301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
17 Ekim 2017 - Salı 12:31
 
İnsan doğduğu yerin cıvasıdır
Ümran Öztürk
 
 

İnsanın memleketi doğduğu yer mi, doyduğu yer mi sorusuna zaman zaman  hepimiz denk gelmişizdir. Kimisi doğduğum yer derken, bazısı da doyduğum yer der.

Kimi bu soruyu yüreğine sordu, kimi aklına. Kimi yüreğiyle cevapladı bu soruyu kimi diliyle. Neden böyle bir ayrım olsun; ben hem doğduğum yeri hem de doyduğum yeri memleketim olarak görüyorum diyenlerde az değildi hani.

Doğduğu yerden uzakta olanların gözleri nemlendi, anılara sarıldı, gurbet dedi, sıla dedi, özlem dedi, çocukluğum dedi ve toprağım diye bildi uzaklara bakarak.

Doğduğumuz yer; ayağımız orada olmasa da aklımız oradadır, ruhumuz ve sevdiklerimiz oradadır. İlk orada vücut bulduk ve hep ilkleri orada yaşadık. Kısacası ata ocağımız , ana kucağımız, anavatanımız çocukluğumuzun geçtiği, yaşama karıştığımız, birey olarak sayıldığımız topraklarımız değil midir?

Ne kadar uzakta olsan da yürekte taşınır sevdalar, özlemle beklenir kavuşmalar. Doğduğun yeri özlersin acı vurur yüreğine burnunun direği sızlar ve bir iğde çiçeği kokusunu teninde hissedersin. Bir milyon kere çoğalır içinde hüzünler.

Bir kayısı çiçeğinde hatırlarsın, bir kanalda serinlerken yürürsün çocukluğuna, bir yıldızlı gecede yıllar öncesinden küçük bir kasabanın küçük penceresinden  yıldızları saydığını anımsarsın.  Doğduğun yerin cıvası olmak budur işte. Bu koku, hücrelerine işlemiştir, benliğine sinmiştir. Hiç beklenmedik bir anda binlerce kilometre öteden bu kokuyu duyarsın seni anavatanın olan çocukluğuna, bağına bahçene çağırır  bu koku. Zaman tünelinde yolculuk yaparsın adeta öyle güzel bir yolculuktur ki o, ruhun doyuma ulaşır. Bin yıllık kavuşmanın coşkusunu yaşarsın ruhunda. Ayağın basmasa da elin değmese de bedeninle değil ruhunla oradasın.

Hangi yaşta olursak olalım doğduğumuz yerle bir duygusal bağımız kalır. Ata, baba ocağıdır resmi belgelerde ,özgeçmişlerimizde doğum yerimiz yazar  ve biz o memleketin insanı olarak anılırız.

Doğduğun yer mi, doyduğun yer mi? Bu göreceli bir kavram olsa da hayatını idame ettirebilmen için doyduğun yer de elbette önemlidir.

Bazısına göre karnının doyup ruhunun aç kaldığı yerdir doyduğun yer.

Bazısına göre ise yaşamda kalman, ideallerine kavuşman , istediğin hayatı yaşayabilmen ve bir gelecek sağlaman açısından doğduğun yerden daha önemlidir doyduğun yer.

 Ruhumu insan sevgisiyle, yardımlaşmayla, dayanışmayla, vefayla, mutlulukla doyurabildiğim yerdir memleketim  ya da  sevdiklerimin olduğu yerdir memleketim, diyenler de vardır elbette.

 Bir başka görüş de;  mutluluğu bulduğum yerdir benim memleketim. Bazen bu gittiğin yere öyle bir kök salarsın öyle bir özümsersin ki orayı çocuklarına, torunlarına  ata ocağı olarak  bırakırsın.

İnsan doğduğu yeri değil, geçimini sağladığı yeri yurt edinir. Bu durum milletler için de aynıdır. Tarihte yurt bulmak için ne çok kavim göçü olmuştur.

