Yazı Detayı
23 Eylül 2018 - Pazar 17:12
 
Lüks hayat…
Azmi İlvan
 
 

Kelime olarak bana itici gelse de, Lüks'ü severim. Yo yo yanlış anladınız Lüks dediğim o lüks yaşam değil. Hani her şeyin en iyisi en rahatı değil kastım.

Lüks olarak sayılırdı bir dönem Lüks Lambaları. Öyle her evde olmadığından o dönemin Lüks'ü sayılır. Adını aydınlatma birimi  olan 'lüks'  den almıştı.

Florasan ışığı gibiydi o küçük fileden ışık. O file neden ateşte yanmaz diye de hep merak etmişimdir ve hala cevabını da bilmiyorum.  Lüks  lambasının adı da buradan geliyor.  Lüküs dendiği gibi löküs dendiği de olurdu. Lüks lambalarının en meşhuru Optimus markaydı.

Kandillerden sonra çıkan Gaz lambaları ki, hani o karanlık gecelerin titreyen loş ışığında ders çalıştığımız gaz lambası. Hali vakti yerinde olmayanların ışığıydı gaz lambaları, Lüks lambası ise, toprak evlerden çok beton evlerin ışık veren, gündüz gibi aydınlatan lüks saçan lambasıydı.

Hiç unutmam Lüks lambasının ilk defa yakında görmenin heyecanını yaşadım. Bugün tadilat nedeniyle kapanan Peynirciler çarşısı o dönem Sebze Hali bir bölümü kasaphane olan kapalı çarşımızda, amcam rahmetli Suat İlvan'ın dükkânında çalışıyoruz. Birden ortalık karardı, çok sık elektrik kesintisi yaşadığımızdan ya Gaz lambası yada Kandille aydınlatmaya çalışırdı çarşı esnafı.

Amcam  tezgahın altından bir şey çıkardı, üstten tutmak için "U" şeklinde demir tutacağıyla koydu tezgahın üstüne. Ortası camlı alt kısmı Gaz ocağına benziyordu. Yan tarafından gaz ocağı gibi pompası vardı birkaç kez bastıktan sonra kibrit ile camın ortasındaki küçük file torbaya tutturdu. Önce kırmızı bir alev yanar gibi oldu, fakat birden bembeyaz bir ışık yaydı. Sebze halinde bir tek amcamın dükkânı çok aydınlıktı. O zaman adını öğrenmiştim. Amcam  Aze bunun adı lüks'tür demişti. Teknik tanımla hava basınçlı bir tür petrol lambasıydı Lüks denilen lamba.

Hakikaten de Sebze pazarının en lüks dükkânı oluvermişti. Zamanla çarşı esnafı Lüks lambası aldı. Elektrik kesildiğinde Sebze hali bir başka güzelliğe bürünüyordu. Ordayken elektriklerin kesilmesini çok isterdim. Her Dükkkanın tezgâhlarının üstüne asılı olan Lüks Fener gibi gelirdi bana. Sağlı sollu sanki bir sokak lambası yanıyor gibiydi. İnanın sokak lambalarından çok daha güzel görünürdü.  Lüks ışığı altında sebzeler meyveler, yeşillikler, rengarenk olurdu Sebze Pazarımız..

Lüks'e alışmıştık, Gaz lambaları misyonunu tamamlamış bir kenara itilmişti. Artık yavaş yavaş herkes Lüküs hayata alışmaya başlamıştı.

Evet bir dönem gelecekti, kaçınılmazdı Lüks Lambaları da ömrünü tamamlayıp bir kenarda hazır kıta bekleyecekti ihtiyaç halinde.

Elektrik her eve, iş yerlerine okullara girdikçe çağın gereği olan gelişmelere ayak uyduruverdik. Ekmek fırınları bile elektrikle çalışarak ekmek çıkarmaya başladı. Onlara fabrikasyon ekmekler derdim. Odun da pişen ekmek ile elektrikle çalışan fırınların ekmeğinin tadı aynı gelmezdi bana. Yani ekmekler de  Lüks olunca tadı kaçmıştı.

