Yazı Detayı
05 Ocak 2018 - Cuma 16:26
 
Kızların erken yaşta evlendirilmesine dair birkaç kelam
Ömer Faruk Adiyan
 
 

Son günlerde yine gündeme gelen kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesi konusunda işin ucu İslam Peygamberine hakarete gelince yazma ihtiyacı htim.

Evvela belirtelim ki; tarihi olay ve kişiler üzerine yapılacak değerlendirmelerde savunmacı, önyargılı olmadan muhakeme yapmak ilk ilkedir. Yine tarihi olay ve kişileri kendi tarihi şartlarında değerlendirmek tarihin vaz geçilmez kuralıdır. Eğer bu iki önemli bilimsel ilke gözardı edilirse elde edilecek sonuç hissi, öznel olmaktan öteye geçemez.

Bu girizgahtan sonra Hz. Muhammed'in 9 yaşlarında olan Aişe ile evliliğini konuşabiliriz. Malum Peygamber ellili yaşlarda bu evliliği yapmıştır. Açık yüreklilikle söylemek isterim ki; bu tür bir evlilik bugünkü toplumsal ahlaki teamüllerimizce sapıklık addedilmektedir. Lakin Miladi 7. Yüzyıl Arap örf ve adetlerince böyle bir evliliğin ahlaki hiçbir mahsuru yoktur. Dönem tarihi incelendiğinde sadece kız çocuklarının değil, erkeklerinde çok erken yaşlarda evlendiğini okumaktayız. Hatta sahabeden Abdullah b. Amr'ın babasıyla on bir yaş gibi bir yaş farkının olması, dönem evlilik kültürünün ne kadar erken yaşlarda başladığını bize göstermektedir.

Biz biliyoruz ki peygamberde bir insandır ve döneminin kültürünün tesirindedir. Ve kendi çağının ahlaki bakış açısına göre ters olmayan bir şeyi yaşamasını bugün ahlaksızlık olarak görmek ya da yerel ahlaka ters olmayan bu duruma evrensellik damgası vurmak tarih biliminin ilkelerini anlamamak demektir. Batılı ünlü tarihçiler olan Lesley Hazleton ve Montgomery Watt gibi Yazarların eserlerine baktığımızda bile Hz. Muhammed'in Aişeyle erken yaştaki evliliğini, yine çok eşli oluşunu hiç yadırgamadan dönemin ahlaki teamülleri olarak anlatmakta ve geçmektedirler. Eğer bu konu büyük bir problem olsaydı ilk kıyameti onlar koparırlardı diye düşünüyorum.

Hz. Muhammed bu konuda son yüzyıla kadar eleştirilmemiştir. İnsanlığın üretim alanını tarımdan sanayiye kaydırmasıyla ve kadının sosyal hayat içerisinde daha fazla ve etkin rol almasıyla kadınla ilgili yerel ahlaki geleneklerin değiştiği de su götürmez bir gerçektir. Kabul edelim ki elli altmış yıl evveline kadar ülkemizde bile erken yaşlarda kızların sıklıkla evlendirildiğini bilmekteyiz. O halde yüzyıllar boyunca ahlak çerçevesinde olan bir konu bugün nasıl büyük bir ahlaksızlık olmuştur? Buna vereceğim tek cevap üretim anlayışının tarımdan sanayiye evrilmesi ve kadının edilgen konumdan etkin konuma geçmesidir.

Şimdi de gelelim Diyanet'in konuyla ilgili infial yaratan görüşüne. Bulüğ(ergenlik) dönemine gelen kızın evlenebileceğini söylemek hâlâ Arap örfünün esaretinden çıkamamak demektir. İşin esasını söylemek gerekirse Kuranda bulunan Medeni Hukukla ilgili tüm ayetler Arap örfüdür. Kuranın bunu bünyesine alması ya kabul ya da düzenlemedir. Kuran Arapların yabancısı olduğu hiçbir hukuksal yenilik getirmemiş, bunun yerine bu konularda toplumda aksayan şeyler varsa onları düzenlemiştir. Bu bağlamda Kuranın bu konularda konuşması bu konulardaki son sözü anlamına gelmez. Kuran ilimlerine az çok vakıf olanlar bilir ki Kuran indiği dönemde bile şartların değişmesiyle kurallarında değişikliğe gitmiştir. O zaman nasıl olur da 1400 yıl öncesinde yaşamış Arap toplumunu ilgilendiren yerel bir medeni hukuku tüm çağlara ve toplumlara uygulanması gerektiğini söyleriz? Acaba bunu söylemek vahyi anlamak mıdır yoksa tüm insanlığı o tarihe gömmek midir?

Şahsi kanaatimce; bugün Diyanet kurumunun artık evlilikde kadını edilgen kılan mehiri, yerel evlilik kaidelerini yine boşanma kurallarını ve miras hukukunu Allahın muradıymış gibi görmekten vazgeçmesi gerekiyor. Miladi 7.yüzyıl Arap örfüne evrensel damgasını vurup, Arap örfünü İslamın medeni hukukuymuş gibi göstermekten vazgeçmesi gerekiyor.

Esasında İslamın bir medeni hukuku yoktur. Her konuda olduğu gibi bu konuda da ahlaki istekleri vardır. Dönemin değişmesiyle insanların İyi-kötü kavramına verdikleri anlam büyük oranda aynı kalmakla birlikte değişmelerde göstermektedir. Örneğin; adalet, merhamet, sevgi gibi iyilikler dönemin değişmesiyle değişmezken, bunların ayrıntılarında değişmeler kaçınılmazdır. Küçük kızların evlendirilmesi de bu değişimlerden biridir. İşte Diyanet kurumunda iş başında olanların bu gerçeği gözardı etmemesi gerekiyor. Bugün Türkiye Cumhuriyeti Medeni Hukuku büyük oranda toplumumuzun evrensel ve yerel iyiye yüklediği anlama göre düzenlenmiştir. Bunun için Diyanetin medeni hukuku hiçe sayan, insanlığın değişim ve gelişimini göremeyen sığ, yobaz paradigmalardan kurtulması şarttır. Medeni hukuka karşı gerici bir hukukun savlarını ezbere tekrarlayarak trajikomik bir vaziyete düşmekten vazgeçilmelidir.

Tarihi tecrübemiz göstermiştir ki Diyanet İşleri Başkanlığı'nın olması bu ülke için zarurettir. Çünkü ülkemiz cemaatler ve tarikatlar panayırına dönmüş durumdadır. Bu yapılanmalardan biri olan Fetö' nün ülkenin başına getirdikleri ortadadır. Durum buyken insanların dini inançlarını sömürenlere karşı Diyanet kurumuna Kuran ve Peygamberin anlattığı sahih dini halka ulaştırmak gibi ciddi bir vazife düşmektedir. Bunun için Diyanetin zamanın ruhunu ıskalamadan İslam'ın evrensel hükümlerini bugüne getirmesi, yerel kaidelerini ise güne adapte etmesi elzemdir.

Son olarak unutmayalım ki; Kuran iyiye start veren bir projedir. Çağın değişmesiyle ve insanın her anlamda gelişmesiyle iyi en iyiye doğru dikey bir hareket seyri çizmelidir. Bence Kuranın mesajını anlamak budur.

 
Etiketler: Kızların, erken, yaşta, evlendirilmesine, dair, birkaç, kelam,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Haber Yazılımı