Memleket mi arıyorsun? Ne doğduğun yer ne de doyduğun yerdir memleket. Memleket kendini ait htiğin mutlu olduğun, yabancılık çekmediğin, ötekileştirilmediğin yerdir.

Memleket dediğin topraktan taştan ibaret olmayıp ruh ve beden arasındaki o ince çizgide seni sarıp sarmalayandır.

Memleketim diye bilmen için  yaşadığın coğrafyaya ait tüm değerleri içinde sindirmen orayla bütünleşmen,entegre olman  gerekir. Elin ayağın kadar senin olmalıdır yaşadığın yer.

Memleketini;

"Toprak gibi verimli, su gibi çağlayarak

Değişip dönüşerek ama tükenmeyerek

Evrende can buldukça her ruha dokunarak ,

Bu ülkenin sessiz ağıdını  yüreğinde duyarak" yaşamalısın.

 
Etiketler: İnsan, doğduğu, yerin, cıvasıdır,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Kayıt dışı hikayeler
Bir Röportajın Analizi
Vangölü ve Kazdağları Çığlık Çığlığa!!!
Vansesi Gazetesi 82 Yaşında
Gençler işsizliğin yanı sıra KYK kabusu yaşıyor!
Bir genç kızın ibretlik öyküsü
Edremit'ten Edremit'e Uçmak İstiyoruz
Yaşamın şifresi su, sevginin şifresi güven
Muradiye Küçükköy'de heyecan dorukta
Etek boyu mu pedofili mi?
Annemin Futbol Tutkusu
Van Gölü'nün imdat çığlıklarını duyan var mı?
Lorenzo'nun yağı ve çınar
İnce bir sızıdır yalnızlık
2 Nisan ve Bitmeyen Hüznün Diyarı, Van
Sona'nın hikayesi
Gümüşün iğne oyası Telkari
Herşey ayrıntılarda gizlidir
Kadınların yerel yönetimden beklentileri
AĞLAYAN GELİNLER Hüznün Çiçeği Ters Laleler
Bir tren yolculuğu
50 Kuruşun Hikayesi ve Sabiha Tansuğ
Bir Günün Hikayesi
Üniversitelerin kentlere kattığı değer
Her değişim yüze yansıyan bir ışıktır
Motiflerin gizli dili, aşkın ince sızısı…
Van’a Geleneksel Mutfak Müzesi
Van'ın Yerel Lezzeti Fırınağzı Yemeği ve Tarihi Van Kahvaltısının Hikayesi
Doğa Kolejinde Doğal Buluşma
Van izlenimlerim-1
Vanlı Okuyucularımla Buluşuyorum
2. Van Kitap Fuarı
Renklerin suyla dansı
Kent, Kadın ve Sanat
Kapalı Çarşıdan Toprak Damlı Evlere
Güneşe sevdalı çiçek
Mahalle baskısı…
Herşeye rağmen gülümseyen şehir
İlk Aşk Mektubunun Öyküsü
Mahallemizin kadınları sinema yapıyor
Gürpınar’da küçük bir kahvehane
Acımasız hırsız zaman
Vefa yaşarken gösterilmeli
Vahşi Kentleşme
Satsuma mandalinasının tarihi
Başka Van Gölü yok!!!
Maddeye düşünceyi katan dost
Çalma! Üret!
Çiğ damlasından yoğurda yolculuk
Fesleğen kokusundan reyhan şerbetine
Ben beyazı sende seviyorum
Hevsel Bahçeleri
Göç Yollarında Münizar ve Behiye
Aşkın ağacı ıhlamur ve çınar İskele Caddesi’nde
Başkaldırı ve İsyanın Dansı Tango
Taşların Sırrı
Sakız Sardunyalı Cumbalı Evler
Çemberimde gül oya
İki yürek arasında yolculuk
Vazgeçişlerin son sözüdür elveda
BEN AYRILIKLARI EZBERLEDİM
