301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
30 Mayıs 2017 - Salı 12:19
 
Normalleşen Anormallikler
Ümran Öztürk
 
 

Yok artık kırmızı rugan pabuçlarım, beyaz diz altı çorabım ve puantiyeli buluzum. En büyük eksiklik ise babamın sıcacık eli, annemin gülümsemesi onlarsız çıktım bu uzun yola. Oysa annelik ve babalık en mutlu yolculuğudur hayatın. Onlarsız bir Van yolculuğundayım şimdi.

 

Kısa ve daha az yorucu olmasından dolayı uçağı tercih etmemiz zamanımızın kısıtlı olmasından kaynaklandı. Van'a yolculuk yapacaksanız otobüsü tercih edeceksiniz. Zira  sizi bir uçtan bir uca taşırken memleketin değişen renklerine çok yakından tanık olacaksınız. Molalarda araçtan inecek elinizi yüzünüzü yıkayacak, bulunduğunuz  şehrin havasını soluyacak, suyunu içecek, yiyeceklerinin tadına varacaksınız. Yani yolculuğun ruhunu içinizde hissedeceksiniz. Oysa Uçakta izlediğiniz coğrafya bir birinin üzerine kaydedilmiş film kareleri gibi akıp gidiyor gözlerinizin önünden. Bir anda bulutların üzerine çıkıyor hatta bulutların arasında kaybolurken bir anda koyu bir dünyanın daha sonra mavilikler  içinde var oluyorsunuz. En güzeli uçağın havalanırken ve inişe geçerken altınızda kayıp giden kentlerin değişen renkleri. Sürülü tarlalardan bir anda sizi binaların çatılarına taşıyor oradan uçurup göllere, barajlara konuk ediyor. Dağ tepe aşıyor ve birkaç saat içinde menzile ulaşıyorsunuz.

 

Bir buçuk saatlik uçuşun ardından kaptan pilotun birazdan inişe geçeceğiz kemerlerinizi bağlayın anonsundan sonra alçalmaya başladık, bu arada fotoğraf makinelerimizi  hazırladık. Pencereden gördüğüm o harika manzara beni heyecanlandırmıştı. Bulutların arasından görmeye çalıştığım on yedi yıl sonra tekrar gördüğüm Van gölü türkuaz rengiyle  boylu boyunca yatıyordu yeşilliklerin arasında. En büyük koruyucusu sağımızda Süphan yine tepesinde karıyla en heybetli haline bürünmüştü. Bu karlı başı yıllardır bu coğrafyaya hakimiyetini en bariz bir şekilde gösteriyordu. Tıpkı bir baba gibi, nazlı kızını(Van gölünü) bekliyordu. Arada bir kaybolan tekrar yüzünü gösteren göle daha yakındım artık. Kıyısına dizilen yazlıklarla gerdanına inci dizilmiş bir kadın gibi görünüyordu tepeden. Uçağımız alçaldıkça gölün üzerinde pike yapan, daireler çizen martılar (su kuşu) objektifimize takılıyordu ve heyecanım bir kat daha artıyordu. Ardından Van'ın meşhur Toki Evleri  gözümüze çarpıyordu. Kentin büyük bir bölümü Toki Evleri ile bezenmişti. Gölün üzerindeki turumuz esnasında fabrika atıklarından dolayı göl suyunun belli bir kısmının rengini yitirmiş , bulamaç bir görünüm almış olması ilk üzülme anımdı. Daha sonra yol genişletme çalışması adı altında gölün doldurulmasını daha doğru bir şekilde adlandıracak olursam; kıyı şeridinin katliamına tanık olacaktık.  Uçağımız alçaldıkça her şey daha netlik kazanıyordu sıralanmış konutların kırmızı çatıları altımızdan kayıyordu adeta. Tıpkı bir salıncakta sallanan çocuk gibiydim.

 

Sanayi  bölgesi üzerinde uçup alana konduk. Artık doğduğum Van şehrindeydim.

