EY GÜZELLER GÜZELİ!
ADNAN ÖZKAN
Gül bile sana aşık, kaldı ki bülbüllerin
Sen ki âlemler şahı, sultanı gönüllerin
Ayı, güneş, yıldızı, âlemler sana hayran
İnsi, cini, gökteki melekler sana hayran…
Sana müştak gönüller, ey güzeller güzeli
Sana binlerce selam Allah’ın rahmet seli…
İnsanlığın ziyası, bin asırlık nurundan
Tüm varlığa faydası, son nebi olduğundan
Yerde, gökte ne varsa Muhammed (sav) diye inler
Beş vakit sâdalarda çağırır müezzinler…
Sana müştak gönüller, ey güzeller güzeli
Sana binlerce selam Allah’ın rahmet seli…
Kudretiyle halk etmiş, nurundan Allah seni
Cennetle müjdelemiş sana gönül vereni
Rahmetle yad ederken ashabını, alini
Tarif etmek mümkün mü o nurdan cemalini
Sana müştak gönüller, ey güzeller güzeli
Sana binlerce selam Allah’ın rahmet seli…
Sen ki Hakkın habibi, hatemül enbiyasın
Karanlık gönülleri aydınlatan ziyasın
Sana umut bağlayan gönüllere safasın
İki cihan serveri , Muhammed Mustafasın
Sana müştak gönüller, ey güzeller güzeli
Sana binlerce selam Allah’ın rahmet seli…
Senden uzak gönüller zifiridir, karadır
Yoluna girmeyenin varlıkları nar’adır
Nurunun her zerresi çıradır karanlığa
Varlığının sebebi rahmettir insanlığa
Sana müştak gönüller, ey güzeller güzeli
Sana binlerce selam Allah’ın rahmet seli…
AHRAZ BİR DİL İLE ÖZLÜYORUM
SEMA ERGÜL
Seni ıslatan yağmurları öpüyorum
Uzaklardan kokunu getiren
rüzgarı sarıyorum
Güneşi arka bahçeye asıyor,
umut çiçekleri topluyorum..
Sokağındaki ayak izlerini arıyor gözlerim
Nefes almak ağır geliyor yokluğunda
Ankara, İstanbul üstüme düşüyor bir bir
Üç günlük dünyadan geçiyor gönlüm...
Senli günlere sensiz türküler yakıyorum
Kıymetini bilmediğim o zamanlara
Arsızca feveran ediyorum..
Demem o ki;
Ahraz bir dille özlüyorum seni...
ARKA SOKAKLAR
SERPİL HAZIR
Bağrına vursa,
şehit ana çığlığı
Dizini dövse,
kadın, erkek ayrılığı
Sokak köşeleri, bir sokum ekmeksizlik,
yastık döşeksizlik
Kaygı dumanlı......
Gören olacak mı ?
Memleketin arka sokaklarını
Önde giden darphane aboneleri
Bilmezler metruk ocakta yananı, pişeni
Hastalıklardan kol, bacak serum şeritli
Çekip ,aldığı nefes
dert mi, kasvet mi
Memleketin arka sokakları seyirlik mi.
Küheylan kesiliyor hâlden bilmeyeni
Can acıtıyor,her elde boru sesi
Hakkın gördüğüne,
kul nasıl teğet geçer ki
Şakaklar atıyor, sabıra barikat çekili
Memleketin arka sokakları,
sabunsuzda temiz içleri
Anlayışın yoğurulmuyor hamuru.
Maruziyet dese, kesiliyor soluğu
Kabirler değildir sadece ziyaret yolu,elbet gövde yıkılacak,
Herkesin olacak iki metrelik kuyusu
Memleketin arka sokakları,
mahşerde vefaya helallık
Korosu.....
ANDIM YİNE SENİ EN DERİNDEN
SABAHAT EREN
Kalbim yine yorgun seni andım derinden
Yine geçtim yürüdüğümüz gül bahçelerinden
Huzura kavuşur mu senden kalan emellerinden
Andım yine seni en derinden
Gün ışığı vurur penceremin korkuluklarına
Öten bülbül kavuşur gülün dallarına
Bahçem yeşerir yeniden kalan anılarınla
Gözyaşım huzura kavuşur anılarınla
Baktım mevsim bahardan hazana dönmüş
Sevda bahçeleri sararıp solmuş
Akan gözyaşım huzura kavuşmuş
Dün yine andım da seni huzura kavuştum.
