Yazı Detayı
24 Ağustos 2013 - Cumartesi 18:03
 
YYÜ üzerine düşüncelerimiz (4)
Ali LALECİ
 
 

1982 yılında fiilen şehrimizde eğitim ve öğretime başlayan Yüzüncü Yıl Üniversitesi, 1993 yılına kadar bünyesinde TIP fakültesi olmadan eğitimini sürdürdü. Ancak realite şu ki, tıp fakülteleri üniversitelerin gelişmesinde önemli ölçüde lokomotif görevi görmektedir. Zira bu fakülteye malik (sahip) bulunmayan üniversitelerde gelişme hem zor, hem de ağır seyretmektedir. Bizler, yani üniversite yaptırma derneği mensupları bunu hissediyorduk. Derhal bu fakültenin açılması için harekete geçildi. İlgili makamlarla temaslar, konu ile ilgili toplantılar, özellikle mahalli basında olayı halka mal etmek için haber ve yazılar yazılması. (Bu konuda bu naçiz hemşehriniz de müteaddit yazılarla kamuoyunu bilgilendirmişti.) 
1983 yılı seçimlerinde merhum Turgut Özal liderliğindeki '' ANAVATAN PARTİSİ'' büyük çoğunlukla tek başına iktidara gelmişti. 5 yılda bir yapılan milletvekili genel seçimlerinde ikinci kez tek başına iktidara gelen Anavatan Partisi, Kenan Evren' in yedi yıllık cumhurbaşkanlığı süresi sona erince Başbakan Turgut Özal Türkiye' nin 8. Cumhurbaşkanlığına seçildi. Bu arada ANAVATAN Partisi Van İl Başkanı Fetullah GÜLTEPE idi. Gerek şahsen gerekse bazı arkadaşlarımızla kendisini ziyaret ederek, üniversitenin tıp fakültesine kavuşması için yardımlarını istedik. Sağ olsunlar kendileri de bu konunun derhal gerçekleşmesinin hem üniversite için, hem Van için, hem de bölge için büyük bir fayda sağlayacağını vurguladılar. Bu konuda derhal harekete geçildi ve İl Başkanı Fetullah GÜLTEPE kardeşimizin başkanlığında bir heyet teşkil edildi. Bu heyette acizane bendeniz de vardı. Ayrıca Cildiye Mütehassısı Dr. Mevlüt GÜZELOĞLU, rahmetli Cafer AKKÖPRÜLÜ, Mustafa SOLMAZ,  yeğeni Fahri SOLMAZ, Yol İş şube Başkanı Muhittin AKTUĞ ve daha ismini hatırlayamadığım bazı hemşerilerimizden oluşan yaklaşık on beş kişilik bir heyet oluşturuldu.
Cumhurbaşkanı merhum Özal' dan randevuyu İl başkanı Fetullah GÜLTEPE almışlardı. Zannediyorum, 1992 yılı sonları idi Ankara' ya uçtuk. Hatta Maltepe deki İç Kale otelinde heyet için yer ayrılmıştı. Günlerden pazartesi idi. Salı günü yani gittiğimizin ikinci gününde  (Salı günü)  sabah saat 11:00' da  rahmetli Özal bizleri kabul ettiler.  TBMM nin  eski senato salonunda  yapılan kabulde, Özal; " Vanlılar sizin nikahınız turizme kıyılmış. Gelin size turizm konusunda bol kredi sağlayalım da kalkınmanızı gerçekleştiriniz."  dediler. Bizler ise, Sayın Cumhurbaşkanımız, turizm bizim zaten hakkı müktesebimizdir. Yani Allahın bize bahşettiği bir nimettir. Ama Tıp Fakültesini de sizin bahşetmenizi istiyoruz diye ısrarımızı sürdürünce, Rahmetli Özal, Yani ille de Tıp Fakültesi diyorsunuz? Biz de evet dedik. Öyleyse verdim gitti diye çok babacan ve esprili bir cevapla Üniversitemizin Tıp Fakültesine kavuşmamızı sağladılar. Kendilerini rahmet ve minnetle anıyorum.  
