Ey millet!.. Nasıl bir akıl, nasıl bir yarış?

Kişisel olarak bir konseri, bir sinema filmini izlediğinizde buradaki güzel müzik nağmelerini kulağınızla duyup, bir doyum yaşamayı kim istemez?

Kişisel olarak  bir konseri, bir sinema filmini izlediğinizde; buradaki güzel müzik nağmelerini kulağınızla duyup, bir doyum yaşamayı kim istemez?

 

Her insan böyle durumu/manzarayı özler ve yaşamak için sanatsal etkinlikleri bunun için izler.

 

Ama ne yaparsınız ki, kulağınız doğuştan arızalıysa; ya da daha sonra, yaşamınızdaki olaylardan kaynaklanan nedenlerden ötürü duymuyor  iseniz üzülmekten başka elinizden ne gelir ki?

 

Olaylar arasında işinize gelmeyeni de, geleni de görürsünüz, ama aynı kişi olarak duyma/işitme noksanlığınızı/eksikliğinizi yaşar gidersiniz bu dünyada...

 

Ama...

 

Beyinsel duymazlık/algısızlıktır en kötüsü yaşamın...

 

Duyarak, doğruyu arayıp bularak yaşamak, her çağda olduğu gibi bugün de onurlu bir görev herkese...

 

Duyarlı olmamak geri kalmış toplumların hastalığı olmaya devam ediyor ne yazık ki bu çağda da...

 

Çare olarak burada; ülkesel ve toplumsal birliğin/bütünlüğün önceliği yanında; duyarlılığının da egemen olması, bu olguyu herkesin kutsal bilip önemsemesi gerekiyor öncelikle...

 

Konser izlerken duyulan sesin özündeki nota uyumunun; benliğimizde yarattığı hoşluğu, doyumu;  toplumsal olarak bir büyük heyecanla birlikte  yaşamak gibi..

 

Birlikte yaşarken, birlikteliği yoğunlaştırarak yaşamaktır önemli olan...

 

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Bakmadan Geçme