301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
07 Aralık 2016 - Çarşamba 13:28
 
Gürpınar'da zamanın ruhu
Ümran Öztürk
 
 

1970'li yıllardı. Van'ın küçük şirin bir ilçesi olan Gürpınar'a tayinle gelmiştik. Babamın görev süresi burada iki yıldı, çalışma arkadaşlarının bize tuttukları eve yerleştiğimizde bu şirin ilçe kadar evimizin de küçük olduğunu gördük. İki merdivenle elma ağaçlarının da bulunduğu büyük bahçeye açılan mutfak kapımız, bize ayrı bir yaşam alanı açıyordu. Bu küçük şirin ilçenin sonbaharı da diğer mevsimler gibi çok güzeldi.  Sararmış hatta çürümeye yüz tutmuş yaprak ve ot kokusu Gürpınar'a mistik bir hava veriyordu.

Ama ben bu ilçeye kış mevsiminin de çok yakışacağını düşünüyordum. Kar yağışını dört gözle bekler olmuştum.

Akşamdan sertleşen rüzgar yerini önce yağmura, ardından da seyrek cılız kar yağışına bırakmıştı. Birden hızlanıp arada bir  yavaşlayan, zaman zaman dolgunlaşıp aniden cılızlaşan, rüzgarın da etkisiyle  savrularak yağan kar taneleri bir kelebek gibi uçuşuyor sonra gelip camımıza yapışıyordu. Hiç biri diğerine benzemeyen buz kristalleri,  rüzgarın da etkisiyle havadaki diğer kar tanelerini de kendilerine çekerek filizlenmiş beyaz küçük mineler gibiydiler. Adeta ritmik bir müziğin eşliğinde dans eden küçük şakacı balerinlerdi onlar. Uyur gibi sessiz duran ağaçların kurumuş dallarına da savrularak  yapışıyorlardı. Çocukluğumdan kalma bir heves olsa gerek kar tanelerine çok dikkatli bakarım. Hepsi birbirinden farklı. Bunun nem oranıyla ilgili olduğunu bir makalede okumuştum. Düşük nem koşullarında daha basit yapılı, nem oranı yükseldikçe şekiller de daha karmaşık bir hal alıyormuş. Ama lapa lapa kar da yürümek bambaşka bir zevk.

Havanın iyice kararmasından dolayı perdeler kapandı. Artık  dışarıyla irtibatım kesilmişti.

Uzaklardan gelen köpek seslerine rüzgarın uğultulu ıslığı karışıyordu.

Böyle durumlarda hep sokağımızda tek olan ağaçtan koca gövdeli elektrik direğini düşünürdüm. Nedense bana çıplak şehrin çelimsiz gövdesi üzerinde adete parmak uçlarında yükselmeye çalışan üretken, güçlü, aydınlık bir kadın gibi gelirdi. Hatta yalnızlıkla elektrik direkleri arasında hep bir bağ kurmuşumdur. Ayrıca bana hüzün veren yanları da vardı. Bu birbirinden uzak düşmüş ağaç gövdeli elektrik direkleri filmlerde izlediğim içli sahneleri anımsatırlar.  Pek çok tutku dolu gizli aşıkların randevulaşma, buluşma yeri, kimi zaman da çiğ bir aydınlığı sunardı, ihtiyacı olana. Herkes evine çekilse de o görevinin başındaydı. Kısık, ölgün ışığıyla sokağımızı aydınlatırdı.  Sabah olunca yok olurdu ışığı, görevi bitince kimse farkına bile varmazdı. Gündüzleri değersizleşir gece en çok ihtiyaç duyulan bir obje olurdu insanlar için. Ama ona en çok karlı havaların yakıştığını düşünürdüm. Işığının altında pervaneler gibi uçuşan titrek kar taneleri manzarası, beni çocukluğuma götüren annemin ninnisi kadar güzel gelirdi. Çünkü şiirsel bir mevsimin tam ortasında olduğumu hissederdim  o zaman. Tıpkı şimdi olduğum gibi.

