301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
12 Şubat 2019 - Salı 15:57
 
Rıfat Bey ve Oğlu 1
Yunus Türkoğlu
 
 

Bu hafta anlatacaklarım; Van'ın dağından, taşından, ovasından, yaylasından, akan deresinden, mis gibi kokan elmasından, anasından helal süt emmiş yavrusundan, üzerlik yakılıp başında gezdirilmiş balasından, teskerede kerpiç taşımış atasından, ağuz (doğum yapmış inek'in) sütüne pekmez döküp yiyen ninesinden, Özalp'te dokunan Anadolu motifli kilimlerden, Edremit'te sarı lalenin yaprağından düşen bir çiğ damlasından, Dere Mahallesi'nin akan derelerinden, Çalık Sokağı'nın mellaki armutlarından Akdamar'da pembe çiçek açan badem ağacının kovuğundan, Başkale dağlarındaki mor koyunun melemesinden, Erek Dağı'nda gezinen ceylandan, Memedik Boğazı'ndan esen soğuk havanın karları savurduğu üşümüşlükten, Havasor Yaylası'nda kaval çalan çobanın melodisinden, Çaldırandaki çermik sularının şifasından, Garipler Mezarlığı'nda yatan garip askerlerin unutulmuşluğundan, Kuzgun kıran' da sarı sarı açan ökse çiçeğinden, Hoşap Kalesi'nin burçlarından, ibibik kuşunun kanadından, Saray'da yeni doğan buzağıdan, Ünseli'den Vangölü'ne bakan bir pencereden ,"Allah ne muradın varsa versin diyen" cefakâr anasından ve" Peygambere komşu olasın" diye muhteşem dualar okuyan babasından birer kesittir.

Bu anlatacaklarım Van coğrafyasında 1930'larda yaşanmaya başlanan gerçek bir hayat hikâyesidir, bu aşkla, meşakkatle, şefkatle, haksızlığa baş kaldırıyla, imanla, hoş görüyle, birkaç damla gözyaşıyla, vatan aşkıyla, ay yıldızlı bayrak sevdasıyla, sevgi ve merhametle harmanlanmış bir memleket türküsüdür…

Çatak'ta güzel bir haziran sabahı, lacivert takım elbisesinin içine giydiği yeleği üstünde köstekli saati ve bordo kravatıyla, yeni boyanmış gıcır gıcır parlayan siyah ayakkabısı, başında fötr şapkası ve tahta bavulu, birde yolda okumak için aldığı bir iki kitap ile Malmüdürü Rıfat Bey özel kiraladığı faytona biner Van'a doğru hareket ederler. Üç yıldır Arnis (Alparslan) Öğretmen Okulunda okuyan ve mezun olacak oğlu Şevket'i almaya gidecektir. İlk önce Van'a daha sonrada deniz yoluyla Erciş'e geçip Şevketle beraber nasip olursa Van'a dönmeyi düşünmektedirler. Rıfat Bey seferberlik yıllarında kaybolan oğlundan sonra bütün meylini biricik evladı Şevket'e vermiştir, ilkokul yıllarından beri onun iyi bir eğitim alabilmesi için çok çaba sarf etmiştir. Oğlunu medrese tahsiline gönderip İslami ilimler konusunda iyi yetişmesini sağlamıştır. Şevket, kısa sürede Kuranı Kerimi okumuş, meal, tasvir, hadis ve fıkıh konularında kendini yetiştirmiş olup Arapçayı da iyi derecede öğrenmiştir. Şimdi de okulunu bitirip eğitmen olacaktır, Rıfat Bey heyecanlı ve guruludur, bu duygularla yola çıkmıştır.

Van'a doğru yol alırken Çatak çayının şırıltısı ruhları okşayıp akarken, daha sonra ömre bedel Ganispi görüntüsü ile bir şiir misali yolculuk terennüm eder, Şeyh Muhammed-i Tayyar Hazretlerinin türbesinde okunan Fatihalar ile Görentaş'ta içilen çayo günün cennet nimetleri gibidir. Gizemli Sisar Deresi binbir zahmetle geçilir, Gürpınar Ovası'nın ise gelincikleri, sarıpapatyaları ve mor sümbüllerinin kokusu belki de arşa değse yeridir. Engil çayında atlar yemlenir ve sulanır, Edremit'te mavi ile yeşilin armonisine bir de kıtlama çayın tadı ilişir, tarihin derinliklerinde İpek Yolu Van ile buluşur, hasretler sona erince dost, dostla buluşur… Derken Yorucu bir yolculuktan sonra akşama doğru fayton Mercimek Mahallesinin Hanikoğlu sokağındaki Ermenilerden kalma iki katlı kerpiç evin önünde duruverir. Rıfat Bey, sürücünün ücretini öder ve gönderir, elinde bavulu ve kitapları olduğu halde eve doğru yürürken zevcesi Binnaz Hanım onu beklemektedir, gözü kapıda, kulağı sestedir, daha kapı çalınmadan sesler duymuştur çıkar bahçeye ve beyini görür;

"-Rıfat Efendi, hoş geldin!"

