Van Gölü İncileri

Köşe Yazıları 06.08.2022 - 09:26, Güncelleme: 06.08.2022 - 09:26
 

Van Gölü İncileri

Van Gölü İncileri

GİT/ME ELMAS LÜYE Gidersen hayalin yanı başımda gözüm uzaklarda kalır   içim ezilir sökülür yerinden kalbim kirpiğim yağmur yağmur...   Gidersen hangi kuyuya kardeş kılarım sen renginde sesimi hangi mevsime sığdırırım özlemlerimi hangi çiçeğe sararım gidişinle mil çekilmiş gözlerimi   Gidersen karahindibalar gibi savrulurum dil burcunda, Mecnun'a çöl güle bülbül olurum   Gidersen adının aşk haliyle yanarım semazen nefesinde, karalığa çıra olurum seni özlemlerde   Şiirden yüreğimi serdim zamansız gidişine ne olur git/me. BİR GÜN OSMAN ERDAL Demedim mi ey can gücün yok senin? Demedim mi yürek yorulur bir gün? Zalimden çektiğin ne de çok senin Bu zulmün hesabı sorulur bir gün!   Demedim mi yolu keser hasımlar? Onlar yol üstünde kısım kısımlar! İdama hükmeder molla kasımlar Darağacı sana kurulur bir gün!   Sıdk ile eşikte durup kalmazsan, O kutlu çileden ilham almazsan, Demedim mi sana teslim olmazsan Etrafın bin dertle sarılır bir gün?   Demedim mi er geç solar güllerin? Demedim mi susar tatlı dillerin? Demedim mi közü tutan ellerin Sonunda zincire vurulur bir gün?   Hesabı unutma sakın hak yeme! Mizanda görülür büyük mahkeme! Şuraya yazdım ha demedi deme, Yürekler korkudan yarılır bir gün!   Aşkın kiliminde gör her deseni Bekliyor bir hesap o yerde seni Bırakmaz bu sevda ölsen de seni Elbette vuslata erilir bir gün!   Demedim mi aşksız olmaz bilesin? Demedim mi yerin dolmaz bilesin? Hiçbir yolcu yolda kalmaz bilesin! Hakk’ın divanına varılır bir gün! SEN GELMEZ OLDUN VEDAT YARIŞAN Yüzünü gördüğümde, mevsimler gelir aklıma sesinde taze serin bir rüzgar hiç eksilmemiş huzur var bırak okşasın tenini rüzgar gülüşünle yüreğimi sar   Bırak güneş vurulsun evine perdeler çekinsin gözlerinden sözlerin hançer gibi saplandı göğsüme dul kaldı bakışlarım   Susma! susarsan hasret türküleriyle asarlar beni gün geçtikçe mevsimler küstü ay geçtikçe iklimler körleşti yüzüm soldu, bedenim çürüdü sen gelmez oldun. OYUNDUR YAŞAM   AYŞE KARADAĞ Öyle bir şey ki yaşam Köşe kapmacadır en verimli çağlarda Öyle hızlı öyle hızlı koşulur ki Bitkin düşülür bu döngünün içinde.   Zarı tam tutturmak gerek bu karışık oyunda Sevgi doğurgan bir anaçsa Ayrı yerde tutulmalı Aşkı çoğaltmak gönül işidir Tam zar atmalısın ortaya yüreğini   Yalnızlık çekilmez dost azalınca.   Yaşam zarı düşeş olursa eğer Yapacağın şey Empati kurmayı öğrenmek Hor görülmemeli karşıdaki oyuncu Doğruları sıfırlayan tek şeydir sevgisizlik.   Ola ki oyunu kaybediyorsun Her zaman bir dost eli olmalı üstünde İnsancıl, alçakgönüllü Bir de bakmışsın Torbada birikivermiş gönül dostların.   Gelecektir o zaman seven hem de sevilen Düzenbazlar yok olmuş ortalık sütliman Çiçek bahçesi olacak baktığın her yer Gözünde başka bir evren Ruhunda doyumsuz huzur. BİR MESELE TALİP ÇAKIR Bir mesele var ya ölmeli bu devrin cahilleri ya da eritilmeli ümmetin ibretlikleri, ya yaşamalı cinsiyeti karışmış varlıklar veya doğurmuş erkeklerin bebekleri emzirilmeli   bir mesele var ya üflemeli sûr'a İsrafil ya da ümmetin kendi helak etmesini beklemeli ya Kur'an a eziyet edenler konuşmalı  veya susmalı insanlar bir köşede mahşeri beklemeli. GURBET MEHMET AKÇAY Gecen hüzün gündüzün zor Verdin cana acı gurbet Gönlümde hasretleri kor Nerde ana bacı gurbet   Göze garip gelir halim Kaderim zalimden zalim Yürümeye yok mecalim Tak başına tacı gurbet   Gelmeden gözümde tüttün Geldimde canıma yettin Savaşmadan mağlup ettin Aldın benden maçı gurbet   Olmadın derdime çare Bülbül gibi saldın zara Ettin şu bağrımı yara Sürmedin ilacı gurbet   Çağlariyam sessiz öttün Aldın beni benden ettin Var ömrümü sen tükettin Ak ettin kaşı saçı gurbet. YOLLARDAYIM... BARIŞ ALTINTAŞ Yamacı dik bu yaşamak yüzüme vurur ışığını, alnım meydanı bir taarruzun adı yaşamak... oldum ben, var gibi, lakin bir mevsim masal içim, uzak kendisi olmaktan, her uzak çok yakın gelir bana her durakta...   toprak secde etmenin onuru içinde karşımda durur, durur ve bir papatya savurur külleri, bir kör karınca ayaklarıyla içimin toprağını deler, deler, yırtılır kalbim topraktan ateşe... bilmiyorum, ben öldüm mü, var olan nerde ve nasıl? vaha bu, bir tren ıslık çalar, giden her hüznün ardından...   parka giden bir çocuk atsınlar içimin yüzünü, bir gelin şarkı tutturur, bir bebek doğar coğrafyamda, yağmur yağar ,bir kilim silkelenir komsusunun balkonuna, bir kavuşmak olur garda, bir çay içilir çeyizlik cam bardaklarda, bir türkü değer kenarına bir camın, deniz bir aşığa daha dalgalanır... biri ölür, biri gider, biri gelir suyun buğusunda... bir mutlu, bir kederli ,bir sevinç taşınır bir traktörle biri ceplerimden keder aşırır... cıvıl cıvıl içim çocuk ve kuş sesleri dolu, kırmızı gibi...   böyle işte...bu bir düş, kırmızı bir masal bu ... bir otobüs bileti kenarında durur bir camın, uzun bir yol, doğurmaya ant içmiş her şeyi.. kaç taht gördüm ben, birkaç tabure sadece, gırtlağa dayanan bir ip, son bir soluk, bir tekme ve sevinçli bir son, tahtlar bazen sevinçli devrilir içimde, savaştaki atlar gibi sevgilim. hazırım geceyi yırtmaya ilk ışıkla, böyle devrilir imparatorlar sevgilim, yol doğurur, gideriz kozmostan, nükleer bir deneme değer tenlerimize, yırtılır gece ,var olur insan ve fikir ...   biz ulaşırız manaya, tunçtan, bakırdan, altından geçerek , uyanırız bir başka ve bir bahara ,tüm kaybedişlerden geçerek ... uyanırız, ben, sen, bir uğur böceği, bir krizantem çiçeği aşka... bir düş bu ...
Van Gölü İncileri

