301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
05 Aralık 2019 - Perşembe 15:36
 
Uslubundur seni ele veren
Ümran Öztürk
 
 

Yıllar boyunca süren intihal bu sıralar çok sık karşımıza çıkmaya başladı. Birçok şair arkadaşımdan ve yazar arkadaşımdan böyle yakınmaları çok sık duyar oldum.  Aklıma hemen bu soru geldi. İnsanlar artık üretemiyorlar mı?  Hayal dünyalarını, duygu dünyalarını mı kaybettiler de bu yola başvuruyorlar?  Yoksa yeterince okumuyorlar mı? Zira yazmak için mutlaka okumak lazım. Kelime dağarcığınız olmadan yazılarınız birkaç kelimeyle sınırlı kalır. Yazının içinde kısır bir döngü yaşatırsınız okuyucuya. Akıcı bir üslup okuyucuyu sarar, sarmalar yüreğini ısıtır.

Peki yazan biri yazacağı konuda birikimi yoksa eksiği varsa ne yapar;  yazacağı bir konuda önce araştırma yapar, not alır ve kendi cümleleriyle, kendi kalemiyle, kendi yorumu ve bakış açısıyla konuyu okuyucuya aktarır. Yazıyı okurken yazarın konuya ne kadar hakim olduğunu cümlelerinden ve anlatımından anlarsınız. Bu o yazarın tarzıdır. Okuduğunuz yazıdan cümlelerde adeta yazar size kendini htirir. Yazar tarzının dışına çıktığı anda anlarsınız ya beğenir, ya da eleştirirsiniz. İyi bir okuyucu ve takipçi yazıyı okur okumaz yazının kime ait olduğunu yazarın altında imzası olmadan da anlar çünkü o kalem kendi tarzını yaratmıştır. 

Ancak sosyal medyada çok rastladığımız bir olay var. Birkaç mısra yazıp altına o birkaç satırla hiç ilgisi olmayan bir şairin/yazarın adına rastlıyoruz.  İyi bir okuyucu iseniz bunu hemen anlıyorsunuz ya da araştırma gereği duyuyorsunuz.

Sosyal medya ortamında sıkça rastladığımız bir başka aldatmaca olayı daha var ki bu hepsinden beter bir şey.  Başkasına ait eserin altına ismini yazarak (yazıyı-şiiri) kendi yazmış gibi paylaşım yapan kişilere  eminim sizlerde çok denk gelmişsinizdir. Hatta bu işlerle çok iştigal ediyorsanız bu bilgi kirliliğine isyan da etmişsinizdir.

Okuduğum bir makalede sosyal medyada, yayılan kes, kopyala, yapıştır akımının önüne geçmek ve başının telif davalarıyla derde girmesini önlemek için özellikle Twitter bu tip paylaşımları hemen silme kararı almış ilk paylaşımının orijinal olarak kabul edileceğini beyan etmiş. Bu kararın yerinde ve doğru bir uygulama olduğunu düşünüyorum ve özellikle kendisini yazın emekçisi diye takdim edenlere küçük bir uyarıda bulunurken, hakkıyla bu işi yapan değerli şair ve yazar ve köşe yazarı arkadaşlarımı tenzih ederek bu konuda bir iki cümle yazmak istiyorum.

İşçisini çalıştırıp emeğini vermeyen gasp eden bir patronla, başkasına ait bir eseri çalan arasında ben pek fark göremiyorum. Sonuçta ikisi de emek hırsızı. Biri alın terini, emeğini hatta ekmeğini gasp ederken, diğeri sosyal alanda kendine yer açma, yer edinme çabası içinde başkasının yaratıcılığını, hatta hayal dünyasını, duygularını ve en önemlisi her halükarda emeğini çalıyor.

Günümüzde çok rastladığımız bu yöntem, emeğin nasıl çalındığını bize gösterirken;  diğer yandan bu işi ciddi bir şekilde yapanlara, saygısızlık ve haksızlık yapıldığını düşündürüyor. Bu birazda cahil cesareti olsa gerek.

Ancak iyi bir okuyucu ve takipçi bunu fark ediyor. Yazının o kişiye ait olmadığını kaleminden, dilinde ve tarzından hemen anlıyor. Fark edemeyenler ise okuduğu eserin altında ismi yazan kişiye ait olduğunu sanıyor beğenisini ve övgüsünü yapıyor. Bizim uyanık hırsız da yok bu bana ait değil ben bunu şu sayfadan çaldım pardon aldım demiyor ciddi ciddi bu yazı /şiir kendisininmiş gibi sahipleniyor.   Başkasının yazılarını aşırarak bu iş yapılmaz. Şairler bazen günlerce doğru kelimeyi bulmak için şiirleri üzerinde çalışıyor, yazarlar bir yazı yazmak için kaç gününü harcıyor, kaç makale okuyor, kaç belgesel izliyor, ya da gazeteciler köşelerinde yazacakları bir yazı için o konu hakkında yerine gidip kaç kişiyle söyleşi yapıyor. Tüm bunlar için zaman harcıyor, emek harcıyor hatta ceplerinden para harcıyorlar. Bu kadar arsızlık, haksızlık kurnazlık olmaz.  İnsanların emeği bu kadar da ucuzlatılmaz.

