301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
29 Ağustos 2017 - Salı 15:36
 
Radyolu günlerimiz
Ümran Öztürk
 
 

Radyo denildiğinde hep çocukluğuma, radyo sevdalısı olan babamın gençliğine, yaşlılığına yolculuk yaparım. O yüzdendir ki; radyo ile hiç temasım kesilmedi. Okuldan eve geldiğimde kapının önünde birkaç dakika durur içeriye kulak kabartırdım.  Şayet evden radyo sesi geliyorsa o zaman babamın evde olduğunu anlardım.

Radyomuz evin en değerli eşyası konumundaydı. Nasıl olmasın dünyayla iletişimimizi sağlayan asrın en harika en mucizevi kitle iletişim aracıydı. Hal böyle olunca onun bakımı da çok önemli oluyordu. Tozu alınmış, örtüsü üzerine örtülmüş, orta dalga Ankara Radyosuna ayarlı dinlemeye hep hazır durumdaydı.

 Bir radyo dinleyicisinin en kötü anı radyo pilinin bitmesidir. Bu nedenle pille çalışan radyomuzun mutlaka pili, yedeği ile birlikte evde bulunacaktı. Bittiği an yerine yenisi alınıp konulacaktı. Bu işten önceleri annem sorumluyken daha sonra ablama verilmişti bu ulvi görev. Öyle şakaya gelmezdi bizde radyonun bakımı. Ciddiyet ve özen isterdi. Bu yüzden sistem tıkır tıkır çalışıyordu.  İşten eve gelen babamın ilk işi radyonun düğmesini çevirmekti. Babam sayesinde radyo frekanslarını, teknik alanlarını az da olsa öğrenmiştik.

Radyo istasyonları orta,uzun ve kısa dalga adlarıyla anılırdı. Düğmeleri vardı döndüre döndüre istasyon arardık. İstasyon ararken çıkan sesler sinir bozucu olsa da alıcılarınız kuvvetliyse Sofya,Moskova, Bükreş,BBC, Amerika'nın sesi gibi istasyonlara ulaşabiliyordunuz . Bunun için de radyonuza toprak hattı bağlantısı yapılması kaçınılmazdı.

 Evimizde genellikle orta dalga dinlenirken, mahallemizin genç kızları ve delikanlıları arabesk müziğin ve  Türkçe sözlü hafif müziğin en çok çalındığı kısa dalga meteoroloji, polis radyosunu dinlerdi. Çok dikkatli bir radyo dinleyicisi olan babam hangi saatte, hangi radyo kanalında, hangi program var hiç şaşmaz bilirdi. Böylelikle evde kitap okuma ve ders çalışma saatlerimiz babamın ince ayarıyla radyo saatine göre ayarlanırdı.

O dönemlerde iyi bir radyo dinleyicisi Orhan Boran ve Yuki' yi yakından bilirdi. Orhan Boran'lı dakikalar isminde  bir de yarışma programı vardı. Bu programla dinleyici; bilgisini ölçerdi. Bu da diğerleri gibi evlerin  neşe kaynağı radyo programıydı.

Sabahları halk hikayeleri yayınlanırdı. Ardından da 07.30  ajanslarını  yol ve hava durumuna bağlarlardı.  Arkasından bizim okul telaşımıza karışan koro ve solo türkülere geçilirdi. Kulağımızda kalan son türküyle okul yolunu tutardık.

Bayram ve yılbaşı programları ayrı bir keyifti. Sabah haberlerinin ardından bayram sabahı Mustafa Kandıralı ve arkadaşları, insanın içini kıpı kıpır yapan, bayram sevincini içinize taşıyan oyun havaları ile dinleyiciyle buluşurdu. Gece solistler geçidi ve en son gecenin ağır topları Müzeyyen Senar,Hamiyet Yüceses, daha niceleri ve "Sanat Güneşi"miz Zeki Müren bizi duygudan duyguya sürükleyen şarkılarıyla geceye taşırdı.

