Error

An Error Was Encountered

The action you have requested is not allowed.

Yazı Detayı
13 Temmuz 2020 - Pazartesi 12:26
 
Üretim ekonomisi ve Ayasofya
Mehmet Bedri Gültekin
 
 

Türkiye, 40 yıllık neoliberal çılgınlığın ardından bugün yeniden “Kendi ayakları üzerinde durma”, “Milli Üretim”, “Üretim Devrimi” vb konuları gündemine almış durumda.

Bu konuda doğru bir değerlendirme için göz önünde bulundurulması gereken iki önemli olgu var:

“Borçlanma ekonomisi” politikaları iflas etti. Neoliberal sistemin dünya çapında yaşadığı ekonomik kriz, krizi daha da ağırlaştıran Korona salgını, hemen herkesi yeni arayışlara itiyor. Yakın zamana kadar borçlanma ekonomisinin en hararetli savunucuları arasında olan mevcut İktidarın da, bugün artık ‘üretim ekonomisine dönmek’ten, ‘yerli üreticiyi korumak’tan, ‘gümrük duvarlarını yeniden dikmek’ten bahsediyor olması, göz önüne alınması gereken önemli bir olgudur.

Elbette bu değişimin yaşanmasında Çin gibi halkçı devletçi sistemi uygulayan ülkelerin son dönemde elde ettiği büyük başarı ve dünyanın en büyük ekonomisi olmasının yarattığı olumlu etki de var.

İkinci olgu, dünyamızın çok kutuplu bir döneme girmesi ve Bölgesel Birliklerin önem kazanmasıdır.

Türkiye de önümüzdeki dönemde, ülke çıkarlarına en uygun bölgesel oluşumlar içinde yer alacaktır. Bugün artık kendini dayatan üretim ekonomisi politikasını bu çerçeve içinde düşünmek gerekiyor. Başarı, ancak böyle mümkün olabilir.

Büyük iç pazar

Batı Asya’da bizimle komşu durumdaki ülkelerle ekonomik alanda gerçekleştirilecek işbirliği, doğru bir üretim ekonomisi politikasının olmazsa olmazıdır. Böyle bir coğrafyada olmak aynı zamanda Türkiye’nin büyük şansıdır.

Türkiye, İran, Irak, Suriye, Azerbaycan ve KKTC’nin oluşturacağı birlik, çok çeşitli açılardan büyük avantajlara sahiptir. İlk elde anılan ülkelerin oluşturacağı birlik, kaçınılmaz olarak kısa bir süre içinde Lübnan, Ürdün, Filistin, Kuveyt, Katar, Gürcistan ve Ermenistan gibi bölge ülkelerini de kendine çekecektir.

Böyle bir birlik, herşeyden önce büyük bir “iç pazar” avantajına sahip olacaktır. Son zamanlarda dünyanın önde gelen ekonomileri olarak öne çıkan ülkelerin hemen hepsinin, büyük iç pazarlara sahip olması son derece önemlidir. Çin, Hindistan, Brezilya vb.

Batı Asya Birliği, Yaklaşık 300 milyon nüfus ve 3 trilyon dolar milli hasıla ile yola çıkmış olacaktır. Birlik orta vadede, dünyanın en büyük 4 veya beşinci ekonomisi olacaktır.

Dünya enerji kaynaklarının yüzde 40’ı bu bölgededir. Fosil yakıtların önümüzdeki yarım yüzyılda da sanayinin esas girdisi olmaya devam edeceğini düşünürsek bu rezervlerin önemi daha iyi anlaşılır. Bor ve krom gibi sanayide son derece önemli girdilerin rezervlerinin büyük çoğunluğu bu bölgede bulunuyor.

Güneş başta olmak üzere yenilenebilir enerji kaynakları açısından da bölge iklimi son derece uygundur. Yani Batı Asya Birliği fosil yakıt sonrasının dünyasında da büyük avantajlara sahip olacaktır.

Bölgenin coğrafi koşulları ve iklimi, sadece kendini değil bütün dünyayı doyuracak potansiyele sahiptir. Burası; buğdayın, arpanın, mercimeğin koyunun, keçinin ve sığırın vd. anavatanıdır.

