Yazı Detayı
17 Mayıs 2018 - Perşembe 13:19
 
Van'ın İşgali 103 Yaşında
Cem Öksözoğlu
cemoksuzoglu@hotmail.com
 
 

Bugün ki yazımızda Ermenilerin 2.Van isyanı ve sonucunda Rus birlikleri ile birlikte 20 Mayıs 1915 Van işgaline giden süreci anlatmaya çalışacağız.

 

Van Vilayeti 19. yy sonunda başlayan Anadolu’daki Ermeni isyanlarının en çarpıcı biçimde görüldüğü yerdir. 1895 ve 1915 yıllarında olmak üzere 2 büyük isyana sahne olmuştur.

Van, 20.yüzyılın başlarında Osmanlı Devleti toprakları içinde Bitlis’ten sonra en fazla Ermeni nüfusa sahip kent idi. Van’da 1914 Osmanlı resmi istatistiklerine göre 179.380 Müslüman, 67.792 Ermeni yaşamaktaydı (Bu nüfusa o dönemde Van’a bağlı olan Hakkâri Sancağı ve Adilcevaz’da dâhildir). Ermenilerin Van merkezdeki nüfusu o dönem itibariyle Müslümanların üçte biri kadardır.

 

Yukarıda verdiğimiz istatistikî veriler ışığında Van kenti, Ermenilerin isyan etmesi için demografik imkâna sahipti. Ayrıca coğrafi koşullar, bölgenin siyasi durumu ve Osmanlı Devleti’nin bölgedeki imkânları, Van kentini Ermeni isyan hareketinin merkezi durumuna getirmiştir.

Bilindiği gibi, Kafkasya’da ve sınıra yakın Türk topraklarında yaşayan Ermeniler arasında 1914 yılı sonlarında Osmanlı idaresine ve Osmanlı ordusuna karşı bir harekât ve bir örgütlenme başlamıştı. Bu hareketlerde Rusların da payı olduğu açıktı. Ruslar, Doğu Anadolu’da ele geçirdikleri Türk topraklarını Ermenilere vereceklerini ve bu topraklarda Ermenilere bağımsızlık vereceklerini ilân ediyorlar ve böylece de hem Türkiye’de yaşayan Ermenileri, hem de Kafkasya’daki Ermenileri Türkiye’ye karşı kışkırtıyorlardı. Ermenilerin toplu olarak yaşadıkları bölgelerde kurdukları gizli ihtilal örgütleri çok yayılmıştı. Ayrıca Ermeniler sınır boylarına silah ve cephane yığmaya başlamışlardı.

 

Bölgedeki istihbarat bilgilerinden elde edilen değerlendirmelere göre girişilecek isyan hareketinde Van bölgesi merkez olacaktı. Rusların, Kuzey’de Doğubeyazıt, Doğu’da, Saray yönünden ilerlemeye başlamalarıyla birlikte Ermeniler Van bölgesinde genel bir ayaklanma başlatacaklardı. Böylece de Rusların Van bölgesini işgalini kolaylaştıracaklardı. Bu bilgileri edinen Osmanlı yöneticileri gerekli tedbirleri almak yoluna gittiler. Van Vali Vekili Cevdet Bey, beklenen muhtemel bir Ermeni ayaklanmasını bastırabilmek için, bölgede yaşayan aşiret reislerinden kuvvet toplamalarını ve hazırlıklı olmalarını istedi. Aslında 1914 yılı Aralık ayında yer yer çarpışmalar başlamıştı. Osmanlı yöneticileri, bölgelerindeki olayları Başkomutanlığa ve İçişleri Bakanlığına bildiriyorlardı. Mesela 21 Aralık 1914 tarihinde Erzurum Valisi Tahsin Bey(eski Van Valisi), bölgesinde ve civarında meydana gelen olayları şöyle aktarmaktaydı:

“Van’ın Karçıkan (Tatvan Reşadiye) ve Gevaş ilçeleri Ermenilerinde isyan belirtileri vardır. Bölgedeki telgraf tellerini kesmişler, bir onbaşıyı öldürmüşler, kaymakam ve beraberindekilere karşı silâh kullanmışlardır. Ermeni gençler ve askeri kaçaklar çeşitli yerlerde toplanmaktadırlar. Bitlis’ten bu bölgeye milis ve jandarma kuvvetleri gönderilmiş ve çarpışmalar başlamıştır. Şimdi Talat Beyle (İçişleri Bakanı) makine başında görüştük. Size bilgi vermemi istediler. Ayriyeten Van valisi Cevdet ve Bitlis Valisi Mustafa Beylerle haberleşerek sorunun en iyi şekilde sonuçlandırılmasını gerekli buldular.”

