Yazı Detayı
12 Haziran 2019 - Çarşamba 14:20
 
Mutfaktan bakınca
Hasan Akçap
 
 

Milli Eğitim Bakanlığı geçen ay iki reform paketi açıkladı. Bunlardan birincisi ara tatil uygulamasıydı ki genel olarak kamuoyunda olumlu karşılandı. Diğer reform paketi ise liselerde yapılacak yapısal değişimleri kapsıyordu.

 

Milli Eğitim Bakanımız geldiği ilk gün "eğitim sisteminde sürpriz yapmayacağız" ifadesini kullanmış olsa da aslında beklentileri yüksek tutmak istemediğini ve içeride yürüttüğü çalışmaların sürprizlerle dolu olduğunu anlıyoruz.

 

Reform hareketinin liselerden başlaması veya açıklanmaya başlaması politik bir yaklaşım mı bilmiyoruz ama eğitimciler olarak reforma en muhtaç alanın temel eğitim olduğunu vurgulamak gerekir. Çünkü zor olanı da temel eğitimdeki sorunların düzeltilmesi. Temel eğitimdeki sorunların düzeltilmesi büyük ölçüde ortaöğretim ve yüksek öğretimdeki sorunların da otomatikman ortadan kalkmasını sağlayacaktır.

 

Son 17 yıllık hükümet döneminde her ne kadar çok sayıda bakan değişikliği olsa da birçok yapısal sorunun giderildiğine şahit olduk. Bunlardan en önemlisi yeni yapılan okullar, artan derslik sayıları ve okulların fiziki yapılarındaki iyileştirmelerdi. Ancak okulların bakım ve temizliği konusunda kalıcı bir proje ve uygulama henüz hayata geçmiş değil. Hizmetli personel sayısı yetersiz ve geçici statüde çalışan personelle bu iş yürümüyor. Özel sektöre şart koşulan standartları resmi okullar uygulamıyor. Bu çifte standardın giderilmesi gerekir.

 

Dünya çapında gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ilk orta ve lise öğretimini                 kapsayan 12 yıllık ücretsiz eğitim sisteminin ülkemizde uygulanması da diğer önemli yapısal uygulamalardan birisidir. Bu da çok önemli. Evet ülkemizde eğitim ücretsizdir. Hatta Üniversite eğitimi de ücretsizdir.  İhtiyacı olan öğrencilere burs ve kredi imkanları sağlanmaktadır. Öğrencilerimize sunulan barınma ve yemek hizmetleri eskiye göre kat be kat iyi.

 

Ülkemizde özel eğitim alanında özel gereksinimli  bireylere dünya standartlarında hizmetler sunulmaktadır.

 

Öğretmen eğitimi konusunda hala yeterli düzeyde değiliz. Fakülteler ihtiyaç duyulan alanlara yeterli sayıda öğretmen yetiştiremediği gibi ihtiyaç olmayan branşlarda çok sayıda mezun veriliyor. Bu konudaki ifrat ve tefritin acilen giderilmesi gerekiyor.Her alanda donanımlı öğretmenler yetiştirmemiz, öğretmenlere hak ettikleri sosyal ve ekonomik imkanları sunmamız ve öğretmenlik mesleğini toplumda en saygın konuma getirmeliyiz.

 

Eğitim teknolojileri konusunda azımsanmayacak yatırımlar, projeler ve uygulamalar yapıldı. Fatih projesi dünya çapında marka bir proje. Projenin tamamına ermesi elbette ekonomik güce bağlı. Proje tamamlandığında ülke genelinde teknoloji tabanlı eğitim sorunsuz işleyecek. STEM eğitimleri de birçok okulda uygulanıyor. Ancak dünya standartlarına ulaşmamız için daha çok yol kat etmemiz gerekiyor.

 

Eğitim felsefesi konusunda da sorunlarımız var. Milli ve manevi değerler tanımını herkes işine geldiği gibi yapıyor. Bu konuyu daha sonra daha etraflıca irdeleyebiliriz. Eğitim felsefesi açısından sağlam bir dengenin sağlanması toplumsal kutuplaşmanın önüne geçecektir. Sağlıklı düşünen, tarihine, kültürüne, örf ve adetlerine, milli değerlerine sahip çıkan inançlı, modern düşünen ve donanımlı bireyler yetiştirme felsefesini top yekûn tesis etmemiz gerekiyor.

 

Açıklanan 2023 Eğitim vizyonunda bireylerin ilgi ve yeteneklerine göre eğitim almalarını sağlayacak esnek, ergonomik, modüler program uygulamalarını bekliyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı bu konuda cesur ve kararlı olmalıdır. Bireyler temel eğitim sürecinde hayatları boyunca kendilerine lazım olacak ana dil, sosyal bilgiler, matematik ve fen bilgisi derslerini aldıktan sonra ortaöğretimde bu alanlardan zorunlu tutulmamalılar. Her birey rehber öğretmen ve veli desteği ile kendi belirleyeceği derslerden oluşan ders programını oluşturmalı ve kendi ilgi ve yeteneğine uygun alanda ilerleme kaydetmelidir. Yıllarca miğfer dersler adı altında el üstünde tutulan dersler tabu olmaktan çıkarılmalıdır. Spor, sanat, müzik, bilişim, tasarım gibi alanlar neden miğfer ders olmasın. Bırakalım bireyler kademeli olarak ortaokuldan itibaren sevdikleri, ilgi duydukları ve gelişim gösterdikleri alanlarda eğitim alsınlar. Lisede zorunlu matematik dersinin kaldırılması bizi neden tedirgin ediyor. Matematik alanını tercih edenlerin önünü kesen yok ki.  Ömrü boyunca ileri matematik konularına ihtiyacı olmayan bireyleri bu konuda zorlamanın bir anlamı yok.

 

Sınıflarda sevmedikleri dersleri görmek zorunda bırakılan öğrenciler hem öğretmen ve arkadaşlarına sorun teşkil ediyor hem de kendi alanlarında eğitim almadıklarından dolayı zaman kaybına uğruyorlar.

 

Eğitim ülkemizin en önemli meselesidir. Terör, uluslararası meseleler, ekonomi, üretim ve tüketim gibi tüm sorunlar ve konular eğitim alanında çözülür. Bunu anlamadığımız sürece bu sorunlarla boğuşmaya devam eder dururuz.  Eğitim alanında kalıcı bir sistem kurduğumuz takdirde gelişmiş bir ülke olmayı başarabiliriz.

 

Eğitimle ilgili tespitlerimiz mutfaktan bakınca işte böyle görünüyor. Evet, bizler eğitimci olarak işin mutfağında sayılırız. Zaman zaman bazı konularda bizlerin de fikirleri soruluyor ama uygulamalara baktığınızda durum farklı.

 

Bir eğitim ve öğretim yılının daha sonuna geldik. Öğretmenler öğrencilerine ulaşabilme başarılarını notlayacaklar. Öğrencilere verilen notlar bir açıdan da eğitim sistemimize verilen notlardır. Başarı seviyesi düşük olan öğrencilerimize fazla yüklenmeyelim. Nitekim onlara verilen notlarda anne ve babalarının payı büyük olduğu gibi eğitimcilerimizin ve eğitim sistemimizin de payı büyüktür. Bu alanda emek veren tüm meslektaşlarıma ve geleceğimizin teminatı, umutlarımız, hayallerimiz, yarınlarımız olan sevgili öğrencilerimize iyi tatiller diliyorum. Ha bu arada, "tatil kavramını" da bir gözden geçirmekte yarar var.

 
Etiketler: Mutfaktan, bakınca,
Yorumlar
Haber Yazılımı