Ülkemiz bir deprem bölgesidir. Son yıllarda 4 ve 5 şiddetinde depremlere sık sık tanık olmaya başladık. 21 Haziran günü Bursa ‘da Kestel'e bağlı Dudaklı, Narlıdere, Aksu ve Kayacık mahallelerinde etkili olan kuvvetli sağanak, sele yol açtı. Evleri su bastı, araçlar sürüklendi, insanlar sele kapılarak yaşamlarını yitirdi. Taşkınlar can ve mal kaybına neden oldu. Tüm ülke bu haberle sarsıldı. Binaların dere yataklarına yapılmasının nasıl büyük felaketlere, can ve mal kayıplarına neden olduğuna üzülerek tanık oluyoruz. Tüm bu olumsuzluklar aklımıza, ister istemez insan odaklı yaşanabilir kimlikli şehirleri getiriyor.
Ülkemizde yakın zamanda şehircilik bilincini artırmak üzere çalışmalar başlatıldı. Şehircilik ve Çevre Bakanlığı’nın yanı sıra bazı dernekler, STK lar bu işi ciddiye alarak yeni çalışmalara yöneliyorlar. Türkiye'de kimlikli özgün şehirlerin oluşmasına ve uluslararası arenada tanınmasına katkı sunmak amacıyla çalışmalar yapan Uluslararası Altın Kentler Derneği bunlardan bir tanesidir. Derneğin başkanı Cenap Tuncer’i ve dernek çalışmalarını Van’da katıldığım bir programda tanıdım. Derneğin asıl amacının ticari kaygı ve kar amacı gütmeden kentin gelişmesine ivme kazandıran projeler hazırlamak. Hazırlanan projeleri ve uygulayıcıları desteklemek, örnek göstermek, bu konuda sempozyumlar, paneller düzenleyerek toplum bilincini oluşturmada etkin çalışmalar yapmak olduğunu gördüm. İlgimi çeken bu konu üzerinde kendisinden aldığım bilgiler ışığında kimlikli şehirlerin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha kavradım.