 

Görüldüğü gibi Ermeni tedhiş hareketleri 1914 yılının sonunda başlamıştır.1915 yılında bu hareketlenme artarak devam etmiştir.

 

2.Van İsyanının başlangıcı aslında Ocak 1915 kabul edilebilir. Bu dönemde saldırılar şehir merkezinde de görülmeye başlandı. Bazı Ermeniler Van’da hükümet memurlarına saldırmıştı. Bazıları da sayıca az buldukları Jandarmalara saldırmaya başlamışlardı. Ermeniler sadece resmî görevlilere saldırmıyor, bölgedeki yaşlı, kadın ve çocuklardan oluşan yerli Müslümanlara da saldırıyorlardı. Hatta bölgede kendi isyan hareketlerine katılmayan ve onları desteklemeyen Ermenilere de saldırıyorlar ve onları korku ve baskı ile yanlarına çekmeye zorluyorlardı. Ermeniler şehir ve civarındaki çeşitli ulaşım yollarını kontrolleri altına almışlar, önemli stratejik noktaları tutmuşlardı. 1915 yılı Ocak ayında Ermeni isyanı için adeta her şey hazırlanmıştı.

Bu faaliyetler İstanbul’da da duyuluyordu. Ancak Ermeni yetkililer, Ermenilerin isyan hazırlıklarını mümkün olduğu kadar gizlemeye gayret gösteriyorlardı. Van’ın Ermeni asıllı Milletvekili olan Vramyan, 4 Ocak 1915 tarihinde bölgedeki olayları Osmanlı hükümetine:

 

“Türklerle Ermeniler arasındaki çatışmanın karşılıklı güvensizlikten olduğu” şeklinde bildiriyordu. Böylece Ermenilerin isyan hazırlığını gizliyor ve Türklerin de Ermenilere saldırdığını ima ediyordu. Oysa durum hiç de öyle değildi. Van bölgesinde, Ermeniler bir isyan için hazırdı ve bu isyanın başlaması için de bir kıvılcım yeterli olacaktı. O kıvılcım da 1915 yılı Şubat ayında ortaya çıktı.

 

1915 yılı Şubat ayında Van’a bağlı Tımar nahiyesinde isyan başladı. Ermenilerin yaşadığı nahiyede halkın elindeki mal varlığının sayımı sırasında Ermenilerle, sayıma gelen memurlar ve jandarmalar arasında anlaşmazlık çıktı. Anlaşmazlığın konusu Tımar nahiyesindeki koyunların sayımı idi. Anlaşmazlığın büyümesi üzerine, zaten gergin olan ortam nedeniyle, ilişkiler daha sert bir hale geldi. Daha önceden hazırlıklarını yapmış olan Ermeni köylüler hemen silahlarına sarıldılar. Kısa sürede silahlı Ermenilerin sayısı 1000 kişiyi geçti. Sadece Tımar nahiyesi Ermenileri değil, civar köylerdeki ve diğer yerleşim yerlerindeki Ermeniler de silahlarını alarak isyana katıldılar. Silahlı Ermeniler sadece resmi memur ve askerlere değil, civardaki Müslüman halka da saldırdılar. Banat köyündeki jandarma kuvvetlerine saldırdılar ve jandarma birliğinin erlerini ve komutanları Yüzbaşı Süleyman Efendiyi şehit ettiler.

İsyan çabuk bir şekilde Van’ın Gevaş ve Çatak kazalarına yayıldı. Yolları tutan, telgraf tellerini kesen Ermeniler Gevaş kadısı İsmail Hakkı Efendiyi de şehit ettiler. Ermeniler planlı hareket ediyorlardı. Müslüman köylerin arasında kalan Ermeni köylerindeki Ermeniler, diğer yerlerdeki Ermeni köylerine nakledilmeye başlandı. Daha sonra bu göç olayı genelleştirildi ve kısa bir süre sonra, Van’ın Saray ve Hoşap ilçelerinde Müslüman köylerine yakın olan hiçbir Ermeni köyünde, eli silah tutan bir tek Ermeni kalmamış, hepsi daha güvenli Ermeni yerleşim yerlerine nakledilmişlerdi. Bu naklin asıl sebeplerinden biri, hiç şüphesiz, başlatılan isyan hareketine bütün Ermenilerin katılımını sağlayabilmekti.

