301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
16 Ekim 2018 - Salı 16:12
 
İlk Aşk Mektubunun Öyküsü
Ümran Öztürk
 
 

Aşk; en büyülü duyguları bağrında yeşillendiren ve onları çoğu zaman eşit olmaksızın harmanlayan derin bir tutku,   arada anlık kırılmaların yaşandığı tarifsiz hazların yumağıdır.

Âşıksanız eğer; özlem, şefkat, kıskançlık, hırs, güven ama en çok da acılarla dokunur yüreğinize. Aşk  bazen şiir, bazen şarkı, roman  ve öykülerle terennüm edile geldi hep.  Eskiler mektuplarda nakış nakış dile getirmişti bu asil duygunun yüreğindeki kuşkanadı çırpınışlarını.

Günümüzde o derin duyguları anlatmakta ne yazık ki mektuplar ve sözcükler yetersiz kalıyor, görüntü ve sesle desteklenmiyor. Günlerce yazdığı mektubu koynunda taşıyan, bir fırsatını bulup sevdiğine ulaştırabilenler çok şanslı sayardı kendisini.  Sevdiğinin kokusunu hatta parmak izini mektup kağıtlarında arayan  sevgilinin içindeki o duygunun yüceliğini tahmin edebiliyor musunuz? 

Gönülden gönüle yol açan sihirli sözcükler bir mektup kağıdında yazıya dönüştüğünde bu mektubun onun ruhunda nasıl  bir kıymet, nasıl  bir gizem kattığını bilemezsiniz.

İşte size tarihin derinliklerinden birilerinin aşkla ilgili özgün sözlerden birkaçı…

Eski ABD Başkanı Gerald Ford'tan karısı Betty Ford'a yazdığı mektupta "Yazılmış hiçbir kelime aramızdaki derin aşka karşılık gelemez"derken,

Winston Churchill'in karısı Clementine Churchill'e yazdığı mektupta da bu mısralar yer almış;

"Eğer aşk hesap tutabilseydi, mahcup bir şekilde sürekli size borçlu hissederdim kendimi. Bunca yıldır size hem yoldaş hem de kalbinizde bir köşe olmamın değerini anlatabilecek kelime bulamıyorum".

Napoleon Bonaparte'tan Josephine'e yazdığı tutkulu mektubundaki cümleleri ise aynen şöyle;

 "Benim için mutluluk senin yanın.  Zihnimde sürekli olarak senin dokunuşların, gözyaşların ve tutkunla yaşıyorum"

Kral VIII. Henry'den Anne Boleyn'e yazdığı mektupta; "Bir yılı aşkın bir süredir aşkın okundan yara almış biri olarak ve hala kalbinde kendime bir yer bulabileceğimden ya da hayal kırıklığına uğrayacağımdan emin olmayarak; içine düştüğüm çaresizlik beni senden bir cevap almaya zorluyor."

Dünyada beklide en büyük güce sahip bu şahsiyetler aşk karşısında ne kadar da çaresizler.

Saygının öne çıktığı bu mektupları okurken sevmek ve sevilmek böyle güzel işte dedirtiyor bize.

İlk aşk mektubunu kim, kime yazmış, hangi coğrafyada aşk daha tutkulu, yürekte daha derin yer etmiştir?

Hiç şüphesiz Dicle ve Fırat nehirleri arasında yer alan, tarihte hep ilklerin yaşandığı bölge olarak bilinen gelenekleri, adetleri, öyküleri ve söylenceleriyle insanlık tarihinin en büyük kültür birikimlerine ev sahipliği yapan Mezopotamya'da AŞK daha gizemli, daha tutkulu hatta daha olanaksız ve daha özel yaşanmıştır.

Yazının icadı,  bu uçsuz bucaksız kültürün köşe taşlarından bir tanesidir ve burayı özel yapan da  bu yazılı kültüre sahip olmasıdır. Tarihe yön veren, ışık tutan bu masalsı bölge keşfedilmeyi bekleyen pek çok şeye gebedir. Tarihin, yaşanmışlıkların, yeni öykülerin her an karşımıza çıkabileceğini varsayarsak, bu bölgede yolculuk yapmak bir anlamda geçmişe yolculuk yapmaktır. Yeni sürprizlerle karşılaşmaktır.

Mezopotamya'nın şehirlere, medeniyetlere, kültürlere hep katkı yaptığını biliyoruz. Peki duygulara nasıl bir katkı yapmıştır?  Örneğin ilk şiiri, ilk öyküyü kim yazmış, kim ilk şarkıyı bestelemiş, seslendirmiş ya da ilk aşk mektubunu sevgilisine kim yazmıştır?

Bunları düşünürken elbette renkli, kokulu bir ucu yanık mektupları hayal edemiyoruz. Daha eskilere, çok daha eskilere gitmemiz gerekiyor.