Hızlı, kolay ve emek harcamadan başkalarının fikir, yazı ve çalışmalarını çalmak, aldığı kişilerin isimlerini belirtmeden, kaynak olarak göstermeden kendisininmiş gibi göstermek,  bir intihaldir. İntihal de suçtur.

Herkes yazmak zorunda değil. Yazmayı çok seviyor olabilirsiniz bu size başkalarının emeğini, duygusunu çalma hakkını vermez. Sen boyunu aşan işlere girmek yerine kendini daha adil ve daha dürüstçe yeteneğinin olduğu, emeğini harcayacağın bir alanda gösterirsen daha iyi iş çıkarmış olursun. Getirmek istediğiniz ses ise belki sosyal alanda daha etkili olur. Böylelikle kendin olarak çalmadan fikir üreterek, emek üreterek çok ses getirecek işlere imza atarsınız ve ruhunuz doyuma ulaşır. Elbette takdir ettiğiniz, beğendiğiniz insanları kendinize rol model seçin ama hiç kimsenin kopyası olmayın. Her zaman yetersiz bulsanız da beğenmeseniz de eksik yönlerinizi olgunlaştırın ve kendi orijinalliğinizi koruyun.

 
Etiketler: Uslubundur, seni, ele, veren,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Edebiyatımızda Satranç Üzerine Yazılan İlk Hikaye
Annemin Reyhan Kokardı Elleri
Ruha Şiirle Dokunan Kadın
Yılbaşı öyküleri
Tek Yol Sevgi
Sizin Mahalleniz, Sizin Sokağınız
Fısıldayacak rüzgâr Ayvalık'tan Van'a
Geçmişi Kendi Zaman Dilimine Taşıyan Ada; Cunda
Gaz Lambası Işığında Konser
Cumhuriyet Kadınlarına Selam Olsun
Babaannemin şefkatle yaktığı kına
Dünya Kız Çocukları Günü Kutlu Olsun!
Anadolu'nun Buğulu Sesi: Kaval
Deprem Çantamız Nerede?
Kadın gözüyle Balıkesirspor- Vanspor maçını izledim
Eylülsüz Sonbahardan Acı Veda
Hayatın Alfabelerinden Biri Toprak Diğeri Kadındır
Buruk bir tebessümdür Eylül
Van'a Geleneksel Mutfak Müzesi
Kayıt dışı hikayeler
Bir Röportajın Analizi
Vangölü ve Kazdağları Çığlık Çığlığa!!!
Vansesi Gazetesi 82 Yaşında
Gençler işsizliğin yanı sıra KYK kabusu yaşıyor!
Bir genç kızın ibretlik öyküsü
Edremit'ten Edremit'e Uçmak İstiyoruz
Yaşamın şifresi su, sevginin şifresi güven
Muradiye Küçükköy'de heyecan dorukta
Etek boyu mu pedofili mi?
Annemin Futbol Tutkusu
Van Gölü'nün imdat çığlıklarını duyan var mı?
Lorenzo'nun yağı ve çınar
İnce bir sızıdır yalnızlık
2 Nisan ve Bitmeyen Hüznün Diyarı, Van
Sona'nın hikayesi
Gümüşün iğne oyası Telkari
Herşey ayrıntılarda gizlidir
Kadınların yerel yönetimden beklentileri
AĞLAYAN GELİNLER Hüznün Çiçeği Ters Laleler
Bir tren yolculuğu
50 Kuruşun Hikayesi ve Sabiha Tansuğ
Bir Günün Hikayesi
Üniversitelerin kentlere kattığı değer
Her değişim yüze yansıyan bir ışıktır
Motiflerin gizli dili, aşkın ince sızısı…
Van’a Geleneksel Mutfak Müzesi
Van'ın Yerel Lezzeti Fırınağzı Yemeği ve Tarihi Van Kahvaltısının Hikayesi
Doğa Kolejinde Doğal Buluşma
Van izlenimlerim-1
Vanlı Okuyucularımla Buluşuyorum
2. Van Kitap Fuarı
Renklerin suyla dansı
Kent, Kadın ve Sanat
Kapalı Çarşıdan Toprak Damlı Evlere
Güneşe sevdalı çiçek
Mahalle baskısı…
Herşeye rağmen gülümseyen şehir
İlk Aşk Mektubunun Öyküsü
Mahallemizin kadınları sinema yapıyor
Gürpınar’da küçük bir kahvehane
Acımasız hırsız zaman
Vefa yaşarken gösterilmeli
Vahşi Kentleşme
Satsuma mandalinasının tarihi
