301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
07 Temmuz 2019 - Pazar 15:13
 
Van'dan Vaniköy'e-Haşmet Sırrı Akşener-1
Dr. Mine Kılavuz Ongün
 
 

Haşmet Sırrı Akşener Van doğumlu ve Van'ın değerli bir ailesine mensup. Kendisi Van Atatürk Lisesi'nden mezun olduktan sonra İ.Ü.Hukuk Fakültesi'ni bitirerek Anadolu ve Trakya'nın çeşitli yerlerinde Hukuk ve Ceza Yargıçlığı yapmıştır. Bu yazımda, ilkini 1996 yılında çıkardığı,  bu seriyi 2 kitap olarak tamamladığı, benimse çok sonraları okuma şansı bulabildiğim Van'dan Vaniköy'e 1-2 ile Van Şiirleri ve Vanlı Şairler Antolojisi kitaplarının ilki olan Van'dan Vaniköy'e adlı kitaptan bahsetmek istiyorum. Bu isteğimi kendisine ilettiğimde her zamanki naif tavrı ile karşıladığı ve destek olduğu için de kendisine teşekkür ediyorum.

Van'dan Vaniköy'e, yazıldığı dönemin Van'ını anlatırken, biraz tarih biraz coğrafyaya dokunur, aralarda yazılanlara keyif katan efsaneler, kıssalar içerir. Sadece Van'ı anlatmakla kalmaz, yazarımızın engin tecrübelerinden süzülüp gelen yazılar da içerir. Her bir konu ayrı bir köşe yazısı olabilecek değerde ve nitelikte. Kitabı ilk elime aldığımda ismini çok beğenmiş ve içerik hakkında tahminler yürütürken, yazarın şu cümleleriyle karşılaştım: " Neden Van'dan Vaniköy'e derseniz… Yazılarımda konu ve içerik yönünden belli bir seçim yapılmamıştır. Belki şöyle diyebiliriz; Van ile Vaniköy'ün uzaklığı, bu farklı konu seçimini ve çeşitliliğini ifade etmektedir."

Belli konularla sınırlanmamış. Van'dan sıkça bahsetmekle beraber, sadece Van'ı konu almıyor. Mesela 1. Kitapta "Yeditepe -Yedisalkım" adlı bölümünde İstanbul'u yedi tepesiyle ve tarihiyle anarken, Van ve İstanbul şehirleri arasındaki bazı benzerlikleri yakalıyor ve bunlardan bahsediyor. Tarihi ve coğrafi olarak ilginç ortak özellikleri olan bu iki şehirden bahsederken devrin büyüme gelişme sancılarına dem vuruyor. Öyle ki, kimi cümleleri günümüzde de çok rahat kullanabiliriz. Zira aynı bölümde der ki:"İstanbul gelişmesine sınır konulamayan, bunun yarattığı sorunları yaşayan dünya çapında ünlü bir anakent. Van büyüyen, gelişme işaretleri veren ve bunun sancılarını yaşayan bir kent. Arada mesafeler olmasına karşın, Van'a çok yakın."

"Biraz Tarih Biraz Coğrafya " adlı bölümde Van'ın köklü ve zengin tarihine götürür bizi. Van yöresinde bulunan tarihi eserler üzerine söylenegelen efsanelerinden bahseder. Bunların arasında, Van Kalesini zapt etmek üzere ordusuyla Van'a gelip karargahını kuran İran Şahından, yetiştirdiği bağ bahçelerden ve yaşlı bir ninenin usta bir planıyla Van'dan çekilişini anlatır:

…."Plan oldukça basittir ve şu şekildedir:Kalenin  sur ve bedenlerinden yüzlerce çuval kireç aşağıya dökülecektir.Söylenen aynen yapılır.İhtiyar kadın eline iki bakraç yoğurt alarak eşeğine biner,doğru şahın karargahına gider.Şah'a hediye getirdiğini  söyleyerek huzura kabul edilir.Şah ihtiyar kadından ne istediğini sorar,ihtiyar kadın:

- Şahım sağolsun. Hiçbir isteğim yoktur. Sadece sizin gibi ünlü bir hükümdarın sağlığını isterim. Sizin için kendi elimle yoğurt yaptım, bu hediyemi kabul ederseniz benim için en büyük mutluluk olur, der.

Bu sözler Şah'ın çok hoşuna gider ve ihtiyar kadına bir kese altın vererek kaleden dökülen şeylerin ne olduğunu sorar. Bu sorunun sorulacağını bilen ve buna hazırlıklı olan ihtiyar kadın cevaben:

- Şahım sağ olsun, o dökülenler acımış eski unlardır. Yeni ürün çıktığı için, ambarlarda yer olmadığından eski unları döküyorlar diye yanıt verir.

Şah yedi seneden beri ele geçiremediği kaleyi bundan sonra da alamayacağını anlar, ordusunu toplayarak Van'ı terk eder.(Kaya Kayaçelebi-Doğunun Yıldızı Van)

Kitap tarihin derinliklerine giderek İbrahim Müteferrika ile Osmanlıya getirilen matbaada basılan ilk kitabın Vankolu (Vankulu) Mehmet Efendi'ye ait Vankolu Lugatı olduğunu yazar ve Vani Mehmet Efendi ile Vankolu Mehmet Efendi'nin karıştırıldığını, fakat aynı kişi olmadıklarını yazar. Vani Mehmet Efendi, Osmanlı yönetiminde etkin bir kişidir ve Padişah 4.Mehmet'in hocasıdır.

