
Şerefsizliktir bu
İkram Kali
Savaş büyüyor, alanı genişliyor. Mahremiyet, zarafet, nezaket, sükûnet, insaf, sabır, hak-hukuk, hüsünü zan, rafa kaldırıldı. Savaşın içinde yalan, iftira, gerçekleri gizleme, algı yaratma, saptırma var. Müslüman kardeşiz diyenlerin bu savaşı gelecekte çok sorgulanacak.
Gemiler yakıldı. Hükümet ile Cemaat arasında alevlenen savaş Türkiye’ye ekonomik ve sosyal alanda ciddi zararlar veriyor. Her gün yeni bir iddiaya dayalı skandal ortaya dökülüyor. Savaş inada, nefrete, bilek güreşine bindi. Hatta yurt dışına taştı.
Hükümete yakın Star ve Yeni Şafak Gazeteleri 7 bin kişinin dinlendiğini yazdılar. İddiaya göre 7 bin kişi dinlenmiş iki savcının talebi ve mahkeme kararıyla örgüt davası paravanı altında. Gerçekler bir şekilde elbette ortaya çıkacak.
Star ve Yeni Şafak gazeteleri dün aynı manşetle çıktılar. Yeni Şafak’ın ‘Derin kulak Pensilvanya’ başlıklı haberinde 3 bin 64 kişinin üç yıl boyunca dinlendiği iddia edildi. ‘Paralel örgüt 7 bin kişiyi dinledi’ başlığını kullanan Star İstanbul cumhuriyet savcıları Adem Özcan ve Adnan Çimen’in ‘Selam Terör Örgütü’ soruşturması adı altında 7 bin kişiyi mahkemelerden aldığı izinlerle dinlediğini öne sürdü.
İddia edilen dinleme listesini Yeni Şafak ve Star’a kim, nasıl, neden servis etti? Bu ayrı bir konudur. Dinleme iddialarını içeren haber Türkiye’ye bomba gibi düştü. Bir ara Taraf gazetesi servis haberle manşetler patlatıyordu. Belge bitti manşet gitti.
Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Ziya Cömert dosya kapsamında yaklaşık 7 bin kişinin dinlendiğini, bu 7 bin kişinin yaklaşık 3 bininin isimlerinin açıkladıklarını söylüyor. Cömert “ Neresinden bakılırsa bakılsın büyük bir olay ve Türkiye tarihinin en büyük tele kulak skandalı aslında. Bunun dışında başka paketler var. 3-4 tane pakette bu dinleme sayısının 20 bine ulaşacağı tahmin ediliyor. Listedeki diğer 4 bin kişinin isimlerine de ulaşırsak açıklayacağız” diyor.
7 bin kişiyi dinlemekle suçlanan savcılar ise haklarındaki iddiaları ağır bir dille yalanlıyorlar. Savcı Adem Özcan, haberdeki bilgilerin doğru olmadığını belirtirken, Savcı Adnan Çimen de art niyetli ve asılsız haberle ilgili HSYK’dan dosyanın incelenmesi için müfettiş talep etti. Çimen, “ Dinlendi denilenlerden bir tanesi bile dosyada yer almıyor. Hepsi yalan. 7 bin kişinin dinlenebilmesi mümkün mü ya? Şerefsizliktir bu” dedi.
Yeni Şafak Gazetesi’nin yazarı İbrahim Karagül “ Binlerce kişiyi ne diye dinlediniz?” yazısında “ Kimler yok ki… Kendilerinden olmayan, sevmedikleri herkese tuzaklar kurmuşlar. Devletin imkanını kullanıp devletle milleti çatıştıracak planlar yapmışlar. Yıllarca, durmaksızın, insafsızca insanları fişlemişler… Bugün hala adalet, diyen mazlum rolü yapanların nasıl kirli düzenler içine girdiklerini görünce belki büyük hayal kırıklığı yaşayacaksınız. Utanmadan, bunları gördükten sonra bile hala konuşuyor olacaklar. Kimler yok ki. Hepimiz varız. Devletin, insanların özel hayatlarını koruması, kişisel özgürlüklerine yönelik bu saldırıların hesabını sorması gerekiyor. Normal bir ülkede, bu listeler yayınlanınca yer yerinden oynar, millet ayağa kalkar….Yirmi yıldır gazeteciyim, on beş yıldır yazı yazıyorum. Bu kadar üzüldüğüm, hayal kırıklığına uğradığım hatta şok olduğum birkaç olaydan biri oldu bu. Unutmayın; bu ülke size rağmen, yıkım-kaos planlarınıza rağmen, kardeşi kardeşe kırdıracak planlarınıza rağmen uzun yürüyüşüne, kendi yolunu çizmeye devam edecek…”diyor.
” Yedi bin kişiyi dinlemenin dayanılmaz saçmalığı” yazısında Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nda (TİB) daha zor bir süreç bekliyor diyen, Zaman gazetesi yazarı Bülent Korucu’da Yeni Şafak ve Star’ı kastederek “Bu gazeteciler hukuk bilmediği gibi matematikten de nasipsiz. Yedi bin kişi, 20 görüşme yapsa, günde 140 bin konuşma eder; on binlerce saat demek. Ayıklayıp tasnif etmek için nasıl bir ordu çalıştırmak gerektiğini düşünebiliyor musunuz? Bilgisayarla yapılabilir demeyin. Zira ortak paydaları olan az sayıda insana uygulayabilirsiniz, ama yedi bin ‘benzemez’e hangi ortak kelime bulacaksınız? Mesela ‘villa’, ‘ihale’ kelimelerini seçseniz hep aynı kişiler çıkar. Kalan 6 bin 950 kişiyi boşuna dinlemiş olursunuz. Haberdeki başka bir çelişki ise ‘gizlice yapıldı’ iddiası. UYAP numarasını yazıp, yeni savcıya devredilen 125 klasörden bahsettiğinizde yalanınızın üstü açık kalıyor. Bu haberlerin kamuoyunu MİT Kanunu’na ikna etmeyi amaçladığı anlaşılıyor. Her kanun için bir andıçla karşılaşacaksak yandık” diyor.
Dinleme iddialarında Başbakan Edoğan'a yönelik endişe verici iddialar var. Bütün olanlara baktığımızda işin özünde çıkar çatışması, mevzi kazanma yarışı var. Eski Genel Kurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, kuvvet komutanları, üniversite hocaları ve binlerce masum insan haksızlıklara uğrarken neden sessiz kalındı? Kaldı ki bugün şikayet edilen adamları dün kamuda görevlere kim getirdi? Hem de açık torpille, başkalarının hakkını yiyerek. Geçin bunları.
Van’da Hükümet ve Cemaate yakın çevrelere savaşı soruyorum. Diyorlar ki, “ Yaşananlara, gelişmelere üzülüyoruz. Suriye’den ne farkı kaldı. Tek farkı burada kan dökülmüyor. Ama ekonomide çöküntü yaşanıyor. Yazıktır, günahtır ”