Başka Van Gölü yok!!!
Maddeye düşünceyi katan dost
Çalma! Üret!
Çiğ damlasından yoğurda yolculuk
Fesleğen kokusundan reyhan şerbetine
Ben beyazı sende seviyorum
Hevsel Bahçeleri
Göç Yollarında Münizar ve Behiye
Aşkın ağacı ıhlamur ve çınar İskele Caddesi’nde
Başkaldırı ve İsyanın Dansı Tango
Taşların Sırrı
Sakız Sardunyalı Cumbalı Evler
Çemberimde gül oya
İki yürek arasında yolculuk
Vazgeçişlerin son sözüdür elveda
BEN AYRILIKLARI EZBERLEDİM
Doğusuyla batısıyla biz olmak
Kırık Kalplerin Sözcüsü Kahraman Tazeoğlu Yazarımız Ümran Öztürk'e konuştu: Aşktan Besleniyorum
Elbette Kadın'da gülecek
Kardeşliğin diğer adıdır lise arkadaşlığı…
Kirazın ve boncuğun buluştuğu masal köy
Hüzün şehri Van'da değişim rüzgarları
İzmir'de 2 Nisan Heyecanı
Göç yollarından bugüne
Bitmeyen hüznün diyarı Van…
Bugün bir çocuğu tiyatroya götürün
Bir Kadının Objektifinden: İplik Hayatlar
Zamana ince bir ayar çekmek
Hiçlik
Van kızı, şarkıların kadife sesi Melihat Gülses'le söyleşi
2 Nisan'da İzmir'de Van Rüzgârı Esecek
Önce birbirimizi sevmekle başlayalım
Van Beylerinin Şatosu Hoşap Kalesi
Zamanı unutturan renk
Kadının zerafeti, erkeğin cesareti
Masal köyün kraliçesi
6284 Kadınların Şifresi
Aynı gözlerle farklı coğrafyaları izlemek
Çarşılar ve kadınlar
Taner Barlas ile sohbet
Her seçim bir vazgeçiştir…
Gürpınar'da zamanın ruhu
PENCERELER, KAPILAR VE KÖPRÜLER
VAN'A GİDECEĞİM İÇİN HEYECANLANIYORUM
Leyla'dan sonra
Üzerlik
Bir yağmur damlası olmaktı niyetim
Bir fotoğrafın hikayesi
Ayla
Bir başkadır benim memleketim
Zirveden notlar
İnsan doğduğu yerin cıvasıdır
Gündüz Seyranlık Gece Gerdanlık
Kadının özgürlük çığlığı erbane
ONU KENDİN İÇİN AFFET
Ensestin neresindeyiz?
Radyolu günlerimiz
Sardunya kokulu sabahlar
Özgür bir ruh kendi güneşiyle ısınır
Begonvilli sokaklar
Savat; duyguları motiflerle anlatma sanatı
80. Yılında Vansesi Gazetesi
Çıplak ayaklı çocuklar
Korkuyu aşarsan bitkisel hayattan çıkarsın…
Güneş doğudan yükselir
O çocuksu gülüşümüz bayramlarda kaldı…
Müzik değişince dans değişir
İlkbaharda usul usul yürü; toprak ana hamiledir…
Bir Şehit verilecekmiş sen ol Aybüke
Hoş geldin hüzün, merhaba aşk…
Normalleşen Anormallikler
Bizi esir alan duygusal kapitalizm
Anneme Mektup
"ERKEK OLMAK DAHA ZOR"
HÜZNÜN KOKUSU SAHAFLAR
Bir şehri sevmek, aşka sebep aramaktır
Umuda elveda demeyenlerin öyküsü
Vivaldi'nin İlk Mevsimi
Böyle Olur Vanlıların Şöleni
Babamla aramızdaki küçük replikler
Hoşça kal
Hazan ve zaman
Kadına Dair... Oğluma Öğüdümdür
Onu güneşin doğuşunda göreceksiniz
Yeni bir sayfada başlar hayat
Kitapların büyülü yolculuğundaki kadın
Bir doğa olayıdır çıkar gelir aşk
Kahve kokusuna eşlik edendir huzurun kokusu…
Annemin kara kaplı defteri
Şiirin gizli öznesi aşk
İki dil bir bavul
Geçmişinin gölgesidir çocukluk arkadaşın
Yeni umutlara selam olsun
Kadın, Yağmur Ve Hüzün
Dokunarak sevelim
Sevgide çoğalmak
Gelecek, hayal edilen bir şimdidir
Gürpınar'da zamanın ruhu
Aşk tutsaklık, sevgi kutsallık mı?
Gözyaşı ve kahkahası birbirine karışır çocuğun
Gülüşünde Mayınlar Patlatırken, Ansızın Ağlayandır Çocuk
Şiir gibi gülümseyen insanlara merhaba
Haber Yazılımı