Reklam kuşakları ayrı bir renkti. Sanat Güneşi'miz Zeki Müren'in "Gözünüz yolda, kulağınız bende olsun sevgili şoför kardeşlerim"  sözleri ardından dinleyiciye mükemmel Türkçesiyle hitap eden o hayranlık uyandıran tınısıyla araba lastiği reklamıyla şoförlere seslenirdi.

Bir de "Zeki Müren'le baş başa" özel programı olurdu ki bu dinleyiciyi radyolara kilitlerdi. Şarkılara geçmeden önce, gündemdeki konuları içeren şarkı anonsları yapar ve kısa hikayeler de okurdu düzgün Türkçesi ile. Radyonun en çok dinlenen saatleriydi bu saatler.

Reklamları cazip kılan reklam aralarında dinleyiciyi radyo başında tutan programlar da vardı. Bunlardan en bilineni "Unutulmayan hatıralar"dı. En çok kadın dinleyicisi olan bu programın kaynağı, dinleyicilerin gerçek yaşanmış hikâyeleriydi. Seslendirme sanatçıları, bu programla sizleri birkaç dakika sonra  olağanüstü  anlatımlarıyla radyoya bağlarlardı. Hikâyeler, ruhunuza yapılan küçük dokunuşlarla hayal dünyanızda yerini alırdı.

Türküler geçidi başladı mı babamın çayı mutlaka hazır olacaktı. Türküleri  çok seven, türkülerde hep dertlenen babamın hasta yatağında bile küçük radyosu hep başucundaydı. O güzelim türküler onu; hayalden düşe, düşten gerçeğe taşırdı.

Arkası yarın ve radyo tiyatrosu kuşağının tadına varanlar bu dönemleri bilir hatta özlerler. Yaşar Kemal'in ölümsüz eseri İnce memed'i , Necati Cumalı'nın Nalınlar' ı Ömer Seyfettin'in Yalnız Efe'si bu arkası yarın kuşağında dinlemiştim.

Bizim kuşak görmeden sevenler kuşağıydı. Görmeden sevdiklerimiz de  Olcay Poyraz, Tomris Oğuzalp, Işık Yenersu, Yıdırım Önal, Kerim Avşar ,Müşfik Kenter,Rüştü Asyalı ve daha niceleriydi. Bizim kuşak onların seslerini nerede olsa tanırdı.

Her akşam hafta içi yayınlanan arkası yarın tiyatro oyunlarını büyük bir zevkle dinlerdik. Bir de Perşembe geceleri yayınlanan ve hiç kaçırmadığımız radyo tiyatrosu kuşağı vardı. Nefesimizi tutarak dinlediğimiz bilinen romanların seslendirilmesi, efektler bizi hikayenin içine çekerken, olayları gözümüzde canlandırırdık. Çocuk programları ayrı bir özenle hazırlanırdı.

Programlar arasında çalınan hafif müzikler terapi gibi gelirdi bana. Hiç bitsin istemezdim sözsüz müzikler. Ben onların içini sözcüklerle doldururdum. Daha o zamanlar  sözcükleri rakamlardan  çok sevmeye başlamıştım.

Yine o dönemlerde yayın kesilerek, " Kanamalı bir hasta için çok acele … kana ihtiyaç vardır. Kan vermek isteyenlerin…"  diye devam eden anonslar içimizi acıttığı kadar hafızamızda da yer etmişti.

Radyoda maç yayınları ise en gergin anlarımdı. Eğer kışı Yüksekova'da geçiriyorsanız maç dinlemeyi sevmiyorsanız ve kaçacak başka bir odanız yoksa sizden bedbahtı yoktur . Seyircinin tezahüratı adeta bir uğultu gibi yankılanırdı odanın içinde. 

