301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
13 Kasım 2018 - Salı 17:11
 
Kapalı Çarşıdan Toprak Damlı Evlere
Ümran Öztürk
 
 

Bir ressamın gözünde her renk bir cümbüş her fırça darbesi yaşama bir anlam katmaktır. Toprak damlı evlerdir bazen tuvale yansıyan, bazen de bir horozun kırmızı ibiğiyle kabarışıdır. Çoğu kez kabına sığamayan bir papatya demeti  ya da bir Anadolu kasabasının yorgun kadınlarının yüzlerindeki mutsuz ifadedir. Buz mavisi anlatır bir kış mevsimini. Badem ağaçları tepeden tırnağa bezenir, baharın gelişini müjdeleyen Akdamar Adasında. Sarışın bir güneş yazın en kavurucu anını anımsatır. Van'ın iğde kokulu sokakları, kavak ağaçları İskele caddesinin yalnızlığına eşlik ederdi

Kızıl sarı yapraklar çoğu zaman hüzünlü sonbaharın habercisi olur, Ayla Çıtak'ın fırçasından süzülür akardı tuvalin üzerine…

Ayla Çıtak; Fırçasından özlem akan bir sanatçı, o bir memleket sevdalısı. O Akdamar Kilisesine duyduğu hayranlığından dolayı her eserine Akdamar Kilisesini sembolize ederek imzasını attan kadın.  Yeri geldi aşkı, yeri geldi göçü, bazen en sarsıcı ayrılıkları izlenimci sanat akımından etkilenerek doğa olaylarını, gerçek yaşamı tuvallerine büyük ustalıkla yansıttı ve Kapalı Çarşı'nın Ressamı olarak tanındı. 

Ayla Çıtak Van'da dünyaya geldi.  Resme kendisi gibi sanatçı olan ağabeyinden etkilenerek başladı.  İlk resim sergisini 1987 yılında Van'da açan sanatçı daha sonra ailesiyle birlikte Ankara'ya yerleşti.  Ankara'da Nüzhet İslimyeli ile tanıştı.  Suluboyaya olan ilgisini Nüzhet İslimiyeli'nin atölyesinde almış olduğu eğitimle pekiştirdi.

Doğuştan yeteneğine çalışma azmini de ekleyen Çıtak suluboya tabloları ile dikkat çekmeyi başardı. Ardı ardına açtığı sergilerle adından söz ettirerek aranan ressamlar arasında yerini aldı.

Ülkemizin değişik kentlerindeki kapalı çarşılar bazen köçeklerin, bazen rakkaselerin, bazen de üşüyenlerin sığınağı olara karşımıza çıktı onun tuvalinde.

Çoğu kez ekmek kavgasını bir çarşı manzarasında anlatırken hep gözlemlerini öne çıkardı ve böylelikle kendi tarzını yarattı. Kapalı çarşıdaki ışık huzmelerinin büyülü yolculuğunu hep ön plana çıkardı.  Çarşının tarihi dokusu ve atmosferi ile bu ortamdaki farklı dokuları ve renk cümbüşünü tuvalden ustaca bize yansıttı.

Memleketi Van'a duyduğu özlemi fırçasından tuvaline aktaran Çıtak zaman zaman toprak damlı evleri, zaman zaman karlı kış manzaralı doğadaki yaşamı, çoğu zaman da özleyip de gidemediği memleketinin sokaklarını, badem ağaçlarını, yaşamın en belirgin örneği olan çamaşır serili bahçelerini büyük bir özenle resmederek bize gösterdi.

Sanatçı resimlerinde kullandığı renkleri hiçbir zaman ham haliyle kullanmadı. Renkleri her zaman birbiriyle karıştırarak doğadaki renklere yakın pastel tonlarda bize sundu. Toprak damlı evlerin olduğu kış manzaralarını, genellikle soğuğu, hüznü mavi tonları kullanarak anlattı.

Bazen hüznü canlı renklerle de anlatmış bazen de hüzün yerine mevsimlerin en canlısını ilkbaharı getirip kondurmuştu o eski sokaklara. Hüznü ararken bizi tuvalinde şaşırttığı da olmuştur zira o hüzünlü sokak kimi zaman cıvıl cıvıl bir baharı müjdelerken kimi zaman da yoksulluğu, olanaksızlığı, garipliği karlı bir kış gününü anlatmıştır bize resmilerinde.

 Tablolarında doğu ve batıyı birleştirmek isteyen sanatçının genelde suluboya ve yağlı boya resimleri ile her tarzı severek yaptığını görüyoruz. Ressam Ayla Çıtak resimlerine konu olan kapalı çarşıyı bakın nasıl anlatıyor.

