'ın ilk gazetesi,  Vansesi Gazetesinde ilk yazımla karşınızdayım.  Bundan sonra belli aralıklarla bana ayrılan köşede birlikte olacağız. Bu köşede, tarihten siyasete, sanattan edebiyata ve güncelden genele birçok konuda tartışacağız. Yararlı olacağımı umuyorum…

Sevgi ve saygıyla…

 

***

2009 yılı yazıydı. Öğlen sularında telefonum çaldı. Hattın diğer ucunda güzel Türkçe konuşan bir kadın, yazdığım romanla ilgili benimle görüşmek istediğini bildiriyordu. Beni heyecanlandıran bir gelişmeydi bu. Davete uydum ve Güven Pastanesinde buluşmak üzere telefonu kapattım. Zaman kaybetmemeliydim; aşağı inip pastanenin yolunu tuttum. Pastaneden içeri girdiğimde iki üç masanın dışında salonunun geri kalanının boş olduğunu gördüm. İçeriye şöyle bir göz attım ve cam kenarında tek başına oturan bir kadın gördüm. Bakımlı saçları ve özenli giyimiyle bir cumhuriyet kadınını çağrıştırıyordu. Birkaç saniye sonra o da beni fark etti. Benimle görüşmek isteyen kadın bu olmalı diye düşünerek masaya doğru yürüdüm. Aradığı kişinin ben olduğumu sanmış olmalı ki ayağa kalkıp kendini tanıttı.

Birkaç dakika sohbet edince her şey anlaşılmıştı. Engin Hanım bir kitap üzerinde çalışıyordu. Van tarihini, kültürünü ve toplumsal yaşamını konu edinen bir araştırmaydı bu. Henüz kaynakları tarama aşamasında olduğunu söyleyerek kitabım Sona hakkında bir süre konuştuk. Zira Sona, konusunun büyük bölümü 1915 Van'ında geçen bir dönem romanıydı ve gerçek anılar üzerine inşa edilmişti. Engin Hanım kitabımı okumakla yetinmemiş benimle de görüşmek istemişti. Böylece 1915 Ermeni olayları, tehcir ve Birinci Dünya Savaşı koşullarındaki Van'dan söz ettik. Yaklaşık bir saat sürdü sohbetimiz. Karşılıklı telefonlarımızı kaydettikten sonra kalkıp pastaneden çıktık.

Engin Kansav'la ilk tanışmamız böyle olmuştu. Bu buluşmadan sonra geçen birkaç yılda neredeyse kendisini unutmuştum, ta ki eserini bir kitapçıda görene dek…

 

 

KİTABIN İÇERİĞİ

Kansav'ın kitabının ismi 'Van Üçlemesi' adını taşıyor ama 'Gülü Astım Duvara' şeklinde bir alt başlık da kullanılmış. Kitap, Van'ı çeşitli yönleriyle tanıtmayı amaçlıyor. Kitabın birinci bölümü 'Düşte Van' başlığıyla verilmiş. Kansav, burada çocukluk yıllarını ve o yıllarda yaşadıklarını oldukça duygulu bir dille kaleme almış. Bu bölümde öyle bir dil kullanmış ki okuyunca karamsarlığa kapılmıyor ve herhangi bir acıma duygusu yaşamıyorsunuz. Fakat yüreğinizin kabarmasına ve gözlerinizin nemlenmesine engel olamıyorsunuz. Ağlama öncesi hüznün verdiği dinginlikte sessizce demleniyorsunuz. Nostaljiyi zirveye çıkaran her bir cümle sizi alıp o sisli geçmişe götürüyor ve böylece yaşanmışlıkların insan belleğindeki derin izlerinin kolay silinemeyeceğini anlıyorsunuz. Engin Kansav, Van'ın (altmışlı-yetmişli yıllar) geçmişini bir çocuk masumiyetinin hassasiyetiyle anlatıyor.

 

COĞRAFYA, TARİH, MİMARİ VE KÜLTÜR

Engin Kansav kitabında Van'ın coğrafi yapısını, tarihini ve diğer özelliklerini son verileri dikkate alarak aktarmış. Özellikle bu bölümde son derece başarılı bir tarih sunumu gerçekleştiriyor. Tarih öncesi dönemden başlayarak Türkiye Cumhuriyetine dek yaşanan tarihi dönemeçleri anlaşılır bir şekilde masaya yatırıyor. Verdiği bilgilerden, geniş bir kaynakça taraması yaptığı anlaşılıyor. Kansav, Van'la ilgili tarihi dönemlerin siyasi, kültürel ve geleneksel yansımasını da yakından inceliyor. Yazar, kitabında Ermeni ve Kürt sorununu da tarihi, kültürel ve yanıyla ele alıyor. Kitabı bitirdikten sonra yalnızca Van'ın kültürel ve geleneksel değerlerini anlamakla kalmıyor, aynı zamanda Van üzerinden derin bir tarih bilgisine de sahip oluyorsunuz.

Öte yandan Van'ın kültürel ve toplumsal yapısı da çeşitli başlıklar altında inceleniyor. Kitapta, gelenekler, yemek kültürü, halkın genel ve gündelik yaşamı gibi konularda da sayısız ayrıntı veriliyor. 'Anılarımda Van' ve 'Anılarda Van' başlıkları altında ise Van'ın ünlüleri, Gönül adamları ve renkli kişilikler anlatılıyor. Hatta Van'ın delileri de bu bölümde yer buluyor.

