Error

An Error Was Encountered

The action you have requested is not allowed.

Yazı Detayı
13 Ocak 2020 - Pazartesi 13:38
 
Mezhepçilik hastalığı
Mehmet Bedri Gültekin
 
 

İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Korgeneral Kasım Süleymani'nin, ABD tarafından şehit edilmesini, AKP taraftarı kimi yazar ve şahısların basın yayın organlarında sevinç naralarıyla karşılamaları ibret vericidir.

 

Bazı örnekleri hatırlayalım:

 

4 Ocak günü Habertürk tv'de Hülya Hökenek'in sunduğu "Enine Boyuna" programında Medipol Üniversitesi öğretim üyesi Selman Öğüt; Atatürk'e ve Kasım Süleymaniye'ye adeta kinini kusarcasına saldırdı.

 

Aynı gün İbrahim Karagül yeni Şafak gazetesinde şunları yazdı:

 

"Kasım Süleymani bir savaş suçlusudur… Süleymani ve cinayet timleri, Suriye üzerinden açıkça Türkiye ile savaşıyor, Fars emperyalizmi bütün bölgeyi yakıp yıkıyordu."

 

"İran, ABD ve İsrail'le savaşıyor gibi görünüp, onların bölgemizdeki işgallerinin arkasına saklanıp sahaya hakim olan bir devlettir."

 

8 Ocak günü ise CNN Türk'de Star gazetesi yazarı Ersoy Dede ve Beyaz tv program yapımcısı Latif Şimşek, Süleymani'nin ABD tarafından öldürülmüş olmasından duydukları sevinci gizlemediler. "Süleymani bizim de şehidimizdir" diyen Doğu Perinçek'e saldırdılar.

 

Söz konusu kişiler olaya mezhep gözlükleri ile bakıyorlar. Mezhepçiliğin günümüzde, gerçekte emperyalizmin kullandığı bir siyaset olduğu gerçeğini unutuyorlar.

 

AK Parti'nin tavrı

AK Parti ise bu olayda, Türkiye Cumhuriyeti devletinde iktidar olan bir Parti'nin sorumluluğu ile hareket etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan 5 Ocak günü İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile yaptığı telefon konuşmasında ABD saldırısını, "karşı çıkılması gereken bir dış müdahale" olarak değerlendirdi ve "İran halkının, sizin ve Rehber'in öfkesinin farkındayım" dedi.

 

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'nun saldırı sonrasında Irak'a gerçekleştirdiği ziyareti de bu kapsamda değerlendirmek gerekir.

 

Buna rağmen, AKP yanlısı seslerin, Kasım Süleymani'nin şehit edilmesine sevinmelerini, "İran emperyalizminden", "Fars yayılmacılığından" söz etmelerini nasıl değerlendirmek gerekir?

 

Üstelik Türkiye, Astana sürecinin başlamasıyla birlikte dört yıldan beri, Bölge sorunlarının çözümünde İran ile birlikte hareket ediyorken…

 

Emperyalizmin politikası

Öncelikle şunu belirtmemiz gerekir. 20. yüzyılın başından bu yana İslam Dünyasında görülen bütün gerici dinci ve mezhepçi hareketlerin ve politikaların arkasında emperyalizm olmuştur.

 

Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devletini arkadan vuran Şerif Hüseyin taraftarlarını ve Vahhabileri İngiliz sömürgecileri örgütlemişlerdi. İsyancılar yayınladıkları bildirilerde, "dinsiz İttihatçılara karşı savaştıklarını" söylüyorlardı.

 

İkinci Dünya savaşı yıllarında "dinci gericilik" Hitlerin emrindeydi. Balkanlarda ve Sovyetler Birliği'ne karşı "Müslüman SS birlikleri" olarak hizmet verdiler.

 

Savaş sonrasında dinciler ABD'nin kullandığı "enstrümanlardı". "Yeşil Kuşak Projesi"nde roller üstlendiler.

 

Mezhepçilik veya farklı mezheplerin olmadığı ülkelerde, dinin farklı yorumlarına dayanan tarikatçılık veya cemaatçılık, emperyalizmin Müslüman ülkeleri içerden bölerek kontrol altına almak için başvurduğu politika araçlarıdır.

 

İslam Dünyası son otuz yılda bunun çok acı sonuçlarını yaşadı ve hala yaşamaya devam ediyor. ABD'nin (öncesinde İngilizlerin), Müslüman Kardeşler, IŞİD ve El Kaide gibi  gerici ve terörcü örgütlerin ortaya çıkmasındaki rolü biliniyor.