 

Şehrin kokusunu içime çektim. Bagajlarımızı aldığımız gibi bizi bekleyen kuzenlerimizle evin yolunu tuttuk. Yemeğin ardından Resim sergisi için  VAN AVM olarak bilinen en büyük alışveriş merkezindeki   karma resim sergisine katıldık ilginin az olduğu sergide, sanatçıların dışında  bir avuç insan vardı. Merkezde bir kültür merkezinin olmaması Van için büyük bir eksiklik.  Sosyal medyadan tanıdığım ve Van sesi Gazetesi Yazı İşleri Müdürü İkram Kali, Yüzüncü Yıl Üniversitesi hocalarından Sait Ebinç, namı diğer Nihat Hoca Nihat Işık, Ümit Kayaçelebi, ressam Hüseyin beyle ilk kez yüz yüze geldik  Sergiyi gezerken tandık tüm dostlarla  kısa bir sohbetimiz oldu ardından çocukluğumun geçtiği Kazım Karabekir (Maraş) caddesindeydim artık.

 

İĞDELER ARTIK KOKMUYOR

Çocukluğumun geçtiği Maraş caddesi eski tadında değildi. Alışveriş merkezlerinin caddeye boydan boya işgali ve işportacıların köşe başlarını kapmaları, her şehirde olduğu gibi burada da  dilenen Suriyelilerle  kent, kasaba görüntüsüne bürünmüş koyu bir kalabalık hakimdi. Caddede ilerledikçe müziğin tarzı da değişiklik gösteriyordu. Caddenin başındaki  Kürtçe, Arapça şarkıları caddede ilerledikçe yerini  Türkçe, İngilizce batı tarzı şarkılarına bırakıyordu. Bu şehir artık çok sesliliği barındırıyordu bağrında. Kendisine yabancılaşmış birbirine benzeyen her hangi bir kent gibiydi. Çocukluğumuzdaki uşkun satıcılarının yerini seyyar satıcılar almıştı.

 

Seyyar arabalarla köşe başlarını tutan uşkunculardan  almış olduğumuz uşkunları koyu bir sohbet eşliğinde yol boyunca yedik.

 

Ufak tefek alışverişin ardından sonra dinlenmek için  evdeydik. Ertesi günü Van'ın en çok dinlenen radyosu Tutku fm' den Salih Geçken'in  konuğu olduk. Güzel bir karşılaşma samimi bir sohbetle radyodaki programı tamamladık. Diğer gün Kariyer günleri etkinliklerinde Borsa İstanbul Merkezi ve Teknik Lisesi öğrencileriyle bir araya gelerek  söyleşi yaptık. Okulun iç dizaynından  okul müdürü İbrahim Şiraz'ın çalışkanlığını, çabalarını ve yeniliğe açık bir idareci olduğunu hemen anlayabiliyorsunuz. Okul idaresi,öğretmenleri  ve öğrencileriyle  yazılmaya, tanıtılmaya  değer örnek bir okul olduğunu söyleyebilirim.

 

Son gün Van'ın renkli simalarından Yusuf Konak'ın işletmeciliğini yaptığı "Bak Hele Bak Kahvaltı Salonu"na davetliydik. Nezih bir mekan, sıcak bir sohbet , güler yüzlü çalışanlar ve şakacı işletmecisi sayesinde kahkahaların  havada uçuştuğu lezzetli bir kahvaltı yaptık. Van'a gelenlerin uğrak yeri olan bu kahvaltı salonu otantikliği ve modern dizaynıyla güzel bir sentez oluşturmuştu.

