301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
25 Ekim 2013 - Cuma 08:36
 
Van Depreminin 2. Yıldönümüne Dair
Prof. Dr. Ahmet ÖZER
 
 

23 Ekim ve 9 Kasım 2011 tarihlerinde Van iki defa depremle sarsıldı. Birinci deprem Erciş merkezi başta olmak üzere Van merkez köylerini, ikinci deprem ise Van merkezini sarstı. Bunun üzerine büyük bir göç başladı Vandan. Depremin yaşattığı travma, sarsıntı, mevsim koşulları ve yeterince ilgi ve zamanında katkı olmayınca Vanlılar büyük bir perişanlıkla karşıkarşıya kaldılar.  Van depreminde 644 kişi hayatını kaybederken, yaklaşık 3 bin kişi yaralandı. Sonraki süreçte, binlerce vatandaşımız çadırlarda, çetin kış koşullarında yaşamaya çalışırken, bazı çadırlarda çıkan yangınlarda da insanlar hayatlarını kaybetti. Hamile kadınlar çocuklarını düşürdü, çocuklar ağır travmalar yaşadı. Bölgede eğitim-öğretim sistemi işlemez hale geldi. Esnaf perişan oldu, halkın alım gücü düştü.  Binlerce insan, başını sokacak sıcak bir yer bulamadığı için göç etmek zorunda kaldı. Burada önemli iki noktayı anti parentez olarak belirtelim: Vanlılar sürekli bir bölünme paranoyası pompalayanlara inat Muhabata, Duhoka, Erbile gitmedi, Mersine Adanaya İstanbula gitti. Bu da halkın bu ülkeyi bir bütün olarak vatan bellemesinin en önemli kanıtı. Yıllar önce Muradiye depreminin acısını üç kardeşini kaybederek yaşamış biri olarak üniversite başta olmak üzere kente bir çok yardım kampanyası düzenledik, Mersine gelenler için büyük çabalarla yer yurt sağlamaya çalıştık, bunu yaparken onların hissiyatını anlamaya ve empati yapmaya çalıştık.  İkncisi de, Vana yardımların yanında yardım niyetine taş, toprak göndererek kendince mesaj vermek isteyen, hatta bunu Tv’lerde açık açık dile getiren ırkçılara vakur duruşuyla ders verdi. Ancak aynı ilgi ve duyarlılığı devletten gördüğü söylenemez. Ayrıca bir çok ünlü kişi ve işadamnın televizyonlarda Vanlıların mağduriyetini kullanarak adeta piyar çalışması yapar gibi shov yapması,  verdiği sözde durmamasını, Onca sessiz sedasız yardım yapan erdemli insana karşı bir çok kişinin tv lerde açıkladığı yardımın arkasında duramamsını ise kabul edilemez buluyozuz.

Hükümet başından itibaren Van’da yaşanan trajediyi tam olarak görmedi ya da görmezden geldi, bölge bir afet bölgesi olmasına rağmen afet bölgesi ilan edilmedi. . Depremzedeleri siyasî hesapların kurbanı yapmak isteyenler bazı oyunlar oynadı. Kısa zamanda yapılan binlerce konut olumlu bir adımken, hala konteynerlerde yaşamını idame ettiren, başını sokacak bir yeri olmadığı için açlık gervlerine yatan depremzedelerin feryadını herkes duymalı, gerekli ilgi ve duyarlılığı göstermelidir. Halen konteynırlarda yaşam mücadelesi veren 200 aileye çağdaş yaşam alanı yaratmak yerine bu ailelerin barınaklarına göz dikilmesi doğru bir davranış ve tutum değildir. Hele hele burada kıt kanat yaşayanları boşaltmaya mecbur bırakmak için elektrik ve sularının kesilmesi hiç kabul edilemez. Sosyal alanlara müdahale edilmesi,  mescit, oyun parkı, etüt salonu gibi sosyal alanların kaldırılması sadece büyüklere değil küçüklerinde yaşam haklarına müdahaledir. Evet, güzel şeyler oldu, ancak bu yapılan çirkinlikleri kötü şeyleri görmezden gelmemizi gerektirmez.

Bizzat izlenen, basına yansıyan, açıklamalara konu olan bir kaç noktayı bu vesileyle hatırlayalım. Van’daki ikinci depremde 40 vatandaşımız hayatını kaybetti. Bu ikinci depremdeki ölümler tamamen ihmalkârlığın sonucunda meydana geldi. “Zira, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, ilk depremden sonra yaptığı açıklamada, bir deprem uzmanı edasıyla konuşmuş ve “Van artık deprem konusunda en güvenli şehirdir” demişti. Bu sözlere güvenen insanlar, ilk depremden sonra evlerine geri döndü. Gazeteciler, 9 Kasım günü kendilerine mezar olacak yerlere yerleşmekten  çekinmedi. Bayram Oteli’nin enkazı kaldırılırken, enkazın başına giden Beşir Atalay’a sesini duyurmak isteyen halka coplarla, gaz bombalarıyla müdahale edildi. Dönemin İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, soğuktan titreyen çadırdaki depremzedelerle alay edercesine, “Saray gibi yerlerde yaşıyorsunuz” dedi. Van Belediyesi’yle ilişkiler adeta askıya alındı. Van’ın sesi duyulmaz oldu.”