GİT/ME

ELMAS LÜYE

Gidersen

hayalin yanı başımda

gözüm uzaklarda kalır

 

içim ezilir

sökülür yerinden kalbim

kirpiğim yağmur yağmur...

 

Gidersen

hangi kuyuya kardeş kılarım

sen renginde sesimi

hangi mevsime sığdırırım özlemlerimi

hangi çiçeğe sararım

gidişinle mil çekilmiş gözlerimi

 

Gidersen

karahindibalar gibi savrulurum

dil burcunda,

Mecnun'a çöl

güle bülbül olurum

 

Gidersen

adının aşk haliyle yanarım

semazen nefesinde,

karalığa çıra olurum

seni özlemlerde

 

Şiirden yüreğimi serdim

zamansız gidişine

ne olur git/me.

BİR GÜN

OSMAN ERDAL

Demedim mi ey can gücün yok senin?

Demedim mi yürek yorulur bir gün?

Zalimden çektiğin ne de çok senin

Bu zulmün hesabı sorulur bir gün!

 

Demedim mi yolu keser hasımlar?

Onlar yol üstünde kısım kısımlar!

İdama hükmeder molla kasımlar

Darağacı sana kurulur bir gün!

 

Sıdk ile eşikte durup kalmazsan,

O kutlu çileden ilham almazsan,

Demedim mi sana teslim olmazsan

Etrafın bin dertle sarılır bir gün?

 

Demedim mi er geç solar güllerin?

Demedim mi susar tatlı dillerin?

Demedim mi közü tutan ellerin

Sonunda zincire vurulur bir gün?

 

Hesabı unutma sakın hak yeme!

Mizanda görülür büyük mahkeme!

Şuraya yazdım ha demedi deme,

Yürekler korkudan yarılır bir gün!

 

Aşkın kiliminde gör her deseni

Bekliyor bir hesap o yerde seni

Bırakmaz bu sevda ölsen de seni

Elbette vuslata erilir bir gün!

 

Demedim mi aşksız olmaz bilesin?

Demedim mi yerin dolmaz bilesin?

Hiçbir yolcu yolda kalmaz bilesin!

Hakk’ın divanına varılır bir gün!

SEN GELMEZ OLDUN

VEDAT YARIŞAN

Yüzünü gördüğümde,

mevsimler gelir aklıma

sesinde taze serin bir rüzgar

hiç eksilmemiş huzur var

bırak okşasın tenini rüzgar

gülüşünle yüreğimi sar

 

Bırak güneş vurulsun evine

perdeler çekinsin gözlerinden

sözlerin hançer gibi saplandı göğsüme

dul kaldı bakışlarım

 

Susma! susarsan

hasret türküleriyle asarlar beni

gün geçtikçe mevsimler küstü

ay geçtikçe iklimler körleşti

yüzüm soldu, bedenim çürüdü

sen gelmez oldun.

