Yazı Detayı
05 Haziran 2018 - Salı 14:47
 
Van'da bağcılık tarihi üzerine
Cem Öksözoğlu
cemoksuzoglu@hotmail.com
 
 

Van Gölü havzası içinde bulunduğu mikro-klima iklim özelliklerinden dolayı çevresine göre bayındır topraklara sahiptir. Bu özelliği ile binlerce yıldır bağcılık faaliyetlerinin gelişmiş olduğu bir coğrafyadır.

Bu hafta ki yazımızda Van Gölü çevresinde ki bağcılık faaliyetlerinin tarihi gelişimi üzerinde durmaya çalışacağız.

Ülkemizin neredeyse tamamında yetişebilen asma, birçok bölgemizde yıllardır ticari amaçla yetiştirilmektedir. Yüksek rakıma rağmen, etrafının yüksek dağlarla çevrili olması ve Gölün ılımanlaştırıcı etkisi, Van Gölü Havzasını mikro-klima alanı haline getirmektedir. Bu özelliğinden dolayı birçok bitki bu alanda yetişme şansı bulmuştur. Bölgede uzun yıllar çeşitli medeniyetler tarafından üzüm yetiştiriciliği yapılmış ve hem üzümden hem de üzümün yan mamullerinden yararlanılmıştır.

W.Gleisberg'e göre Van ilinin de içerisinde bulunduğu bölge, dünyanın en eski bağ alanlarından olduğu kabul edilmektedir. Bu tezi doğrulayan çeşitli emareler Van Gölü havzası içinde olan yapılarda ve yazıtlarda karşımıza çıkmaktadır. Van bölgesinde bu güne kadar bulunan ve en eski üzüm kalıntılarını oluşturan örnekler, Van ili Bakraçlı (Yedikilise) Köyü Yoncatepe Kalesi ve Nekropolünde (Arkeolojik şehirlerde mezarlıkların ve toplu mezar yerlerinin bulunduğu bölgeye verilen isim) 1995 yılında yapılan kazılarda Erken Demir Çağına ait şehir ve mezarlarda bulunan üzüm çekirdekleridir.

Bağcılık tarihinin bu coğrafyada varlığı Urartular öncesine gittiği yapılan araştırmalar neticesinde ortaya çıkmıştır.  M.Ö. IV. yüzyılın başında Yunanlı komutan Ksenophon, İran'dan dönerken Karduk (Van gölünün güneyi ile Urmiyenin batısında yaşamış bir topluluk)  ülkesinden geçerken Dicle nehrinin sol tarafında bulunan Koenes şehrinde toprak altına gömülmüş sarnıçlar içerisinde korunan fazla miktarda şarap stoku bulunduğundan söz etmiştir.

Asur kralı II. Asurnasirpal, IX. Yüzyılın erken dönemlerinde (M.Ö.883- 859) Urartuların yaşadığı yere yaptığı seferlerini anlatmış olduğu eserinde, Nairi beyliklerinden almış olduğu vergiler arasında şarabı da saymıştır.

Yine Asur kralı olan II. Sargon, Urartu topraklarına yapmış olduğu 8.seferinde, Urmiye Gölü'nün kuzey tarafının bağ alanları ile dolu olduğunu ve bu toprakları nasıl tahrip ettiğini yıllıklarında yazmıştır. Tanrı Haldi tapınağındaki kabartma ve resimlerde, bronzdan yapılmış kazanlar görülmektedir. Asur Kralı II. Sargon üçayaklar üzerinde duran bu kazanların Tanrı Haldi için kutsal şarap taşımada kullanıldığını belirtmiştir.

M.Ö. 900-600 yılları arasında Anadolu da Yukarı Dicle ve Fırat'ın kuzeyinde hâkimiyet kuran ve Anadolu'da Demir Çağının önemli temsilcilerinden kabul edilen Urartuların başlıca ekonomisinin tarıma dayandığı ve geniş bağ alanlarına sahip olduğu bilinmektedir.

