Uyyy!.. Cısss!..

Karikatürist- Yazar Hikmet Aksoy'un hazırladığı 'Vansesi Mizah Sayfası' bundan böyle her Cumartesi günleri siz değerli okuyucularımızla buluşuyor.

Hazırlayan: Hikmet Aksoy

Seçim..Seçim!..

Nerede geçim!

Seçim dönemi ya, adaylar her gün tozpembe vaatlerde seçmen yurttaşlara meramlarını anlatıyorlar.

Yani, "-Oyunuzu bizim partiye ver!" diye yalvarıyorlar. Yalvarıyor dedimse, yanlış anlaşılmasın, propaganda mitingleri düzenleyip seçmene güven duygusu aşılıyorlar. Tabii ki, ondan sonra gelsin oylar...

Oylar elbette bir değirmenin, pardon partinin karkanağına/kanalına bağlanacak da seçmenin halini-hatırını soran yok.

Oy da oy!..

Tamam, seçmen oyunu verecek de, şu şu ağız siyasal kavgası ne zaman bitecek?

Etraf toz duman oldu. Birinin söylediğini diğeri aynen iade ettiği bir siyaset arenasında kafası karışmayan mı kaldı?

Ya Rabb'im şu siyaset bülbüllerine birazcık da ülkenin sorunlarının nedenlerini ve çözüm yollarını konuşmayı öğret...


 

 

Akıllı ol, akıllı!..

Eskiden masallarda gökten üç elma düşerdi... Adil bir paylaşım olurdu.

Şimdi öyle bir elma gökten düştü ki...

Hem de ne düşüş... Kimileri bu beklenmedik olay karşısında salavat getirip, dualara sarıldı korkudan. Kimileri de "-Bak... Biz demiştik..." havalında "Çok bilir Tahir" rolünü hemen sahiplendiler. Böylece ülkemin baharına "seçim" heyecanı geldi.

Seçim iyi şeydir. İyiyi, güzeli seçip almak ise deneyim, uzgörü, bilgi işidir her zaman.

Yani, seçmeyi bileceksin. Öyle kabak gibi "-Ula ver baa haurdan bi karpuz!.." dersen,z tercihinizde kelek çıkma payını baştan kabul edersiniz. Yani, seçim yaparken uyanık olmak gerek. Başkasının ağzına bakmamak gerek.

Şimdi seçim zamanı... Öyle siyaset piyasasına sürülen turfanda vaatlerde aldanır, aklınızı kullanmazsanız, sonradan pişman olmanın faydası olmadığını bilmen gerekir. Yani böyle durumları süvarisi her zaman atı alıp Üsküdar'dan savuşmakta.

Akıllı ol, akıllı!..


 

Siyasetin tatı-tuzu...

Siz ne sanıyorsunuz? Niçin bu kadar tatsız siyaset yapılıyor? Hiç bu konuyu hiç düşünüp kafa yordunuz mu? Böyle bir düşünceye kapılmamışsanız yazık.

Bu tatsız, ağız kavgası dolu-dolu geçen siyaset pazarını konsültasyona aldık ve gördük ki, meğer işin içinde sağlık sorunları varmış.

Uzatmayalım, söyleyelim. Efendim, siyaset arenasında seçmene ayar çeken kimilerinin şeker hastası olması bu tatsız ortamın oluşmasına neden oluyormuş.

Eskilerin "Tatlı yiyelim, tatlı söyleyelim" sözünü unutanlar yüzünden neler çekiyoruz görüyorsunuz.


 

Boşyazı

Telefon Derdi...

* Temkih Yoskaoğli

Eskiden telefonun tellerine kuşlar konardı. Şarkısı da vardı eskiler bilir.

"Telefonun tellerine kuşlar mı konar" diye... Sevgilisinden uzak olanların dilinden düşmezdi bu şarkı.

Başka bir şey daha olurdu, karlı/yağmurlu havalarda telefon telleri birbirine temas edince postacı deyimiyle "melenj" olurdu.

O zaman da telefon konuşmalarında kesilmeler, parazitler olurdu.

Bu parazit bizim bildiğimiz parazit/haşere türü bir canlının iki bacaklısıydı.

Teknoloji bugünkü gibi gelişmiş olmadığı için telefon konuşmalarına meraklı bazı devlet görevlileri dinlemek için devreye girdiklerinde bu parazit olurdu.

Güvenlik gerekçesiyle yapılan bu telefon dinlemeleri faş edildiğinde bazı gerçekler gün yüzüne çıkardı.

Yani, telefon dinlemelerinin kimi zaman yararı mı var, diyorsunuz?

Ona adli makamlar karar verir, biz değil.

Ama kimi işgüzarların da telefon konuşmalarını yasal olmayan yoldan dinleyip, insanlara ne tuzaklar kurup özel yaşamlarını ifşa ettiklerini yaşadık.

Şimdi İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu, hafta içinde kulislerde dolaşan "Telefonlar dinleniyor!" dedikodusuna kesin yanıt verdi:

"-Yok öyle bir şey..." dedi.

Bakan, haklı...

Çünkü böyle bir dinlenme olsa hemen üzerine gidileceğinden kuşkumuz yok.

Ama bu işi daha önce yapıp ülkenin huzurunu kaçıran, ülkeye tuzak kuran FETÖ örgütü artıklarını varlığı herkesçe paylaşılan bir görüş.

Çok sinsi oldukları malum...

Çok sinsi çalıştıkları da.

***

Telefon deyip geçtiğimiz yok.

Siz siz olun, özellikle kendilerini güvenlikçi, polis, savcı, hakim vb. unvanlarla tanıtıp kurdukları tuzaklarlara düşmeyiniz.

Bir de telefonla şu ya da bu konuda abonesi olduğunuz konularda size yeni öneriler sunanlara hiç itibar etmeyiniz.

Mutlaka kazık tuzağıdır. Kazık yersiniz.

Kimse sizin ela gözünüze, kara kaşınıza görmeden aşık olmaz.

Benden söylemesi...

xxx

Haaa!.. Ula bişe daha var. Aça telefon mi kullanmasak?


Sınıfta kaldık!.

Türkiye yenileniyor. Kent merkezlerinde hızlı bir kentsel dönüşüm fırtınası esiyor. Antik/mantik, dandik ne varsa yıkılıp dümdüz ediliyor.

Eeee... Ne yapacaksın ki zamane...

Kent tarihi olgusundan haberi olmayan bir anlayış, tarih katliamı yaptığından bihaber...

Yık geç... Akıllarınca kentler yaşanılır bir ortama kavuşturuluyor.

Kendi kendini tatmin eden bir anlayış!

Peki, kent tarihini işareti/belirtisi olan değerler niçin yıkılıyor, yok ediliyor.

Bunca yıkılan, yerle bir edilen o eski evlerde bu kentin tarihi kişileri yaşamışsa ne olacak. Bunun sorumluluğunu o zaman kim üstlenecek?

Bakmadan Geçme