Sabah heyecanla uyandım. Perdeyi araladım gördüğüm manzaraya hayran kalmıştım. Çünkü gece boyunca yağan kar, bahçeyi beyaza boyamıştı. Sanki bir masal kitabının içindeydim. Heyecanla kardeşimi uyandırdım. Ev halkı uykudaydı. Kargaların telefon tellerinin üzerine saf tutmaları doğaya itaat etmeleri gereğini inandırmıştı bize. Kedilerin ve kuşların ayak izleri şekiller çizmişti bahçedeki kar yığınının üzerine. O güzelliğin içinde olmalıyız diye aklımdan geçirdim. Kardeşimin kulağına eğildim ve "Giyinip bahçeye çıkalım mı " diye fısıldadım. Dışarı çıkarak babamın bize koyduğu  kuralları çiğneyecektik. Gürpınar'a ilk geldiğimizde babam bize ait alanımızı belirlemiş, sınırlarımızı çizmişti. Duvarın öte yanına geçmek yasaktı. Her türlü aktivitemiz bu bahçede gerçekleşecekti ama yine onların izni olmalıydı. Derhal harekete geçmeliydik. Çok hızlı bir şekilde sıkıca giyindik ve kendimiz bahçeye attık. Karlara bata çıka yürüyor, kartopu oynuyorduk. Kendimizi oyuna o  kadar kaptırmıştık ki zamanın nasıl geçtiğini anlayamamıştık. Mutfak kapısının açılmasıyla bütün tadımız kaçmıştı. Çünkü kuralları çiğnemiş, izinsiz dışarı çıkmıştık. Bu güzel dakikaların karşılığında bizi nasıl bir ceza bekliyor diye düşünürken babamın mutlu sesiyle sevindik. " Kaçaklar buradaymış, fotoğraf makinesini getir" diye anneme seslendi.  Babamla göz göze geldik o an. O da bizim kadar çocuktu.  Elindeki fotoğraf makinesinin deklanşörüne  bastı. Hadi şimdi içeriye kahvaltıdan sonra kızaklarla kayacağız dedi.

O gün babamın özel yaptırdığı kızakla sırayla kaydık. Kartopu oynadık ve bahçemize annemin de yardımıyla kocaman bir kardan adam yaptık.

Ne zaman kar yağsa ben hep anavatanım olan çocukluğuma ait bu zaman dilimine gider, zamanın ruhunu çatlatırım.

Haftaya görüşünceye dek şiiri gülüşünüzden, türküleri yüreğinizde saklayın.

