Yazı Detayı
06 Kasım 2018 - Salı 15:41
 
Luigi Damato olayının uluslar arası boyut kazanması
Cem Öksözoğlu
cemoksuzoglu@hotmail.com
 
 

Geçen yazımızda Van Valisi Hamid Paşa'nın Luigi Damato (Luici Efendi) tarafından zehirlenmesi meselesi üzerine bilgiler vermiştik. Bu yazımızda meselenin nasıl uluslararası bir boyut kazandığı üzerine durmaya çalışacağız.

 

Van Valisi Hamid Paşa’nın katili Luigi Damato, aslen Maltalı'dır. Babasının mesleğinden dolayı İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Galata civarında büyümüştür. Daha sonra İstanbul'da bulunan Tıp Okulu'ndan mezun olmuş ve eczacı olarak 1886 yılında Van Belediyesi'ne atanmıştır. Burada görevliyken ayrılıkçı Ermeni grupların arzusu istikametinde hareket etmiştir. Van Valisi Hamid Paşa'nın zehirlenmesi olayına adı karışmış ve yapılan araştırma sonucunda tutuklanmıştır. Van'da bulunan İngiltere Konsolosluğu'nda çalışmakta olan bir Ermeni tercüman Nişan Efendi vasıtasıyla Luigi'nin tutuklanması meselesi, uluslararası boyut kazanmıştır.

 

19.Yüzyılın son çeyreği Osmanlı Devleti sınırları içinde Ermeni ayrılıkçı hareketlerinin arttığı bir dönem idi. Van şehri de bu ayrılıkçı hareketlerin en yoğun çalışma alanı idi. İşte bu şartlarda Luigi Damato olayı cereyan etmiştir.

 

1887 yılında Van Valisi Hamid Paşa'nın ölümü üzerine tahkikat yapılmış ve o dönemde Van Belediyesi Eczacısı olan Luigi Damato tutuklanmıştır. Tutuklanmasının sebebi ise eski vali Hamid Paşa'nın aleyhinde çalışmalar yapan Kacim Artin ismindeki bir Ermeni ileri geleniyle iyi ilişkileri olması ve Hamid Paşa'nın zehirlenmesinde önemli rol oynamasıdır. Kacim Artin Efendi'nin, Van'daki bazı Ermenileri, Osmanlı idaresi aleyhine örgütlemeye çalışmış, ihtilalcı fikirleri olan ve Luigi Damato'nun İstanbul'dan Van'a gelişinde ona destek çıkmış bir kişi olduğu öğrenilmiştir. Bu durum üzerine Hamid Paşa'nın ölümü şüpheli bulunmuş ve Eczacı Damato ve Van'da ayrılıkçı faaliyetler içinde olan ve bu olayda dahli olduğu tespit edilen bazı Ermeniler tutuklanmıştır. Yapılan araştırmalarda Hamid Paşa'nın kalp rahatsızlığı bulunduğu ve almış olduğu ilaçlar içerisinde bir tanesinin miktarının fazla çıktığı tespit edilmiştir. Yapılan araştırma sonucu belediye eczanesinde ilacın eksik olduğu görülmüş ve Luigi Damato, Hamid Paşa'nın ölümünden sorumlu tutulmuştur.

 

Bu tahkikatı belediye doktoru Arestidi Efendi, Van Askerî Hastanesi baştabibi Necip İhsan, Van Belediyesi eski doktoru Hasan Efendi ve Askerî Hastane doktorlarından Nikolaki Efendi yapmıştır. Hamid Paşa'nın kalp rahatsızlığı nedeniyle Kaloral İderat, Biromor Depo ve Dasbumor Dijital, Balık Yağı ve Sülfat gibi ilaçlar kullandığı tespit edilmiştir. Ancak Kaloral İderat'ın Hamid Paşa'nın kanında fazla miktarda çıkması üzerine belediye eczanesinde bulunan bu ilaçlar araştırmaya dâhil edilmiştir. Arestidi Efendi'nin, eczanenin deposunda Kaloral ilacının 50 gram eksik olduğunu tespit etmesiyle, Luigi Damato şüpheli olarak tutuklanmıştır.

