Yazı Detayı
15 Ağustos 2017 - Salı 12:07
 
Özgür bir ruh kendi güneşiyle ısınır
Ümran Öztürk
 
 

Mutluluk nedir diye düşündüğümde hep aklıma özlem sonu kavuşma gelir. Oysa mutluluk yolun sonuna varacağınız nokta değil de o noktaya varmak için harcadığınız zaman, harcadığınız emek, fedakarlık, biraz acı ve olağanüstü yılmadan bıkmadan kurduğunuz hayaldir.

Nietzsche;  mutluluğun kıvılcım gibi anlık bir şey olduğunu hatırlatır ve bu anları durmadan yaşamaya çalışarak uzun ve zorlu hayat yolunda ilerlememizi mümkün kılan ufak mutlulukları da kaybettiğimizi söyler.

Her ne kadar mutluluğu kalıcı olmayan uçucu bir his, tıpkı ilk dokunuşundan belli bir zaman sonra etkisini kaybeden uçucu bir esans gibi görsek de yine de peşinden koşmaktan yorulmadığımız ve sürekli sahip olmak istediğimiz bir duygudur.

"Aslında çok küçük şeyler bile kendimi mutlu hmeme yetiyordu. Ama bütün mesele, bu küçük şeyleri şu dünyanın içinden bulup çıkarmaktı." der Charles Bukowski  mutluluk için. 

Belki de mutluluk bir akordeonun hüzünlü  tınısında, hayallere dalıp çok uzaklara gittiğin andır.

Mutluluk küçük şeylerin içinde ise, bir kemanın inleyen namesinin yüreğinin zulasında yerini bulması mutluluk olamaz mı? 

Ya da bir sokak çalgıcısının mendiline bırakılan küçük harçlıklar, veya bir kitabın kokusunu içine çekerek büyük bir iştahla o sayfaları koklamak mutluluk olamaz mı?

Bir çocuğun gözünde bir martının denize pike yaparak simidi havada kapması mutlulukken, kimine göre iki yüreğin yıllar sonra kavuşması mutluluk değimlidir?

Bir tohumun çatlaması, bir çiçeğin açması,  bir bebeğin gülümsemesi, bir merhaba da Bukowski'nin tarifine göre mutluluk değil midir?

Mevlana ise  "Mutluluk, gidilen yolun üzerindedir, yolun sonunda değil. Yolun sonunda olsa, ona varıldığında yol bitmiş ve vakit de geçmiş olurdu. Mutlu olmanın zamanı ise bugündür, yarın değil." Demiştir.

O zaman mutluluğu sonuç olarak değil de süreç içinde yaşadığımız sevinçlere yormamız gerekmez mi?

Yani mutluluk; özleme, özlediğin şeye ulaşma ihtimalinin bizde yarattığı sevincin kaynağı değil midir?

Özlemlerimiz ise  günümüz dünyasında her gün biraz daha fazla yaklaştığımız  umutsuzluğun, tükenmişliğin ve kirlenmişliğin içine düşmemek için direnen bizi kökümüze sıkıca bağlayan sarıp sarmalayan gövdemizdir.

Özlemde ise aralarında nedensellik ilişkisi bulunan, iki ayrı eylem olan özlemek ve sevmekle ilintilidir. Biri olmadan diğeri olmaz. Bazen özlem yakıcıdır, yaralayıcıdır, kavurucudur hatta acıtıcıdır. Sevmek özlemin yakıcı dozunu arttıran derin duygudur. Bu duygu büyüdükçe derinleşir, derinleştikçe genişler. İçinde bir çok duyguyu barındırır bu yüzden  çoğu zaman ona ulaşmak için bir çok duygudan geçeriz. Yüreğimizde filiz sürmesi için bizi biz yapan yaşamın temeli sevgiyi öne alırız yaşamımızda.

Hiçbir şey, sevgi kadar dönüştürücü değildir diyen Osho;  " Neyi seversen o olursun  sevgi simyadır. Asla yanlış bir şeyi sevme çünkü o, seni dönüştürecektir. Hiçbir şey sevgi kadar dönüştürücü değildir. Seni yükseltecek, yüksek seviyelere çıkaracak şeyi sev. Kendinin ötesindeki bir şeyi sev." demiştir. 