 

Doğunun incisi, bir zamanlar yeşil ve mavinin egemen olduğu, çeşitli uygarlıklara beşiklik yapmış  Van'ı çağdaş bir kent yapma adına  talana ve yağmaya açanlara, doğası olmayan köyler, kasabalar yaratmak için hazırlanan projelerle göz boyayanlara karşı durmak gerekir.  Kent merkezindeki çarpık kentleşmeye, Van gölünün  kirletilmesine  prim vermemek Van da yaşayan, ( öncelikle seçilerek ya da atanarak görev yapan ) herkesin görevidir. Çünkü medeniyet ;  değerleri koruma onlara sahip çıkma,düşünme ,idrak etme ve bilinç düzeyidir. Lakin bu kadar yanlışın hayatımıza yerleşmesi onu zihnimizde normalleştirerek  kanıksamaya başladığımızda asıl problem başlar ve biz bu tehlikenin  farkında olmayız bile. Normalleşen anormalliklere kaptırıveririz kendimizi ve onun bir parçası oluruz. Yani;

 

Tüm bu anormalliklerin normalmiş gibi gösterilmesi, insanların birbirleriyle ilgileniyormuş gibi yapması ama ilgilenmemesi, varmış gibi göstermeleri ama olmayışları, sanal ortamdaki  vaatlerin ve sözlerin ,gerçek yaşamda  yerini bulamaması  benim iğdeler artık kokmuyor dememe neden oldu.

 

İğdelerin eski lezzetinde, çiçeğinin eski kokusunda olması dileğimle…

 