Tarihte ilk aşk mektuplarının hiyeroglif veya çivi yazısıyla mağara duvarlarına yazılmasının 4500 yıl önceye dayanan bir geçmişi olduğunu düşünüyoruz  ki mektuplaşma geleneğini başlatan dünyanın bu ilk aşk mektubunun Mezopotamya' da yazıldığını tarihi belgeler ortaya koyuyor.

Bu mektup Mezopotamya'da yaşayan eşsiz güzelliğe sahip Enlil isminde Sümerli bir rahibe tarafından yazılmıştır.

Güzel rahibe Enlil Sümer Kralı Su-Sin'e aşıktır. Bir şekilde Kralın dikkatini çeker ve kralla evlenir. Evlendiği gün Sümer Kralı Su-Sin'e olan aşkını itiraf ettiği bu mektubu yazar. Bu satırlar daha sonra dönemin müzisyenleri tarafından bestelenerek herkesçe bilinip söylenen bir şarkı olur.  M.Ö. 2500 tarihli dünyanın en eski aşk şiiridir ve aynı zamanda bir kadının bir erkeğe yazdığı ilk mektup özelliği taşır. Bu mektup 1889-1900 yılları arasında  Mezopotamya'nın Niffer Vadisi'nde yapılan kazıda bulunmuş ve Osmanlı Hükümetine teslim edilmiştir. Çivi yazısıyla taş levha üzerine yazılı bu mektup  ünlü Sümerologlar Muazzez Çığ ve Hatice Kızılay tarafından 58 yıl sonra dilimize çevrilmiş ve günümüze uyarlanmıştır. Gerçek sevginin, aşkın sembolü, dünyanın ilk aşk mektubu olarak kabul edilen bu taş levha halâ İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde sergileniyor.

Enlil'in mektubu

"Güveyi, kalbimin sevgilisi, Senin güzelliğin fazladır, bal gibi tatlı.

Beni büyüledin, Senin önünde titreyerek durayım.

Güveyi, seni okşayayım, Benim kıymetli okşayışım baldan hoştur,

Bağışla bana okşayışlarını, benim beyim,

Benim beyim baygınlığım, Enlil'in kalbini memnun eden Su-Sin'im,

Bağışla bana okşayışlarını"

Yıllarca süren platonik bu aşkın simgesi,  Enlil'in mektubunu çok daha değerli kılıyor. Daha da önemlisi gerçek sevginin sembolü olan aşk şiiri saraya bu şekilde giriyor ve o kadar çok beğeniliyor ki devrin musiki üstatları tarafından besteleniyor. Bu da bize müziğin mektuptan daha eski tarihlere dayandığının ipuçlarını veriyor.

 Gelecek bir bakıma geçmişten gelen satırlarla aydınlanıyor.