 

27 Şubat’ta Adilcevaz’dan Van-Merkeze gitmek üzere hareket eden 300 kişi civarındaki gönüllü Müslüman askerlerinin Arın köyünde geceyi geçirmek istemeleri üzerine Ermeni çeteleri askerlere saldırmışlardır. Saldırı sonucu 8 Müslüman şehit olmuştur. Olaylar üzerine Erciş’ten hükümet kuvvetleri yetişince, Ermeni çeteleri Van gölüne açılarak olay yerinden kaçmışlardır.

Bu sırada Kafkaslarda bulunan Rusların Van bölgesindeki yerleşim yerlerine saldırıları da başlamıştı. Bazı ilçeler önce Ruslar tarafından ele geçirilmiş, daha sonra Türk kuvvetleri tarafından geri alınmıştı. Van’ın Mahmudiye ilçesi de bunlardan biriydi. Şubat 1915’de önce Ruslar tarafından işgal edilen ve ay sonunda Ruslardan geri alınan ilçenin kaymakamı, ilçe ve civarında Ermenilerin Türklere yaptıklarını raporlarla tespit ettirmiş ve bu raporların sonucunu da 4 Mart 1915’de İçişleri Bakanlığına bildirmiştir:

 

“ Yüzyıllardan beri Osmanlı Devletinin koruyuculuğu altında hayatlarını sürdüren Ermeni vatandaşlarımızın, kendilerine bugünkü durumlarını sağlayan Müslümanlara karşı yaptıkları ve örneğine hiç rastlanmamış olan faciaları belirten şu bilgileri okurken boğulacak kadar ıstırap duyuyorum. Yirminci asrın nefretle tarihe kaydedeceği bu lekeli sayfaları, vatanımız içinde hükümetimiz sayesinde güvenli ve mutlu bir hayat yaşayan Ermeni vatandaşlarımız yazmışlardır. Bu şahıslar, masum ve bakire kızlardan başlayarak 70 yaşındaki erkeklere kadar Türklere uyguladıkları alçakça hakaretlere karşı, hükümetimiz her çeşit kin ve intikamdan sıyrılmış olarak düzeni sağlamaya çalışmaktadır.’’

Bugün bu Aziz Milleti Soykırımcı diye yaftalamaya çalışanların bu vatanperver devlet adamımızın yapılan vahşete rağmen vakur duruşu karşısında hiç mi yüzleri kızarmaz? Cevabı siz değerli okuyuculara bırakıyorum.

 

                  Erkek      Kadın

Merkehu köyünde öldürülen:                                                41            14

Merkehu köyünde ırzına geçirilerek öldürülen:                      4              2

Merkehu köyünde yaralanan:                                                 3              2

İstucu köyünde öldürülen:                                                      7              4

İstucu köyünde ırzına geçirilerek öldürülen:                                           5

 

Yukarıda verilen sadece Mahmudiye ilçesi ile ilgili ilk rapordur. Daha sonra eklemeler yapılmıştır. Sayıca da görüldüğü gibi bu Ermeni Komitacılar işgal ettikleri yerlerde Müslüman nüfusa karşı akıl almaz katliamlarda bulunacaklardır.

Ermenilerin saldırı ve katliamlarıyla ilgili bir başka belge de Alman Generali Bronzart’dan gelen bir emirdir. O yıllarda, Başkomutan Vekili adına Osmanlı birliklerine emir gönderen Bronzart Paşa, 18 Mart 1915 tarihli emrinde Ermenilerin saldırılarını belirtmekte ve Ermenilerin toplu bulunduğu yerleşim yerlerinden geçecek askerlerin Ermeni saldırılarına karşı yeteri kadar takviyeli olmasını istemektedir.