Van-Erciş karayolu, Karataşlar mevkiinde, blok kayalar üzerine yazılmış olan kitabeler, Van gölü Havzasında Urartulara ait bağcılık kültürü yönüyle belge niteliğindeki eserlerden biridir. Yaklaşık 1-1.5m x 1m genişlikte çerçeve içinde bulunan kitabelerde:

 "Tanrı Haldi'nin büyüklüğü ile Sarduri Argiştioğlu bu üzüm bağını yaptırdı. Sarduri der ki: hiç kimse Sarduri'nin üzüm bağından çalmasın. Her kim çalarsa versin. Sarduri der ki: her kim ki bu asmalara zarar verirse, Tanrı Haldi; Tanrı Teyşeba Tanrı Şivini (ve bütün) tanrılar onu güneşin altında kavursun" şeklinde ifadeler bulunmaktadır.

Yine bu mevkide bulunan bir başka kitabede de "Tanrı Haldi'nin büyüklüğüyle Sarduri Argiştioğlu der ki: Tanrı Haldi bana krallığı verdiği zaman atalarımın kralı yerine çıktım. Aynı yıl bir diktirme (üzüm bağı) yaptırdım. Sarduri, Tanrı Haldi'nin büyüklüğüyle, güçlü kral, büyük kral, dünyanın kralı, krallar kralı Tuşba şehrinin hükümdarıdır" ifadeleri yer almaktadır.

Bir diğer kitabede, "Menua oğlu Argişti konuşuyor. Heybetli bir kale inşa ettim ve ona kendimden bir isim verdim: Argiştihinili. Arazi el değmemiş, bakımsız ve çoraktı. Üzerinde hiçbir şey inşa edilmemişti. Üstünde akan ırmaklardan tam dört tane kanal inşa ettim. Daha sonra üzerinde üzüm bağları ile meyve bahçeleri birbirlerinden ayrıldılar. Orada pek çok cesaretli girişimlerde bulundum ve büyük başarılar elde ettim. Menua oğlu Argişti, güçlü kral, yüce kral, Biainili kralı, Tuşpa'nın hâkimi" ifadeleri ve başka bir kitabede ise "İlâh Haldi'nin azamet ve ululuğu sayesinde, Menua oğlu Argişti bu su kanalını inşa etti. Arazi tamamen ıssız ve tenha idi, üzerinde yaşayan hiçbir kimse yoktu. Argişti bu sulama kanalını yüce? Haldi'nin lütufları ve yardımları sayesinde yaptı. Menua oğlu Argişti, güçlü kral, yüce kral, Biainili kralı, Tuşba'nın hâkimi" ifadeleri yer almaktadır.

MÖ 785- 763 yıllarında hüküm sürmüş Urartu Kralı 1. Argişti'ye ait Kitabelerde:

M.Ö. 600-900 yılları arasında bölgede yaşayan Urartu uygarlığı için taş işlemeciliğinin yanı sıra şarap üretimi de büyük önem taşımaktadır. Erciş İlçesi sınırları içerisinde, tarihi Zernaki Tepesi mevkiinden Haydarbey köyüne kadar olan alanda tamamının üzüm bağlarının bulunduğu bahsedilmektedir.

Urartular tarafından yaptırılan baraj, gölet ve sulama kanalları günümüzde kullanıldığı gibi Ortaçağ ve Osmanlı döneminde de aynı amaçla kullanılmıştır. Tuşba (Van)'nın su ihtiyacını karşılamak amacıyla Van İl merkezinin 50 km uzağında Hoşap Vadisinde açılmış olan sulama kanalları üzerinde bulunan yazılarda, Tariria için, babası Kral Menua (M.Ö. 810-786) tarafından, üzüm bağları kurulduğunu anlatılmaktadır.

Osmanlı Devletinin ünlü gezgini Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Van İlinin çevresindeki bağlardan bahsederken her tarafın bağ, bahçe ve gülistanlık olduğunu; çok büyük bağ alanlarında insanların kaybolabileceğini ayrıca sulu ve lezzetli üzümlerin olduğunu ve her bağın içinde bir köşkün olduğunu pınar, havuz ve şadırvanların olduğundan bahsetmiştir.