"Hoş gördük Binnaz Hanım"-Nasılsın? Der ve merdivenlere doğru yönelir, ağır ağır basamaklardan balkona çıkarlar oradan da içeri girerler. Bu evin yapısı biraz değişiktir, tarihi Van evleri gibi kerpiçten, iki katlı, damı topraktan yapılmış ama bunun bir özelliği ahşap merdivenler içeriden değil de dışarıdan ikinci kata çıkmaktadır, buradan merdivenle ahşap balkona çıkılır sonra buradan da eve girilir. Bu tür evler yine bir kişiye ait fakat alt kat ve üst katlar tamamen müstakildir, tahminen burası Ermeni yapısı bir evdir. Akşam eş dost Rıfat Beyi görmeye gelmiştir, yatsı namazından sonra çaylar içilir, sohbetler edilir misafirler gittikten sonra hemen uyurlar çünkü ertesi gün sabahtan Şevket'i almaya Erciş'e gideceklerdir. Sabah olmuştur, adetleri olduğu üzere sabah yapılan murtuğanın üstüne gedeleden süzme bal dökülüp yenir, yol hazırlığı başlar.

Rıfat Bey:"- Hanım, hadi Erciş'e geliyor musun?

Binnaz Hanım:"- Hayır ben gelmiyorum Efendi, bugün tandırı yakıp ekmek ve tabtaba yapmayı düşünüyorum, yarında kısmetse ayranaşı ile balık yaparım gelirsiniz hep beraber yeriz. Rıfat Bey şık giyinmeyi seven biridir, giyinir ve evden çıkar yürüyerek çarşıya varıp, birkaç arkadaşıyla sohbet edip hasret giderdikten sonra Beşyol'dan minibüse biner İskele'ye doğru yola çıkar. İskele Caddesi'nde akan kerhiz suyu ve kıyamdaymış gibi dimdik duran kavakları işte bu memleketin güzelliğine güzellik katanlardan biride bizleriz der gibiler.

 "Bir akşamüstü İskele Caddesi'nde olsam diyorum!Yağan karlar ile yürüsem Gelene geçene selam verip, Adına nağmeler bestelesem Ey vakit, geri döner misin deyip? Tadına doyulmaz o demleri yeniden yaşasam diyorum!…"

Karayolları ve Tebriz kapı Mahallesi'ni müteakiben sol tarafta asırlardan beridir çökmüş deve misali oturan Van Kalesi'ni de geçtikten sonra şirin mi şirin İskele Mahallesindeki tahta iskeleden gemiye binip kuzeye yani Erciş'e doğru yönelip hızla yollarına devam ederler. Bir kaç saat sonra Rıfat Bey Arnis Öğretmen Okulu'nun nizamiye kapısından girmiş iki tarafı ağaçlıklı yoldan okul ve yurtların olduğu tarafa yani sahile doğru keyifle yürürken etrafın güzelliğine de hayran kalır. Bir tarafta masmavi göl, diğer tarafta yeşillikler içindeki Ünseli Kasabasını temaşa eder. Bu arada elini yeleğinin cebine atar köstekli saatini çıkarır bakar ooo! Vakit epeyce geçmiş ikindiyi bulduk! Der. Okulun önüne de gelmiştir artık; Nöbetçi Öğrenci - hoş geldiniz! Kiminle görüşeceksiniz? 

Rıfat Bey -Müdürle görüşmek istiyorum evladım, öğrenci önde beraberce üst kata çıkarlar kapıyı çalıp: Nöbetçi;-Hocam ziyaretçiniz var. Müdür Bey; Rıfat Bey'i görünce buyur eder, karşılar ve otururlar. Rıfat Bey-selamünaleyküm der, sohbet ve bir çay ikramından sonra Müdür Bey bahçede ağaçların altında arkadaşlarıyla oturup hem kitap okuyup hem de gölü seyrederken hülyalara dalıp gelecek planları yapan Şevketi çağırttırır.  Şevket sevinç ve heyecanla gelir müsaade isteyip içeri girer, babasının elini öper hoş geldin dedikten sonra, babasıyla beraber bahçeye çıkarlar hasret giderip sohbet ederler. Bu gece okulda konaklayıp ertesi sabah Van'a gitmeyi planlarlar. Akşam yemeği yenir, çaylar içilir yatsı namazından sonra herkes odasına çekilir fakat Şevket'in içini heyecan, sevinç, buruk bir mutluluk kaplamıştır, o gece pek uyuyamaz. Gecenin bir vakti pencerenin önüne oturup usulca sahile vuran dalgaları ve ay ışığıyla dans eden yakamozları seyreder,  bir yandan da düşünür. Burada olduğum süre zarfında, çevrenin tarihi ve kültürel zenginliklerini de tanımış oldum; Yapılan gezilerde Muradiye Şelalesi, İnci Kefallerin yumurtlama dönemindeki seremonileri, Yavuz Sultan Selim merhumun izlerinin olduğu Çaldıran Ovasını, Tendürek ve Ağrı Dağları, İshak Paşa Sarayı ile Ahmet-i Hani Hazretlerinin türbelerini ziyaret etmeleri, bunun yanında,  okulun sandalıyla Vangölü'nde unutulmaz gezintiler, izinlerde arkadaşlarıyla Erciş'e gidince arkadaşlarının annelerinin yaptığı tandırda balık, lavaş, meşhur siyah üzümü, kartolu (patates), kelemi (lahana) ve buna bağlı olarak Çelebibağı'nda yapılan piknikler, hepsi bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçip gider. Sabah olur Şevket arkadaşları, öğretmenleri ve müdürüyle vedalaştıktan sonra babasıyla beraber yola çıkar, Erciş'e varıp yolda atıştırmak için biraz yiyecek ile eve götürmek içinde kartol alırlar gemiye binip Van'a doğru yol almaya başlarlar. Anne Binnaz Hanım evde sabırsızlıkla onların yolunu gözlemektedir. Vira Bismillah…

Devam edecek…

 
Etiketler: Rıfat, Bey, ve, Oğlu, 1,
Yorumlar
Haber Yazılımı