Ey sevdiğim sana bir şikayetim var

Yukarıdaki sitem dolu sözcükler bana ait değil. Halk müziğimizin büyük ustası merhum Muhlis Akarsu'nun sazı sözüyle icra ettiği en çok dinlenen, en sevilen ve her daim güncelliğini koruyan ünlü türküsünün adıdır. Usta sanatçımız türküsünde sevdiğine yada sevdiklerine sitemi olanların duygularına naif sözlerle tercüman olmuş.

Yukarıdaki sitem dolu sözcükler bana ait değil. Halk müziğimizin büyük ustası merhum Muhlis Akarsu'nun sazı sözüyle icra ettiği en çok dinlenen, en sevilen ve her daim güncelliğini koruyan ünlü türküsünün adıdır. Usta sanatçımız türküsünde sevdiğine yada sevdiklerine sitemi olanların duygularına naif sözlerle tercüman olmuş.

 

Akarsu türküsünün ilk mısralarında şöyle diyor:

 

Ey sevdiğim sana şikâyetim var/ Ne sevdiğin belli ne sevmediğin

 

Ben de bir insanım bir de canım var/Ne sevdiğin belli ne sevmediğin…

 

Usulca, kırmadan incitmeden "Ey sevdiğim sana bir şikâyetim var" diye seslenen Vanlı gönül dostlarımız var. 

 

Biz onları dinledik, siz okuyun.

 

Van türkülerinin geleneksel giysilerimiz içinde söylendiği Urfa sıra gecesinin Van versiyonu olan Van oturma gecesi ekibinin yöneticisi, şair, ressam dostlarımızla geçenlerde sohbet ederken konu döndü dolandı Van'da sanata, kültüre verilen desteğe ve değere geldi. Dostlarımızın tamamı Van'ın kendi evladına, değerlerine sahip çıkmadığını, önem vermediğini ifade ederek ortak sitemlerini dile getirdiler.

 

Dostlarımız dediler ki; "Van'da emek vererek kitap yazanın kitabı basılmıyor. Kitabı çıkan yazarın kitabının satılması için destek olunmuyor. Yazar, şair, mahalli sanatçıların memlekete birçoğu işsiz. Etkinlikler düzenlendiğinde Van'ın evladına bu kente gönül verenlere ikinci sınıf insan muamelesi yapılıyor. İl dışından büyük paralarla getirilen, ama dinleyicisi olmayan bir yığın adama verilen destek, gösterilen ilgi Van'ın öz evladına nedense gösterilmiyor. Van'da kültür sanat alanında yerel değerleri, çabaları  destekleyen kurumsal bir anlayış nedense yok. Böyle olunca yazarlar, şairler, mahalli sanatçılar, ressamlar, yerel araştırmacılar gönül kırıklığıyla köşelerine çekiliyorlar. Hevesleri kırılıyor. Bu şehrin sevdalıları kendi şehirlerinde neden garipler? Neden hakkettikleri ilgiyi görmüyorlar. Urfa'da turizme katkı sunan sahiplenen 30 sıra gecesi ekibi var."

 

Sitemlerini, söylediklerini dinledikten sonra "Marifet iltifata tabidir", "Ne verirsen elinle o gelir seninle" dedim.

 

Sözlerimin devamında haklı olduklarını belirterek, "Kendi yeteneklerinizi destekler ve sahip çıkarsanız şehriniz kültür sanat şehri olur kent kimlik kazanır. Desteklemezseniz kaynakları çar çur ederek günü kurtarır gönülleri hoş ederseniz geride sadece dedikodu kaybolan zaman ve kaynak kalır. Gaziantep, Samsun, Kayseri,  Şanlıurfa  gibi marka şehirler var. Bu şehirlerin geleceğe dönük akılcı, ayakları yere basan kenti kucaklayan yerel politikaları, planları, projeleri var. Bu şehirler dağdaki otlarına da, yemeklerine de, şehrin mahalli sanatçılarına da şairlerine de kilim dokuyan emektarlarına da, köyde kaval çalan güzel insanlarına da sahip çıkıyorlar. Van'da kültür sanat anlayışı sorunları ve beklentileriyle birlikte masaya yatırılması tartışılması gerekiyor. İhtiyaç olduğunda gel ihtiyaç olmadığında kenara git. Sen bu kentin evladısın sana emeğin karşılığında para ödemeye gerek yok anlayışıyla bu işler yürümez. Kentin kimliğinde bu insanların yeri mutlaka olmalı"  diyerek görüşlerimi paylaştım.

 

Destek, ilgi görmemek sadece yerel sanat ve kültür adamlarımızla sınırlı değil. Bakmayın sineye çektiğine. Yerel basında sitem doludur. Dışarıdan gelen bilmedikleri, okumadıkları bir derginin sarı saçlı ne olduğu belli olmayan temsilcisine kabarık bedel karşılığı reklam verenler, abone olanlar bu toprağın sesi olan yerel gazetelere, dergilere bırakın reklam vermeyi abone dahi olmazlar. Dönerler yerel esnafı tercih edin derler. O nedenle sakın kırılmayın, küsmeyin, bu yaklaşım yalnızca size yönelik bir durum değil bu kentin düzletilmesi gereken yanlışıdır dedim.

 

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Bakmadan Geçme