Sevgi ruhumuzu, benliğimizi muazzam bir saadetle doldurur ve yönümüzü bulmaya yardım eder. Ego, kibir ne kadar esaretse,  bize yön veren sevginin mayası da özgürlüktür.

Özgür bir ruha ulaşmanın yolu gerekli olgunluğa ve bütünlüğe erişebilmekten geçer.

Özgür bir ruh kendi güneşiyle ısınır. Kendisinin efendisi olur, kendi sesinin gücünü ele geçirmiş, verdiği her kararı kendi içinde sonuna dek evetlemiş ya da hayırlamıştır.

Sadece özgür bir akıl sevginin ne olduğunu bilebilir.

Sadece özgür bir ruh huzurun ne olduğunu bilebilir.

Sadece özgür bir insan kendi dünyasını bilebilir.

Jiddu Krishnamurti de sevginin, huzurun ve kendi dünyasını bilmenin  özgürlükle ilintili olduğuna işaret etmiştir.

Mutluluğu imkansız kılan ise TDK nın yapmış olduğu ilginç tanımıdır. Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu olarak tanımlayan TDK ya göre mutluluk imkansızdır. Hangi özleme sürekli ve eksiksiz ulaşabiliriz ki? 

Yaşam konulduğu kabın şeklini alan tek akışkansa, o halde onu şekillendirmek bizim elimizdedir. Bizi ardından koşturan çoğu zaman ona ulaşmak için bir çok duygudan geçtiğimiz  mutluluk; sevgi ve şefkatle mayalayarak ,özlemle, aşkla sarılarak, sabır ve umutla yol alarak ulaşabileceğimiz sevgi yumağıdır.

Sevgi dolu insan muazzam zekidir ve bu zekası sezgilerinden gelir. Sevgisi taşmıştır ve paylaşmak ister. Sevgi sadece anlayış ve farkındalıkla mümkündür. O aşk gibi değildir hükmetme, sahiplenme, korkudan arınmıştır. Onu içselleştirdiğinde artık çiçek açarak hoş koku yayar. Sevgi olgunlaşmış aşktır.