Kansav'ın kitabında bir tanıtım yazısına sığamayacak kadar ayrıntı ve bilinmeyen var. Engin Kansav'ın, Van Üçlemesi (Gülü Astım Duvara) adlı eseri Van üzerine yazılmış profesyonel bir çalışma. Yazar daha önce kaleme alınmış benzer eserleri, akademik derinlik ve yazınsal kalite bakımından aşan bir araştırma ortaya koymuş. Vanlıyım diyen, çocukluğu, gençliği yahut ömrünün bir bölümü Van'da geçen herkesin okuması gereken bir kitap. Kuşkusuz bu çalışma, sadece Vanlılara hitap eden bir çalışma değil, aynı zamanda Van'ın tarihi toplumsal yapısını araştıran akademik çevrelere de esin kaynağı olabilecek düzeyde bir eser.

 

DİL VE ANLATIM

Türkiye Yazınsalında en Türkçe eser hangisi diye sorsalar, hiç tereddüt etmeden Engin Kansav'ın Van Üçlemesi (Gülü Astım Duvara) adlı kitabı derim. Kansav eserinde, Türk Dilinin geldiği en son aşamayı kendi katkılarıyla biraz daha aşarak yepyeni bir Türkçeye ulaşmış. Son yıllarda Osmanlıcadan kalma sözcüklerin yazı diline sokulmasına karşın Kansav öz Türkçede ısrar ederek bu gidişata bir karşı duruş gerçekleştirmiş. Örneğin zengin yerine 'varsıl', kültür yerine 'ekin', hamam yerine 'yunak', manda yerine 'camız', mest olmak yerine 'esridik', mebus yerine 'saylav' ve daha birçok yeni sözcük eserde kullanılmış.

Anlatım konusunda da kaliteli bir üslup var eserde. Van'ın coğrafi yapısı, tarihi geçmişi ve diğer ekonomik kültürel değerleri anlatılırken gereksiz tekrarlardan ve ağırlaştırılmış cümlelerden kaçınmış. Kitap yazınsal açıdan kaliteyi azami derecede koruduğu halde kolay okunabilen bir özelliğe sahip...

 

 

BU TÜR ÇALIŞMALARIN SOSYOLOJİK AÇIDAN ÖNEMİ

Kansav'ın çalışmasını kent tarihçiliği kapsamında ele almak gerekir. Kentlerin doğuşu, gelişimi ve geçirdiği mimari, kültürel, geleneksel değişimleri kaydetmek ve bu yönde bir hafıza oluşturmak yapılabilecek en ciddi iştir. Bu tür çalışmalar gelecek nesillerin kentleri tanımasını kolaylaştıracaktır. Geçmişi bilinmeyen kentlerin gelecek inşası sorunlu olabilir. Birçok uygarlığa beşiklik yapmış bir kent olan Van'ın değerlerinin ortaya konulması kentin geleceğinin tasarlanmasında işi kolaylaştıracağı gibi kentin sahiplenilmesinin de yolunu açacaktır. Her kentin bir kişiliği ve bir ruhu vardır. Kentlerin geleneksel ve kültürel biçimlenişi geçmiş uygarlıkların bıraktıkları alışkanlıklarla şekillenir. Bu da kentin kimliğini oluşturur. Ancak bu biçimlenişin nerelerden süzülüp geldiği konusu üzerine çok fazla çalışma olduğu söylenemez. Van'ın hiç olmazsa son elli yılına tanıklık etmiş ve o kültürel sentezlenmenin yapı taşlarını gerçekçi bir biçimde ortaya koymuş bir eser olarak önümüzde duran bu çalışmanın paha biçilmez bir hafıza oluşturduğu kuşku götürmez bir gerçektir. Kendi geçmişini bilmeyen bir kişinin bocalayacağı gibi, kendi kentinin geçmişini bilmeyen bir toplum da bocalamaktan kurtulamayacaktır.

 

SON BİR SÖZ

Engin Kansav Ortaköylü imzasıyla kaleme alınan Van Üçlemesi (Gülü Astım Duvara) adlı bu çalışma her çevreden insanımızın okuması gereken bir kitap olduğu gibi çeşitli devlet kurumlarının da sahip çıkması gereken değerli bir eser. Kültür Bakanlığı, Türk Tarih Kurumu, Milli Eğitim Bakanlığı, Kütüphaneler, Valilik ve İl Kültür Müdürlüğü gibi kurumların bu eserle ilgilenmesi gerekiyor. Zira bu düzeyde (Van'la ilgili) bir eser daha önce yazılmadı. Arşiv değeri taşıyan bu çalışmanın sahiplenilmesi Van geçmişinin gelecek nesillere aktarılması bakımından elzem bir tutum olacaktır. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki Engin Kansav Ortaköylüoğlu, Van'ın yetiştirdiği az sayıdaki büyük araştırmacıdan biri olarak kültür dünyamızda yerini alacaktır.

 

Not: Kitap 2013 yılında Phoenıx yayınları tarafından Ankara'da basılmıştır.

 
Etiketler: Gülü, astım, duvara, gören, gözler, suvara,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Haber Yazılımı