 

2003 sonrasında, Irak'ın işgalinin ardından Şii - Sünni çatışmasını kışkırtmak amaçlı provokasyonlar - emperyalist ajanların Şii kılığında Sünni camilerine, Sünni kılığında Şii camilerine karşı gerçekleştirdikleri bir dizi saldırı - üzerine çok şey yazıldı. ABD ve müttefikleri Irak'ta hedeflerine ulaştılar. Bu provokasyonların ardından Irak'ta, gerçekten de Şii-Sünni çatışması başladı.

 

Onun için günümüzde, kim Sünni - Şii ayrımından bahsediyorsa, o gerçekte emperyalizmin politikasını dillendirmektedir.

 

Tam tersine emperyalizme karşı gerçekten savaşanlar ise Şii-Sünni ayrımını geride bırakmaktadırlar. Mezhep çatışmalarının en acı sonuçlarını yaşayan Irak'ta, IŞİD'e karşı mücadele içinde kurulan Haşdi Şabi bir Şii örgütlenmesi değil, içinde Şii veya Sünni bütün Iraklıların yer aldığı bir halk örgütlenmesidir.

 

6 Ocak günü Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'i İstanbul'da ziyaret eden İran'ın dini rehberi Hameney'in danışmanı Seyyid Hasan Amili, "Şii ve Sünni bütün Müslümanların emperyalizme karşı birleşmesi gerektiğini" söylüyordu.

 

Mezhepçi yaklaşımı besleyen ortam

İbrahim Karagül, Ersoy Dede, Latif Şimşek ve Selman Öğüt gibi gazeteci ve yazarların mezhepçi tavırları nereden beslenmektedir? Kanımca üzerinde esas durulması gereken nokta budur.

 

AK Parti, bir yandan Astana süreci ile birlikte İran ve Rusya ile doğrudan (bu ülkelere Barzani'nin referandum girişiminin ardından Irak da eklendi), Suriye ile ise dolaylı olarak işbirliği halindedir. Ama buna rağmen bu Parti'nin Şam yönetimi ile görüşmeme inadı sürmektedir. TRT'de hemen her gün, Esad düşmanı yayınlar bütün hızıyla sürmektedir.

 

İktidarın Suriye'de, Şam Hükümeti yerine Müslüman Kardeşler ile birlikte hareket etme inadının, mezhep temelli bağlantılar dışında bir açıklaması yoktur.

 

Öte yandan gene Mısır da Kahire Hükümeti yerine, artık yasa dışı terör örgütü durumundaki Müslüman Kardeşlerle sürdürülen ilişkiler de aynı anlayışın sonucudur. AK Parti'nin bu mezhepçi saplantısı, Mısır gibi Arap Dünyasının "Amiral gemisi" durumunda olan bir ülkeyi, Doğu Akdeniz'deki hesaplaşmada ABD, İsrail ve Yunanistan'ın yanına itmiştir.

 

Suriye'deki yanlışta ısrar PKK'nın bu ülkedeki varlığının ve genel olarak da ömrünün uzamasına hizmet etmektedir. Mısır'daki yanlış da ısrar edilmeye devam edilirse, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarımız üzerinde vermek zorunda kaldığımız mücadelede, Türkiye'nin elini zayıflatacak ve belki de telafisi olanaksız zararlara yol açabilecektir.

 

İşte bu iki hayati konuda iktidara hakim olan mezhepçi saplantıların bir sonucu da, sözünü ettiğimiz gazeteci ve yazarların ABD saldırısını alkışlaması, bizimle kader birliği içinde olan İran'ın acısına sevinmeleri olmaktadır.

 

Yüzyılın unutulmaması gereken gerçeği şudur: Türkiye ve bütün Bölge ülkeleri, her türlü mezhepçi ve dinci yaklaşımları aştıkları ölçüde emperyalizme karşı milli birliklerini sağlamlaştıracak ve tam bağımsızlık mücadelelerini başarıya ulaştırabileceklerdir.