OYUNDUR YAŞAM  

AYŞE KARADAĞ

Öyle bir şey ki yaşam

Köşe kapmacadır en verimli çağlarda

Öyle hızlı öyle hızlı koşulur ki

Bitkin düşülür bu döngünün içinde.

 

Zarı tam tutturmak gerek bu karışık oyunda

Sevgi doğurgan bir anaçsa

Ayrı yerde tutulmalı

Aşkı çoğaltmak gönül işidir

Tam zar atmalısın ortaya yüreğini  

Yalnızlık çekilmez dost azalınca.

 

Yaşam zarı düşeş olursa eğer

Yapacağın şey Empati kurmayı öğrenmek

Hor görülmemeli karşıdaki oyuncu

Doğruları sıfırlayan tek şeydir sevgisizlik.

 

Ola ki oyunu kaybediyorsun

Her zaman bir dost eli olmalı üstünde

İnsancıl, alçakgönüllü

Bir de bakmışsın

Torbada birikivermiş gönül dostların.

 

Gelecektir o zaman seven hem de sevilen

Düzenbazlar yok olmuş ortalık sütliman

Çiçek bahçesi olacak baktığın her yer

Gözünde başka bir evren

Ruhunda doyumsuz huzur.

BİR MESELE

TALİP ÇAKIR

Bir mesele var

ya ölmeli bu devrin cahilleri

ya da eritilmeli ümmetin ibretlikleri,

ya yaşamalı cinsiyeti karışmış varlıklar

veya doğurmuş erkeklerin

bebekleri emzirilmeli

 

bir mesele var

ya üflemeli sûr'a İsrafil

ya da ümmetin

kendi helak etmesini beklemeli

ya Kur'an a eziyet edenler konuşmalı 

veya susmalı insanlar bir köşede

mahşeri beklemeli.

GURBET

MEHMET AKÇAY

Gecen hüzün gündüzün zor

Verdin cana acı gurbet

Gönlümde hasretleri kor

Nerde ana bacı gurbet

 

Göze garip gelir halim

Kaderim zalimden zalim

Yürümeye yok mecalim

Tak başına tacı gurbet

 

Gelmeden gözümde tüttün

Geldimde canıma yettin

Savaşmadan mağlup ettin

Aldın benden maçı gurbet

 

Olmadın derdime çare

Bülbül gibi saldın zara

Ettin şu bağrımı yara

Sürmedin ilacı gurbet

 

Çağlariyam sessiz öttün

Aldın beni benden ettin

Var ömrümü sen tükettin

Ak ettin kaşı saçı gurbet.

YOLLARDAYIM...

BARIŞ ALTINTAŞ

Yamacı dik bu yaşamak yüzüme vurur ışığını,

alnım meydanı bir taarruzun adı yaşamak...

oldum ben, var gibi,

lakin bir mevsim masal içim, uzak kendisi olmaktan,

her uzak çok yakın gelir bana her durakta...

 

toprak secde etmenin onuru içinde karşımda durur,

durur ve bir papatya savurur külleri,

bir kör karınca ayaklarıyla içimin toprağını deler,

deler, yırtılır kalbim topraktan ateşe...

bilmiyorum, ben öldüm mü, var olan nerde ve nasıl?

vaha bu, bir tren ıslık çalar, giden her hüznün ardından...

 

parka giden bir çocuk atsınlar içimin yüzünü,

bir gelin şarkı tutturur, bir bebek doğar coğrafyamda,

yağmur yağar ,bir kilim silkelenir komsusunun balkonuna,

bir kavuşmak olur garda,

bir çay içilir çeyizlik cam bardaklarda,

bir türkü değer kenarına bir camın,

deniz bir aşığa daha dalgalanır...

biri ölür, biri gider, biri gelir suyun buğusunda...

bir mutlu, bir kederli ,bir sevinç taşınır bir traktörle

biri ceplerimden keder aşırır...

cıvıl cıvıl içim çocuk ve kuş sesleri dolu, kırmızı gibi...

 

böyle işte...bu bir düş, kırmızı bir masal bu ...

bir otobüs bileti kenarında durur bir camın,

uzun bir yol, doğurmaya ant içmiş her şeyi..

kaç taht gördüm ben, birkaç tabure sadece,

gırtlağa dayanan bir ip, son bir soluk, bir tekme ve sevinçli bir son,

tahtlar bazen sevinçli devrilir içimde, savaştaki atlar gibi sevgilim.

hazırım geceyi yırtmaya ilk ışıkla,

böyle devrilir imparatorlar sevgilim,

yol doğurur, gideriz kozmostan,

nükleer bir deneme değer tenlerimize,

yırtılır gece ,var olur insan ve fikir ...

 

biz ulaşırız manaya, tunçtan, bakırdan, altından geçerek ,

uyanırız bir başka ve bir bahara ,tüm kaybedişlerden geçerek ...

uyanırız, ben, sen, bir uğur böceği, bir krizantem çiçeği aşka...

bir düş bu ...

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.