"Kapalı Çarşılar bizim kültürümüzün bir parçası olduğu için çok seviyorum fakat yok oluyorlar. Oradaki o ışık huzmesi ve renk ahengi beni her zaman duygulandırmış, resim yapmaya sevk etmiştir. Gezdiğim her kentin kapalı çarşısını yapmak bana keyif veriyor. Zira kapalı çarşı o kentin kültürünün ipuçlarını bize kenti gezmeden veriyor. O yüzden kenti tanımaya çarşılarından başlıyorum"

Ayla Çıtak göçleri en çarpıcı şekilde resmeden ressam olarak da karşımıza çıkıyor.

Asırlardır bitmeyen, her zaman farklı bir şekilde yaşamımızda karşılaştığımız ve birçok hayatı etkileyen zorunlu göçlere sanatçımız kayıtsız kalmayıp duygularını birçok eserinde tema olarak kullanmıştır.

 Bütün resimlerinde mutlaka insan ve hayvan figürlerinden hareketle; mekanı dolduran ya da mekanı dekor olarak kullanan sanatçılarımızdan birisidir.

Sanatçı kırkın üzerinde kişisel sergi açmış ve yüzün üzerinde karma sergiye katılmıştır.

 Kasım 2017 tarihinde Londra'da Brick Lane Gallery'de, İstanbul Londra sanatçı buluşmasına beğeni alan resimleriyle katılmıştır. Amerika Birleşik Devletlerinde 2009 yılında 2009 USA South Dakota Art Gallery (fuar) ve 2009 USA South Dakota SchoolsOf Mines &Technology Üniversiteden davet almış ve kişisel sergilerini açarak ülkemizi temsil etmiştir.

Ayla Çıtak'ın yurtiçi ve yurtdışı kurumlarına ait birçok özel koleksiyonda eserleri bulunmaktadır.

Sanatçımız öğrencileri ile birlikte çalışmalarını Ankara'da atölyesinde yapmaktadır. Ayla Çıtak dönemsel olarak yaşadığı Ankara ve Bodrum'da yaptığı çalışmalarla, yetiştirdiği öğrencileri ile çevresine ışık tutmaya devam ediyor.

Fırçasından hüzün, özlem, aşk akan kadına selam olsun.