 

Hamid Paşa'dan sonra Van'a vali olarak atanan Halil Paşa, Luigi Damato'nun ihtilalcı Ermenilerle olan ilişkisini tespit etmiştir. Zaten İngiltere Van Konsolos Vekilinin ve tercümanın devreye girmesi bu ilişkiyi de gözler önüne sermektedir. Konsolos Vekili Russell, 20 Aralık 1887'de, Van Valisi Halil Paşa'ya tercümanı Nişan Efendi'yi göndererek tutuklu Ermenilerin ve Luigi Damato'nun durumunu öğrenmeye çalışmıştır. Ancak Nişan Efendi döndüğünde, Vali'nin kendisine hakaret ettiğini ve sorduğu sorulara da cevap vermediğini söyleyerek konsolos vekilini yönlendirmiştir. Konsolos vekili de hem kendi maiyetinde çalışan bir memurun hakkını aramak hem de Ermeniler üzerinde etki oluşturmak adına bu durumu Vali Halil Paşa'ya yazarak sormuştur. Ayrıca yazısında bu tutuklu Ermenilere işkence yapıldığı iddiasını da ortaya atmıştır.

 

Halil Paşa, iki gün sonra verdiği yazılı cevapta, bilgi almak için gönderilen tercümanın davranışının, devlet adap ve erkânına yakışır olmadığı gibi devletlerarasındaki anlaşmalar gereği yapılmış olan protokollere de aykırı bir hareket olduğunu nazik bir dille ifade etmiştir. Ayrıca böyle bir bilginin alınması için İngiltere'yi ilgilendiren bir durum olmadığını ve tutuklanan kişilerin Osmanlı vatandaşı olduğunu belirtmiştir. Halil Paşa aynı yazısında, İngiliz Konsolosluğu tarafından ileri sürülen hususların, Osmanlı Devleti'nin iç işlerine müdahale olarak algılanacağı konusunu da vurgulamıştır. Dolayısıyla İngiltere'yi ilgilendiren bir konu olmadığı için Osmanlı Valisi'nin de bununla ilgili konsolos vekiline ve tercümanına bir cevap veremeyeceğini belirtmiştir. Ayrıca bu olayı konsolosluk tercümanının kendi vazifesinin dışında bir görev olarak gördüğünü de söylemiştir.

 

Halil Paşa, tercümana uygun bir dille, bilgi veremeyeceğini belirtmiş ve kötü davranmadığını da izah etmiştir. Görüldüğü üzere tercüman Nişan Efendi, Ermeni olması ve Ermeniler hakkında bilgi alamaması nedeniyle durumu yanlış bir şekilde Konsolos Vekili'ne sunmuştur. Tercüman Nişan Efendi, konumunu kullanarak Osmanlı Devleti aleyhine faaliyette bulunan Ermenileri korumaya çalışmıştır. Bunu gerçekleştirmek için de diplomasiyi bir kenara bırakarak farklı bir yöntem izlemiştir.

 

Konsolos Vekili Russell'in Van Valisi Halil Paşa'ya yazdığı 23 Aralık 1887' de yazdığı yazıda, durumu şifahen öğrenmek istediğini ve bu nedenle tercümanını gönderdiğini yazmıştır. Ayrıca böylesi bir durumda devlet işlerinin nasıl yürüdüğünden ziyade insanlık namına hareket ederek kendisine bir bilgi verileceğini umduğunu belirtmiştir. Ancak Vali Paşa'nın aksi davranmasına şaşırdığını ve Nişan Efendi'ye de güvendiğini söylemiştir. Yine kendisinin böyle davranmasına gelince, görevinin Van'da meydana gelen bu tutuklanmaların sebebini ve yetkililerden alacağı bilgileri doğru bir şekilde İngiltere Büyükelçiliği'ne bildirmekten ibaret olduğunu söylemiştir. Hemen ertesi gün Halil Paşa'dan gelen yazıda tutuklu Ermenilere herhangi bir işkence yapılmadığı ve tercüman Nişan Efendi'ye de nezaketle muamele edildiği belirtilmiştir.