 
Etiketler: Mezhepçilik, hastalığı,
Yorumlar
Diğer Yazılar
“Başkalarının hikâyeleri, bizim hikâyemiz”
Tertibin ayakta kalan son mevzisi
Ayasofya, lanet ve rahmet
Derviş
Üretim ekonomisi ve Ayasofya
Türkiye’nin en büyük zenginliği (2)
“Amerika’dan kurtulalım da Rusya’ya, Çin’e mi bağlanalım!”
“Kılıç hakkı!”
Şerden hayır doğuyor!
MariAntuanette ve Donald Trump
“Çin’in Başarısının Sırrı”
Türkiye'nin Koronavirüs karnesi
Kamuculuk kazanıyor!
Diğergâm
"ABD yüzyılı" geride kaldı!
Dünya nereye gidiyor? – 1
En etkili tedbir: Parasız eğitim, parasız sağlık!
"Homo Habilis"ten bu yana verilen kavga
Yaralısını savaş meydanında bırakan Ordu (!)
Sivrisinek ve Nemrut
"Yalnız ölümler!"
"Çok alametler belirdi"
Terörü bitirmede tarihi fırsat
Sömürgeci günahın kefareti
İdlip'te kazanan kim ve kaybeden kim?
2015'ten bu yana değişen nedir?
Armageddon ya da Melhame-i Kübra
"Türkiye NATO'dur, Biz NATO'yuz!" Öyle mi?
Mülteci sorununun biricik çözümü
Tarihi fırsat mı, tarihi gaflet mi?
Geçmişten bugüne ikiyüzlülük, yalan ve zulüm
Düşman seni alkışlıyorsa…
"İdlipsınavı"nda son durum ve "devlet aklı"
İktidarın İdlip Sınavı
Ergenekon tertibinin ayakta kalan son mevzisi
Elazığ Depremi'nin en büyük dersi
Tarih bir kez daha "Sümer'de" başlıyor!
Günümüzün İslamcıları ne kadar İslamcı?
İran'a saldırmanın dayanılmaz hafifliği
İncirlik'e el koymanın tam zamanı
Alevi askerin cenaze töreni
ABD'nin "İntihar Eylemi!"
ABD, tekme tokat kovulurken!...
Sadaka ve geçmişe yatırım bütçesi
"Dersim olayları"nda birleşenler
ABD'nin yaptırım kararına karşı ne yapılmalı?
Eksik ayağı tamamlama görevi
Almanya'nın Dersim aşkı!
"Emperyalizmin dünü, bugünü, yarını"
"Beyin ölümü" gerçekleşen hasta
Üretim Devrimi Kurultayları
Savaş mevzilenmesi
Halk hareketleri
Tarih ve Matematik dersleri
Erdoğan Trump görüşmesi
Zorunlu olan ve olmayan dersler? (1)
ABD'nin beyhude hamlesi
Bir "Enstrüman"ın sonu
Tarihin 200 yıllık sayfası
Olması gereken oluyor
Şimdi ne yapmalı?
ABD havlu atıyor
Moskova'nın "Ortadoğu Planı" üzerine
Soner Polat Amiralin ardından
Sahipsiz toprak mı bulduk?
PKK ne zaman silah bırakır?
ABD ile ortak kara devriyesi!
Bir dönemin sonu
Büyük Millet Olmak!
Siyasette saflaşmanın ardındaki hesaplar
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 25
Demokrasi ile "ahmaklık" arasındaki kalın çizgi
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 24
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 23
İlk düğme yanlış iliklenince…
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 22
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 21
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 20
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 19
Doğu Akdeniz'den Gelen Tehdit ve Partilerin Duruşu
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 18
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 17
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 16
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 15
Devlet Bahçeli’nin son eylemi
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 12
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 11
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 10
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 9
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 8
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 7
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 6
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 5
"Dersim" çıkışı ile ne amaçlanıyor, kime hizmet ediliyor?
Vatan Fedaisi Resneli Niyazi
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 4
Türkiye için tarihi fırsatı değerlendirebilmek
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 3
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 2
Yeni Zelanda ve Sri Lanka katliamları
Siyasal İslam'ın dört dönemi - 1
Siyasal İslam'ın son yenilgisi
Dini siyasete alet etme yarışı
Yine, yeniden Suriye
Emekçi halkın sağlam özü
Artık yeni bir Türkiye'deyiz…
"4. Kuvvet"in katli ya da intiharı
Elazığ aynasında ekonomik kriz ve çözüm
Avrupa'nın gözünden ABD ve Yeni Dünya
ABD ne yaptığını biliyor; Ya Biz?
ABD'nin çaresizliği?
Bedelli Askerlik ve Türkiye'nin "Beka Sorunu"
Tarihi kırılmanın çatırtıları
Milli Devlet yıkılırsa ne olur?
"Latin Amerika'nın Tatar Ramazan'ı"
Aklını kaybeden emperyalist
Tuzak ve gaflet
"Ölüm adın kalleş olsun!"
Eğitimdeki çöküş ve İmam Hatip Okulları
Dış politikamızın yumuşak karnı
2019'a girerken
Tarihi yenilgi ya da büyük zafer
Doğal zenginlik: Ülkenin şansı mı, şanssızlığı mı?
Olmak ya da Olmamak
Ergenekon tertibinin Hakim ve Savcıları yargı önünde
Sınır güvenliği nasıl sağlanır?
Türkiye kamp değiştirince yer yerinden oynar!
Van Ticaret ve Sanayi Odası'nın gözünden sorunlar ve çözümler
Haber Yazılımı