 

1915 yılı Mart ayından itibaren Ermenilerin saldırı ve katliamları düzenli ve planlı bir şekilde yürütülmekte ve katliamların dozu gittikçe artmaktadır. İsyan için, Ermenilerce merkez seçilen Van bölgesinde isyan hareketleri yayılmaya başlamıştır. Van’ın Çatak ilçesinde, isyan hareketlerine katıldığı için tutuklanan Ermeni öğretmen Osep’in üzerinde yasak silah ve Ermeni komitelerine silah dağıtımını gösteren bir defter çıkmıştır. Ermeni öğretmen Osep’in tutuklanması, isyancı Ermenileri telaşa düşürmüş ve bu tutuklamayla birlikte Van’da isyan büyümüştür. İsyan kısa sürede Van’ın Gevaş ilçesine de sıçramıştır. İsyan eden Ermeniler Bitlis-Van ve Çatak arasındaki tek haberleşme vasıtası olan telgraf tellerini kesmişler, Çatak’ta hükümet binasını kuşatarak 2 kişiyi öldürmüşler, köylere, yoldan geçenlere ve askerî birliklere saldırarak katliama girişmişlerdir.

 

1915 yılı Mart ayı sonlarına gelindiğinde, özellikle Van vilayetinin birçok kazasında Ermeni isyanları artarak ve şiddetini artırarak yayıldı. Valiler bir yandan durumu kontrol altına almaya çalışırken, bir yandan da İstanbul’daki yetkililere bilgi aktarıyorlardı. Van Valisi, İçişleri Bakanlığına 20-21 Mart 1915 tarihinde gönderdiği bir yazıda:

“Vilayetin her tarafında akşama kadar çarpışmalar sürdü ve şimdi daha da şiddetlendi. Asilerin miktarının 2000’den fazla olduğu sanılıyor. İsyanı bastırmaya çalışıyoruz.’’ Demiştir.

 

Nisan 1915’e gelindiğinde sistemli Ermeni Ayaklanması şiddetini arttırarak devam ediyordu. 16 Nisan 1915’de, Van Seyyar Jandarma Komutanlığının raporuna göre Çatak kazası Ermenileri bölgedeki jandarma erlerine ve askeri karakollara saldırıya geçmişler ve askerlerin tek haberleşme vasıtası olan telgraf hatlarını kesmişlerdir. Bunların önlenmesi için güvenlik kıtalarından ve sabit jandarma erlerinden gerekli görülen yerlere askeri müfrezeler gönderilmiştir. Ancak Çatak kasabası yönüne giden askeri müfreze yolda Ermeni çetelerine rastlamış ve Ermeni çeteleri askeri müfrezeye saldırmıştır.

 

Hakkâri’de bulunan Van Seyyar Jandarma Tümen Komutanı Kâzım Bey, 18 Nisan 1915’de Çatak kazasındaki isyan hareketini şifreli bir telgrafla şu şekilde bildirmektedir:

“Vilayetin Çatak kazasında isyan eden Ermeniler, yollar üzerinde işgal etmiş oldukları bölgelerde, Çatak’a sevk edilen müfrezelerle çarpışmaktadır ki, henüz müfrezeler Çatak’a girememişlerdir. Çatak telgraf teli kesilmiş olduğundan kaza içinde, isyan olayının nasıl olduğu hakkında hükümetçe henüz bilgi elde edilememiştir. Van’da diğer merkezlerde sükûnet varsa da isyanın genişlemesi ve vilayet dâhilinde genel bir isyan halini alması, telgraf hatlarının tamamen kesilmesi muhtemeldir.”

 

Ermenilerin isyanı, tahmin edildiği gibi, hemen bir genel isyan halini almış ve 2 gün sonra da (20 Nisan 1915) Van vilayetinde Ermeniler hem askerlere hem halka saldırmaya öldürme ve yaralama olaylarına girişmeye başlamışlardır. Van valisi Cevdet Bey, 20 Nisan 1915 tarihli çok acele bir yazıyla, Van merkezdeki durumu 3. Ordu Komutanlığına bildirmiştir:

 

‘’ 1- İsyancılar kentin Ermeni mahalleri çevresindeki karakollarımıza ve (Müslüman) halkın evlerine ateş etmeye başladılar. Karşılık verilmekte ve savunulmaktadır.