 
Etiketler: Özgür, bir, ruh, kendi, güneşiyle, ısınır,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Muradiye Küçükköy'de heyecan dorukta
Etek boyu mu pedofili mi?
Annemin Futbol Tutkusu
Van Gölü'nün imdat çığlıklarını duyan var mı?
Lorenzo'nun yağı ve çınar
İnce bir sızıdır yalnızlık
2 Nisan ve Bitmeyen Hüznün Diyarı, Van
Sona'nın hikayesi
Gümüşün iğne oyası Telkari
Herşey ayrıntılarda gizlidir
Kadınların yerel yönetimden beklentileri
AĞLAYAN GELİNLER Hüznün Çiçeği Ters Laleler
Bir tren yolculuğu
50 Kuruşun Hikayesi ve Sabiha Tansuğ
Bir Günün Hikayesi
Üniversitelerin kentlere kattığı değer
Her değişim yüze yansıyan bir ışıktır
Motiflerin gizli dili, aşkın ince sızısı…
Van’a Geleneksel Mutfak Müzesi
Van'ın Yerel Lezzeti Fırınağzı Yemeği ve Tarihi Van Kahvaltısının Hikayesi
Doğa Kolejinde Doğal Buluşma
Van izlenimlerim-1
Vanlı Okuyucularımla Buluşuyorum
2. Van Kitap Fuarı
Renklerin suyla dansı
Kent, Kadın ve Sanat
Kapalı Çarşıdan Toprak Damlı Evlere
Güneşe sevdalı çiçek
Mahalle baskısı…
Herşeye rağmen gülümseyen şehir
İlk Aşk Mektubunun Öyküsü
Mahallemizin kadınları sinema yapıyor
Gürpınar’da küçük bir kahvehane
Acımasız hırsız zaman
Vefa yaşarken gösterilmeli
Vahşi Kentleşme
Satsuma mandalinasının tarihi
Başka Van Gölü yok!!!
Maddeye düşünceyi katan dost
Çalma! Üret!
Çiğ damlasından yoğurda yolculuk
Fesleğen kokusundan reyhan şerbetine
Ben beyazı sende seviyorum
Hevsel Bahçeleri
Göç Yollarında Münizar ve Behiye
Aşkın ağacı ıhlamur ve çınar İskele Caddesi’nde
Başkaldırı ve İsyanın Dansı Tango
Taşların Sırrı
Sakız Sardunyalı Cumbalı Evler
Çemberimde gül oya
İki yürek arasında yolculuk
Vazgeçişlerin son sözüdür elveda
BEN AYRILIKLARI EZBERLEDİM
Doğusuyla batısıyla biz olmak
Kırık Kalplerin Sözcüsü Kahraman Tazeoğlu Yazarımız Ümran Öztürk'e konuştu: Aşktan Besleniyorum
Elbette Kadın'da gülecek
Kardeşliğin diğer adıdır lise arkadaşlığı…
Kirazın ve boncuğun buluştuğu masal köy
Hüzün şehri Van'da değişim rüzgarları
İzmir'de 2 Nisan Heyecanı
Göç yollarından bugüne
Bitmeyen hüznün diyarı Van…
Bugün bir çocuğu tiyatroya götürün
Bir Kadının Objektifinden: İplik Hayatlar
Zamana ince bir ayar çekmek
Hiçlik
Van kızı, şarkıların kadife sesi Melihat Gülses'le söyleşi
2 Nisan'da İzmir'de Van Rüzgârı Esecek
Önce birbirimizi sevmekle başlayalım
Van Beylerinin Şatosu Hoşap Kalesi
Zamanı unutturan renk
Kadının zerafeti, erkeğin cesareti
Masal köyün kraliçesi
6284 Kadınların Şifresi
Aynı gözlerle farklı coğrafyaları izlemek
Çarşılar ve kadınlar
Taner Barlas ile sohbet
Her seçim bir vazgeçiştir…
Gürpınar'da zamanın ruhu
PENCERELER, KAPILAR VE KÖPRÜLER
VAN'A GİDECEĞİM İÇİN HEYECANLANIYORUM
Leyla'dan sonra
Üzerlik
Bir yağmur damlası olmaktı niyetim
Bir fotoğrafın hikayesi
Ayla
Bir başkadır benim memleketim
Zirveden notlar
İnsan doğduğu yerin cıvasıdır
Gündüz Seyranlık Gece Gerdanlık
Kadının özgürlük çığlığı erbane
ONU KENDİN İÇİN AFFET
Ensestin neresindeyiz?
Radyolu günlerimiz
Sardunya kokulu sabahlar
Begonvilli sokaklar
Savat; duyguları motiflerle anlatma sanatı
80. Yılında Vansesi Gazetesi
Çıplak ayaklı çocuklar
Korkuyu aşarsan bitkisel hayattan çıkarsın…
Güneş doğudan yükselir
O çocuksu gülüşümüz bayramlarda kaldı…
Müzik değişince dans değişir
İlkbaharda usul usul yürü; toprak ana hamiledir…
Bir Şehit verilecekmiş sen ol Aybüke
Hoş geldin hüzün, merhaba aşk…
Normalleşen Anormallikler
Bizi esir alan duygusal kapitalizm
Anneme Mektup
"ERKEK OLMAK DAHA ZOR"
HÜZNÜN KOKUSU SAHAFLAR
Bir şehri sevmek, aşka sebep aramaktır
Umuda elveda demeyenlerin öyküsü
Vivaldi'nin İlk Mevsimi
Böyle Olur Vanlıların Şöleni
Babamla aramızdaki küçük replikler
Hoşça kal
Hazan ve zaman
Kadına Dair... Oğluma Öğüdümdür
Onu güneşin doğuşunda göreceksiniz
Yeni bir sayfada başlar hayat
Kitapların büyülü yolculuğundaki kadın
Bir doğa olayıdır çıkar gelir aşk
Kahve kokusuna eşlik edendir huzurun kokusu…
Annemin kara kaplı defteri
Şiirin gizli öznesi aşk
İki dil bir bavul
Geçmişinin gölgesidir çocukluk arkadaşın
Yeni umutlara selam olsun
Kadın, Yağmur Ve Hüzün
Dokunarak sevelim
Sevgide çoğalmak
Gelecek, hayal edilen bir şimdidir
Gürpınar'da zamanın ruhu
Aşk tutsaklık, sevgi kutsallık mı?
Gözyaşı ve kahkahası birbirine karışır çocuğun
Gülüşünde Mayınlar Patlatırken, Ansızın Ağlayandır Çocuk
Şiir gibi gülümseyen insanlara merhaba
Haber Yazılımı