Bunlar sihirli kutumuz, mutluluğun sesi eski radyolarımızdan bize kalan anılarımızdı.

Yıllar sonra radyoların çok çeşitlisi çıktı ama hiç biri eski radyoların verdiği sıcaklığı veremedi bana.

O radyolar aileyi birleştiren bir misyonu üstlenmiş gibiydi. Birlikte, dinlemeyi, birlikte öğrenmeyi, birlikte söylemeyi öğretiyordu. Birlikte kucaklamayı öğretmişti bize. Bugün bu yazıyı yazıyor olmam geçmişe duyduğum özlemden öte, her şeyin içtenliğini yitirmiş olmasıdır beklide.

 
Etiketler: Radyolu, günlerimiz,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Kayıt dışı hikayeler
Bir Röportajın Analizi
Vangölü ve Kazdağları Çığlık Çığlığa!!!
Vansesi Gazetesi 82 Yaşında
Gençler işsizliğin yanı sıra KYK kabusu yaşıyor!
Bir genç kızın ibretlik öyküsü
Edremit'ten Edremit'e Uçmak İstiyoruz
Yaşamın şifresi su, sevginin şifresi güven
Muradiye Küçükköy'de heyecan dorukta
Etek boyu mu pedofili mi?
Annemin Futbol Tutkusu
Van Gölü'nün imdat çığlıklarını duyan var mı?
Lorenzo'nun yağı ve çınar
İnce bir sızıdır yalnızlık
2 Nisan ve Bitmeyen Hüznün Diyarı, Van
Sona'nın hikayesi
Gümüşün iğne oyası Telkari
Herşey ayrıntılarda gizlidir
Kadınların yerel yönetimden beklentileri
AĞLAYAN GELİNLER Hüznün Çiçeği Ters Laleler
Bir tren yolculuğu
50 Kuruşun Hikayesi ve Sabiha Tansuğ
Bir Günün Hikayesi
Üniversitelerin kentlere kattığı değer
Her değişim yüze yansıyan bir ışıktır
Motiflerin gizli dili, aşkın ince sızısı…
Van’a Geleneksel Mutfak Müzesi
Van'ın Yerel Lezzeti Fırınağzı Yemeği ve Tarihi Van Kahvaltısının Hikayesi
Doğa Kolejinde Doğal Buluşma
Van izlenimlerim-1
Vanlı Okuyucularımla Buluşuyorum
2. Van Kitap Fuarı
Renklerin suyla dansı
Kent, Kadın ve Sanat
Kapalı Çarşıdan Toprak Damlı Evlere
Güneşe sevdalı çiçek
Mahalle baskısı…
Herşeye rağmen gülümseyen şehir
İlk Aşk Mektubunun Öyküsü
Mahallemizin kadınları sinema yapıyor
Gürpınar’da küçük bir kahvehane
Acımasız hırsız zaman
Vefa yaşarken gösterilmeli
Vahşi Kentleşme
Satsuma mandalinasının tarihi
Başka Van Gölü yok!!!
Maddeye düşünceyi katan dost
Çalma! Üret!
Çiğ damlasından yoğurda yolculuk
Fesleğen kokusundan reyhan şerbetine
Ben beyazı sende seviyorum
Hevsel Bahçeleri
Göç Yollarında Münizar ve Behiye
Aşkın ağacı ıhlamur ve çınar İskele Caddesi’nde
Başkaldırı ve İsyanın Dansı Tango
Taşların Sırrı
Sakız Sardunyalı Cumbalı Evler
Çemberimde gül oya
İki yürek arasında yolculuk
Vazgeçişlerin son sözüdür elveda
BEN AYRILIKLARI EZBERLEDİM
Doğusuyla batısıyla biz olmak
Kırık Kalplerin Sözcüsü Kahraman Tazeoğlu Yazarımız Ümran Öztürk'e konuştu: Aşktan Besleniyorum