Bölge tarihi zenginlikler açısından ise eşsizdir. Dünyada yaşayan halkların çok önemli çoğunluğunun tarihinin en azından bir bölümü bu topraklarda yaşanmıştır. Tek tanrılı dinlerin hepsinin anavatanı Batı Asya topraklarıdır.

Jeostratejik konumu açısından da Batı Asya son derece önemlidir. Üç kıta arasında köprü durumundaki konumu bugüne kadar yabancı istilacıların iştahını kabarttı. Söz konusu konumu dolaysıyla, özellikle son yüzyıl içinde, emperyalistlerin dünya hegemonyası için giriştikleri yarışta, gözlerini diktikleri yer oldu. Sadece ABD’nin son Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında gerçekleştirdiği saldırılarda dört milyona yakın Batı Asya insanı hayatını kaybetti.

Ama söz konusu konum, önümüzdeki dönem Batı Asya’nın büyük şansı olacaktır. Emperyalist saldırganlığın alt edildiği koşullarda üç kıta arasındaki konumu ve diğer avantajları ile Batı Asya yeniden uygarlığın merkezi olmaya adaydır.

Ayasofya kararı

Batı Asya, son 15 bin yılın 12 bin yılında, insanlığın tarih içindeki yürüyüşünde başı çekti. Deyim yerindeyse dünyanın “merkezi” oldu. Son üç bin yılı ise, Mısır, Hindistan ve Çin ile paylaştı.

Atlantik uygarlığı ise son dört yüzyıldır elde etmiş olduğu yeri şimdi kaybediyor, kaybetti.  Uygarlığın merkezi, asli yerine geri dönüyor.

Türkiye “Üretim Devrimi”ne böyle bir tarihsel perspektifle bakmak durumundadır. Batı Asya Birliği’ni oluşturma yolunda atılacak her adım Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu büyük üretim hamlesini gerçekleştirmesine hizmet edecektir.

Onun için Şam ile ilişki kurmak, basit bir “komşuyla diplomatik ilişki kurmak” olayının ötesinde anlam yüklüdür. Mısır’a büyükelçi göndermek de…

1934 yılında Ayasofya’yı tarihsel anlamına uygun olarak müze yapan Atatürk, bu büyük gerçeğin bilincindeydi. Bugün yeniden cami yapılması kararını verenler ise (Cumhurbaşkanı Erdoğan, 10 Temmuz akşamı, Danıştay’ın Ayasofya kararı üzerine yaptığı konuşmada Atatürk’ü ve Cumhuriyet Devrimi’ni hedef aldı, Cumhuriyet hukuku yerine Osmanlı hukukunu savundu.) bu tarih bilincinden yoksun, iki adım ötelerini görmekten aciz kişiler olarak tarihe geçeceklerdir.