 Van'a gittiğimde her yerde ve hatta her köşede tandır ekmeği yapan küçücük yani iki kişinin zor sığdığı tandırda lavaş ekmek yapan yerler o kadar çoğalmış ki  bana geçmişte toprak  damlı kerpiç evlerin arkasında veya yanında bulunan tandır evlerini hatırlattılar.

Çağ ne kadar gelişse de insanoğlu alışkanlıklarından kurtulmak istemiyor. Van da bulunduğum sürede inanın Fırın ekmeği yemedim. Çünkü evlere almıyorlar, herkes açık ekmek, Lavaş ve Van çöreği ile kahvaltı yapıp  öğün yemeklerini yiyor.

Beni Van'a tekrar çeken sebeplerden biri ekmeklerimizdir. Lüks yaşam diye de ben buna derim canlar.

İstanbul da hafta sonları kahvaltısını Van kahvaltısı gibi yapma özlemi ağır basar. Tam birebir benzemese de açık ekmek yapan bir yer buldum.  Ama yaklaşık 16 kilometre mesafede, bir de İstanbul trafiğini düşünün, kahvaltı yapma isteğim bile kalmıyor.

Van'a özlem nedir iyi bilir Gurbet kuşları. Senenin bir kaç haftasını Van'da geçirmek isteyenler, Erik Değdiren misali mevsimlik yaşar Van'ı. Ayrılmak zor gelse de hayat alıp götürür işte biz Gurbet kuşlarını... Sağlıcakla kalın Esen kalın hep Barış ile kalın canlar. İyi günlerde buluşmak dileğiyle.

 Aze...

 
Etiketler: Lüks, hayat…,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Tosun Özister...
Fevzi Leventoğlu Parkı...
Sakin atın tekmesi...
Duymam, Görmem, Konuşmam...!
Düşlerimi Seviyem...
Kes, Kopyala Yapıştır...
Akköprü Deresi Döğüş Olimpiyatları...!
Değişim...
Van sevgisi tez konusu olmalı.!
Anılarda ki faytonlar...
Seçmelimiyiz...?
20 Mart Dünya Mutluluk Günü
Ne Günlere Kaldık..!
Köy Kent Yaşamı...
Üst Kat'dakiler...!
İnsanlığın bittiği an...!
Susma Hakkı...!
Duvarlar...!
Vergi kutsaldır...!
İncili Çinekop...!
Gelenek mi, Magandalık mı?
Vanlı Olamayan Vanlılar...!
Yüklük...
''Van sen ne ğoşsan''
Devran...
Sen, traktör nedir bilirmisen?
Sıradan Biri...!
Basiret...
Huzur...!
Medeeeet…!
''İşte Gidiyorum Çeşm-i Siyahım...''
Rüyadan Uyanmak...
Ağustos da Van…
Alabuluz....
Teşekkürler VANSESİ....
Yağmacılık...!
Akköprü Mezarlığı....
Van'ın esmer canları...
Medeniyet....!
Ayak İzleri....
Gazoz Kapakları...
Vandaki Torpağ Evimiz...
Düşlüyorum...!
Yaz dedi gönlüm...
Ak Saçlılar...
Sinema Pin (Kümes Sineması)
İlişkiler...!
Dünya Vanlılar Günü...
100'e 1 kala...
Kader mi, Tercih mi?
Lider Sevgisi mi? Vatan sevgisi mi?
Unutmak...!
Van'a Davet...
Önce Ahlak...
Örgüye Başlarken...
Şeker Çuvalı...
Yarınlar....!
Nağır geliyooor..
Son Durak...!
İyi Günün Dostu...!
Düşler Ülkesi...
Organ Bağışı...
Mevsim Değişikliği...
Bakış...!
Kara tren...
Tarifi Zor, Hasreti Kor Şehir VAN
Zayi…!
Duyarsız Duyarlılar…!
Yarım...!
Van’da 8 gün
Aylardan KASIM…
Ve Van'a kış geldi…
Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun
Van Ferit Melen Havaalanı…
Van Göl'ü, İlk Aşkım…
Van'ın Sesi...
Van ve Nostalji...
ŞEŞE Gecesi…
Van Denizi ve Ben
İnsanları Seviyor muyuz, Sevmiyor muyuz?
Haber Yazılımı