Kendi kalemimden
EVE DÖNER İNSAN HEP
ŞÜKRULLAH YAVUZER
Canımdan kaç can gitti saymadım o gece. Kendimin en kıyısında ve kendimin en ücrasında gaseyanlarımın çaresizliğiyle koştum. Kendimden kaçtım, bendeki senden,göğüs kafesimin içindeki o mezarlıktan kaçtım. Dizlerimin üzerine çöktüm sonra. Yol bitti. Yol bitince eve döner insan hep
Birisinin hüngür hüngür ağlayarak kurduğu bir cümlenin, hiç kimsenin gönlüne değmemesi kadar canım yandı o gece. Sonra, gırtlağımda yüklemi olmayan bir cümle ile eve döndüm. İnsan aptal olduğunu öğrenince eve döner hep.
Ciğerlerimi tükürdüm bilmediğim bir şehrin hiç bilmediğim bir caddesinin kaldırımında o gece. Teselli etmek için uzanan her eli itekleyip senin boşluğuna sarıldım. Yanılgılarımı ve yenilgilerimi koydum yanıma. En güzel sana yenildim ben. İlk yenildiği yerden eve döner insan hep.
Celladıma, omuzundaki gülün hatrına gülümsemenin ne demek olduğunu öğrendim o gece. Beni, bir çok kere vurdular çok kez düştüm, ama beni düşüren şeyin senin çelmen oluşunu hazmedemedim. Gırtlağımdaki o cümleyi yuttum. Anlaşılmadığını gördüğü yerin kıyısından eve döner insan hep.
Etimi kemiğimden söküp, canımı yaktım, tarumar ettim, attım seni içimden o gece. Ertesi sabah, dışarı çıktım. Sokak köpeklerini sevdim, çiçekleri kokladım, demli bir çay içtim. Her şey yerli yerindeydi, ben evimde değildim. Hayat yeterince ince davrandığında, eve döner insan hep.
En kuytularımdan vuruldum, cinnetlerimi ve cinayetlerimi kustum sokaklara o gece. Ayaklarımda milyonlarca yıldır yürünmemiş yolla, sana gelmiştim. Kapı dışarı ettin beni. Seni öldürdüm zihnimde acımadan. En güzel sen yaktın canımı. Canının yandığı ilk yerden, eve döner insan hep.
Üzerimdeki beyaz gömleğin kan revan olduğunu gördüm o gece. Zihnimde kaç kere vurdum seni, kaç kere öldürdüm kaç kere diriltip kaç kere sevdim hatırlamadan korkuyu zapt ettim. Gamzelerin ve sen, göğsümde yedi bıçak ve sonsuz sızı. Umudunu kestiği ilk yerden, eve döner insan hep.
Kapısında yıllarca beklediğim evden geriye dönerken, bir başkasının kapıyı ilk çaldığı anda eve girişini görmüş kadar canım yandı o gece. Sonra bir patikada kendimi bulup, düzlükte tekrar kaybettim. Birçok kere veda ettim, gidemedim. İstenmediği ilk yerden, eve dönmeli insan hep
En babasız evlerin, yetim kalmış odalarında çiçekler büyütmüş kadınlar kadar canım yandı o gece. Kaburgalarıma saplanmış en paslı hançerleri söküp, geceye yürüdüm korkusuz. Ellerinin beyazlığını aradım kuytularda, yoktu. Tutacak bir el bulamadığı ilk yerden, eve döner insan hep.
Aynalar yolumu kesti o gece kaçtım, kurtulamadım. Gölgem gibi benimleydin. Ben seni unutup unutup tekrar hatırladım her seferinde ve bu en güzel mağlubiyetim oldu. Bir sabah yastığımda bir tutam saçın vardı, kimseye anlatamadım. Konuşacak kimse kalmadığında, eve döner insan hep.
Bir çocuğun, herkesin salıncakta sallandığı yerde, mendil satması kadar canım yandı o gece. Sonra göğsüme, kınına hayran kaldığım bir hançeri saplayıp tam yedi kere çevirdim. Herkes gitti, sen kaldın. Ben yoktum orda, sen vardın o gece. Bir acıyı ev bilince, eve döner insan hep.