Bütün felaketler gibi bu felaketinde izleri daha önce Muradiye Çaldıran depreminde olduğu gibi zamanın teskin edici ruhuyla geçip gidecektir. Ancak yüreklere kazılan izler asla silinmez. Bu vesileyle tüm Van ve Erciş halkına tekrar geçmiş olsun dileğinde bulunuyorum. Başta kamu kurumları olmak üzere tüm vatandaşlarımızı bu konuda duyarlı ve dayanışmacı davranmaya davet ediyorum

 

 

 
Etiketler: Van, Depreminin, 2, Yıldönümüne, Dair
Yorumlar
Diğer Yazılar
23 Haziran'ın mesajı ve İmamoğlu'nun önlenemez yükselişi-2
İmamoğlu'nun önlenemez yükselişi
İki büyük mücadele ve tükeniş
Adayların ilk defa bir araya geleceği konusunda "doğru" bilinen yanlışlar
Beklenen TV buluşması ve İmamoğlu
Yerel seçimler ve belediyecilik
Giderem Van’a Doğru
Nereye doğru gidiyoruz?
AKP, Nereden Nereye?
Duhok'tan Van'a: İki toplantı
Toprak ve Biz
Referandum sonucu ne diyor bize?
Şair ve şiire dair
Türkiye'nin ihtiyacı ve gidilen yol
Fazlası olan bir varlık: İnsan
Sözün namusuna ve insan onuruna bağlı bir yazar: Yaşar Kemal (1)
Bir anayasa nasıl yapılmalı ve neler içermeli?
Irak Büyükelçisi ne dedi?
Bilmenin sorumluluğu
Zor tekeli ve meşruiyet meselesi
Kolombiya'da olan Türkiye'de neden olmasın?
1 Eylül: Barış Hemen Şimdi!
Açgözlülüğün bizi götürdüğü yer..!
Bir Darbenin Anatomisi
Yaşam Bir Çeşit Yüzleşmedir
Kentsel gelişmede yeni yaklaşımlar, yeni kavramlar ve yeni modeller
Nasıl Kandırılıyoruz? Yalanlar ve Gerçekler
Bomba!? -I-
AKP iktidari ülkeyi nereye götürüyor?
Kadına ve yaşama dair esintiler
Hukukun üstünlüğü mü, Üstünlerin hukuku mu?
Güven bunalımının yarattığı tahribatlar
Suriye Savaşı Türkiye İçin Bir Bataklıktır
Tek Adamlık Nedir; Nasıl Bir Şeydir; Nasıl İşler?
Yönetimde Tekçilik ve Meşruluk Meselesi
Bilim Adamının Namusu ve Siyasilerin Tutumu
Kongreye girerken CHP ve değişim
İktidarın ölüm şehveti ve kötü gidişat
Ayrılma veya birlikte yaşama iradesi
Cevap bekleyen sorular ve cinnet hali
Şiddet sarmalı büyüyor
Tahir Elçiyi öldürmek..!
Üniversitelerimizin içinde bulundukları durum ve YÖK
Seçimin kaderi ne olacak?
Bomba!
Sancar, ödül ve Türkiye'de bilim
Kürt Sorunu, CHP ve Değişim
Bir Yol Olmalı…
Barış Hemen Şimdi!
Türkiye'nin İhtiyacı Olan Savaş Değil Barıştır
Savaşı kim başlattı, barışı kim getirecek?
Ateşle oynamak ve yeni süreç
Acil sorunlar ve koalisyona dair
Geçici iktidarın yeni atraksiyonları neye gebe?
Ateş çemberindeki Türkiye
"Kerejdağdan kafkaslara köklere doğru yolculuk"
Barış sürecindeki kaygı ve kuşkular artıyor
21. YY Adına Utanç Verici Bir Tablo
Ezidilere Yapılan Zülüm Durdurulmalı
Kolalisyon seçenekleri ve seçmenin mesajı
HDP'ye bu seçimde yeni verilen oylar nereden geldi?
Seçim sonuçlarının ilk analizi
Erdoğan’ın söylemi, Arınç’ın itirazı ve Çözüm Süreci
Başkanlık Sistemi Ve Türkiye Gerçeği
Yolsuzluk, Sistem ve Siyaset
Cumhuriyet ve İhsanı Şahane
Turancı Ülkülerle Yeni Bir Cumhuriyet Kurmak
Çözüm süreci bu kez oyalamayı kaldıramaz
Temiz Toplum İçin Temiz Siyaset Gerekir
Akp, Çözüm ve Kobani
Türkiye’nin Suriye Politikası ve Kobani
Kongreye Giderken AKP ve CHP
Yeni Türkiye, nasıl ve nereye?
Irkçılık hastalığının panzehiri gerçek bir demokrasidir
Işid nasıl bu konuma geldi?
AKP kucaklayıcı değil dışlayıcı
Soma katliamının sorumluları hesap vermeli
Yerel seçim sonuçlarının "kürt sorunu ve olası çözümü" üzerindeki etkileri
Güç zehirlenmesinin sınırları ve sonu
Siyaset sorunun bir parçası haline gelmiş
Otokratik Siyaset Anlayışının Yolaçtığı Yönetim Krizi
ERDOĞAN GİDİCİ Mİ?
İki yanlışa da hayır
Yolsuzluk Ekonomisi, Sistem ve Siyaset
Cemaat- Akp kavgasındaki ikinci perdenin anlamı
Erdoğan- Barzani Buluşmasının Şifreleri
DEMOKRATİKLEŞME PAKETİ VE AÇILIM SÜRECİ
Dağ fare mi doğurdu?
KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNE TARİHİ PERSPEKTİFTEN BAKIŞ - I
AKP bu kez baltayı dizine vurdu
Yeni Anayasanın Marifeti Ne Olmalı Ve Nasıl Olmalı?
Demokrasi Ve Barış Konferansı
Öcalan'la Görüşmenin Kodları
Haber Yazılımı