Error

An Error Was Encountered

The action you have requested is not allowed.

Yazı Detayı
19 Aralık 2016 - Pazartesi 14:58
 
Misafir
Dr. Muhammet Veysel Zortul
 
 

İki de bir saatime bakıp duruyorum. Tamam, rahatsızlığımı bu kadar aleni bir şekilde belli etmem doğru değil ama misafirliğin de bir adabı olur yahu! Habersiz geldikleri yetmezmiş gibi bir de saatlerdir oturuyorlar. Ne saatime bakmalarım ne sık sık esnemelerim ne de iki de bir odama gidip gelmelerim bir işe yarıyor. Tam tersine muhabbet daha doğrusu tek kişilik mükâleme koyulaştıkça koyulaşıyor, misafirimiz aylardır hiç konuşmamış hatta konuşmaya ait melekelerini ilk kez kullanıyormuş gibi anlattıkça anlatıyor.

Oysa bir güzel ders çalışırım düşüncesiyle fakülteden eve gelmiştim. Beraber kaldığımız öğrenci arkadaşlarla hemen aperatif bir şeyler hazırlayıp yedikten sonra el birliğiyle bulaşıkları yıkamış ve sonra sınavı olan ben, çayımı alarak odamdaki masamın başına geçmiştim. Yarınki Osmanlı Tarihi sınavımda 10 padişahtan sorumluyduk ve yaklaşık bin sayfalık bir kitap daha doğrusu ansiklopedi beni bekliyordu. Düşük not almam mukadder gibiydi lakin ne kadar çalışabilirsem kardır düşüncesindeydim. Gel gör ki; konsantremi sağlamış bir şekilde tam masama otururken zil çalmış ve alt katta oturan komşularımız cümbür cemaat oturmaya gelmişlerdi. Onları kapıda gördüğümde gözlerim gelenlerden ziyade farklı bir âlemin kapıları açılmışçasına garip cisimler görmeye başlamıştı. Gördüğüm şeyler mahiyetleri itibariyle farklı olsalar da çabucak başkalaşarak en nihayetinde kocaman bir sıfır şeklini alıyorlardı.

Çay, meyve ve kahve faslı derken saat gece yarısını bulmuş ve neyse ki çocuklarının uyuklamaya başlaması üzerine müsaade isteyip gitmişlerdi. Yeniden masama dönmüştüm ancak göz kapaklarım, üzerlerinde ağırlık varmışçasına kapanıyor, yorgun bedenim beynime de ruhuma da isyan ediyordu. Bu şekilde çalışabilmem mümkün olmadığından çalar saatimi 3'e kurdum ve çabuk uyanabilmek için de çekyatımı açmadan ve yine ışıkları söndürmeden uzandım.

Üçte alarm çalmıştı çalmasına ama ben sanki uyuyarak daha da yorgun düşmüştüm. Gözlerimi güç bela yarım aralık açıp saati çeyrek saat ilerisine kurup yeniden uyudum. Kaç defa böyle yaptığımı hatırlamıyorum ancak en son yaptığımda iyice dalmış olacağım ki bir rüya gördüm. Herhalde hayatım boyunca gördüğüm en uzun metrajlı ve de en gerçekçi rüyaydı. Çünkü kalktıktan sonra bile uzunca bir süre etkisinden çıkamamıştım.

Rüyamda Yavuz Sultan Selim Han ile beraber Mısır'a gidiyorduk. Tabi rüyayı ben gördüğüme göre, sıradan bir yeniçeri olacak değilim ya. Sadrazam değil fakat vezirlerden biri olarak ordunun en önünde saf tutmuştum. Mercidabık ve Ridaniye Savaşlarında gösterdiğim kahramanlıkları, tafsilatına binaen es geçerek müsaadenizle rüyamın son kısmına geleyim. Mısır'ın fethini müteakip dönüş yolundaydık ve Anamur taraflarında güzel bir bahçeden geçiyorduk ki bir asker kemal-i edeple yanıma sokulup Padişah Hazretleri tarafından çağrıldığımı söyledi.

Acaba ihmal ettiğimiz ya da yanlış giden bir şey mi vardı? Açıkçası bir miktar endişelenmiştim. Çünkü fakültede okuduğum kitaplar, Yavuz'un mizaç itibariyle çok sert olduğunu ve hiçbir olumsuzluğa tahammülü olmadığını yazıyordu. Hatta 'Seni Yavuz'a vezir olasın.' sözünün bir iltifattan ziyade beddua hükmünde olduğunu tarih hocalarımdan sıkça duymuşluğum vardı. Bu bilgiler, rüyamı da yönlendirdiğinden korka korka hükümdara doğru at sürmeye başladım. Aramızda iki metre mesafe kalmıştı ki durdum ve göz göze geldik. Sultan tam ağzını açıp bir şeyler söylüyordu ki garip ve daha çok uğultuyu andıran bir ses hatta sesler duymaya başladım.

