301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
18 Nisan 2017 - Salı 14:07
 
Umuda elveda demeyenlerin öyküsü
Ümran Öztürk
 
 

Umuda elveda demeyenlerin öyküsü

"Bazen kaybetmek de lazım kazanmanın tadına varmak için, hatta en dibi görmek lazım. Yanıp kül olmak ve küllerinden  kendini yeniden yaratmak için" diyordu bilge kadın. Yanmak, kül olmak tekrar küllerinden doğmak nasıl bir şeydi. "Bu masallarda olur" dedi genç kız .Yüzüne bir gölge düştü. Sorgulayan gözlerle baktı bilge kadına.

Zümrüt-ü Anka'yı bilir misin? dedi bilge kadın.  Zümrüt-ü Anka mı diye tekrarladı. Tabiî ki de bilirim. Mitolojide  Simurg, diğer ismiyle  Anka Kuşu  Türk Mitolojisinde yani bizdeki karşılığı Huma kuşu  ama o bir efsane kuşudur dedi genç kız.

"Her birimiz bir Zümrüt-ü Anka Kuşu olmayı göze almalıyız. Kendi küllerimizden yeniden doğabilmek için yanmalıyız. Eğer bunu başaramazsak kafeslerimizden kurtulamayız" dedi bilge kadın. Cesaretin korkuyu alt edeceğini bunu ancak demir bir yürekle gerçekleştirebileceğinin sırlarını verdi genç kıza.

Yaşamı savaş alanı olarak gördüğümüzde, daha çok hırpalanır, daha çok yorulur, daha çok acı çeker, daha çok yıkılırız. Tüm bunların  asıl kaynağı korkudur. Korkunun kaynağı bilinmeyen karanlıktır ve çocukluğumuzda bize dayatılanlardır. Bilmediğimiz bir yer bizi korkutur . Çok karanlık bir gecenin sessizliği mesela. Hele çocukken bize bu bir şekilde öğretilmişse korkumuz katlanarak artar. Korkuyu besleyen biat kültürüdür. Bize daha önceden verilen korku toplumsal kaynaklı korkudan korkudur. Benim demediğiniz her şeyden korkarsınız. Yani sahip olduğunuz her hangi bir şeye yabancılaşmışsanız onları benimseyemezsiniz. O sizin bireysel korkunuzdur. Korkunun panzehiri ise bilinçtir. Bilinç bilgi sahibi olmaktır. Bilinç cesarettir. Bilgi ise evreni, insanı kendini bilmek tanımaktır.  Bilinç  çağdaş bilimsel  özgür  düşünceyle, çağdaş bilimsel eğitimle  ve örgütsel güçle kazanılır.

Korkudan beslenen diğer bir duyguda öfkedir. Öfke öğretilen duygu içinde yer alsa da bazen motivasyon sağlayan en güçlü araç dense de  kontrol edilmesi en güç duygudur.

Ama umut öylemi korkunun karşısına dikilen cesur yürektir umut. Bilinçtir, sizi ayakta tutan en güçlü yegane  formüldür. 

Ayrık otu tarlasında direne çiçekler gibi umuda elveda demeyeceksin ve hiç umudunu kaybetmeden yaşama gülümseyeceksin.

Umutla,sevgiyle ,direnerek yaşamı avucunda tutacaksın.  Tıpkı kayayı delip hayat bulmaya çalışan incire,  uçurumda açan çiçeğe, bir maratoncunun son hamlede ipi göğüslemesine tanık olabiliyorsan bu direnerek, umuda elveda demeyenlerin öyküsüdür." Genç kızın yüzünü avuçlarının içine alarak ona;

"Böyle insanların içinden umudu ve sevinci söküp almak kolay değildir. O bakımdan inadınla, direnişinle, umudunla, kahkahanla barikat kuracaksın . Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek yaşama sıkıca sarılacak, yansan da küllerinden yeniden doğacaksın ve küllenen umutlarını ağlatmayacaksın. Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek hep aşk ile seveceksin, umut edeceksin ve direneceksin. Umudun yüceliğini unutma bir kavganın içinde bile sevmeyi ihmal etme. Umutların tükendiği anda bu şiiri okumayı unutma"

YERYÜZÜ AŞKIN YÜZÜ OLUNCAYA DEK

Aşksız ve paramparçaydı yaşam

Bir inancın yüceliğinde buldum seni

Bir kavganın güzelliğinde sevdim.

Bitmedi daha sürüyor o kavga

Ve sürecek

Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

Aşk demişti yaşamın bütün ustaları

Aşk ile sevmek bir güzelliği

Ve dövüşebilmek o güzellik uğruna.