 

Olay bu dakikadan sonra farklı bir mecraya doğru evrilmiştir. Bu noktadan itibaren iletişimin seyri de değişmeye başlamıştır. Çünkü Van'daki ihtilalcı Ermenilerle birlikte hareket eden Nişan Efendi ve Konsolos Vekili Russell'in, Halil Paşa'nın 24 Aralık 1887'de yazdığı cevap yazısından memnun olmadıkları görülmüştür. Zira 29 Aralık 1887'de Konsolos Vekili Russell'in, Van Valisi Halil Paşa'ya hitaben yazdığı yazıda kendisinin verdiği bilgiye inanmadığını ve tercümanı Nişan Efendi'ye de kötü davrandığını düşündüğünü üzülerek belirtmiştir.

 

Görülen o ki İngiltere Konsolos Vekili, tercümanına aşırı bir güvenle bağlıdır ve Osmanlı Devleti'nin atamış olduğu idarecinin yazdığı yazıya güvenmemektedir. Bu güvensizliğini de açık bir dille ifade etmektedir. Doğal olarak konsolos vekilinin bundan sonra, duruma İngiltere'yi de müdahil etmek için çaba sarf edeceği aşikârdır. Russell, Van Valisi'yle yaşadığı olayı üst makamlarına iletmiş ve diplomatik açıdan bir kriz meydana gelmiştir. Bu krizi ise tutuklu bulunan Belediye Eczacısı Luigi Damato üzerinden yürütmeye çalışmışlardır.

 

Bu yazışmalardan da anlaşılacağı üzere Konsolos vekili ve Tercüman olayı uluslar arası bir boyuta taşımaya çalışmaktadırlar ve taşımışlardır da.

 

25 Ocak 1888'de Konsolos Vekili Russell, İstanbul'daki İngiltere Büyükelçiliği'ne şifreli bir telgraf göndermiştir. Bu telgrafta, Osmanlı vatandaşlarına verilen mürur tezkeresiyle Van'a gelen Luigi'ye, İstanbul Büyükelçiliği tarafından vaftiz sertifikası da verildiğini belirtmiştir. Bu yüzden ilgili kişinin İngiliz olarak addedilmesi gerektiği üzerinde durmuştur. Yaklaşık 10 gündür hapishanede yattığı ve kurtarılmazsa öleceği vurgulanmıştır.

 

Sevgili Okurlar yalnız mürur tezkeresi sadece Osmanlı devleti vatandaşlarına verilen bir yerden bir yere gitmek için izin kâğıdıdır. Böyle bir belge verilen kişinin İngiliz vatandaşı addedilmesi de ayrı bir ironi olarak kabul edilebilir.

 

İstanbul'da İngiliz Elçiliğine gönderilen yazılarda Ermeni olaylarından bahsedilmemesi ve Luigi'nin İngiliz vatandaşı olduğunun vurgulanması dikkat çekicidir. Bu kişinin hem Osmanlı hem de İngiltere vatandaşı olduğu belirtilmiştir. Ayrıca kendisinin Van'ın eski Valisini zehirleme iddiasıyla tutuklandığı da vurgulanmıştır. Van Valisi Halil Paşa'nın, Luigi'nin kefaletle bile serbest bırakılmayacağını, söylediğini de iletilmiştir. Doğal olarak bu iletişimlerde tercüman büyük rol oynamaktadır. Çünkü Russell'in, elçiliğe gönderdiği bir sonraki telgrafta "…tercümanımın belirttiği üzere…" ifadesi çok dikkat çekicidir.

 

Görüldüğü üzere Ermeni tercümanın olayın bu boyutlara gelmesindeki rolü oldukça fazladır.

 

 Russell, İstanbul Elçisi William White’a gönderdiği, 12 Ocak 1888 tarihli telgrafında, Van Valisi'nin bazı Ermenileri tutuklayarak hapse gönderdiğini anlatmıştır. Ayrıca burada yaşayan her bir Ermeni'nin şiddete maruz kaldığını da belirtmiştir. Tutuklanan kişilerin herhangi bir delil olmadan tutuklandığından ve bu kişilerin evlerinde yapılan aramalarda herhangi bir yasak evrak yahut kitap ele geçirilmediğinden bahsetmiştir. Oysaki Osmanlı belgelerinde, bazı ihtilalcı Ermenilerin evlerinde yapılan aramalarda Osmanlı aleyhine birtakım dokümanlar ele geçirildiği ifade edilmiştir. Buna istinaden bu Ermeniler de tutuklanmıştı.