 
Etiketler: İlk, Aşk, , Mektubunun, Öyküsü,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Hayatın Alfabelerinden Biri Toprak Diğeri Kadındır
Buruk bir tebessümdür Eylül
Van'a Geleneksel Mutfak Müzesi
Kayıt dışı hikayeler
Bir Röportajın Analizi
Vangölü ve Kazdağları Çığlık Çığlığa!!!
Vansesi Gazetesi 82 Yaşında
Gençler işsizliğin yanı sıra KYK kabusu yaşıyor!
Bir genç kızın ibretlik öyküsü
Edremit'ten Edremit'e Uçmak İstiyoruz
Yaşamın şifresi su, sevginin şifresi güven
Muradiye Küçükköy'de heyecan dorukta
Etek boyu mu pedofili mi?
Annemin Futbol Tutkusu
Van Gölü'nün imdat çığlıklarını duyan var mı?
Lorenzo'nun yağı ve çınar
İnce bir sızıdır yalnızlık
2 Nisan ve Bitmeyen Hüznün Diyarı, Van
Sona'nın hikayesi
Gümüşün iğne oyası Telkari
Herşey ayrıntılarda gizlidir
Kadınların yerel yönetimden beklentileri
AĞLAYAN GELİNLER Hüznün Çiçeği Ters Laleler
Bir tren yolculuğu
50 Kuruşun Hikayesi ve Sabiha Tansuğ
Bir Günün Hikayesi
Üniversitelerin kentlere kattığı değer
Her değişim yüze yansıyan bir ışıktır
Motiflerin gizli dili, aşkın ince sızısı…
Van’a Geleneksel Mutfak Müzesi
Van'ın Yerel Lezzeti Fırınağzı Yemeği ve Tarihi Van Kahvaltısının Hikayesi
Doğa Kolejinde Doğal Buluşma
Van izlenimlerim-1
Vanlı Okuyucularımla Buluşuyorum
2. Van Kitap Fuarı
Renklerin suyla dansı
Kent, Kadın ve Sanat
Kapalı Çarşıdan Toprak Damlı Evlere
Güneşe sevdalı çiçek
Mahalle baskısı…
Herşeye rağmen gülümseyen şehir
Mahallemizin kadınları sinema yapıyor
Gürpınar’da küçük bir kahvehane
Acımasız hırsız zaman
Vefa yaşarken gösterilmeli
Vahşi Kentleşme
Satsuma mandalinasının tarihi
Başka Van Gölü yok!!!
Maddeye düşünceyi katan dost
Çalma! Üret!
Çiğ damlasından yoğurda yolculuk
Fesleğen kokusundan reyhan şerbetine
Ben beyazı sende seviyorum
Hevsel Bahçeleri
Göç Yollarında Münizar ve Behiye
Aşkın ağacı ıhlamur ve çınar İskele Caddesi’nde
Başkaldırı ve İsyanın Dansı Tango
Taşların Sırrı
Sakız Sardunyalı Cumbalı Evler
Çemberimde gül oya
İki yürek arasında yolculuk
Vazgeçişlerin son sözüdür elveda
BEN AYRILIKLARI EZBERLEDİM
Doğusuyla batısıyla biz olmak
Kırık Kalplerin Sözcüsü Kahraman Tazeoğlu Yazarımız Ümran Öztürk'e konuştu: Aşktan Besleniyorum
Elbette Kadın'da gülecek
Kardeşliğin diğer adıdır lise arkadaşlığı…
Kirazın ve boncuğun buluştuğu masal köy
Hüzün şehri Van'da değişim rüzgarları
İzmir'de 2 Nisan Heyecanı
Göç yollarından bugüne
Bitmeyen hüznün diyarı Van…
Bugün bir çocuğu tiyatroya götürün
Bir Kadının Objektifinden: İplik Hayatlar
Zamana ince bir ayar çekmek
Hiçlik
Van kızı, şarkıların kadife sesi Melihat Gülses'le söyleşi
2 Nisan'da İzmir'de Van Rüzgârı Esecek
Önce birbirimizi sevmekle başlayalım
Van Beylerinin Şatosu Hoşap Kalesi
Zamanı unutturan renk
Kadının zerafeti, erkeğin cesareti
Masal köyün kraliçesi
6284 Kadınların Şifresi
Aynı gözlerle farklı coğrafyaları izlemek
Çarşılar ve kadınlar
Taner Barlas ile sohbet
Her seçim bir vazgeçiştir…
Gürpınar'da zamanın ruhu
PENCERELER, KAPILAR VE KÖPRÜLER
VAN'A GİDECEĞİM İÇİN HEYECANLANIYORUM
Leyla'dan sonra
Üzerlik
Bir yağmur damlası olmaktı niyetim
Bir fotoğrafın hikayesi
Ayla
Bir başkadır benim memleketim
Zirveden notlar
İnsan doğduğu yerin cıvasıdır
Gündüz Seyranlık Gece Gerdanlık
Kadının özgürlük çığlığı erbane
ONU KENDİN İÇİN AFFET
Ensestin neresindeyiz?
Radyolu günlerimiz
Sardunya kokulu sabahlar
Özgür bir ruh kendi güneşiyle ısınır
Begonvilli sokaklar
Savat; duyguları motiflerle anlatma sanatı
80. Yılında Vansesi Gazetesi
Çıplak ayaklı çocuklar
Korkuyu aşarsan bitkisel hayattan çıkarsın…
Güneş doğudan yükselir
O çocuksu gülüşümüz bayramlarda kaldı…
Müzik değişince dans değişir
İlkbaharda usul usul yürü; toprak ana hamiledir…
Bir Şehit verilecekmiş sen ol Aybüke
Hoş geldin hüzün, merhaba aşk…
Normalleşen Anormallikler
Bizi esir alan duygusal kapitalizm
Anneme Mektup
"ERKEK OLMAK DAHA ZOR"
HÜZNÜN KOKUSU SAHAFLAR
Bir şehri sevmek, aşka sebep aramaktır
Umuda elveda demeyenlerin öyküsü
Vivaldi'nin İlk Mevsimi
Böyle Olur Vanlıların Şöleni
Babamla aramızdaki küçük replikler
Hoşça kal
Hazan ve zaman
Kadına Dair... Oğluma Öğüdümdür
Onu güneşin doğuşunda göreceksiniz
Yeni bir sayfada başlar hayat
Kitapların büyülü yolculuğundaki kadın
Bir doğa olayıdır çıkar gelir aşk
Kahve kokusuna eşlik edendir huzurun kokusu…
Annemin kara kaplı defteri
Şiirin gizli öznesi aşk
İki dil bir bavul
Geçmişinin gölgesidir çocukluk arkadaşın
Yeni umutlara selam olsun
Kadın, Yağmur Ve Hüzün
Dokunarak sevelim
Sevgide çoğalmak
Gelecek, hayal edilen bir şimdidir
Gürpınar'da zamanın ruhu
Aşk tutsaklık, sevgi kutsallık mı?
Gözyaşı ve kahkahası birbirine karışır çocuğun
Gülüşünde Mayınlar Patlatırken, Ansızın Ağlayandır Çocuk
Şiir gibi gülümseyen insanlara merhaba
Haber Yazılımı