Yörenin en önemli kültürel değerlerinden olan Ercişli Âşık Emrah ile Selvi Han hikâyesinde de üzüm bağlarına yer verilmektedir. Emrah'a kavuşamayan Han kızı Selvi, Van Kalesini işgal eden ve kendisi ile evlenmek isteyen İran Şahı Abbas'a karşı zaman kazanmak için, ondan Erciş'te kendi adına bir üzüm bağı kurmasını şart koşar ve bu bağ yetişip, üzümünü yedikten sonra kendisiyle evlenmeyi kabul edeceğini söyler. Yedi yıl sonra bağ üzüm vermeye başladığında düğün hazırlıkları da başlar. 40 gün devam etmesi planlanan düğünün 39. günü Âşık Emrah saz meydanına gelir ve sazıyla sözüyle Şah Abbas'ı mat eder.

Urartular sonrasında yörede bağcılık, Ermeniler tarafından da uzun yıllar devam etmiştir. Henüz bilimsel olarak kanıtlanmamış olsa da,  bazı kaynaklar, Türkiye'nin bu bölgesinden, Fransa'ya göç eden Ermenilerin Erciş İlçesinden yanlarına aldıkları üzüm kökleri ya da çeliklerini, Fransa'nın üzüm bağları dünyaca ünlü Lyon ve Nice şehirlerine taşıdıkları bilgisi yer almaktadır.

Günümüzde Vangölü havzası ele alındığında, Van Gölü'nün kuzeyinde yer alan Erciş ilçesi, bağ alanlarının en fazla olduğu ve üzüm üretiminin en yoğun yapıldığı yer olarak göze çarpmaktadır. Daha önceki dönemlerde 800-1000 dekar civarında olan bağ alanları günümüzde 200-250 dekar civarında bir alanla sınırlandırılmıştır.

2015 yılı verilerine göre ise Erciş dâhil Van İline ait toplam bağ alanı, 340 dekar olarak bildirilmiştir. Bu alanların büyük bir kısmı, yöreye ait en önemli çeşit olan Erciş üzüm çeşidiyle kurulmuş olmakla beraber, bir bölümü de Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü tarafından projelendirilerek, dikimi sağlanan standart üzüm çeşitlerinden oluşmaktadır.

Bağcılığın en eski merkezlerinden biri olan yörede, bu kadim kültür bu gün yok olma tehlikesi ile yüz yüze kalmıştır. İklim koşullarının bütün çeşitler için uygun olmamasının yanı sıra, bağ alanlarındaki azalmanın asıl sebebi, çeşitli sebeplerle bağ alanlarının imara açılması ve yerine yeni bağ alanlarının kurulmamasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca bağcılık kültürünün yeni nesillere aktarılmaması da önemli nedenlerdendir.

Yine yeni bağcılık tekniklerinin bilinmemesi ve kullanılmaması, bölgenin iklimi ve pazar şartlarına uygun çeşitlerin bugüne kadar tespit edilmemiş olması ve üretim hedeflerinin belirlenmemesi, eski bağ alanlarının yenilenmemesi ve buna bağlı olarak üretim miktarındaki azalış ile birlikte bu iş kolunda ekonomik gelir azlığı bölge bağcılığını yok olmayla karşı karşıya getirmiştir. Ayrıca bölgede hızla artan nüfus ile birlikte bağ alanlarının iskân amaçlı kullanılması da bağcılığı yok olma tehlikesi ile karşı karşıya getirmiştir.

Sonuç olarak Van Gölü havzasında bağcılık faaliyetleri binlerce yıldan bu yana yapılmaktadır. Günümüzde yeteri kadar önem verilmediği için yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır.

Bu yazımızda Van'daki bağcılık tarihi hakkında kısa bir bilgi vererek atalarımızın yaşayış tarzı ile ilgili farklı bir pencereden geçmişi irdelemeye çalıştık.

İyi Okumalar. Kalınız Sağlıcakla!

Bugün ki yazımızda Tarih Boyunca Van İli ve Çevresinde Bağcılık Kültürü (Ruhan İlknur GAZİOĞLU ŞENSOY,  Ali TUTUŞ) adlı makaleden faydalanılmıştır.

 
Etiketler: Van'da, bağcılık, , tarihi, üzerine,
Yorumlar
Haber Yazılımı