Yazı Detayı
29 Mart 2018 - Perşembe 15:17
 
Kurtuluş heyecanı
Nuran Benli
 
 

Kırık Tebessüm, 1954-1966 yılları arasında Van ve Van'ın çevre ilçelerinde geçmektedir. Romanda, 2 Nisan Van'ın Kurtuluşu kutlamalarının coşkusu üç kez işlenmiştir Vatan sevgisi ve milli duyguların coşkusu kahramanın dilinden abartısız ve yalın bir dille aynen aktarılmıştır. Sizlerle hep birlikte 1967 yılına gidelim mi? (Sayfa 128,130)

Ankara'dan Gürpınar'a yeni dönmüştük. O hafta başı kaymakamlıktan 2 Nisan 1967 Pazar günü düzenlenecek Van'ın Kurtuluş Günü etkinlikleri Vali beyin davetiyeleri dağıtılıyor, duyurular yapılıyordu. Pazar günü 11.00'de Hükümet Konağı Meydanı'nda askeri jiplerle memurlar etkinlik alanına götürülecekti. Tüm memurların hanımları ile birlikte katılmalarının nezaketen gerektiği bildirilmişti. Ayrıca çocukların da yorulacakları düşünüldüğü için onları da mümkün olursa o gün için ilgilenecek birileri varsa onlara bırakmaları istenmişti. Programda tiyatro, balo, fener alayı, Türk Sanat Müziği ve Türk Halk Müziği konserleri olacaktı. Bu davet beylerden çok biz hanımları heyecanlandırmıştı. Pazar gününü iple çekmiştik, tarif edilmez bir sevinç kaplamıştı içimizi. Her sene askeri garnizonda balo olurdu. İstanbul'da okulumuzun balosundan bu yana, yıllardan sonra bir kez daha bir baloda bulunacaktım. Çok sevinçliydim. Bu balolarda okul öğrencilerinin ve Van'da sanatla uğraşan gençlerin hazırladığı tiyatrolar olurdu. Oğlan kardeşlerim Fehmi ve Şakir bir dönem Orhan Erçin'in talebesi olmuşlardı. Tiyatrosu olmayan bu ilimizde, bu güzel sanata, bir grup arkadaş önderlik etmişlerdi. Kardeşlerimi gururla izleyecektim. Mahallede kurmuş oldukları tiyatro grubunun piyeslerini sunmak onların başarısıydı.

Pazar sabahı sanki bayram sevinciyle kalktık. Hemen ütüye sobadan aldığım közleri koydum. O ısınırken Hikmet, "Ütü benim işim." dedi. Ben de çocukların kıyafetlerini hazırladım. İsteğim kızlarımın da bu güzel törenleri görmeleriydi. Onlara tafta kumaştan dikmiş olduğum bayramlık elbiselerini çıkardım. Hikmet, "Annesi kızlar üşürler kalın giydirelim." dedi. "Mantolarının altına hırka giydireceğim kalın kilotlu çoraplarını da var üşümezler" dedim. Küçük kızıma ve ortancaya fırfırlı kabarık çorap hazırlamıştım. Mavi, pembe, yeşil tam bir bahar havası olmuştu. Hikmet ütü yaparken, ben oğlumuzu giydirmiştim. Anneme bırakmayı düşündüğüm bebeğimin, çantasına bir hayli giysi ve bez koymuştum. Alelacele kahvaltımızı yaptık. Babaları kızlarımızı giydirip saçlarını taradı. Giydirip hazırladığı kızımızı divanın üzerine oturtuyordu. "Sakın üzerinizi kirletmeyin, yoksa baloya gelmeniz mümkün olmaz. Anneannede kalırsınız, o güzel kutlamaları göremezsiniz. Yanımıza başka giysi almayacağız." diyordu.

Saat 10:30 tüm davetliler söylenilen alandaydı. Kıyafetler özenilerek seçilmişti. İnanın beylerin şıklığının tarifi mümkün değildi. Aralarında fötrsüz beyefendi göremezdiniz. Ya hanımefendilerin zarafeti, şapkaları, eldivenlerine inat dantelalarla süslüydü. Tafta tuvaletli mi ararsınız, kadife tuvaletli mi dersiniz. Hepimiz ayrı bir zarafet timsaliydik. Van'dan bizleri almaya gelen jiplere bindik. Birbirimize ettiğimiz iltifatlarla kırk beş dakikalık yolculuğumuzu tamamlamıştık.