2. Dün akşama kadar Atışlar köyü civarında meydana gelen çarpışmalar sonunda eşkıyadan epeyce bir kısmı öldürülmüş ve Atalan ile Peltensi köyleri ve etrafı kale ve siper gibi şeylerle pekiştirilmiş bir yer olan Akkilise Manastırı yıkılmış, tahrip olunmuştur.

 

3. Gevaş (telgraf) hattı onarıldı ve görüşme sağlandı.

 

4. Bugün Başkale-Havasor-MırmurtalReşat (bölgesi telgraf) telleri kesilmiştir. Bunun da onarımına girişildi.”

 

20 Nisan 1915’den sonra Van’daki isyan daha da şiddetlendi. Ermeniler Van kalesinin ele geçirilmesi için saldırılarını yoğunlaştırdılar. Çünkü 7 Nisan 1915 tarihinden itibaren planlı bir şekilde Van merkezini kuşatmaya başlayan Ermenilere karşı kendilerini savunabilmek için Van halkı ve merkezde bulunan Osmanlı askerleri Van’daki iç kaleye sığınmışlardı. Bunun üzerine Ermeniler Kale’ye yardım gelmesin diye, kalenin etrafını siperlerle çukurlarla, lağımlarla donatmışlar ve kendi bulundukları siperlerini de, Trabzon’dan saman balyaları içinde gizlice getirdikleri son model Rus silah ve bombalarıyla takviye etmişlerdi. 15 Nisan 1915’den itibaren Van çevresine gelen Ermenilerin sayıları 10.000’i aşmıştır. Yardım gelmemesinden cesaret alan Ermeniler Van kalesi dışındaki Türk mahallelerine saldırmış ve bütün yerleşim yerlerini yakmışlardır. Bir yandan da Van kalesine sistemli ve sürekli saldırılara başlamışlardır.

Van Valisi Cevdet Beyin 2300 kişilik bir kuvvetle sığındığı Van kalesini kuşatan Ermeni çete reisi Aram’ın emrindeki kuvvetlerin 30.000’den fazla olduğu tahmin ediliyordu. Bu durum karşısında Van şehrini çeviren kale surları ve Bağlar Mahallesi Ermenilerin eline geçti. Van’da yaşayan Türkler iç kaleye çekilmişlerdi. Şehirde çarpışmalar bütün şiddetiyle devam ediyordu. Ermeni isyancıların çok büyük bir kısmı asker olduğundan saldırıları planlı bir şekilde yürütüyorlardı. Van civarındaki bazı Ermeni mevzilerinde Rus bayrağı çekiliydi. Van’a ulaşan Türk yardımı yok gibiydi. Erzurum’dan gönderilen Erzurum ve Erzincan Seyyar Jandarma Taburları ve 2 dağ topu ancak 6 Mayıs 1915’de Van’a ulaşabilecekti. Ve bazı aşiret kuvvetleri.

 

Kaledeki halk ve kaleyi savunan askerlerin durumu gün geçtikçe kötüleşiyordu. Kalenin düşmesi ve kaledeki halkın Ermenilerin eline esir düşmesi halinde büyük katliamlar yaşanabilirdi. Kalede bir durum değerlendirmesi yapan Van Valisi Cevdet Bey, hiç değilse Van’daki halkı civar yerleşim yerlerine tehcire tabi tutmayı düşündüğünü bildirerek İç işleri Bakanlığına durumu bildiren ve izin talep eden bir yazı gönderdi. Van Valisi Cevdet Beyin endişeleri son derece yerindeydi. Van’daki halk tehcire tabi tutulsa da, gidemeyenler ve gitmek istemeyenler Ermenilerce akla hayale gelmeyecek şekilde işkence, zulüm ve katliamlara maruz kalmışlardır.

8 Mayıs 1915’de Ermeniler Van merkezine ve Van çevresine genel bir taarruza geçmişlerdi. Çevredeki Müslüman köylerden alevlerin yükseldiği Van’dan görülmekteydi.. Bunun üzerine, endişeleri daha da artan Vali Cevdet Bey Van’dan çıkma emri vererek Van halkını daha güvenli bölgelere naklettirmeye başladı. Nakil daha çok Van gölündeki gemilerle yapılıyordu. Bu olay sırasında 15-16 yaşlarında öğretmen okulu öğrencisi olan Muhammed Reşit Güleşer’in ifadesine göre, Van’dan çıkacak insanlar için Van gölünde 12 gemi ayrılmıştı. Bu 12 geminin 4’ünde Van’daki görevli hükümet memurları ve aileleri vardı. Tehcir daha çok Bitlis ve Diyarbakır yönüne yapılıyordu. 17 Mayısta, Van’daki Müslüman ahalinin birçoğu Van’ı boşaltmıştı. Yani Van halkı tehcire(zorunlu göç) uğramıştı.