Yeniden görüşünceye dek şiiri gülüşünüzde, türküleri yüreğinizde saklayın…

 
Etiketler: Normalleşen, Anormallikler,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Yaşamın şifresi su, sevginin şifresi güven
Muradiye Küçükköy'de heyecan dorukta
Etek boyu mu pedofili mi?
Annemin Futbol Tutkusu
Van Gölü'nün imdat çığlıklarını duyan var mı?
Lorenzo'nun yağı ve çınar
İnce bir sızıdır yalnızlık
2 Nisan ve Bitmeyen Hüznün Diyarı, Van
Sona'nın hikayesi
Gümüşün iğne oyası Telkari
Herşey ayrıntılarda gizlidir
Kadınların yerel yönetimden beklentileri
AĞLAYAN GELİNLER Hüznün Çiçeği Ters Laleler
Bir tren yolculuğu
50 Kuruşun Hikayesi ve Sabiha Tansuğ
Bir Günün Hikayesi
Üniversitelerin kentlere kattığı değer
Her değişim yüze yansıyan bir ışıktır
Motiflerin gizli dili, aşkın ince sızısı…
Van’a Geleneksel Mutfak Müzesi
Van'ın Yerel Lezzeti Fırınağzı Yemeği ve Tarihi Van Kahvaltısının Hikayesi
Doğa Kolejinde Doğal Buluşma
Van izlenimlerim-1
Vanlı Okuyucularımla Buluşuyorum
2. Van Kitap Fuarı
Renklerin suyla dansı
Kent, Kadın ve Sanat
Kapalı Çarşıdan Toprak Damlı Evlere
Güneşe sevdalı çiçek
Mahalle baskısı…
Herşeye rağmen gülümseyen şehir
İlk Aşk Mektubunun Öyküsü
Mahallemizin kadınları sinema yapıyor
Gürpınar’da küçük bir kahvehane
Acımasız hırsız zaman
Vefa yaşarken gösterilmeli
Vahşi Kentleşme
Satsuma mandalinasının tarihi
Başka Van Gölü yok!!!
Maddeye düşünceyi katan dost
Çalma! Üret!
Çiğ damlasından yoğurda yolculuk
Fesleğen kokusundan reyhan şerbetine
Ben beyazı sende seviyorum
Hevsel Bahçeleri
Göç Yollarında Münizar ve Behiye
Aşkın ağacı ıhlamur ve çınar İskele Caddesi’nde
Başkaldırı ve İsyanın Dansı Tango
Taşların Sırrı
Sakız Sardunyalı Cumbalı Evler
Çemberimde gül oya
İki yürek arasında yolculuk
Vazgeçişlerin son sözüdür elveda
BEN AYRILIKLARI EZBERLEDİM
Doğusuyla batısıyla biz olmak
Kırık Kalplerin Sözcüsü Kahraman Tazeoğlu Yazarımız Ümran Öztürk'e konuştu: Aşktan Besleniyorum
Elbette Kadın'da gülecek
Kardeşliğin diğer adıdır lise arkadaşlığı…
Kirazın ve boncuğun buluştuğu masal köy
Hüzün şehri Van'da değişim rüzgarları
İzmir'de 2 Nisan Heyecanı
Göç yollarından bugüne
Bitmeyen hüznün diyarı Van…
Bugün bir çocuğu tiyatroya götürün
Bir Kadının Objektifinden: İplik Hayatlar
Zamana ince bir ayar çekmek
Hiçlik
Van kızı, şarkıların kadife sesi Melihat Gülses'le söyleşi
2 Nisan'da İzmir'de Van Rüzgârı Esecek
Önce birbirimizi sevmekle başlayalım
Van Beylerinin Şatosu Hoşap Kalesi
Zamanı unutturan renk
Kadının zerafeti, erkeğin cesareti
Masal köyün kraliçesi
6284 Kadınların Şifresi
Aynı gözlerle farklı coğrafyaları izlemek
Çarşılar ve kadınlar
Taner Barlas ile sohbet
Her seçim bir vazgeçiştir…
Gürpınar'da zamanın ruhu
PENCERELER, KAPILAR VE KÖPRÜLER
VAN'A GİDECEĞİM İÇİN HEYECANLANIYORUM
Leyla'dan sonra
Üzerlik
Bir yağmur damlası olmaktı niyetim
Bir fotoğrafın hikayesi
Ayla
Bir başkadır benim memleketim
Zirveden notlar
İnsan doğduğu yerin cıvasıdır
Gündüz Seyranlık Gece Gerdanlık
Kadının özgürlük çığlığı erbane
ONU KENDİN İÇİN AFFET
Ensestin neresindeyiz?
Radyolu günlerimiz
Sardunya kokulu sabahlar
Özgür bir ruh kendi güneşiyle ısınır
Begonvilli sokaklar
Savat; duyguları motiflerle anlatma sanatı
80. Yılında Vansesi Gazetesi
Çıplak ayaklı çocuklar
Korkuyu aşarsan bitkisel hayattan çıkarsın…
Güneş doğudan yükselir
O çocuksu gülüşümüz bayramlarda kaldı…
Müzik değişince dans değişir
İlkbaharda usul usul yürü; toprak ana hamiledir…
Bir Şehit verilecekmiş sen ol Aybüke
Hoş geldin hüzün, merhaba aşk…
Bizi esir alan duygusal kapitalizm
Anneme Mektup
"ERKEK OLMAK DAHA ZOR"
HÜZNÜN KOKUSU SAHAFLAR
Bir şehri sevmek, aşka sebep aramaktır
Umuda elveda demeyenlerin öyküsü
Vivaldi'nin İlk Mevsimi
Böyle Olur Vanlıların Şöleni
Babamla aramızdaki küçük replikler
Hoşça kal
Hazan ve zaman
Kadına Dair... Oğluma Öğüdümdür
Onu güneşin doğuşunda göreceksiniz
Yeni bir sayfada başlar hayat
Kitapların büyülü yolculuğundaki kadın
Bir doğa olayıdır çıkar gelir aşk
Kahve kokusuna eşlik edendir huzurun kokusu…
Annemin kara kaplı defteri
Şiirin gizli öznesi aşk
İki dil bir bavul
Geçmişinin gölgesidir çocukluk arkadaşın
Yeni umutlara selam olsun
Kadın, Yağmur Ve Hüzün
Dokunarak sevelim
Sevgide çoğalmak
Gelecek, hayal edilen bir şimdidir
Gürpınar'da zamanın ruhu
Aşk tutsaklık, sevgi kutsallık mı?
Gözyaşı ve kahkahası birbirine karışır çocuğun
Gülüşünde Mayınlar Patlatırken, Ansızın Ağlayandır Çocuk
Şiir gibi gülümseyen insanlara merhaba
Haber Yazılımı