Van'dan bahsedilir de, Edremit unutulur mu?  Kitapta "Edremit Van'a bakar" türküsü ile Balıkesir Edremit halkının bu türküyle tanışması hoş bir anı ile süslenmiş:

"Balıkesir Akçay Festivalinde Balıkesirliler bu türküyü icra eden Rana ve Selçuk Alagöz'e sorarlar: "Edremit Van'a nasıl bakıyor" diye. Selçuk Alagöz bir Türkiye haritası isteyerek haritayı ikiye katladı.İşte görüyorsunuz Edremit Van'a bakıyor ,der.Bu  gösteri ve cevap,.oradaki  Edremitliler ve Edremit'i bilenlerin çok hoşuna gider ve kardeş Edremit'i anlatmaya çalışırlar."

Vangölü'nün kirliliğine dikkat çektiğimiz son günlerde, Vangölü'nün dile getirilip aktardıkları, dikkate değerdir:

"…Beni besleyen bir yığın ırmak var. En önemlileri Karasu ve Hoşap. En yakın arkadaşlarım Süphan ve Nemrut Dağı. Her sabah birbirimize iyi günler dileriz… Bir söylenti dolaşır, benim suyum sihirlidir, diye. Kömür gibi ol, gir Vangölü'ne, ak pak olursun " derler… Balık yaşamaz benim sularımda. Suyumda çok soda var ya, onların pırıl pırıl pullarını döker. Yaşayamazlar bu çok sodalı suda. Ama bana konuk gelen ırmakların döküldükleri yerde soda azalır. Bol balık olur buralarda. Pıtır pıtır kaynaşırlar. Pek çoğu avcıların kepçesine takılır… Sonra turnalarım var. Hangi gölün böyle kuşu olmuş ki… Varsın sularım denizlere açılmasın, ben de bir deniz kadar büyüğüm ya."

Van'daki paytonlar(fayton),atları, arka tekerlekleri arasındaki dingile oturup kaçak gezi yapan çocuklar, düğün alaylarındaki faytonlar ustalıklı sözlerle resmedilmiş.

Yazarımız "Ercişli Emrah'tan Sadettin Kaynak'a" adlı bölümde şiir, sanat ve edebiyattan da söz etmeden geçmez. , Saadettin Kaynak'ın çok sevilen Ercişli Emrah'ın sözlerini yazdığı "Yine bahar oldu coştu yüreğim" eserini anar, hikayelere de yer verir.

Van'ın kurtuluşunu daha iyi anlamak ve değerlendirmek için önce işgalini bilmek gerekir der ve 1915'i anlatmakla kalmaz, yöre insanının ve yönetenlerin bu işgal olgusundan çıkaracakları önemli dersler olduğuna dikkat çeker.

İlk kitabın son sözünde 2. Kitabın işaretini veriyor, Ruhi Su'dan, Evliya Çelebi'den, Yazlık Sinemalardan söz edeceğini belirterek bitiriyor kitabını.

Ben de bu yazıyı Van'dan Vaniköy'e 2 ile devam edeceğimi söyleyerek şimdilik bitiriyorum. Sağlıklı günlere.

 
Etiketler: Van'dan, Vaniköy'e-Haşmet, Sırrı, Akşener-1,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Kır Kahvesi
Nemrut
Cumhuriyet fazilettir
Arap Saçı
Kısa Hikâyeler: Çeyiz
Bir Sevda Sırrı Saklar Hoşap Kalesi
Ada halleri
Şahin Hoca'nın Ardından
Ortak dilimiz barıştı
Kısa Hikâyeler: Aylardan Eylüldü
Kısa Hikâyeler 5: Bayramlık
Van'da bayram sofraları
Dama bahane bulmak
Kalem Kalem 82 Yıl
Van'dan Vaniköy'e 2 ve 3 (Haşmet Sırrı Akşener) ve Çoban Kapısı Efsanesi
Sınav
Aynen
Yılın Annesi
Martla Gelenler
Evvel zaman içinde 5: Yuvayı dişi kuş yapar
Evvel zaman içinde 4: Padişahın Kız Evladı
Evvel zaman içinde 3: Ercişli Emrah ve Selvihan (Sebihan) hikâyesi 2. kısım
Evvel zaman içinde 2: Ercişli Emrah ve Selvihan (Selbihan) Hikâyesi
Evvel zaman içinde 1: Halk hikâyeleri ve masallar
Ev harabın pişiği
Sağlıkta geleneksel şiddet günleri
Taburcu olmak…
Kısa Kısa
Vangölü Yaşasın
Van yolcusu kalmasın
BAKLAVA BAĞLAMAK
Bildiğiniz gibi…
Tepebaşı Mahallesi -2: Geçmiş Zaman Olur Ki, Hayali Cihan Değer- Nedim Kılavuz'un anlatımıyla
Van Balığı
Sardunyalar
BAYRAM O BAYRAM OLA
ŞİFA NİYETİNE VAN MUTFAĞI
Miras
Yüzüncü Yılında 2 Nisan
Sebze Pazarı (Nedim Kılavuz'un Anlatımı İle)
GAZOZ KAPAKLARI
Tepebaşı Mahallesi
Nice 80 yıllara
Kıraathaneler- Van'da bir kıraathane
Kısa Hikayeler: 4 Sevgili Günlük
Kısa Hikayeler 3: Takvim Amca
Anneler vardır
ANNESİNİN DİLİNDEN,BABAMIN KALEMİNDEN
Bu da geçer ya hu !!
Kısa Hikayeler 2: Karpuz Kabuğu Suya Düştüğü Zaman
Van Yemekleri Dostları İle 2 Nisan'a Doğru
Çanakkale Ruhu: Vanlı Ali
Tıp Bayramı
8 Mart diye bir gün
Gül
Çay ne say ne
Sağlıklı beslenme üzerine
Kısa Hikâyeler 1: Kareli Pantolon
Selam olsun
Haber Yazılımı