 

Konsolos Vekilinin gönderdiği bu yazıda, nasıl politize olduğu ve Ermenilere ilgisinin ne boyutta olduğu apaçık bir şekilde ortaya çıkmıştır. Kendisinin bu işlerle meşgul olması haricinde İstanbul'daki İngiltere Büyükelçiliği'ni de etkilemesi, olayı devletlerarası sorun hâline getirmiştir. Ermenilerin Türklerden ayrılmak istediğini ve bu yüzden de İngiltere'nin desteğine ihtiyaç duyduklarını söylemiştir.

 

Konsolos Vekili Russell ve tercümanı Nişan Efendi'nin asıl maksatlarının Van'da yaşayan ve Osmanlı Devleti aleyhine hareket eden bazı Ermenilerin çıkarlarını korumak olduğu görülmektedir. Nitekim Luigi Damato'yu da bu bağlamda düşünerek ele almışlardır. Russell durumu İstanbul'a iletirken, elçilikten de Osmanlı idaresine Luigi ile ilgili baskıda bulunulmasını talep etmiştir. En azından Luigi'nin uyruğu meselesi hâlledilinceye kadar kefaletle serbest bırakılması için girişimlerde bulunmalarını istemiştir.. Ayrıca Vali Halil Paşa'ya, tercümanı hakkında yazdığı yazıların aynısını İngiliz Elçiliğine de göndermiştir. Elçilik olayı İngiltere nezdinden Osmanlı Devleti üst yönetimine taşımış ve protesto etmiştir.

 

Olay Osmanlı Devleti'ndeki yabancı tebaayla ilgilenen Hariciye Nezareti Tabiiyet Kalemine iletilerek açıklığa kavuşturulmaya çalışılmıştır. Tabiiyet Kaleminden Luigi Damato hakkında hem nüfus idaresine hem de Ermeni Katolik Kilisesi'ne sordurulmuştur. Özellikle de İngiltere, kendi vatandaşı olduğunu vurgulamış ve durumun açıklığa kavuşturulması için derhal kendilerine bilgi verilmesini istemiştir.

 

Hariciye Nezareti Tabiiyet Kalemi tarafından yapılan araştırmada Luigi Damato'nun, İstanbul-Büyükdere'de Çivici Sokağı No: 36'da ikamet ettiği tespit edilmiştir. Babasının adının Francesco olduğu ve hayatta olmadığı öğrenilmiştir. Luigi Damato, Osmanlı tebaası olduğunu söyleyerek 1886'da Van'da çalışmak üzere mürur tezkiresi istemiştir. Bu tezkire Osmanlı vatandaşlarına bir yerden bir yere gitmesi için verilen izin kâğıdıydı. Bu izin Galata ve Beyoğlu Katolik Kilisesi'nden verildiği için ayrıca Ermeni Katolik Kilisesi'nden de, Luigi'nin kilise defterinde hangi uyrukla kayıtlı olduğu sordurulmuştur. Ermeni Katolikleri adına 20 Ocak 1888'de Patrik İstefan Pedros'un verdiği cevapta Luigi'nin kilise defterinde Osmanlı tebaası olarak kayıtlı olduğu belirtilmiştir.

 

Anlaşıldığı kadarıyla İngiltere Konsolosluğu, Van'daki Ermeni olaylarına müdahil olabilmek için Luigi Damato'yu bahane etmektedir. İngiltere Büyükelçiliği'ne Russell tarafından gönderilen ilk telgraflar genellikle tutuklu Osmanlı vatandaşı Ermeniler hakkında bilgiler içermektedir. Ancak ilerleyen zamanlarda, yukarıda da değinildiği gibi, durum bireyselleştirilmiştir. Şöyle ki, Van valisinin bu durumun Osmanlı Devleti'nin dâhili bir meselesi olduğunu ve İngiltere'yi ilgilendirecek bir şey olmadığını söylemesi üzerine Russell'in bakış açısı değişmiştir. Bu değişimin ana sebebi ise tercümanın Ermeni olması ve Luigi Damato üzerinden İngiltere'yi buna müdahil etmek istemeleridir. Dolayısıyla Russell, Luigi Damato'yu bir şekilde İngiltere vatandaşı olarak göstererek Halil Paşa'nın olumsuz cevabına karşı hamle yaptığı gözükmektedir. Ayrıca Luigi'nin hakkında bir iddia söz konusu iken tutuklu kaldığı müddet zarfında Russell gönderdiği bir diğer telgrafta, Luigi'nin tamamıyla masum olduğundan bahsetmektir. Soruşturması süren ve yukarıda belirtildiği üzere birtakım raporlarla eski vali Hamid Paşa'nın ölümünde parmağı olan Luigi hakkında böyle bir kanıya varması ise şaşırtıcıdır.