 

Şimdi size soruyorum ilk tehcire Vanlılar mı uğramış yoksa Ermeniler mi?

 

Sanırım hepiniz Vanlılar diye haykırıyorsunuzdur şu an.

 

Gerçi bu konuda özeleştiri yapmamız gerçeğini de unutmamamız gerekir. Çünkü bu gerçekleri daha kendi halkımıza anlatamamış iken özellikle Diaspora olmak üzere birçok Ermeni Dünyadaki birçok ülkede kendi idealleri uğrunda algı oluşturmayı başarmışlardır(Veya Dünya öyle görmek istemiştir. Bu konuda takdir siz değerli okuyucularımızındır).

 

Bu kısa yorumu yaptıktan sonra tekrar konumuza dönelim. Aynı gün, Ermeniler, şehirde Müslümanların yoğun olarak oturduğu bölgeye girdiler. Van’ın bu bölgesini ateşe verip yaktılar ve şehrin kontrolünü ele geçirdiler. Birkaç gün sonra da, 20 Mayıs 1915’te Van’a Rus askerleri girdi ve Van’daki Ermenilerle birlikte hareket etmeye başladılar. Van resmen Ermeni destekli Rus birliklerinin kontrolüne girdi.

 

Aslında, daha Ruslar gelmeden önce, Türklerin Van’ı terk etmelerinden hemen sonra Ermeniler Van’da bir yönetim oluşturdular. Ermeni çetecilerden Aram Manukyan bu yönetimin başına geçmişti. Van’ın yeni yöneticisi olan Aram Manukyan, Rus birliklerinin başında Van’a giren General Nikoleyev’i şehirde karşılamış ve şehrin yöneticisi olarak şehrin anahtarını Generale vermişti. Bu olaydan iki gün sonra da(22Mayıs 1915) Rus Generali Nikoleyev, Van’da Ermenilerin ortaya koyduğu yeni oluşumu, Van Ermeni Vilayeti Hükümetini ve Aram’ı da bu yeni hükümetin Valisi olarak resmen tanıdı ve ilan etti.

 

Van işgali bütün Ermeniler arasında büyük sevinç yarattı. Sadece Anadolu’da isyan eden Ermeniler değil, dünyanın her yerindeki Ermeniler buna çok sevinmişlerdi. Aşağıda paylaşacağımız Rus gazetesi “Outroyouga de Rostow”un 142. Sayısında, Sévéryan imzası ile yayınlanan yazı buna bir örnektir:

 

“2 Nisan’dan beri, Aram’ın kumandası altında çarpışan Ermeniler isyan bayrağını açmışlardı. 30 günlük mücadele sonunda şehre hakim oldular.

 

Silah sesleri, bağrışmalar, yalvarmalar Iğdır’da bulunan Ruslara kadar ulaşıyordu. Vartan’ın yönetimindeki Ermeni gönüllüleri, Van’a, kardeşlerinin yardımına koşmak arzusuyla yanıyorlardı. Gönüllü Ermeniler bütün yorgunluklarını unutarak, yeni bir hamle ile Van’a ulaşmak için bütün engelleri aşmayı düşünüyorlardı. Abaya köyünden ayrılır ayrılmaz Bayri Kalesini ele geçirdiler. Van gölü görünmeye başlamıştı. Ne muhteşem manzara! Ne ilâhi görünüş! Güzel ovası ve kalesiyle Van, I. Haçlı Seferi sırasında Kudüs’ün alınmasını hatırlatıyordu.