 
Etiketler: Kapalı, Çarşıdan, Toprak, Damlı, Evlere,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Yaşamın şifresi su, sevginin şifresi güven
Muradiye Küçükköy'de heyecan dorukta
Etek boyu mu pedofili mi?
Annemin Futbol Tutkusu
Van Gölü'nün imdat çığlıklarını duyan var mı?
Lorenzo'nun yağı ve çınar
İnce bir sızıdır yalnızlık
2 Nisan ve Bitmeyen Hüznün Diyarı, Van
Sona'nın hikayesi
Gümüşün iğne oyası Telkari
Herşey ayrıntılarda gizlidir
Kadınların yerel yönetimden beklentileri
AĞLAYAN GELİNLER Hüznün Çiçeği Ters Laleler
Bir tren yolculuğu
50 Kuruşun Hikayesi ve Sabiha Tansuğ
Bir Günün Hikayesi
Üniversitelerin kentlere kattığı değer
Her değişim yüze yansıyan bir ışıktır
Motiflerin gizli dili, aşkın ince sızısı…
Van’a Geleneksel Mutfak Müzesi
Van'ın Yerel Lezzeti Fırınağzı Yemeği ve Tarihi Van Kahvaltısının Hikayesi
Doğa Kolejinde Doğal Buluşma
Van izlenimlerim-1
Vanlı Okuyucularımla Buluşuyorum
2. Van Kitap Fuarı
Renklerin suyla dansı
Kent, Kadın ve Sanat
Güneşe sevdalı çiçek
Mahalle baskısı…
Herşeye rağmen gülümseyen şehir
İlk Aşk Mektubunun Öyküsü
Mahallemizin kadınları sinema yapıyor
Gürpınar’da küçük bir kahvehane
Acımasız hırsız zaman
Vefa yaşarken gösterilmeli
Vahşi Kentleşme
Satsuma mandalinasının tarihi
Başka Van Gölü yok!!!
Maddeye düşünceyi katan dost
Çalma! Üret!
Çiğ damlasından yoğurda yolculuk
Fesleğen kokusundan reyhan şerbetine
Ben beyazı sende seviyorum
Hevsel Bahçeleri
Göç Yollarında Münizar ve Behiye
Aşkın ağacı ıhlamur ve çınar İskele Caddesi’nde
Başkaldırı ve İsyanın Dansı Tango
Taşların Sırrı
Sakız Sardunyalı Cumbalı Evler
Çemberimde gül oya
İki yürek arasında yolculuk
Vazgeçişlerin son sözüdür elveda
BEN AYRILIKLARI EZBERLEDİM
Doğusuyla batısıyla biz olmak
Kırık Kalplerin Sözcüsü Kahraman Tazeoğlu Yazarımız Ümran Öztürk'e konuştu: Aşktan Besleniyorum
Elbette Kadın'da gülecek
Kardeşliğin diğer adıdır lise arkadaşlığı…
Kirazın ve boncuğun buluştuğu masal köy
Hüzün şehri Van'da değişim rüzgarları
İzmir'de 2 Nisan Heyecanı
Göç yollarından bugüne
Bitmeyen hüznün diyarı Van…
Bugün bir çocuğu tiyatroya götürün
Bir Kadının Objektifinden: İplik Hayatlar
Zamana ince bir ayar çekmek
Hiçlik
Van kızı, şarkıların kadife sesi Melihat Gülses'le söyleşi
2 Nisan'da İzmir'de Van Rüzgârı Esecek
Önce birbirimizi sevmekle başlayalım
Van Beylerinin Şatosu Hoşap Kalesi
Zamanı unutturan renk
Kadının zerafeti, erkeğin cesareti
Masal köyün kraliçesi
6284 Kadınların Şifresi
Aynı gözlerle farklı coğrafyaları izlemek
Çarşılar ve kadınlar
Taner Barlas ile sohbet
Her seçim bir vazgeçiştir…
Gürpınar'da zamanın ruhu
PENCERELER, KAPILAR VE KÖPRÜLER
VAN'A GİDECEĞİM İÇİN HEYECANLANIYORUM
Leyla'dan sonra
Üzerlik
Bir yağmur damlası olmaktı niyetim
Bir fotoğrafın hikayesi
Ayla
Bir başkadır benim memleketim
Zirveden notlar
İnsan doğduğu yerin cıvasıdır
Gündüz Seyranlık Gece Gerdanlık
Kadının özgürlük çığlığı erbane
ONU KENDİN İÇİN AFFET
Ensestin neresindeyiz?
Radyolu günlerimiz
Sardunya kokulu sabahlar
Özgür bir ruh kendi güneşiyle ısınır
Begonvilli sokaklar
Savat; duyguları motiflerle anlatma sanatı
80. Yılında Vansesi Gazetesi
Çıplak ayaklı çocuklar
Korkuyu aşarsan bitkisel hayattan çıkarsın…
Güneş doğudan yükselir
O çocuksu gülüşümüz bayramlarda kaldı…
Müzik değişince dans değişir
İlkbaharda usul usul yürü; toprak ana hamiledir…
Bir Şehit verilecekmiş sen ol Aybüke
Hoş geldin hüzün, merhaba aşk…
Normalleşen Anormallikler
Bizi esir alan duygusal kapitalizm
Anneme Mektup
"ERKEK OLMAK DAHA ZOR"
HÜZNÜN KOKUSU SAHAFLAR
Bir şehri sevmek, aşka sebep aramaktır
Umuda elveda demeyenlerin öyküsü
Vivaldi'nin İlk Mevsimi
Böyle Olur Vanlıların Şöleni
Babamla aramızdaki küçük replikler
Hoşça kal
Hazan ve zaman
Kadına Dair... Oğluma Öğüdümdür
Onu güneşin doğuşunda göreceksiniz
Yeni bir sayfada başlar hayat
Kitapların büyülü yolculuğundaki kadın
Bir doğa olayıdır çıkar gelir aşk
Kahve kokusuna eşlik edendir huzurun kokusu…
Annemin kara kaplı defteri
Şiirin gizli öznesi aşk
İki dil bir bavul
Geçmişinin gölgesidir çocukluk arkadaşın
Yeni umutlara selam olsun
Kadın, Yağmur Ve Hüzün
Dokunarak sevelim
Sevgide çoğalmak
Gelecek, hayal edilen bir şimdidir
Gürpınar'da zamanın ruhu
Aşk tutsaklık, sevgi kutsallık mı?
Gözyaşı ve kahkahası birbirine karışır çocuğun
Gülüşünde Mayınlar Patlatırken, Ansızın Ağlayandır Çocuk
Şiir gibi gülümseyen insanlara merhaba
Haber Yazılımı