 

Sevgili Okurlarım günümüzle ne kadar benzeşik olaylar silsilesi değil mi? Anglo-Sakson Devlet geleneğinin günümüzde bile işine geldiğinde Hukukun üstünlüğü kavramına verdiği önem yeri geldiğinde yargılanma süreci sonuçlanmadan masum ilan etme retoriği. Yorumu siz değerli okurlara bırakıyorum.

 

İlerleyen günlerde durum Ermeni haklarının savunulmasından çıkmıştır. Artık Luigi Damato olayı bir Osmanlı-İngiliz diplomasi krizi hâline gelmiştir. Dolayısıyla ilk başlarda elde olmayan birtakım evraklar daha sonra ortaya konularak, Luigi Vaka'sını İngiliz Konsolosluğu'nun isteği yönünde sonuçlandırma yoluna gidilmiştir. Luigi'nin İngiltere vatandaşı olduğunu gösteren ve Van'a gitmesi için verilen iki adet pasaport da buna dâhildir. Artık Luigi Damato'nun bir İngiliz vatandaşı olduğunu kanıtlamak için her türlü yola başvurulduğu ve her türlü argümanın kullanıldığı görülmektedir. Ancak daha önce de belirtildiği gibi bu kişi Osmanlı Devleti'nde yabancı bir devlet vatandaşı olarak yaşıyor olsaydı elinde mürur tezkeresi ve Osmanlı vatandaşı olduğunu gösteren belgeye sahip olamazdı. Dolayısıyla bir kişinin hem yabancı devlet vatandaşı olup hem de Osmanlı Devleti tebaasından olduğunu gösteren belgeye sahip olması şaşırtıcıdır. Özellikle de olayın ilk meydana geldiği günlerde böyle bir aidiyet ortada yokken Van İngiltere Konsolosluğu tercümanı Nişan Efendi'nin araya girmesiyle olay farklı bir boyut kazanmıştır.

 

Zaman içerisinde Luigi Damato'nun İngiliz vatandaşı olduğu anlaşılmıştır. Yapılan sıkı bir araştırmayla bu durum Osmanlı Devleti tarafından kabul edilmiş ve Luigi'nin yargılamasına geçilmiştir. Dâhiliye Nezareti Nüfus İdaresi tarafından yapılan araştırmada bu ortaya çıkarılmıştır. 25 Şubat 1888'de durum Hariciye Nezareti'ne iletilmiş ve annesinin adıyla birlikte yabancı defterine İngiltere vatandaşı olarak kayıtlı olduğu belirtilmiştir. Ancak hangi şartlarda Osmanlı vatandaşı olduğunu gösteren belgeyi nasıl aldığı da vurgulanmıştır. Çünkü yazıda belirtildiğine göre başka devlet vatandaşı olan bir kişinin mürur tezkeresi alamayacağıdır. Ayrıca kendisine verilen mürur tezkeresinin de Beyoğlu ve Galata Ermeni Katolik Kilisesi tarafından verildiği tespit edilmiştir. Bu elde edilen bilgiye göre hareket edilmesi gerektiği Van valiliğine bildirilmiştir.

 

Ortada cevaplanması gereken sorular bulunmaktadır.

 

- Luigi Damato'nun ilk sorgulamasında kendisinin Osmanlı vatandaşı olduğunu ifade etmesi,

 

- Daha sonra yapılan ikinci sorgusunda bu sefer hem Osmanlı hem de İngiliz vatandaşı olduğunu söylemesi,

 

- Üçüncü ifadesinde ise sadece İngiliz vatandaşı olduğunu söylemesi,

 

- Osmanlı vatandaşı olduğunu gösterir belgeye sahip olması ki, bu belge yabancılara verilmemekteydi.