Göğsümü yumrukladım defalarca yutkunmak, ağlamak için, ağlayamadım o gece. Ben, senin yokuşlarında son sürat sana doğru koşarken vuruldum, adım dahi atmadın, dönüp bir kere bakmadın. Bir çiçek, cehennemde de çiçekti, darılmadım. Kendini suçladığı ilk yerden, eve döner insan hep.
Dünya bir ağrıydı göğsümde, göğsümü kanattım o gece. Sabahlara kadar, ağladım. Bilmediğim şehirlerin sokağında öksüz kaldım. Kaçtım, kaçtıkça yakalandım kendime. Herkes vardı sen yoktun, babam beni terk etti sen yoktun, annem öldü sen yoktun. Kimsesiz kalınca eve döner insan hep.
Kalbimin en boş odalarında kimsesizliğimden vuruluşumun köşebaşında, soluğum kesildi o gece. Nefes alamayınca eve döner insan hep.
MERHAMET
NECLA ARPA GÜLAÇAR
Kadına şiddetin her türlüsü kabul edilemez. Fakat en kötü şiddet türü duygusal sömürüdür. Kadını hakir görüp onun herşeyine sahip olduğunu iddia etmek. Yaşama sevincini elinden almak. Öz benliğini yok etmeye çalışmak. Erkeğin rahat yaşaması için yaratıldığını düşünüp kadına bu zihniyette davranmak. Günahta ve sevapta kadın- erkek eşitse yaşamın her alanında da eşittir anlamına gelir. Geldiğimiz noktada sömürü düzenleri kadınların hassas duygularını kullanmaktadır. Kadını başkaldırılar ile çoğu zaman yanlış mecralara çekmektedir. Ataerkil bir toplumun kaldıramayacağı bu hak arayışı ne yazıkki şiddeti tırmandırmaktan başka bir işe yaramadı. Niyet iyi olmayınca hedefe ulaşmakta mümkün olamıyor. Sağa sola savruluyor, yuvalar yıkılıyor en kötüsü masum çocuklar zarar görüyor. İnsan kalmak bu kadar mı zorlaştı?
Seyrettiklerimiz, okuduklarımız, tükettiklerimiz, boşa harcanan vakitlerimiz velhasılı sekülerleştikçe zalimleşiyoruz. Vicdan diye bir duygumuz kalmıyor. Biribirimize karşı gerçekten çok zalimiz. Namaz kılan Hz. Muhammedin(s) adını dilinden düşürmeyenler bile onun bariz yönünü (yumuşak huyluluğunu) örneklenderimiyor ne yazıkki...
Merhameti olmayan bir çağda yaşıyoruz. Merhamet eksikliği yüzünden erkek kadın demeden biribirimize zulmediyoruz. Farkında olmadan nice hakları gasb ediyoruz. Bir insanın yaşama sevincini elinden almak onu öldürmek ile eş değerdir. Hiç bir kadın, çocuk, erkek böyle bir merhametsizlikle yüzleşmemeli. Etrafındaki insanlardan tebessümünü esigiyorsan bu gasp edilmiş bir haktır. Bir insanın sınırları zorlanmamalı beden, duygu, düşünce aidiyeti çiğnenmemeli... Bu aidiyetler çiğnendiği için şiddet, nefret, cinayetler tırmanıyor. Hiç bir sorun çözümsüzlük sonuçlarıyla haledilemez.
İnsanı yeniden inşa etmek gerekiyor kadın, erkek, çocuk ayırt etmeksizin. Gelin hep beraber biribirimize karşı merhametli olmayı öğrenelim öğretelim. Öğrendikçe göreceğiz ki kapitalist, sekülerist sistemler bizden ümidini kesecek yakamızdan elini çekecektir. İşini başkasına bırakmadan herkes etrafından başlamalı her canlıya ihtiyacı mahiyetinde merhamet etmeli. Bir köpeğe su vererek eziyet etmeyerek merhamet edilir. Bir insana ise hakkını gasp etmeyerek merhamet edilir.
Tebrik ederim.
Tebrik ederim.