Doğusuyla batısıyla biz olmak
Kırık Kalplerin Sözcüsü Kahraman Tazeoğlu Yazarımız Ümran Öztürk'e konuştu: Aşktan Besleniyorum
Elbette Kadın'da gülecek
Kardeşliğin diğer adıdır lise arkadaşlığı…
Kirazın ve boncuğun buluştuğu masal köy
Hüzün şehri Van'da değişim rüzgarları
İzmir'de 2 Nisan Heyecanı
Göç yollarından bugüne
Bitmeyen hüznün diyarı Van…
Bugün bir çocuğu tiyatroya götürün
Bir Kadının Objektifinden: İplik Hayatlar
Zamana ince bir ayar çekmek
Hiçlik
Van kızı, şarkıların kadife sesi Melihat Gülses'le söyleşi
2 Nisan'da İzmir'de Van Rüzgârı Esecek
Önce birbirimizi sevmekle başlayalım
Van Beylerinin Şatosu Hoşap Kalesi
Zamanı unutturan renk
Kadının zerafeti, erkeğin cesareti
Masal köyün kraliçesi
6284 Kadınların Şifresi
Aynı gözlerle farklı coğrafyaları izlemek
Çarşılar ve kadınlar
Taner Barlas ile sohbet
Her seçim bir vazgeçiştir…
Gürpınar'da zamanın ruhu
PENCERELER, KAPILAR VE KÖPRÜLER
VAN'A GİDECEĞİM İÇİN HEYECANLANIYORUM
Leyla'dan sonra
Üzerlik
Bir yağmur damlası olmaktı niyetim
Bir fotoğrafın hikayesi
Ayla
Bir başkadır benim memleketim
Zirveden notlar
Gündüz Seyranlık Gece Gerdanlık
Kadının özgürlük çığlığı erbane
ONU KENDİN İÇİN AFFET
Ensestin neresindeyiz?
Radyolu günlerimiz
Sardunya kokulu sabahlar
Özgür bir ruh kendi güneşiyle ısınır
Begonvilli sokaklar
Savat; duyguları motiflerle anlatma sanatı
80. Yılında Vansesi Gazetesi
Çıplak ayaklı çocuklar
Korkuyu aşarsan bitkisel hayattan çıkarsın…
Güneş doğudan yükselir
O çocuksu gülüşümüz bayramlarda kaldı…
Müzik değişince dans değişir
İlkbaharda usul usul yürü; toprak ana hamiledir…
Bir Şehit verilecekmiş sen ol Aybüke
Hoş geldin hüzün, merhaba aşk…
Normalleşen Anormallikler
Bizi esir alan duygusal kapitalizm
Anneme Mektup
"ERKEK OLMAK DAHA ZOR"
HÜZNÜN KOKUSU SAHAFLAR
Bir şehri sevmek, aşka sebep aramaktır
Umuda elveda demeyenlerin öyküsü
Vivaldi'nin İlk Mevsimi
Böyle Olur Vanlıların Şöleni
Babamla aramızdaki küçük replikler
Hoşça kal
Hazan ve zaman
Kadına Dair... Oğluma Öğüdümdür
Onu güneşin doğuşunda göreceksiniz
Yeni bir sayfada başlar hayat
Kitapların büyülü yolculuğundaki kadın
Bir doğa olayıdır çıkar gelir aşk
Kahve kokusuna eşlik edendir huzurun kokusu…
Annemin kara kaplı defteri
Şiirin gizli öznesi aşk
İki dil bir bavul
Geçmişinin gölgesidir çocukluk arkadaşın
Yeni umutlara selam olsun
Kadın, Yağmur Ve Hüzün
Dokunarak sevelim
Sevgide çoğalmak
Gelecek, hayal edilen bir şimdidir
Gürpınar'da zamanın ruhu
Aşk tutsaklık, sevgi kutsallık mı?
Gözyaşı ve kahkahası birbirine karışır çocuğun
Gülüşünde Mayınlar Patlatırken, Ansızın Ağlayandır Çocuk
Şiir gibi gülümseyen insanlara merhaba
Haber Yazılımı