 
Etiketler: Üretim, ekonomisi, ve, Ayasofya,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Tertibin ayakta kalan son mevzisi
Ayasofya, lanet ve rahmet
Derviş
Türkiye’nin en büyük zenginliği (2)
“Amerika’dan kurtulalım da Rusya’ya, Çin’e mi bağlanalım!”
“Kılıç hakkı!”
Şerden hayır doğuyor!
MariAntuanette ve Donald Trump
“Çin’in Başarısının Sırrı”
Türkiye'nin Koronavirüs karnesi
Kamuculuk kazanıyor!
Diğergâm
"ABD yüzyılı" geride kaldı!
Dünya nereye gidiyor? – 1
En etkili tedbir: Parasız eğitim, parasız sağlık!
"Homo Habilis"ten bu yana verilen kavga
Yaralısını savaş meydanında bırakan Ordu (!)
Sivrisinek ve Nemrut
"Yalnız ölümler!"
"Çok alametler belirdi"
Terörü bitirmede tarihi fırsat
Sömürgeci günahın kefareti
İdlip'te kazanan kim ve kaybeden kim?
2015'ten bu yana değişen nedir?
Armageddon ya da Melhame-i Kübra
"Türkiye NATO'dur, Biz NATO'yuz!" Öyle mi?
Mülteci sorununun biricik çözümü
Tarihi fırsat mı, tarihi gaflet mi?
Geçmişten bugüne ikiyüzlülük, yalan ve zulüm
Düşman seni alkışlıyorsa…
"İdlipsınavı"nda son durum ve "devlet aklı"
İktidarın İdlip Sınavı
Ergenekon tertibinin ayakta kalan son mevzisi
Elazığ Depremi'nin en büyük dersi
Tarih bir kez daha "Sümer'de" başlıyor!
Günümüzün İslamcıları ne kadar İslamcı?
İran'a saldırmanın dayanılmaz hafifliği
Mezhepçilik hastalığı
İncirlik'e el koymanın tam zamanı
Alevi askerin cenaze töreni
ABD'nin "İntihar Eylemi!"
ABD, tekme tokat kovulurken!...
Sadaka ve geçmişe yatırım bütçesi
"Dersim olayları"nda birleşenler
ABD'nin yaptırım kararına karşı ne yapılmalı?
Eksik ayağı tamamlama görevi
Almanya'nın Dersim aşkı!
"Emperyalizmin dünü, bugünü, yarını"
"Beyin ölümü" gerçekleşen hasta
Üretim Devrimi Kurultayları
Savaş mevzilenmesi
Halk hareketleri
Tarih ve Matematik dersleri
Erdoğan Trump görüşmesi
Zorunlu olan ve olmayan dersler? (1)
ABD'nin beyhude hamlesi
Bir "Enstrüman"ın sonu
Tarihin 200 yıllık sayfası
Olması gereken oluyor
Şimdi ne yapmalı?
ABD havlu atıyor
Moskova'nın "Ortadoğu Planı" üzerine
Soner Polat Amiralin ardından
Sahipsiz toprak mı bulduk?
PKK ne zaman silah bırakır?
ABD ile ortak kara devriyesi!
Bir dönemin sonu
Büyük Millet Olmak!
Siyasette saflaşmanın ardındaki hesaplar
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 25
Demokrasi ile "ahmaklık" arasındaki kalın çizgi
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 24
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 23
İlk düğme yanlış iliklenince…
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 22
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 21
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 20
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 19
Doğu Akdeniz'den Gelen Tehdit ve Partilerin Duruşu
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 18
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 17
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 16
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 15
Devlet Bahçeli’nin son eylemi
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 12
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 11
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 10
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 9
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 8
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 7
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 6
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 5
"Dersim" çıkışı ile ne amaçlanıyor, kime hizmet ediliyor?
Vatan Fedaisi Resneli Niyazi
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 4
Türkiye için tarihi fırsatı değerlendirebilmek
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 3
Siyasal İslam'ın Dört Dönemi - 2
Yeni Zelanda ve Sri Lanka katliamları
Siyasal İslam'ın dört dönemi - 1
Siyasal İslam'ın son yenilgisi
Dini siyasete alet etme yarışı
Yine, yeniden Suriye
Emekçi halkın sağlam özü
Artık yeni bir Türkiye'deyiz…
"4. Kuvvet"in katli ya da intiharı
Elazığ aynasında ekonomik kriz ve çözüm
Avrupa'nın gözünden ABD ve Yeni Dünya
ABD ne yaptığını biliyor; Ya Biz?
ABD'nin çaresizliği?
Bedelli Askerlik ve Türkiye'nin "Beka Sorunu"
Tarihi kırılmanın çatırtıları
Milli Devlet yıkılırsa ne olur?
"Latin Amerika'nın Tatar Ramazan'ı"
Aklını kaybeden emperyalist
Tuzak ve gaflet
"Ölüm adın kalleş olsun!"
Eğitimdeki çöküş ve İmam Hatip Okulları
Dış politikamızın yumuşak karnı
2019'a girerken
Tarihi yenilgi ya da büyük zafer
Doğal zenginlik: Ülkenin şansı mı, şanssızlığı mı?
Olmak ya da Olmamak
Ergenekon tertibinin Hakim ve Savcıları yargı önünde
Sınır güvenliği nasıl sağlanır?
Türkiye kamp değiştirince yer yerinden oynar!
Van Ticaret ve Sanayi Odası'nın gözünden sorunlar ve çözümler
Haber Yazılımı