 

- İstanbul'da bulunan Mekteb-i Tıbbiye'den diploma almış olması,

 

- Osmanlı vilayetleri arasında rahatça seyahat edebilmesi için düzenlenen belgeye sahip olması, (mürur tezkeresi. Yabancılara verilmez)

 

- 1887 yılında Van Vilayeti'ne eczacı olarak tayin edilmiş olması,(yabancılar Devlet memuru olamaz)

 

- Van'a gidişinden bir yıl sonrasına ait İngiltere Van Konsolosluğundan pasaport almış olması ve tutuklandıktan sonra İngiliz vatandaşı olduğunu ispat etmek için bunları sonradan ibraz etmesi,

 

Bütün bu maddeler gereği Osmanlı yöneticileri, olaya bir iç sorun olarak yaklaşmışlar ve herhangi bir Osmanlı vatandaşı nasıl bir muameleye tabii oluyorsa Luigi Damato'nun da aynı şekilde tabii olması gerektiği üzerinde durmuşlardır. Hatta Hariciye Nezareti tarafından Luigi'nin serbest bırakılması yönünde yazı gönderilmiş ise de Yıldız Sarayı Başkâtipliği'nden gönderilen yazıyla bu reddedilmiştir. Başkatiplikten gelen yazıda, yukarıda belirtilen hususlara değinilmiş ve İngiliz vatandaşı bile olsa Osmanlı Devleti'nde herhangi bir olaydan dolayı tutuklanan bir kişinin yargılanması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca İngiliz vatandaşı olan bir kişinin nasıl Osmanlı vatandaşı olarak birtakım haklardan yararlandığı da ayrıca tetkik edilmiştir. İngiltere vatandaşı olarak kabul edilmesine rağmen, Osmanlı Devleti okulunda okuyup memur olarak çalışmasının yasalara aykırı bir davranış olduğu söylenmiştir. Dolayısıyla Osmanlı Devleti bu andan itibaren olaya daha farklı bir açıdan bakmıştır. Yargılanmasının iç hukuka göre yapılacağını bildirmiştir.

 

Burada ele alınması gereken diğer mesele ise yargılama esnasında konsolos vekili ve tercümanın tutumudur. Elçilikten Hariciye Nezareti'ne gelen 23 Mart 1888 tarihli yazıda, Luigi'nin isterse kendisini savunması için avukat tutabileceği gibi, tercüman Nişan Efendi'nin de bu işi görebileceğini söylenmiştir. Ayrıca Nişan Efendi'nin davayı kayıt altına alabileceği ve bazı konularda Luigi'ye bilgi verebileceği de belirtilmiştir. Ancak yapılan yargılamada yargıcın, Nişan Efendi'yi dava esnasında kayıt tutamayacağını ve sorular soramayacağı konusunda uyarması üzerine yine kriz çıkmıştır. Tercüman duruşmayı terk ederek mahkemeyi protesto etmiştir. Bu durum hem mahkemenin uzamasına hem de iki devlet nezdinde yazışmalar yapılmasına yol açmıştır.

 

Van Konsolosluğundan İngiliz Elçiliğine gönderilen telgrafta, elçilikten yeni bir talimat gelene kadar Luigi Damato'nun yargılanmasına muhalefet edileceğini açıkça belirtilmiştir. Ayrıca Luigi hakkında kimin şikâyetçi olduğunun, tutuklanmasına kimin emir verdiğinin ve aleyhinde kimin şahit olduğunun tarafına bildirilmediğini yazmıştır. Ayrıca hâkimin, tercüman tarafından sorulan soruları ve verilen cevapları kayda geçirmekten kaçındığını da yazmıştır . Görüldüğü üzere tercüman Nişan Efendi , dava sürecinde de etkin bir rol oynamaktadır.

 

Nitekim ilerleyen vakitlerde Luigi Damato'nun yargılamasına geçilmiştir. Tam bu sırada yani 10 Nisan 1888'de Van Konsolos tercümanı Nişan Efendi'nin saldırıya uğradığı haberi gelmiştir. Valiliğe gelen telgrafta Nişan Efendi, güya, gece yarısı kaçırılmış ve yaklaşık iki gün aç-susuz tutulduktan ve soyulduktan sonra serbest bırakılmıştır . Yapılan araştırmada ne valilik tarafından ne de Osmanlı idari kuvvetlerinden böyle bir girişim olmadığı tespit edilmiştir. Görüldüğü üzere hem konsolosluk hem de tercüman Nişan Efendi dava sürecini sulandırmak ve meseleyi uluslar arası boyuta taşımak konusunda bayağı uğraş vermişlerdir.