İşte yüzünde badem çiçekleri

Saçlarında gülen toprak ve ilkbahar.

Sen misin seni sevdiğim o kavga,

Sen o kavganın güzelliği misin yoksa...

Bir inancın yüceliğinde buldum seni

Bir kavganın güzelliğinde sevdim.

Bin kez budadılar körpe dallarımızı

Bin kez kırdılar.

Yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz

Bin kez korkuya boğdular zamanı

Bin kez ölümlediler

Yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz.

Bitmedi daha sürüyor o kavga

Ve sürecek

Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

Geçtiğimiz o ilk nehirlerden beri

Suyun ayakları olmuştur ayaklarımız

Ellerimiz, taşın ve toprağın elleri.

Yağmura susamış sabahlarda çoğalırdık

Törenlerle dikilirdik burçlarınıza.

Türküler söylerdik hep aynı telden

Aynı sesten, aynı yürekten

Dağlara biz verirdik morluğunu,

Henüz böyle yağmalanmamıştı gençliğimiz...

Ne gün batışı ölümlerin üzüncüne

Ne tan atışı doğumların sevincine

Ey bir elinde mezarcılar yaratan,

Bir elinde ebeler koşturan doğa

Bu seslenişimiz yalnızca sana

Yaşamasına yaşıyoruz ya güzelliğini

Bitmedi daha sürüyor o kavga

Ve sürecek

Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

Saraylar saltanatlar çöker

Kan susar bir gün zulüm biter.

Menekşelerde açılır üstümüzde

Leylaklarda güler.

Bugünlerden geriye,

Bir yarına gidenler kalır

Bir de yarınlar için direnenler...

Şiirler doğacak kıvamda yine

Duygular yeniden yağacak kıvamda.

Ve yürek,

İmgelerin en ulaşılmaz doruğunda.

Ey herşey bitti diyenler

Korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.

Ne kırlarda direnen çiçekler

Ne kentlerde devleşen öfkeler

Henüz elveda demediler.

Bitmedi daha sürüyor o kavga

Ve sürecek

Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

(Adnan YÜCEL)