Susmaya mahkum edilmiş çanlar (kilise çanları) uzun uykularından uyanıyorlar ve hep birlikte çalmaya başlıyorlardı. Tesadüf veya kader, bu uyanışın, Rus kartalının ilk defa kanatlarını Beznonianza (Van gölünün Ermenice adı) denizinin üzerine açtığı zamanla çakıştı. Çanların neşeli çınlamaları bütün ovayı kaplıyordu. Van’ı kuşatanlar artık teslim saatinin yaklaştığını görüyorlardı. Aram’ın cesareti ve ümidi herkesin kalbine aktarılmıştı ve herkes aynı inançla canlandığını hissediyordu.

Aram! bu isim şimdiden bir semboldü. Vatana ve millete ismini veren kutsal patrik de, böyle adlandırılıyordu. Çanlar durmadan çalıyor ve Osmanlılar bu çanların zafer anlamına geldiğini anlıyorlar ve sessizce ama çok aceleyle, kaçmaya çalışıyorlardı. Kaçışlarının ertesi günü Ermeniler şehre girdiler. Ermeniler kaleyi ele geçirdikten sonra, kaleye bayraklarını çektiler. İki gün neşe ve şenlik içinde geçti.

 

Varag kilisesinin çanları, Ermenistan’a (Van’a), o kadar çok kanla sulanmış bu topraklara Ermeni ve Rus ordularının girdiğini bildiriyordu. Bu iki milletin bayrakları yan yana görülünce büyük sevinç yaşandı. Herkes bütün kalbiyle, Rusya’nın ve onun şanlı ordusuyla birlikte, sadece Hıristiyan dinine bağlı olduğu için yüzyıllarca acı çeken ve şimdi zincirleri kırılan Ermenistan için Tanrı’ya dua ediyordu.

 

6 Mayıs Ermeni tarihinde unutulmaz bir gün olacak. Bu günden itibaren Van vilayeti, Türk Ermenistan’ı olarak değil, Ermenistan’ın bir bölgesi olarak anılmaya başlandı. ( Yukarıda kısaca değinmiş bulunduğum yazının tam metni için Cemalettin TAŞKIRAN’IN 1915 VAN İSYANI adlı makalesine bakabilirsiniz.)

 

Bu yazımızda Van’ımızın Ermeni işgaline uğramasının 103.yılına denk gelmesi hasebiyle 2.Van isyanına ayırdık. Okuduğumuz zaman herkesin hayretler içinde kaldığı tarihi gerçekleri görmek değişik duygular yaşamamızı sağlamaktadır. Yazımızın sonunda bu araştırmayı yaparken ilgimi çeken bazı noktaları sizinle paylaşarak sonlandırmak istiyorum.

 

Evvela dikkatinizi çektiyse Ermenilerin Van kentine yükledikleri anlam Kudüs ile eşdeğer.

 

Van bölgesinde Müslümanlarla yapmış oldukları mücadeleyi Haçlı seferi olarak görmekteler.

 

Yine 2.Van isyanının yöneticilerinden ve organizatörlerinden biri olan ‘’VARTAN’’ Ermeniler için Cennetlik isim olarak addediliyor. Sevgili okurlarım bu ismi bir yerden hatırlıyor musunuz?

 

Yaklaşık 20 sene öncesinde Van’da bir otel ismi desem. Ne dersiniz?

 

Adamların bugün bile ne kadar örgütlü çalıştığının tezahürü kabul edilebilir mi, ne dersiniz?

 

Yine geçenlerde bir okurumuz yazmıştı bende kendilerinden öğrendim. Yakın döneme kadar Van Milletvekili olan bir kişinin çocuğunun adı Aram imiş.

 

Aram Manukyan ismi tanıdık geldi mi size?

 

Ben söyleyeyim. Van işgalinin 1 numarası.

 

Sonuç olarak 1915 Van işgali kentin fiziki anlamda neredeyse tamamının yok olmasına neden oldu. On binlerce Müslüman Vanlı şehit oldu. Yüz binlerce Vanlı Müslüman muhacir oldu. Ama en önemlisi Van kenti her anlamda hafızasını kaybetti. Maalesef biz Vanlılar bugün yitik hafızamızı arıyoruz 103 yıl önce kaybettiğimiz.

 

Allah bir daha bu ülkeye bu kente böyle acılar yaşatmasın inşallah.

 

İyi okumalar, Kalınız Sağlıcakla!

 
Etiketler: Van'ın, İşgali, , 103, Yaşında,
Yorumlar
Haber Yazılımı