Değerli okurlarım ve hemşehrilerim, üzülerek belirtmeliyim ki, o dönemde yine tek başına iktidarda bulunan ve Van dan beş milletvekili ile mecliste temsil edilen milletvekillerinden  maalesef bir teki dahi bizimle sayın Cumhurbaşkanını ziyarete gelmediler. Fetullah GÜLTEPE İl Başkanı olarak bu milletvekilleriyle otelde tek tek görüştü ama maalesef hiç biri nedense bizlerle birlikte olmadılar. İşte bu durumda biz Vanlıların eksikliğimiz veya ilgisizliğimiz. Artık siz nasıl değerlendirirseniz değerlendirin. Aynı gün akşam Anavatan partisi Merkez binasında Başbakan sayın Yıldırım AKBULUT' u ziyarete gittik. Ancak orada da milletvekillerimizden hiç biri yoktu.  Fakat üzülerek belirtmeliyim ki, Erzurum dan gelen heyette  Erzurum Milletvekilleri muhalif muvafık hepsi oradaydı. İşte Van'ın talihsizliklerinden biride maalesef bu hasletlerimiz oluyordu. Ben sen mücadelesi, ben yaptım, sen yaptın münakaşaları. Aslında Üniversitenin Erzurum'a gidişinin de altında bu gerçek yatmaktadır. Neyse geçmişi fazla kurcalamanın kimseye bir faydası yoktur. Biz geleceğimize bakalım. Bu gün 30 yaşını doldurmuş olan üniversitemiz aralarında Tıp fakültesinin de bulunduğu dokuz fakülte, üç enstitü, 13 yüksekokul ve 12 uygulama ve araştırma merkezi ile eğitim ve öğretimine devam etmektedir.
Şimdi de adının başına Van kelimesinin getirilmesi konusundaki çalışmalara şahit oluyoruz. Rektörlük bu konuda gerekli girişimleri yapmak üzere faaliyete geçtiği duyumlarını almaktayım. Bence de isabetli olur diyorum. Yine de hayırlısı olsun.
Son olarak konuyu şöyle bağlamak istiyorum. Evvela yazım münderecatında eksikliklerim varsa, bunun içinde kasıt olmadığı hususunu özellikle belirtmek isterim. Keza bu hizmette bulunup ta, isimlerini hatırlayamadığım için bu yazımın içinde yer almayan hemşerilerimden özür dilerim. Çünkü aradan 30 yıl gibi uzun bir süre geçmiştir. Unutmuş olabilirim. Bağışlasınlar. Asla bir art niyet söz konusu değildir. Olamazda. Aslında benim böyle bir yazıyı kaleme almamdaki tek gaye Van da kurulması gerçekleştirilen üniversite ile ilgili yapılan çalışmalar la gelecek kuşakları da bilgilendirmektir. Yani bu üniversite öyle kolay olarak şehrimize gelmemiştir. Bunda emeği geçen herkesi gelecek nesiller en azından rahmetle anmalılar. Gelecekte üniversite yada Van ile ilgili yeni bir yıllık veya tarihçe hazırlanması ihtiyacı duyulursa bir nebze de olsa o çalışmalara bir katkı sağlamayı düşündüm. Eğer bunda da az bir emeğim geçerse kendimi bahtiyar sayarım.
Bu vesileyle bir hususun daha altını çizmek isterim. O da şu. Memleketimizde üniversitenin nüvesini teşkil eden Van Eğitim Enstitüsünü hizmete açan ilk müdür olarak kıvançlıyım. Bu okul sonradan Eğitim Fakültesine dönüştürülerek bu gün hala hizmetini sürdürmektedir. Verdiğim bu hizmetlerimle eğitim sahasında kazandırılan her gelişmenin içinde umarım ki, üniversitenin kurulması sırasında hizmeti geçen bütün resmi yada özel her kişi ve kuruluşun şükranla anılacağı inancını taşımaktayım.
Tüm okurlarıma ve hemşerilerime sağlık dolu günler dileklerimle……  

 
Etiketler: YYÜ, üzerine, düşüncelerimiz, (4)
Yorumlar
Haber Yazılımı