Elbette Kadın'da gülecek
Kardeşliğin diğer adıdır lise arkadaşlığı…
Kirazın ve boncuğun buluştuğu masal köy
Hüzün şehri Van'da değişim rüzgarları
İzmir'de 2 Nisan Heyecanı
Göç yollarından bugüne
Bitmeyen hüznün diyarı Van…
Bugün bir çocuğu tiyatroya götürün
Bir Kadının Objektifinden: İplik Hayatlar
Zamana ince bir ayar çekmek
Hiçlik
Van kızı, şarkıların kadife sesi Melihat Gülses'le söyleşi
2 Nisan'da İzmir'de Van Rüzgârı Esecek
Önce birbirimizi sevmekle başlayalım
Van Beylerinin Şatosu Hoşap Kalesi
Zamanı unutturan renk
Kadının zerafeti, erkeğin cesareti
Masal köyün kraliçesi
6284 Kadınların Şifresi
Aynı gözlerle farklı coğrafyaları izlemek
Çarşılar ve kadınlar
Taner Barlas ile sohbet
Her seçim bir vazgeçiştir…
Gürpınar'da zamanın ruhu
PENCERELER, KAPILAR VE KÖPRÜLER
VAN'A GİDECEĞİM İÇİN HEYECANLANIYORUM
Leyla'dan sonra
Üzerlik
Bir yağmur damlası olmaktı niyetim
Bir fotoğrafın hikayesi
Ayla
Bir başkadır benim memleketim
Zirveden notlar
İnsan doğduğu yerin cıvasıdır
Gündüz Seyranlık Gece Gerdanlık
Kadının özgürlük çığlığı erbane
ONU KENDİN İÇİN AFFET
Ensestin neresindeyiz?
Sardunya kokulu sabahlar
Özgür bir ruh kendi güneşiyle ısınır
Begonvilli sokaklar
Savat; duyguları motiflerle anlatma sanatı
80. Yılında Vansesi Gazetesi
Çıplak ayaklı çocuklar
Korkuyu aşarsan bitkisel hayattan çıkarsın…
Güneş doğudan yükselir
O çocuksu gülüşümüz bayramlarda kaldı…
Müzik değişince dans değişir
İlkbaharda usul usul yürü; toprak ana hamiledir…
Bir Şehit verilecekmiş sen ol Aybüke
Hoş geldin hüzün, merhaba aşk…
Normalleşen Anormallikler
Bizi esir alan duygusal kapitalizm
Anneme Mektup
"ERKEK OLMAK DAHA ZOR"
HÜZNÜN KOKUSU SAHAFLAR
Bir şehri sevmek, aşka sebep aramaktır
Umuda elveda demeyenlerin öyküsü
Vivaldi'nin İlk Mevsimi
Böyle Olur Vanlıların Şöleni
Babamla aramızdaki küçük replikler
Hoşça kal
Hazan ve zaman
Kadına Dair... Oğluma Öğüdümdür
Onu güneşin doğuşunda göreceksiniz
Yeni bir sayfada başlar hayat
Kitapların büyülü yolculuğundaki kadın
Bir doğa olayıdır çıkar gelir aşk
Kahve kokusuna eşlik edendir huzurun kokusu…
Annemin kara kaplı defteri
Şiirin gizli öznesi aşk
İki dil bir bavul
Geçmişinin gölgesidir çocukluk arkadaşın
Yeni umutlara selam olsun
Kadın, Yağmur Ve Hüzün
Dokunarak sevelim
Sevgide çoğalmak
Gelecek, hayal edilen bir şimdidir
Gürpınar'da zamanın ruhu
Aşk tutsaklık, sevgi kutsallık mı?
Gözyaşı ve kahkahası birbirine karışır çocuğun
Gülüşünde Mayınlar Patlatırken, Ansızın Ağlayandır Çocuk
Şiir gibi gülümseyen insanlara merhaba
Haber Yazılımı