Aslında bu ses, her sabah duyduğum ve alışık olduğum alarm sesinden başka bir şey değildi. Fakat henüz tam uyanamadığımdan bu sesi ordunun içinden gelen bir ses gibi telakki etmiş ve sanki idam edilecekmişim de ordu temaşaya çıkmış gibi bir hisse kapılmıştım. Neyse ki bu nümayiş çok sürmedi ve buzdan bir el sırtıma dokunmuşçasına ürpertiler içinde uyandım. Güneş ağarmak üzereydi. Abdest alıp sabah namazımı eda ettikten sonra geceden beri niyetlendiğim masama nihayet geçip oturabildim. Yanı başımda göz kırpan saatim, çok az vaktim olduğunu fısıldar gibi tik taklarla çalışmaya devam ederken gördüğüm rüyayı hayra yorarak kitabımın 'Mısır Seferi' bölümünü açıp okudum ve sonra kahvaltı yapıp fakültenin yolunu tuttum.

Hocamızın sorduğu üç sorudan biri 'Mısır Seferi' idi ve değeri kırk puandı. Bu soruyu eksiksiz cevapladıktan sonra diğer iki soruyu da biraz biraz yapınca korktuğum sınavdan 80 aldım. Notumu öğrendiğim gün, anladım ki; bir eve misafir geldiğinde bereketi ile geliyormuş. Hatta misafirin on bereket getirip birini yediği ve dokuzunu bıraktığı söylenir ya. Demek o biri de yemese helalinden bir yüz alacakmışım. O gün eve gelirken sevincime diyecek yoktu. Çünkü sınavlardan yüksek alabilmenin yolunu biliyordum artık…

 
Etiketler: Misafir,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Doğru İnsan mısınız?
Ne Zaman Ölsek?
Evlilik Ne Zaman Rayına Girer?
Çocuklar ne ister?
Bebeklere isim nasıl konur?
Kaç Takipçiniz Var?
İnsansever misiniz?
Evlilik Bakımı Yaptırdınız mı?
Hababam Sınıfı Niçin Çok Sevildi?
İsmimiz Kariyerimizi Etkiler mi?
Osmanlı Ermenileri Katletti mi?
Korona
Saklı Hazine 5
Saklı Hazine 4
Saklı Hazine 3
Saklı Hazine 2
Saklı Hazine 1
Cumhuriyet Bayramı
Şu boğaz harbi nedir
Zübeyde Hanım
Kurtuluş Savaşı
Mustafa Kemal Niçin Büyük Bir Liderdi?
Bekârlık sultanlık mıdır?
ERKEK ADAM KÜPE TAKAR MI?
Kıyamet ne zaman kopacak?
Hezarfen çelebi uçtu mu?
Hz. İsa gelecek mi?
V. Murad Deli Miydi?
Kahve içmek caiz midir?
Vampir Drakula yaşadı mı?
Halide Edip Adıvar Mandacı Mıydı?
Baltacı Mehmet Paşa Katerina ile aşk yaşadı mı?
Mustafa Kemal'in Aşkı
Vesikalı Vatan 14
Vesikalı Vatan 13
Vesikalı Vatan 12
Vesikalı Vatan 11
Vesikalı Vatan 10
Vesikalı Vatan 9
Vesikalı Vatan 8
Vesikalı Vatan 7
Vesikalı Vatan 6
Vesikalı Vatan 5
Vesikalı Vatan 4
Vesikalı Vatan 3
Vesikalı Vatan 2
Vesikalı Vatan 1
Erkeklere ölüm
Çirkinler de Sever
Ertuğrul
Kerem Aslı(sı)nı Arıyor
Selanik Vakası
Bilmece
Beşiktaş Karakolu
Yabancı
Memnu Meyve
Aşkla Savaşmak
Bir Mutsuzluk Öyküsü
Yırtık Gömlek
Stratenice
Sular Yükselirken
Dünya Vanlılar Günü
Yasak Aşkın Savaşı Truva
Güleç Kız
Yıldırım düşerken
Bir Amazon Kadınının Günlüğü
Kösem'in düşü(şü)
Zengin koca
Tekfurun kızı
Bit
Leylekleri öldürmek
Dünyada Van ahirette iman
Asırlık gazetenin aziz okuyucuları
Dua et ki orucum
Araftaki Vanlılar
Tatil
Doktor Civanım
Servet Aydınoğlu
Sucuklu yumurta
Renkli Televizyon
İlk Aşk
Parayı kim buldu
Kaçak
Sınav
Cesim Abi De Bizi Görecek Mi
Ranza
Acı Şeker
İzdivaç
Karne
Minel Aşk
Aşçı
BABAM ve oğlu
Babalar Ağlamaz mı Anne?
Home
Işkın değil muz
Nasıl Zengin Oldum
Buzdolabı
Ankara-Van
İki Nisan/İki Bebek
Merhaba
Haber Yazılımı