Meydanda indik. Törenler başlamıştı. Alandaki kalabalıktan ayrılamıyorduk. Oğlumu annemlere bırakamamıştık. Törenden sonra beyler Zeve Şehitliği'ne gidecekti. Biz hanımlar sinema salonunda dönüşlerini bekleyecektik. O zaman Erdal bebeğimizi babası, anneme bırakacaktı. Van sokaklarında taklar kurulmuş, fenerler ve balonlarla süslenmişti. Görümcemin kocası at üstünde görkemli duruşuyla meydanda dolaşıyor ve çevresinde birkaç süvari onu takip ediyor. Genç öğrenciler kurtuluşumuzu temsil eden sahneyi oynamaktaydılar. Yıllardır hiç değişmedi konu. Hep aynı kolları bağlı bir genç kızı düşman askerlerinin ellerinden kurtarmaya çalışan Türk askeri. Hep düşünmüşümdür. O yıllarda da kadın kullanılmış. Ana-vatan olması dolayısıyla mı bu böyle olmaktaydı. Galiba öyleydi. Bir ara arkamızdan biri bebeğimi seviyordu dönüp baktığımda babamı gördüm. "Şehitliğe gidiyoruz, çocuğu da geçerken eve bırakayım buralarda üşütmeyin" dedi. "Olur baba, Hikmet bırakırım demişti ama kalabalıkta kayboldu. Biz dönerken uğrar alırız." dedim. Babam oğlumu alıp gitti. Kızların ellerini tuttum, alanı gezdik. Daha sonra sinema salonuna yöneldik. Fehmi ve Şakir'in de görev aldıkları kurtuluş günü için hazırlanan Türk Halk ve Türk Sanat Müziği korosu, müsamere ve halk oyunları başlayacaktı. Emek Sinema Salonu'nda bizlere ayrılmış bölüme girip oturduk. Ablam, yengem ve kız kardeşim de yanımıza gelmişlerdi. Şehitlikten gelecek protokolü bekliyorduk. Biraz sonra onlar da gelmişti. Onların gelmesiyle program başladı. Programı büyük bir dikkatle izliyorduk. Salondaki konser ve müsamere bitmişti. Akşam ezanları okunuyordu Bizler fener alayı için dışarı çıktık. Caddedeki gösteriler bir başka güzeldi. Salondan çıkan gençlerinde katıldığı fener alayı geçidi ve marşlar muhteşemdi. Onları izlerken tüylerimiz diken diken olmuştu. Allah'ım bu ne güzel bir duyguydu tüm benliğimizi sarmıştı. Heyecan dolu mutluluk yaşıyorduk. Hep birlikte askeri garnizon komutanlığının gazinosuna gittik. Askerler kapıda hazır duruşta bizleri karşıladılar. Masalardaki şişelerde sıkılmış meyve suları, özenle yapılmış Van pastaları vardı. Van'a özel bu pastamız bizlerin yaptığı gibi kocaman değildi, küçük küçük özel hazırlanmıştı. Vali, Kaymakamlar, il ve ilçe komutanları için ayrı bir masa hazırlanmıştı. Çok gösterişli ve çok muhteşemdi. Herkes gibi biz de dansa kalktık. Hikmet'le böyle güzel bir baloda ilk dansımızdı. Bir grup askerden oluşan orkestra çok güzel melodiler çalıyordu. O gece balo muhteşemdi. Hepimiz mutlu güzel bir günün ardından geceyi noktalamıştık. Saat 23.00'da salondan ayrıldık.

Gürpınar'a dönerken annemlerden uyuyan oğlumu aldık. Bebeğim hiç ağlamamış. Kızlar uykuları geldiği için sızlanıyorlardı. Herkes çok keyifliydi mızıldanmalar keyfimizi bozmadı. Arabada hepimiz baloyu, bu güzel müsamereyi, kardeşlerimin başarısını konuşuyorduk Çok mutluydum. Kurtuluş günlerinin ayrı bir güzelliği olurdu şehirlerimizde. Bu günler çok ehemmiyetle kutlanırdı. Şimdilerde kurtuluş günlerinin o ahenkli şaşalı kutlamaları yapılmıyor, o güzel günleri çok özlüyorum.

Büyük acılar görmüş Vanımızın ve çileler çekmiş aziz Vanlı hemşehrilerimizin Kurtuluş Bayramını ve 2 Nisan Dünya Vanlılar Gününü kutluyorum. Allah memleketimize ve milletimize bir daha böyle acı günler göstermesin.

 
Etiketler: Kurtuluş, heyecanı,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Haber Yazılımı