 

Evvela Nişan Efendi'ye yapılan saldırı ve soygun girişimi hangi devletin elini güçlendireceği sorusuna cevap aramak gerekir. Osmanlı Devleti'ni zor durumda bırakacağı aşikârdır. Dolayısıyla Osmanlı Devleti ve ona tabii olanlar tarafından olmayacağı kesindir. İkinci olarak Luigi Damato ve diğer tutuklu Ermenilerin yargılaması devam ederken Nişan Efendi'nin saldırıya uğraması yargılamanın gidişatını etkileyip etkilemediği sorusuna cevap bulmak gerekir. Böyle bir yargılamada taraf olan ve Luigi Damato'nun tercümanlığını da yapan bir kişinin saldırıya uğramış olması elbette yargılamada bir kanaat oluşturması açısından dikkate değerdir. Üçüncü olarak bu saldırı girişiminin İngiltere açısından bir önemi var mıdır, diye bakmak gerekir. Bunda da İngiltere Van Konsolosluk tercümanına böyle bir saldırının olması, şüphesiz politik ve diplomatik açıdan müdahili olduğu bir durumda daha da elini güçlendirecektir. Çünkü Konsolos Vekili Russell'in 14 Nisan 1888'de gönderdiği raporda Nişan Efendi'nin sırf mahkemeye katılımı engellemek için saldırıya uğratıldığı belirtilmiştir.

 

Görülen o ki Luigi Damato olayı yetmezmiş gibi dikkatlerin Van'a çekilmesi için her türlü tertibat düşünülmüştür. Özellikle de İngiltere'yi Osmanlı Devleti'nin iç işlerine karıştırmak için her türlü çaba gösterilmiştir.

 

Yargılama süreci sonucunda Luıgı Damato 9 Mayıs 1888 tarihinde serbest bırakılmıştır. Olay bu tarihten sonra farklı bir mecraya sürüklenmiştir. Bu sefer Valinin hangi yetkiler ve delillerle Luigi Damato'yu tutuklattığı ve 3,5 ay hapiste tuttuğu meselesi ortaya çıkmıştır. Yani Russell, Luigi'nin serbest bırakılmasından sonra bu sefer de Vali Halil Paşa hakkında Osmanlı Devleti idaresine baskı yapılması hususunda elçiliğe yazmaya başlamıştır. Luigi Damato dışında meydana gelen olayları da merkeze iletmeye ve valiyi karalamaya başlamıştır. Osmanlı Devleti'nde yaşayan gayrimüslim vatandaşların meydana getirdikleri olayları, Vali Halil Paşa'dan kaynaklanıyormuş gibi yazmıştır. Görüldüğü üzere Van konsolos vekili olayı kaşıyarak devletlerarası büyük bir sorun çıkarma çabasındadır. Ancak Osmanlı Devleti İngiltere ile bu süreçte sorun yaşamak istememektedir. Luigi Damato olayında dikkatli davranmış ve kriz yaşanmaması için Luigi'nin İngiliz olduğunu kabul etmiştir.

 

İlerleyen zamanlarda Konsolos Vekili Russell ve tercüman Nişan Efendi'nin bölgedeki ihtilalcı Ermeni örgütlerle ve şahıslarla yaptığı iş birliği ortaya çıkınca görevden alınmışlardır.

 

Russell'in yerine George Pollard Devey atanmıştır. Bu da Luigi Damato vakasında Osmanlı Devleti'nin ne derece haklı olduğunu ortaya koymaktadır. İngiltere kendi devletinin itibarını korumak amacıyla Osmanlı Devleti'ndeki bazı görevlilerin şahsi emelleri için çalıştıklarını görünce duruma derhal müdahale etmiştir. Osmanlı Devleti ve Van Valisi Halil Paşa'nın haklılık derecesi de ortaya çıkmıştır.

 

İyi Okumalar, Kalınız Sağlıcakla!

 
Etiketler: Luigi, Damato, olayının, uluslar, arası, boyut, kazanması,
Yorumlar
Haber Yazılımı