 
Etiketler: Gürpınar'da, zamanın, ruhu,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Yaşamın şifresi su, sevginin şifresi güven
Muradiye Küçükköy'de heyecan dorukta
Etek boyu mu pedofili mi?
Annemin Futbol Tutkusu
Van Gölü'nün imdat çığlıklarını duyan var mı?
Lorenzo'nun yağı ve çınar
İnce bir sızıdır yalnızlık
2 Nisan ve Bitmeyen Hüznün Diyarı, Van
Sona'nın hikayesi
Gümüşün iğne oyası Telkari
Herşey ayrıntılarda gizlidir
Kadınların yerel yönetimden beklentileri
AĞLAYAN GELİNLER Hüznün Çiçeği Ters Laleler
Bir tren yolculuğu
50 Kuruşun Hikayesi ve Sabiha Tansuğ
Bir Günün Hikayesi
Üniversitelerin kentlere kattığı değer
Her değişim yüze yansıyan bir ışıktır
Motiflerin gizli dili, aşkın ince sızısı…
Van’a Geleneksel Mutfak Müzesi
Van'ın Yerel Lezzeti Fırınağzı Yemeği ve Tarihi Van Kahvaltısının Hikayesi
Doğa Kolejinde Doğal Buluşma
Van izlenimlerim-1
Vanlı Okuyucularımla Buluşuyorum
2. Van Kitap Fuarı
Renklerin suyla dansı
Kent, Kadın ve Sanat
Kapalı Çarşıdan Toprak Damlı Evlere
Güneşe sevdalı çiçek
Mahalle baskısı…
Herşeye rağmen gülümseyen şehir
İlk Aşk Mektubunun Öyküsü
Mahallemizin kadınları sinema yapıyor
Gürpınar’da küçük bir kahvehane
Acımasız hırsız zaman
Vefa yaşarken gösterilmeli
Vahşi Kentleşme
Satsuma mandalinasının tarihi
Başka Van Gölü yok!!!
Maddeye düşünceyi katan dost
Çalma! Üret!
Çiğ damlasından yoğurda yolculuk
Fesleğen kokusundan reyhan şerbetine
Ben beyazı sende seviyorum
Hevsel Bahçeleri
Göç Yollarında Münizar ve Behiye
Aşkın ağacı ıhlamur ve çınar İskele Caddesi’nde
Başkaldırı ve İsyanın Dansı Tango
Taşların Sırrı
Sakız Sardunyalı Cumbalı Evler
Çemberimde gül oya
İki yürek arasında yolculuk
Vazgeçişlerin son sözüdür elveda
BEN AYRILIKLARI EZBERLEDİM
Doğusuyla batısıyla biz olmak
Kırık Kalplerin Sözcüsü Kahraman Tazeoğlu Yazarımız Ümran Öztürk'e konuştu: Aşktan Besleniyorum
Elbette Kadın'da gülecek
Kardeşliğin diğer adıdır lise arkadaşlığı…
Kirazın ve boncuğun buluştuğu masal köy
Hüzün şehri Van'da değişim rüzgarları
İzmir'de 2 Nisan Heyecanı
Göç yollarından bugüne
Bitmeyen hüznün diyarı Van…
Bugün bir çocuğu tiyatroya götürün
Bir Kadının Objektifinden: İplik Hayatlar
Zamana ince bir ayar çekmek
Hiçlik
Van kızı, şarkıların kadife sesi Melihat Gülses'le söyleşi
2 Nisan'da İzmir'de Van Rüzgârı Esecek
Önce birbirimizi sevmekle başlayalım
Van Beylerinin Şatosu Hoşap Kalesi
Zamanı unutturan renk
Kadının zerafeti, erkeğin cesareti
Masal köyün kraliçesi
6284 Kadınların Şifresi
Aynı gözlerle farklı coğrafyaları izlemek
Çarşılar ve kadınlar
Taner Barlas ile sohbet
Her seçim bir vazgeçiştir…
Gürpınar'da zamanın ruhu
PENCERELER, KAPILAR VE KÖPRÜLER
VAN'A GİDECEĞİM İÇİN HEYECANLANIYORUM
Leyla'dan sonra
Üzerlik
Bir yağmur damlası olmaktı niyetim
Bir fotoğrafın hikayesi
Ayla
Bir başkadır benim memleketim
Zirveden notlar
İnsan doğduğu yerin cıvasıdır
Gündüz Seyranlık Gece Gerdanlık
Kadının özgürlük çığlığı erbane
ONU KENDİN İÇİN AFFET
Ensestin neresindeyiz?
Radyolu günlerimiz
Sardunya kokulu sabahlar
Özgür bir ruh kendi güneşiyle ısınır
Begonvilli sokaklar
Savat; duyguları motiflerle anlatma sanatı
80. Yılında Vansesi Gazetesi
Çıplak ayaklı çocuklar
Korkuyu aşarsan bitkisel hayattan çıkarsın…
Güneş doğudan yükselir
O çocuksu gülüşümüz bayramlarda kaldı…
Müzik değişince dans değişir
İlkbaharda usul usul yürü; toprak ana hamiledir…
Bir Şehit verilecekmiş sen ol Aybüke
Hoş geldin hüzün, merhaba aşk…
Normalleşen Anormallikler
Bizi esir alan duygusal kapitalizm
Anneme Mektup
"ERKEK OLMAK DAHA ZOR"
HÜZNÜN KOKUSU SAHAFLAR
Bir şehri sevmek, aşka sebep aramaktır
Umuda elveda demeyenlerin öyküsü
Vivaldi'nin İlk Mevsimi
Böyle Olur Vanlıların Şöleni
Babamla aramızdaki küçük replikler
Hoşça kal
Hazan ve zaman
Kadına Dair... Oğluma Öğüdümdür
Onu güneşin doğuşunda göreceksiniz
Yeni bir sayfada başlar hayat
Kitapların büyülü yolculuğundaki kadın
Bir doğa olayıdır çıkar gelir aşk
Kahve kokusuna eşlik edendir huzurun kokusu…
Annemin kara kaplı defteri
Şiirin gizli öznesi aşk
İki dil bir bavul
Geçmişinin gölgesidir çocukluk arkadaşın
Yeni umutlara selam olsun
Kadın, Yağmur Ve Hüzün
Dokunarak sevelim
Sevgide çoğalmak
Gelecek, hayal edilen bir şimdidir
Aşk tutsaklık, sevgi kutsallık mı?
Gözyaşı ve kahkahası birbirine karışır çocuğun
Gülüşünde Mayınlar Patlatırken, Ansızın Ağlayandır Çocuk
Şiir gibi gülümseyen insanlara merhaba
Haber Yazılımı