 
Etiketler: Umuda, elveda, demeyenlerin, öyküsü,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Kayıt dışı hikayeler
Bir Röportajın Analizi
Vangölü ve Kazdağları Çığlık Çığlığa!!!
Vansesi Gazetesi 82 Yaşında
Gençler işsizliğin yanı sıra KYK kabusu yaşıyor!
Bir genç kızın ibretlik öyküsü
Edremit'ten Edremit'e Uçmak İstiyoruz
Yaşamın şifresi su, sevginin şifresi güven
Muradiye Küçükköy'de heyecan dorukta
Etek boyu mu pedofili mi?
Annemin Futbol Tutkusu
Van Gölü'nün imdat çığlıklarını duyan var mı?
Lorenzo'nun yağı ve çınar
İnce bir sızıdır yalnızlık
2 Nisan ve Bitmeyen Hüznün Diyarı, Van
Sona'nın hikayesi
Gümüşün iğne oyası Telkari
Herşey ayrıntılarda gizlidir
Kadınların yerel yönetimden beklentileri
AĞLAYAN GELİNLER Hüznün Çiçeği Ters Laleler
Bir tren yolculuğu
50 Kuruşun Hikayesi ve Sabiha Tansuğ
Bir Günün Hikayesi
Üniversitelerin kentlere kattığı değer
Her değişim yüze yansıyan bir ışıktır
Motiflerin gizli dili, aşkın ince sızısı…
Van’a Geleneksel Mutfak Müzesi
Van'ın Yerel Lezzeti Fırınağzı Yemeği ve Tarihi Van Kahvaltısının Hikayesi
Doğa Kolejinde Doğal Buluşma
Van izlenimlerim-1
Vanlı Okuyucularımla Buluşuyorum
2. Van Kitap Fuarı
Renklerin suyla dansı
Kent, Kadın ve Sanat
Kapalı Çarşıdan Toprak Damlı Evlere
Güneşe sevdalı çiçek
Mahalle baskısı…
Herşeye rağmen gülümseyen şehir
İlk Aşk Mektubunun Öyküsü
Mahallemizin kadınları sinema yapıyor
Gürpınar’da küçük bir kahvehane
Acımasız hırsız zaman
Vefa yaşarken gösterilmeli
Vahşi Kentleşme
Satsuma mandalinasının tarihi
Başka Van Gölü yok!!!
Maddeye düşünceyi katan dost
Çalma! Üret!
Çiğ damlasından yoğurda yolculuk
Fesleğen kokusundan reyhan şerbetine
Ben beyazı sende seviyorum
Hevsel Bahçeleri
Göç Yollarında Münizar ve Behiye
Aşkın ağacı ıhlamur ve çınar İskele Caddesi’nde
Başkaldırı ve İsyanın Dansı Tango
Taşların Sırrı
Sakız Sardunyalı Cumbalı Evler
Çemberimde gül oya
İki yürek arasında yolculuk
Vazgeçişlerin son sözüdür elveda
BEN AYRILIKLARI EZBERLEDİM
Doğusuyla batısıyla biz olmak
Kırık Kalplerin Sözcüsü Kahraman Tazeoğlu Yazarımız Ümran Öztürk'e konuştu: Aşktan Besleniyorum
Elbette Kadın'da gülecek
Kardeşliğin diğer adıdır lise arkadaşlığı…
Kirazın ve boncuğun buluştuğu masal köy
Hüzün şehri Van'da değişim rüzgarları
İzmir'de 2 Nisan Heyecanı
Göç yollarından bugüne
Bitmeyen hüznün diyarı Van…
Bugün bir çocuğu tiyatroya götürün
Bir Kadının Objektifinden: İplik Hayatlar
Zamana ince bir ayar çekmek
Hiçlik
Van kızı, şarkıların kadife sesi Melihat Gülses'le söyleşi
2 Nisan'da İzmir'de Van Rüzgârı Esecek
Önce birbirimizi sevmekle başlayalım
Van Beylerinin Şatosu Hoşap Kalesi
Zamanı unutturan renk
Kadının zerafeti, erkeğin cesareti
Masal köyün kraliçesi
6284 Kadınların Şifresi
Aynı gözlerle farklı coğrafyaları izlemek
Çarşılar ve kadınlar
Taner Barlas ile sohbet
Her seçim bir vazgeçiştir…
Gürpınar'da zamanın ruhu
PENCERELER, KAPILAR VE KÖPRÜLER
VAN'A GİDECEĞİM İÇİN HEYECANLANIYORUM
Leyla'dan sonra
Üzerlik
Bir yağmur damlası olmaktı niyetim
Bir fotoğrafın hikayesi
Ayla
Bir başkadır benim memleketim
Zirveden notlar
İnsan doğduğu yerin cıvasıdır
Gündüz Seyranlık Gece Gerdanlık
Kadının özgürlük çığlığı erbane
ONU KENDİN İÇİN AFFET
Ensestin neresindeyiz?
Radyolu günlerimiz
Sardunya kokulu sabahlar
Özgür bir ruh kendi güneşiyle ısınır
Begonvilli sokaklar
Savat; duyguları motiflerle anlatma sanatı
80. Yılında Vansesi Gazetesi
Çıplak ayaklı çocuklar
Korkuyu aşarsan bitkisel hayattan çıkarsın…
Güneş doğudan yükselir
O çocuksu gülüşümüz bayramlarda kaldı…
Müzik değişince dans değişir
İlkbaharda usul usul yürü; toprak ana hamiledir…
Bir Şehit verilecekmiş sen ol Aybüke
Hoş geldin hüzün, merhaba aşk…
Normalleşen Anormallikler
Bizi esir alan duygusal kapitalizm
Anneme Mektup
"ERKEK OLMAK DAHA ZOR"
HÜZNÜN KOKUSU SAHAFLAR
Bir şehri sevmek, aşka sebep aramaktır
Vivaldi'nin İlk Mevsimi
Böyle Olur Vanlıların Şöleni
Babamla aramızdaki küçük replikler
Hoşça kal
Hazan ve zaman
Kadına Dair... Oğluma Öğüdümdür
Onu güneşin doğuşunda göreceksiniz
Yeni bir sayfada başlar hayat
Kitapların büyülü yolculuğundaki kadın
Bir doğa olayıdır çıkar gelir aşk
Kahve kokusuna eşlik edendir huzurun kokusu…
Annemin kara kaplı defteri
Şiirin gizli öznesi aşk
İki dil bir bavul
Geçmişinin gölgesidir çocukluk arkadaşın
Yeni umutlara selam olsun
Kadın, Yağmur Ve Hüzün
Dokunarak sevelim
Sevgide çoğalmak
Gelecek, hayal edilen bir şimdidir
Gürpınar'da zamanın ruhu
Aşk tutsaklık, sevgi kutsallık mı?
Gözyaşı ve kahkahası birbirine karışır çocuğun
Gülüşünde Mayınlar Patlatırken, Ansızın Ağlayandır Çocuk
Şiir gibi gülümseyen insanlara merhaba
Haber Yazılımı